30 Aralık 2012 Pazar

Dönüşüm Haberleri Ocak 2013


Dönüşüm Haberleri Ocak 2013            

Sandra Ingerman


Haydi herkese mutlu bir yeni yıl dilerken parlak enerjilerimizi birleştirelim! Pek çok kişisel değişimden geçtik. Ayrıca, çevremizdeki dünyadaki pek çok değişimi de deneyimledik. Ve küresel çemberimiz, tüm olanlar süresince sizi sevgi ve ışıkla tutmaya devam ediyor. Çemberin sevgi ve ışığını deneyimleyin ve içinize çekin. Bu sevgi ve ışığı beslemeye devam edin. Almak ve vermek bir döngünün parçalarıdır. 

Günlük rutininizde biraz zaman ayırın. Oturmak veya uzanmak için rahat bir yer bulun ve doğanın içinde güzel bir yerde olduğunuzu hayal edin. Birkaç derin nefes alın ve bedeninizin hangi bölgelerinde gerginlik hissettiğinizin farkına varın. Gerginliğinize doğru nefes alın ve bırakın gitsin. Gerginliğin arkasındaki enerjinin ışığa dönüşmesine izin verin.

Nefes alışınızı yeryüzünün nabız atışıyla uyumlu hale getirmeye başlayın. Kalp atışınızın dünyanınkiyle uyumlu olup olmadığının farkına varın. Denge yaratma niyetinizi belirterek, kalp atış ritminizin yeryüzününki ile uyumlu hale gelmesine izin verin.

Bunu yaparken, enerji alanınızın büyüklüğünü deneyimlemeye başlayın. Sınırlamalarınızı salıvermeye devam ederken enerjinizin genişlemeyi sürdürmesine izin verin. 

Fiziksel ve maddesel formdaki yaşam farklı renkli ipliklerle örülmüş bir giysiye benzer. Yaşamda hepimizin deneyimlediği renkler ve deneyimler vardır. 

Öfke, ümitsizlik ve korku gibi, insanları düşünülemez biçimlerde davranmaya yönlendiren çok farklı karanlık gölge haller mevcuttur. 

Aralık, en karanlık hallerden en yüksek en parlak ışık haline kadar, değişir. Doğada farklı döngüler olduğu gibi, bu da doğanın bir parçasıdır. Günün de döngüleri vardır. Hepimizin parçası olduğumuz farklı mevsimler de vardır. Ve ayın da farklı halleri vardır.  

Trajik olaylardan etkilenenler için hepimiz derin bir şefkat duyuyoruz. Dünyanın farklı ülkelerindeki çocuklar şiddet içeren davranışlar yüzünden öldüklerinde hepimiz kederleniyoruz. Tüm yaşamın değerini bilmeyen cahilce davranışlar yüzünden ölen tüm türler için kederleniyoruz.  

Aynı anda hem kederlenir hem de şefkat duyarken, fiziksel dünyamızın giysisini oluşturan iplikler arasında hangi renk olmak istediğimizi de seçmeliyiz. Bunu deneyimlemenin diğer bir yolu ise yaşam korosunda hangi müzik notasını veya akortu söylemek istediğinizi seçmek olabilir. Yaşamın titşreşimine hangi frekansla katkıda bulunmak istersiniz?  

Şimdi bir seçim yapmanın ve tümüyle o renk, müzik notası veya titreşim haline gelmenin zamanıdır. Bunu şimdi tümüyle deneyimleyin. Dünyaya o rengi, notayı veya titreşimi yayın. Dünya için koşulsuz bir sevgi ve ışık aracı olmayı sürdürmek için söz verin.  

Gezegenin evrimi ve şifalanması için gerekli olan budur.

Odaya geri dönmek için kendinizi hazır hissettiğinizde hizmette bulunmak hakkında yeni bir söz verme hissiyle dolu olacaksınız.

Şamanizm uygulamasının neden “Şamanın Ölümü” olarak adlandırıldığını düşünüyordum. Dönüşüm Haberleri’ni okuyan çoğunuzun şamanizmi uygulamadığını biliyorum. Ama bu tip inisayasyonsal ölüm her gelenekte görülür.

Herhangi tip bir atölye çalışmasında gerçek bir “şamanik ölümü” sağlayabilecek hiçbir egzersiz yoktur. Bu inisiyasyonu yaşam bize getirir. “Ruhsal ölümü”, meditasyon, şamanik yolculuk veya rüya sırasında kendiliğindenlikle deneyimleyebiliriz. Fakat böyle bir inisiyasyon kendi zamanında oluştuğundan, bunu planlayamazsınız. Bu gerçek inisiyasyonun  güvenlik ağı bulunmaz. Böyle bir inisiyasyonda, egosal ve kişilik düzeyinde bağlanmış olduğumuz kimliği kaybederiz. Yeniden yaratılış ve yeniden doğuş, içimize yolculuk yaparak kendi içsel sesimizi ve özgün benliğimizi bulmamızla birlikte gelir.

Yaşamda böyle bir ölüm deneyimini yaratan durumlar tipik olarak çok serttir zira yaşamın çalkantıları bizi gerçek doğamız biçiminde yeniden şekillendirir ve özgün olmayan ve bize artık hizmet etmeyen herşeyi söküp atar. Sonunda yeni kimliğimize teslim olduğumuzda, yeniden doğmuş ve yenilenmiş olarak ortaya çıkarız. 

Bunu gündeme getiriyorum çünkü çoğunuzun bu tip bir ölüm/yeniden doğuş deneyimlemekte olduğunu hissediyorum. Yaşamdaki olaylar, bizi evrime doğru yönelten, çoğunun yazdığı ve bizim de bahsettiğimiz, dönüşüm ve değişiklikler yaratıyor. Tekrar etmek gerekirse, bu evrimsel deneyim asla rasyonel zihnimiz tarafından önceden planlanmaz. Bu, ruhumuz tarafından doğru zamanda yaratılır.

Şamanizmin 21.yüzyıldaki gücünün İçsel Dünyamıza yolculuk yapmak hakkında olduğunu hissediyorum. Son yıllarda içimize yolculuk yaptığımız gibi, zengin bir içsel bahçeyi yetiştirmek için egzersizler de yaptık. Bir bahçe olan dünya gezegeninde yaşıyoruz. Ve içimizde bakılması ve yetiştirilmesi gereken bir bahçe var. Bizler, hem içimizdeki hem de dışımızdaki bahçenin bakıcılarıyız.

Yeryüzü için Şifa, Toksik Düşünceleri Nasıl Şifalandırmalı ve Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli adlı kitaplarım sağlıklı ve güçlü tohumlar ekmeye yardımcı olan meditasyonlar ve uygulamalarla dolu. Bu uygulama ve meditasyonlar ayrıca, artık sağlığımız ve esenliğimize hizmet etmeyen, çok derinlere kök salmış olan bitkileri de söküp atmamıza da yardımcı oluyorlar.

Dönüşüm Haberlerini okumakta olan küresel topluluğumuzdaki herkese yardımcı olmak amacıyla, kitaplarımda bulunan egzersizleri bu aylık sütunumda paylaştım. Bilgiyi herkes için erişilebilir hale getirdim.

Yıllar boyunca paylaşmış olduğum tüm egzersizler, bizi “Yeterliyim” anlayışına götüren, güzel bir içsel bahçe yaratır. Buna evrildiğiniz zaman, yaşamınızı merkezinizden savrulmadığınız ve zarafetin olduğu bir duruşun olduğu yerden sürdürebilirsiniz.

Yeni yıl, bir “yeniden başlayabiliriz” hissini de beraberinde getiriyor. Elbette geriye dönüp geçmişi değiştiremeyiz. Ama bizi daha zengin ve sağlıklı bir içsel çevreye götüren, sürdürmekte olduğumuz uygulamaları derinleştirdiğimiz bir yere dönebiliriz. 

Yeni bir döngüye doğru hareket ederken çoğumuz yeni fırsatlara sahip olduğumuzu hissediyoruz. Ve bunlara sahibiz de. Mevsimdeki her dönüşüm büyüme için yeni fırsatları da getirir.

Yılın başlangıcına yeni gözlerle ve daha zengin ve sağlıklı bir yaşamı deneyimlemek için arzuyla bakmayı ve yetiştirmekte olduğumuz içsel bahçemizi yeniden ziyaret etmeyi öneriyorum.

Rahatlatıcı bir müzik seçin ve bahçenizdeki toprağı inceleme niyetiyle İç Dünya’nıza yolculuk edin. Bahçenizdeki tohumlar ve bitkiler için endişelenmeyin. Yalnızca toprağı inceleyin. Toprağın dokusunun, derinliğinin ve nem düzeyinin farkına varın. Toprağınız zengin ve bereketli görünüyor mu? Kuru ve bakımsız mı görünüyor? 

İçsel bilişinizin, bahçenizin toprağını nasıl zengin, sağlıklı ve verimli duruma getirebileceğiniz hakkında size yönergeler vermesine izin verin.

Spiritüel uygulamalarınızın köklenebilmesi için, bilgi, ilham ve yaratıcı kıvılcım tohumlarının kök salması ve gelişmesine uygun sağlıklı bir toprağa sahip olmanız gerekir.   

Geçen ay, 2012 yılını bitirmek için, hepimizin artık bize hizmet etmeyen tüm enerjileri dev bir ışık kazanına salıvermesini istemiştim.

Bu ay, içsel bahçemizde zengin bir toprak yaratmaya yardımcı olmak için sizleri yaratmış olduğumuz bu kazandan içmeye davet ediyorum. Kutsal olanın ışığını için. Bu ışığı içinize çekin. Onunla beslenin. Yaşamın sevgi ve ışığı ile beslenmeyi hak ediyorsunuz. Tüm hücrelerinizce emilen bu ışığın şifalandırma gücünü hissedin. Bu ışık ebedidir ve sonsuzca bereketlidir.

Şimdi bir kadeh hayal edelim – bir kutlamada kullanmak isteyebileceğiniz güzel bir kadeh. Bu bardağı kazandaki ışık ve sevgiyle doldurun. Ve küresel bir topluluk olarak kadehlerimizi kaldıralım ve birbirimize harikulade bir yeni yıl dilerken, kadehlerimizi tokuşturalım. 

Dolunay 27 Ocak’ta. Kalplerimizi açalım ve yeryüzündeki tüm varlıkları sevgiyle kucaklayalım. Toprak, hava, su ve ateşe, yaşam veren bu elementlerden aldığımız tüm yaşam için şükranlarımızı sunalım. 

İçsel dünyanızda derine bir yolculuk yapın ve ilahi ışığınızı deneyimleyin. Bu ışığın sizden akarak, her birimizin ışığıyla birleşmesini ve yeryüzünün çevresinde ve içinde güçlü ve güzel bir ışık ağını örmeye devam ettiğimizi deneyimleyin.

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başlayanlar lütfen “Işıktan Oluşan Bir İnsan Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyun.

Hepinize yaşamın sunduğu en iyi şeylerle dolu, sevinçli bir yeni yıl diliyorum!

28 Kasım 2012 Çarşamba

Dönüşüm Haberleri Aralık 2012

Dönüşüm Haberleri Aralık 2012                
Sandra Ingerman

Her ayın başlangıcından önce yayınlandığı için Doğu Sahilinde yaşayan pek çok arkadaşım ve öğrencim  Dönüşüm Haberleri’ni Sandy Kasırgası vurmadan önce okudu. 

Elektrikler geldiğinde pek çok kişiden Kasım’da yazdıklarımın kasırgayı atlatmada ne kadar faydalı olduğuyla ilgili mektuplar ve e-postalar aldım. Okuyucuların evlerinin nasıl mucizevi şekilde kurtulduğuna dair birçok haber aldım.  

Fakat hepsinden çok, onları ışık ve sevgi ile sarmalayan küresel bir topluluğun olduğunu bilmeleri dönüştürücü oldu. Doğu sahilinde yaşayanlar Kasım Ayı Dönüşüm Haberleri’ndeki önerileri uyguladılar ve sanal çemberimizde tutulduklarını hissettiler.  

Dünyanın her yerinde meydana gelen yoğun değişimler var. Bu olayların bazısı medyada geniş yer alırken bazıları almıyor. Fakat değişimlerin yoğunluğu ve enerjetik temizlikler büyük kayıplara ve ölümlere neden oluyor.

Ruhsal olarak ilahi ışığımız sonsuzdur ve karşımıza çıkan her güçlükte parlamaya devam eder. İlahi ışığımız asla kaybolmaz. İlahi ışığımız asla söndürülemez. Ve ışığımızı hep birlikte küresel bir topluluk olarak yaymayı seçmeye devam ettiğimiz sürece katlanarak artan bir değişim gücü yaratabiliriz.  

Bu değişen zamanlarda tüm yaşamı sevgi ve ışıkla tutmayı anımsamak önemlidir. Ve ışığımız yaşayan varlıklara ve güçlükler yaşandığını bildiğimiz yerlere yayılıyor. Işığımız yaşayan tüm varlıklara ve medyada yer verilmeyen tüm yerlere de yayılıyor.  Işık ağımız bu muhteşem yeryüzünün içine ve her yanına yayılıyor! Buna güvenin! Işığı besleyin! Olduğumuz ışık aracını besleyin!   

Bu çalkantılı zamanlarda tüm Ortadoğu’yu sevgi ve ışık içinde tutmak için kalplerimizi birleştiriyoruz!

Beklenen Aralık 2012’ye ulaştık. Bu zaman hakkında ne kadar da çok yazı yazıldı! Ve geçiş ve değişim dalgasıyla seyretme fırsatımız var. 

Geçen ay deneyimlediğimiz kişisel kayıpların yasını tutma gereği hakkında yazmıştım. Aynı zamanda kolektif olarak yaşamda vedalaşmakta olduklarımızın yasını tutmanın da zamanıdır. Zira yaşamakta olduğumuz zaman, yeryüzündeki tüm yaşama saygı duyan ve onurlandıran sağlıklı bir yaşam biçimini kucaklamak için değişim ve geçişleri gerektiriyor.     

Bu ay küresel topluluk olarak biraz seremonisel şifalanma çalışması yapalım. Bunu hem gündönümü hem de yeni yılı karşılarken yapabileceğimiz bir temizlik olarak görüyorum.

Her gün kendi içinize dönün ve kabul edilmesi ve salıverilmesi gereken gölge bilinç halleri üzerine meditasyon yapmaya başlayın. Örnek olarak aldatma, hayal kırıklığı, kaybetme korkusu, nefret vb verilebilir. 

Bu tarz konuları incelemek, gözlemlemek ve kabul etmek için meditasyon veya şamanik yolculuk yapabilirsiniz. İçsel bilgeliğinizin size şifalanması gereken bilinç hallerinizi göstermesine izin verin. Yaşamda sizi hayal kırıklığına uğratmış olanlara ya da aldatılmış hissetmenize neden olduğunu düşündüğünüz insanlara bakabilirsiniz. Affetmeniz gereken insanlar olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Yaşamınızda bir topluluk veya yaşamın kendisi tarafından aldatılmış veya hayal kırıklığına uğratılmış hissetmenize neden olmuş bazı olaylar olabilir. Bazı yerlerde bıraktığınız temizlenmesi ve dönüştürülmesi gereken enerjiler olabilir.  

Nereye veya kime öfke ve nefret yöneltmiş olabileceğinize bakın. Davraşınızlarınızla birine ihanet ettiniz mi?

Affetmeniz gereken biri var mı (kendinizi de bu listeye dahil etmeyi unutmayın)?

İçsel ruhunuzun size incelenmesi, kabul edilmesi ve salıverilmesi gereken içsel bilinç hallerini göstermesine izin verin. Bu zaman temizlenme zamanıdır.

Her gün bunu yaparken ilahi ışıkla dolu bir kazan hayal edin. Bu kazan küresel topluluğumuz tarafından içine salıverilmek için kullanılıyor. Şifalanması gereken içsel halleri salıverdikçe, onların enerjisi ve gücünü sevgiye dönüştüren ilahi ışığa salıveriyoruz

Kasım ayında, yardımcı ruhlarımın yardımıyla bu kazanı yaratmaya başladım. O hayır duaları ve ışıkla dolu.
Gündönümünde, kazanı hep birlikte karıştırarak buğu, ışık demetleri ve tüm yaşamı kucaklayan sevgi yaratmak için görünmez diyarlarda buluşalım. 
Şifalanması gereken farklı konular ve durumlar kendilerini gösterdikçe onları bu kazanın içine salıverin. Bunu onurlu bir şekilde yapın.  Salıvermeye hazır hissettiğiniz şeye hoşçakal deyin ve çalışmanızı salıverdiğiniz şeyin ışık ve sevgiye dönüşeceği niyetiyle yapın. Bunu, kendiniz için yaptığınız çalışmanın tüm yaşam ağı boyunca dalgalanacak bir bilinç değişimi yaratacağı niyetiyle yapın. 

Kolektifin siyaset, din ve iş alanlarındaki gölge halleri gitgide daha saydam hale geliyor. Kendi kişisel gölgemiz de gitgide daha saydam hale geliyor. Haydi içsel gölgemizi şifalandırmaya başlayalım. Dışarıdaki içerideki gibidir. Yaptığımız değişiklikler bize geri yansıyacaktır.  

28 Aralık’taki dolunayda yeryüzünün içinde ve çevresinde canlı bir ışık ağı örmeyi sürdürürken bu çalışmayı da sürdürelim.

Eğer Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız lütfen
İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak yazısını okuyunuz.

Yakın zamanda Isis’in benimle paylaşmış olduğu bir mesaj içsel bilincimizi yaşamımıza gerçek sevgi duyduğumuz bir duruma doğru değiştirmemiz gerektiği. Yaşamı gerçekten sevdiğimizde bu gücün bize yaşamımızdaki karanlık yerlerden çıkmakta yardımcı olacağını söyledi.

Kitaplarımın çoğunda yaşamlarımıza anlam ve tutku duymamız gerektiği hakkında yazdım. Kendimizi hissizleştirdiğimizde ve yaşama olan tutkumuzu kaybettiğimizde gözlerimizdeki ve yaşamlarımızdaki ışık sönmeye başlar. Yaşama olan sevginiz daima yolunuzu aydınlatacaktır. 

Annem bu ay 98 yaşını dolduracak. Yaşama olan sevgisiyle bana her zaman ilham verdi. Annem yaşamında sonsuz güçlükle yüzleşti ama yaşadığı her güçlükte yaşam sevgisini koruduğunu gördüm. Her nefes onun için çok değerli. Yaşam sevgisinin dönüştürülmesi gereken her durumdan nasıl bir çıkış yolu yarattığını seyrederek çok şey öğrendim. Tavrı ve yaşama olan tutkusu yaşamın ona sunduğu herşeyi dönüştürdü. Annem bu konuda benim için gerçek bir öğretmen olmuştur. 

İsis bu tavrın hepimizin benimsemesi gereken bir tavır olduğunu bana hatırlattı.

Evinizin içinde veya doğada bir yerde küçük bir sunak hazırlayın. Bu sunağa taşlar, kristaller, çiçekler, doğadan objeler, bir mum, küçük bir kase güzel kokulu su, fotoğraflar, vs. Koyabilirsiniz. Bu sunakla niyetiniz çemberimizi, tüm yaşamı ve yeryüzünü onurlandırabileceğiniz bir yer yaratmak.
Her gün sunağınızda yaşamınız için şükranlarınızı ve tüm yaşamı kucaklayan hayır dualarınızı sunarak birkaç dakika zaman geçirin.

Bir öneri olarak, Kelt geleneğinden gelen şu sözleri söyleyebilirsiniz: 

Sağlık dualarım seninle olsun
Sevgi dualarım seninle olsun
Bereket dualarım seninle olsun
Barış dualarım seninle olsun

Haydi gündönümü ve yeni yılı karşılamak için kendilerimizi temizleyelim. Ve yeryüzü yani yuvamız da dahil yeryüzündeki tüm yaşamı onurlandıran ve kucaklayan hayır dualarımızı paylaşalım.

Toprağa, havaya, suya ve ateşe yaşamlarımız için şükranlarımızı sunalım. Bizler elementleri kutsadıkça, onlar da bizleri kutsayacaklardır.

Bu zamanda yeryüzünü ve tüm yaşamı kucaklayan bir sevgi ve ışık aracı olmaya devam ediyoruz.

Yılın sonuna yaklaştığımız için Dönüşüm Haberleri’ni dünyayla paylaşmaya yardımcı olan tüm harika insanlara şükran ve hayır dualarımı sunmamda lütfen bana katılın.

www.sandraingerman.com sayfasının parlak webmasterı olan Sylvia Edwards’a şükranlarımızı ve hayır dualarımızı sunuyoruz. 

Dönüşüm Haberleri’ni aşağıdaki dillere çeviren çevirmenlerimize kalplerimizi birleştirerek ışık, sevgi ve hayır dualarımızı gönderiyoruz:  

Katalin Abrudan - Macarca
Lena Anderheim - İsveççe
Nello Ceccon - Italyanca
Ines Fermosa - İspanyolca
Sofia Frazoa – Portekizce
Dorota Goczal - Lehçe
Eleni Eva and Rallou Gromitsari - Yunanca
Annie Idrissi – Fransızca
Miriam Kissova and Jan Lenc - Slovakça
Aurel Mocanu – Romence
Jitka “Jitush” Navratilova - Çekçe
Irina Osechinsky – Rusça
Eva Ruprechtsberger – Almanca
Simin Uysal - Türkçe

21 Aralık’ta ölecek miyiz? Ocak ayında sizlere mutlu bir yıl dilemek için yazıyor olacağımı düşünüyorum.  

O zamana kadar, gündönümü için sizlere, ailelerinize ve tüm yaşama hayır dualarımı yolluyorum!!

23 Kasım 2012 Cuma

Sandra Ingerman'ın Kitabı Çıktı!

Çevirisini yaptığım Sandra Ingerman'ın Şamanik Yolculuk- Yeni Başlayanlar İçin Rehber kitabı Meta Yayınlarından çıktı!

Arka Kapak

Şamanik Yolculuk tarih boyunca tüm yerli toplamlarda ortak bir uygulamadır. Şaman, davul vuruşu veya diğer ritmik bir vurmalı çalgıyı dinleyerek ruhsal rehberlik ve şifaya ulaşmak, diğer insanlar ve gezegene yardım etmek ve doğanın döngüleriyle yeniden bağlantı kurmak için "olağan dışı" gerçekliğe, zaman ve mekanın ötesinde değişmiş bir bilinç durumuna girer. Şamanik Yolculuk aynen geleneksel şamanların yüzyıllarca yaptıkları gibi yolculuk yapmayı keşfedebilmeniz için interaktif bir öğrenim deneyimi sunmaktadır.
Bu kitaptaki açıklamalar ve eşlik eden CD ile uluslararası saygınlığı olan öğretmen Sandra Ingerman şu konuları aydınlatmaktadır;

  • Şamanın yerli kültürlerdeki orijinal rolü
  • Erk hayvanlarınız ve diğer ruhsal öğretmenleriniz ile tanışıp birlikte çalışma
  • Görünmez gerçekliğin üç bölümü olan Aşağı Dünya, Yukarı Dünya ve Orta Dünyada yolculuk yapma
  • Modern kültürümüzde başarılı şekilde yolculuk yapabilmenin anahtarları

    Şamanik yolculuğun güçlü sonuçlarının büyüleyici anlatımlarını ve yeni başlayanların çoğunun sıkça sordukları soruların cevaplarını paylaşan Şamanik Yolculuk, şamanın vizyonsal dünyalarını keşfetmek için ulaşılabilir bir rehberdir.


  • Yazar:Sandra Ingerman
    Çevirmen:Simin Uysal Çetinkaya

    Sayfa Sayısı: 88
    Dili: Türkçe
    Yayınevi: Meta Yayınları

     

    28 Ekim 2012 Pazar

    Dönüşüm Haberleri Kasım 2012

    Dönüşüm Haberleri Kasım 2012      

    Sandra Ingerman

    Yaklaşık on yıl once spiritüel öğretmenim olan İsis çalışmakta olduğum tüm gruplarla bir mesajı paylaşmamı istedi. Spiritüel uyanma çağrısını alanların mesajları yok sayan kolektifle aynı şekilde hareket etmelerine gerek olmadığını söyledi. Mesaj elbette uyanıp kendimize, yeryüzüne ve tüm yaşama saygı gösteren daha bilinçli bir yaşamı sürdürmekle ilgiliydi.

    Yıllarca bu mesajı Dönüşüm Haberlerinin bazı sayılarında tekrarladım. Bunun nedeni, yıllardır doğayı onurlandırmayan ve yalnızca maddi dünyaya odaklanan bir yaşam biçiminin sonucunu görüyor olmamız.

    Dönüşüm Haberleri’nin Ekim sayısında bize hizmet etmeyen bir yaşam biçiminin ölümü gerçekleşirken alanı kucaklama gerekliliği konusunda yazmıştım. Yaşama karşı hareket eden diğerlerinin bu kötü davranışlarına göz yummak zorunda değiliz. Ama bilincin dönüşüme uğramakta olduğu bu zamanda alanı kucaklamak için sevgiye bir araç olmalıyız. 

    Dönüşümün bu aşamasında – bu ara zamanda – atmamız gerektiğini hissettiğim bazı somut adımları bu ay sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Bilinci yükseltmenin bir bölümü de yaşamınızda nelerin işe yaramadığına bakmak / gözlemek/ kabullenmektir. Dışınızdaki dünya içsel durumunuzun bir yansıması olduğundan en iyisi dünyada neler olduğu yerine kendi üzerinizde çalışmaktır.

    Kendiniz için sağlık ve uyumla dolu bir yaşamı yaratmak için yaşamınızda değiştirmeniz gerektiğini hissettiğiniz şeyleri gözlemleyin ancak yargılamayın.

    Zaman, yaşamınızda neyin ölmesi gerektiğini kabul etmeniz gereken bir zamandır. Sıklıkla ne yaratmamız gereken yeniye odaklanırız. Bu harikadır ama ölmekte olanı da kabullenmeli, salıverdiğimizin yasını tutmalı ve olmuş olanı onurlandırmalıyız.

    Bugün süregelen kaosun bir bölümünün de ölmekte olan yaşamı kabullenmememiz ve yasını tutmamamız olduğunu düşünüyorum. Çoğumuz yalnızca yaşamlarımıza yeniyi getirmeye odaklanıyoruz.

    Duygularımızın derinliğini kabullenmemiz ve hoşçakal demekte olduklarımızın yasını tutmamız gerektiğini düşünüyorum.

    İnanıyorum ki, bunu yapmadığımızda evrim süreci bir düzeyde özgünlüğü kaybediyor. Zira ölmekte olana saygı göstermek ve onu onurlandırmak zorundayız.

    Ölümden önce, ayrıca, şifalandırılması ve dönüştürülmesi gereken kaotik enerjiler kendilerini gösterebilirler. Yeni bir bilince geçiş yaptığımız sırada dönüşmesi gereken enerjileri şifalandırdıkça gölge de güçlenmeye devam ediyor.

    Bu ay süresince yaşamınızın artık size hizmet etmeyen bir yönünü kabul ettikten sonra yaşamınızı yeniden dengeye getirmek için yapabileceğiniz  basit bir değişiklik üzerinde düşünün. Bireysel ve kolektif olarak neyin şifalanması gerektiğini yalnızca gözlemlediğimizde ortaya çıkan bir şeffaflık düzeyi mevcuttur.    

    Yukarıdaki yönergeleri izlemeniz birden çok amaca hizmet eder. İlki, gerçekleşmekte olan tüm değişimlerin büyüme ve değişim sürecine ait olduklarını kabul etmemizdir. İkinci ve en önemlisi de, sürecin kendinizle yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı oluşudur. 

    Sağlıklı ve dengeli kalmamız için kendimizle yeniden bağlantı kurmanın yaşamsal önemi olduğuna inanıyorum. Yalnızca kendimizle bağlantıda olduğumuz zaman yaşamın bize getirdikleri ve yapmamız gereken günlük seçim ve kararlar için tam anlamıyla mevcut olabiliriz. Derindeki benliğimiz ve merkezimizle bağlantıda olmadığımızda olaylara bilinçsiz tepkiler veriyor olabiliriz. Yapmamız gereken şey, seçimlerimiz ve kararlarımıza bir farkındalık ve bilinç düzeyi getirmek ve körlemesine tepki vermemektir.

    Yaşamın ne kadar değerli olduğu ve hem birbirimize hem de yeryüzüne saygılı olmamız gereğine karşı hala bilinçli olmayan birçok insan var. 

    İnsanlar ahenksiz yaşam biçimlerini sürdürdükçe oluşan kaosu görüyoruz. Bu düzeydeki kaosla bağlantıda kalmaya gerçekten zorunlu musunuz? Enerjinizi böylesine uyumsuz ve ahenksiz enerjilerle bağlantıda tutmayı sürdürmek size nasıl hizmet ediyor?

    Eğer böylesine bir uyumsuzluk düzeyini deneyimlemeye ihtiyaç duymadığınızı hissediyorsanız, sizi daha ağır alanlara çeken kordonu niyetinizle kesin. Şu anda birçoğumuz ihtiyacımız olmayan enerji alanlarında kısılı kalmış durumdayız.

    Gelmiş olduğunuz bilinç düzeyini ve kim olduğunuz gerçeğini size yansıtmayan enerji alanıyla bağlarınızı kesmek için doğaya çıkıp bir seremoni yapabilirsiniz. Eski yaşam tarzıyla bağlantınızı halen içinizde bir yerde size hissettiren kordonu kesin.   

    Basitçe, geçmişle ve kolektif uyumsuzluk alanıyla olan bağlantınızı temsil eden bir sopayı kırabilirsiniz.

    Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli adlı kitabımda da yazmış olduğum gibi, toprak, hava, ateş veya su elementleriyle bir salıverme seremonisi yapabilirsiniz. Bunu yapmak için hayal gücünüzü kullanın ve kendi ruhsal rehberliğinizi izleyin.

    Bir meditasyon veya şamanik yolculuk yaparak, yardımcı ruhlarınızdan ağır kolektif alanla olan kordonu kesmek için rehberlik isteyebilir ve kordonu meditasyon veya şamanik yolculuğunuz sırasında kesebilirsiniz.

    Tüm bunları yaptıktan sonra şimdi ulaşmak için çalıştığınız bilinci destekleyen uyumlu ve evrimleşmiş frekanslara kendinizi açma zamanıdır.

    Ve şimdi kolektifin geri kalanı için alanı gerçekten tutabilir ve kendinizi değişimin kaosundan çıkarabilirsiniz. Şimdi koşulsuz sevgi ve ışık için gerçek bir araç olabilirsiniz. Şimdi farklı bir dalgayla seyredebilirsiniz.

    Gezegende olup bitmekte olan herşeyden bir düzeyde etkilendiğimizi ve hepimizin yaşam ağının birer parçası olduğumuzu belirtmek istiyorum. Dünyanın her yerinde ekonomik, politik ve çevresel sorunlar meydana gelmekte. Dünyanın her yerinde şiddet var. Olmakta olan herşey her birimizi etkiliyor.

    Şu anda bize tanrısal doğamızı yansıtan spiritüel bir yaşam tarzı sürdürmekten bahsetmek istiyorum. Çünkü başkanlık seçimleri olsun diğer dünya olayları olsun, yaşamlarımızı nasıl yaşamamız konusunda yapacağımız seçimler var.

    Yapmamız gereken bir seçim var. Aynen sizlere hizmet etmeyen kolektif enerjilere sizi bağlayan kordonları kesmenizi istemiş olduğum gibi sizlere hatırlatmak isterim ki algımız gerçeğimizi yaratır. Bu, Yeryüzü için Şifa çalışmasının temel öğretisidir. 

    Şimdiki ve gelecek zamanlarda algımızı nasıl değiştireceğimizi seçmek durumundayız. Dünya üzerinde varolan güzelliğe nasıl odaklanabileceğimizi öğrenmemiz gerek.Tüm zamanlarda gerçekleşmekte olan birçok bilinç düzeyi mevcut. Bizler hangi bilinç düzeyinde yaşamak istediğimizi seçmek zorundayız.

    Dışımızdaki dünyada her ne olursa olsun bilinç düzeyimizi değiştirme fırsatına sahibiz. Mistikler binlerce yıldır bunu yapabilmiştir. Dramayı mı yoksa bu dünyanın güzelliğini,sevgiyi ve ışığı mı beslediğiniz bir bilinçle mi yaşamak istersiniz?

    Dolunay 28 Kasım’da. Gelin kalplerimizi birleştirelim ve güzel bir dalga ile seyretme kararını vermiş olan küresel bir topluluğun parçası olmamızı kutlayalım. Gelin yeryüzü ve tüm yaşam için hep birlikte davul çalmak için zaman ayıralım.

    Yeryüzünü dolanan ve derinliklerine ulaşan güzel ışık ağımızı örmeye ve güçlendirmeye yarayan spiritüel uygulamalarımızı sürdürelim.  

    Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başlamış olanlar dolunay seremonimizin detaylarını "İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyarak öğrenebilirler.

    Küçük adımlar atın ve tutku ve anlam dolu bir yaşamı yaşamanız için size öncülük edecek değişiklikler yapın. Yaşamın anlamı budur.

    Bir sabah bir bilişle uyandım. Ve bu, önümüzdeki günlerde kafa yormak için iyi bir konu. Ya hiçbirşeyi yaratmıyorsak? Ya herşey burada hazır bulunuyorsa ve biz yalnızca içinde yaşamak istediğimiz dünyaya uyanarak ona bir adım atıyorsak?

    Bu konu, Yeryüzü için Şifa çalışmasının temel öğretilerinden biri olan algımızın gerçeğimizi yarattığı öğretisine dayanır. Ya yalnızca algımızı değiştirmemiz ve düşlemekte olduğumuz düşün halihazırda zaten burada olduğuna uyanmamız gerekiyorsa?

    Böylece yalnızca gözlemci olmak yerine düşün içinden yaşayabiliriz. Düşün içinden yaşamak yeni bir yaşamı düşlemek için önemli bir anahtardır.




    6 Ekim 2012 Cumartesi

    Dönüşüm Haberleri Ekim 2012

    Dönüşüm Haberleri Ekim 2012                     

    Sandra Ingerman

    Aralık 2012 yaklaştıkça, bu zamanla ilgili öngörüler hakkında yayınlanan birçok makaleyle karşılaşmaya devam ediyorum.  

    Gelecek tahminleri ile ilgili herhangi birşeyi okumamaya yatkınım. Önceleri yaşamımın gidişi ile ilgili olarak astrolojiye ve psişiklere başvururdum. Ve yıllar içinde yaşamı ele almanın en iyi yolunun anda kalmak ve ortaya çıkan herneyse onunla ilgilenmek olduğunu ve şimdiki zamanda yaptığım seçimlerin geleceği şekillendirdiğini anladım.

    Astrolojiyi ve psişik çalışmaları hiçbir şekilde yargılamaya çalışmıyorum. Bu çalışmalara gerçekten saygım var ve harika psişikler ve astrologlar olan birçok arkadaşım ve öğrencim var. Ve bu sistemler halihazırda bize rehberlik eden güçleri görmemize ve güncel zorlukları aşmada araçlar kazanmamıza yardımcı olurlar. Zaman zaman kendimi, bana sunulan güçlüklerle çalışmada araçlar sağlamak için astrolog ve psişiklerle çalışırken bulurum.

    Ve aynı zamanda düşünüyorum ki, birçok insan geleceği onlar için öngören uygulamacılara başvuruyorlar. Geleceği bilme arzusunun güvende olmak için bir yol olduğunu düşünüyorrum. Birisinin gelecek büyük güçlüklere dair bir öngörü sunmasında bizim için sahte bir güvenlik duygusu ve nelerin olacağını biliyor olmaktan kaynaklanan bir kontrol duygusu bulunur. Elbette hepimiz geleceğimizdeki herşeyin harika olacağını duymaktan hoşlanırız ve sonra da yaşam bize beklediklerimizden değişik olaylar sunduğunda hayalkırıklığına uğrarız.    


    Fakat yıllardır yazdığım gibi, almayı sürdürdüğüm ruhsal rehberlik geleceğimizin şimdiki zamanda yaratıldığına dair. Şimdiki zamanda olanla kalmayı daha fazla öğrendikçe, spiritüel çalışmamızı yaptıkça, bilinçlerimizi yükselttikçe, ortaya çıkan her güçlükle yüzleştikçe ve güçlükleri aşmada ruhun rehberliğine güvendikçe güçleri gerçekten daha fazla dönüştürebilir ve geleceği değiştirebiliriz.
     
    Yaşamlarımızın sonunda bu yüce yeryüzünden olabildiğince bilinçli olarak ayrılmayı istemiyor muyuz?  Erişmeye çalıştığımız bilinçlilik yaşamlarımızı nasıl yaşadığımıza bağlıdır. Katıldığımız etkinlikler ve okuduğumuz kitapların ötesindedir. Elbette kitaplar ve etkinlikler bize ilham verirler. Ama sonuçta hepimizin kendi çalışmasını yapması gerekir.

    Kendimi, bir arkadaşımın göndermiş olduğu, Carlos Barrios adlı Maya bilgesi tarafından yazılmış bir makaleden ilham alır buldum. Web sitesinin adresi
    http://www.carlosbarrios.org

    Yazmış olduğu makaleden bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum:

    “Antropologlar tapınak alanlarını ziyaret ediyorlar, yazıtları okuyorlar ve Mayalar hakkında hikayeler uyduruyorlar ama işaretleri doğru okuyamıyorlar. Bunlar yalnızca onların kurdukları hayaller. Diğer insanlar Mayalar adına kehanetler yazıyorlar. Aralık 2012’de dünyanın sonunun geleceğini söylüyorlar. Maya liderleri buna kızıyor. Dünya sona ermeyecek. O dönüşecek.”

    Carlos Barrios bu zamanın aradaki zaman, bir geçiş dönemi olduğunu söyleyerek devam ediyor.

    Düşünüyorum ki hepimiz geçiş döneminde olduğumuz duygusunu paylaşabiliyoruz. Ve biliyorum ki çoğumuz, bu arada olma durumunda yaşamaktan dolayı yılgınlık duyuyor.”Yapacak” birşey olmaması rahatsızlık duymamıza neden oluyor. Yalnızca çalışmalarımıza devam edebiliriz. Buradaki meydan okuma, egomuz ve zihnimizin çalışmalarımızın sonuçlarını anında görmek istemeleri.  

    Geçiş dönemlerinde koşulsuz sevgi halini muhafaza etmenin gücüyle ilgili olarak çok kişisel birşey paylaşmak istiyorum. Zira geçiş dönemleri bizi ölüme hazırlar. Bu fiziksel bedenin ölümü veya bir yaşam tarzının ölümü olabilir.

    Son birkaç yıl içinde yazdığım gibi, çok yaşlı olan ebeveynlerimi bana yakın olabilmeleri için Santa Fe’ye taşıdım.

    Babam bir yıl önce, 97 yaşında öldü. Demanstan mustaripti ve son birkaç ayı, çok saldırganlaştığından, büyük güçlükle geçti.

    Babamın geçmişte yaşamış olduğu travmaları çözmeye çalıştığını biliyordum. Ve yine biliyordum ki,onun şifalanması için bir fırsat yaratabilirdim.

    Her gün onunla olduğum için kimlerle karşılaştığını kontrol edebiliyordum. Ve bakımına yardımcı olmaları için fazladan yardımcı tuttum. Yaşamının son iki ayında babamın görüştüğü kişiler, davranışlarına rağmen onu koşulsuz sevgi içinde tutan bakıcılardı. Ve elbette bu benim için de geçerli. 

    Öldüğünde çok huzurlu bir halde ayrıldı. Aşkınlığı çok çabuktu ve Kaynak’a geri dönüşü bir kurşun gibiydi. Öldüğünde şifalanmasının tamamlanmış olduğu aşikardı.

    Bugün çoğumuz yaşlı ebeveynlerimize bakıyoruz. Ve sürekli olarak arkadaşlarım ve öğrencilerimden yaşlı bir ebeveynin ne kadar travmatik bir yaşamı olduğunu ama şimdi geçmişi şifalandırmayı yaratan bir biçimde sevgiyle tutulduklarını duyuyorum. 

    Birçok kişiye son geçişte birini basitçe sevgi içinde tutmanın geçmiş yaralara gerçek şifayı getirecek şekilde huzur hali yarattığından bahsediyorum.  

    Bu geçiş dışarıdan gözlem yapanlara mantıklı gelmeyen şekilde uzun olabilir. Biri Kaynak’a geri dönüş için son yolculuğa çıkabilene dek, yaşam travmalarını şifalandırarak uzun yıllar geçebilir. 

    Çoğumuzun görmüş olduğu gibi, işin anahtarı, yalnızca sevgi dolu bir alanı muhafaza etmenin gücü.

    Bunu paylaşma nedenim, yeryüzüne veya yaşama hizmet etmeyen bir yaşam biçiminin  ölümünü deneyimlediğimiz bir zamanda yaşıyor olmamız.

    Ve bu geçişin ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Aradaki zamanın ne kadar süreceğini gerçekten bilmiyoruz. Bu geçişin her birimizi kişisel düzeyde nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz. Ve gelenin ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz. Ölüm daima rasyonel anlayış için gizemli olmuştur ve muhtemelen de daima öyle olacaktır.

    Ama tüm geçiş süreçlerinde anahtar, mevcut bulunmak ve büyük değişim zamanlarında sevgi dolu bir güç olmaktır.

    Yıllardır uygulamalarımızı koşulsuz sevgi için araç olmaya odaklıyoruz ve şu anda da bunun çağrısı yapılmakta.

    Dünyada görmekte olduğumuz şey, insanlar olarak yeryüzüne ve üzerindeki tüm yaşama saygı göstermememizin etkisi. 

    Dünyada yaşayan çoğu insanın odağı halen ”ekonomiyi şifalandırma” üzerinde. Ve odak yeryüzüne saygılı ve onurlu bir yaşam yaşamak üzerinde olmalı. 

    Elbette yiyecek ve barınma için yeterli paraya sahip olmamanın güçlüklerini anlıyorum. Bunları ben de yaşadım.

    Spiritüel bir yaşam sürdürmeye kendimizi açtığımızda, bizi yetersizlik paradigmasının güçlüklerinden bollukla dolu bir yaşama taşıyacak çözümleri ve fırsatları bulmaya başlarız. 

    Zira evrende yetersizlik diye bir kavram yoktur, yalnızca bolluk vardır. Ama bolluğun enerjisini deneyimlemek ve bizi bolluğa götürecek çözümlere ulaşmak, bizlerden kutsallığı kucaklayan bir yaşama kendimizi adamamızı talep eder. Kutsallığa daha çok teslim oldukça kendimizi  daima ihtiyaç duyduğumuz şeylere yönlendirilirken buluruz. 

    Yeryüzünün yuvamız olduğunu ve bize yaşam veren elementleri gözetmemiz gerektiğini insanlara öğretmeye devam etmeliyiz. Bu eğitim sürecine, insanların diğer yaşam formları için maliyeti ne olursa olsun  maddi olarak ne kazanabileceklerine odaklandıkları bu zamanda, çok ihtiyaç var.  

    Aynı zamanda, içimizdeki bilgeliğin bize yol göstermesine izin veren gündelik basit spiritüel uygulamalarımızı daha fazla derinleştirebildiğimizde, tüm yaşam için daha fazla pozitif değişim yaratabiliriz.

    Olana daha fazla hazır bulunabildiğimizde ve gezegeni ve tüm yaşamı şu anda sevgiyle tutabildiğimizde geçmişi ve şimdiyi daha fazla şifalandırabilir, gelecek için şifa yaratabiliriz.  

    Dolunay 29 Ekim’de. İçimizde ve tüm dünyada ışıldayan bir yaşam ağını örme uygulamamızı sürdürürken, tüm yaşamı sarmalayan koşulsuz sevgiyle ışıldayan kalplerimizi birleştirelim.

    Dönüşüm Haberleri’ni yeni okumaya başlamış olanlar lütfen “
    İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.

    Dünyaya sevgi ışıldarken kendinizi sevmeyi anımsayın. Yaşamınızda kendinizi ne kadar sevdiğinizi ve saygı duyduğunuzu yansıtacak seçimler yapın.

    Carlos Barrios yazdığı makalede, dağda yalnız başına bir mağarada yaşayan ve  bir seremonide biraraya gelen insanlara katılmak için Chichicasenango’ya seyahat eden saygın bir bilgeden bahsediyor. Bilge, oradaki insanlara, basit ve doğrudan bir mesaj vermiş. İnsanların yaşam ve ışığı desteklemek için biraraya gelmeleri için çağrıda bulunmuş. Bu bizim küresel bir topluluk olarak yıllardır yapmakta olduğumuz şey.

    Şifalandıran yalnızca sevgidir.

    16 Eylül 2012 Pazar

    Duygusal ve Fiziksel Hastalığı Şifalandırmada Şamanizmin Gücü

    Sandra Ingerman


    Şamanizm: Kısa bir Bakış
    Şamanizm insanlıkça bilinen en eski spiritüel uygulamadır. Birçok antropolog şamanik uygulamaların 100,000 yıl öncesine gittiğine inanır.  

    “Şaman” sözcüğü Sibirya’daki Tunguz kabilesinden gelir ve karanlıkta gören veya ruhsal şifacı anlamını taşır. Şamanizm Sibirya, Asya, Avrupa, Afrika, Avustralya, Grönland ve Kuzey ve Güney Amerika’da uygulanmıştır.

    “Şaman” “güçlü gözle” veya “kalbiyle” görerek gizli alemlere seyahat edebilen kadın veya erkektir. Şaman yardımcı ruhlarla doğrudan iletişim kurarak hastalığın ruhsal nedenini bulur ve kayıp ruh parçalarını geri getirir, kayıp gücü yerine koyar ve spiritüel blokajları kaldırır. Şaman ayrıca gizli alemlerden topluluk için haberler getirir. Şamanlar hem geçmişte hem de günümüzde şifacı, doktor, dinsel figür, psikoterapist, mistik ve hikaye anlatıcıları olarak görev yaparlar.  

    Şamanizm bizlere varolan herşeyin canlı olduğunu ve ruh taşıdığını öğretir. Şamanlar tüm yaşamı birbirine bağlayan yaşam ağından ve herşeyin içinde yaşayan ruhtan bahsederler. Yeryüzündeki herşey birbiriyle bağlantılıdır ve yeryüzü, yıldızlar, rüzgar vb. yaşam formlarından ayrı olduğumuza dair her inanç bir yanılsamadır. Ve şamanın toplumdaki rolü insanlar arasında ve insanlık ve doğa güçleri arasındaki uyum ve dengeyi sağlamaktır.  

    Şamanlar çeşitli seremoniler icra ederler. Bebeklerin dünyaya gelişini, evlilikleri ve ölüm zamanında insanların iyi bir yere geçişine yardımcı olmak için seremoniler yönetirler. Sevilenlerin ölümlerinin yasını tutmak için seremoniler yönetirler.  Bir kişinin yaşamında, çocukluktan yetişkinliğe geçiş gibi, önemli geçiş dönemlerini belirleyen inisiyasyon seremonileri yaparlar.   

    Şamanın icra ettiği en önemli seremonilerden biri şamanik yolculuktur. Şaman, farklı bir bilinç durumuna girerek zamanın dışına ve gizli alemlere, birçoklarının deyimiyle sıradışı gerçekliğe, yolculuk yapan kadın veya erkektir. Ben sıradışı gerçekliği bizimkine paralel bir evren olarak görüyorum.  Avustralya aborijinleri sıradışı gerçekliği Rüya Zamanı olarak adlandırırlar. Keltlere özgü geleneklerde de Diğer Dünya olarak adlandırılır.

    Bu gizli gerçekliklerde yeryüzündeki tüm canlılar adına rehberlik ve şifa yardımlarını sunan yardımcı ruhlar, şefkatli ruhlar bulunur.

    Şamanlar tipik olarak, şamanın bilinç durumunu değiştirerek, ruhunu serbest bırakıp görünmeyen alemlere yolculuk etmesine yardımcı olan bir çeşit perküsyon, özellikle davul ve çıngırak kullanırlar. Avustralya’da şamanların didgeridoo (avustralya yerlilerine özgü üflemeli bir çalgı) ve/veya click stick (iki sopanın birbirine vurulması) kullanırlar. Bazı gelenekler sopalar ve zilleri kullanır. Lapland ve Norveç’in Sami insanları “joiking” adı verilen monoton şarkılar söylerler.   

    Bilimsel çalışmalara göre sıradan bilinç durumunda beyin dalgalarımız beta durumundadır. Ama şaman veya şamanik uygulamacı ritmik davul vuruşlarını dinlerken beyin dalgaları önce alfa seviyesine ve daha sonra da daha derin olan teta seviyesine doğru yavaşlar. Ve bu teta seviyesi, şamanın özgür ruhunun yardımcı ruhlara ulaşabileceği görünmeyen alemlere yolculuk etmesine izin verir. 

    Dünyadaki şamanik geleneklere bakıldığında hepsinde üç düzeyden bahsedildiğini ve farklı resimler ve diğer sanatsal çalışmalarda tarif edildiğini görürüz. Şamanların yolculuk yaptıkları gizli alemler Aşağı veya Alt Dünya, Orta Dünya ve Yukarı Dünyalardır. Alt ve Yukarı Dünyalarda birçok seviye bulunur ve zaman dışıdırlar.

    Şamanizm bir doğrudan esin sistemidir. Her şaman deneyimlerini farklı olarak anlatabilir. Ve farklı deneyimlerin diğerleri tarafından nasıl görüldüğü ve yorumlandığı da onların güzelliğidir.

    Sıradışı gerçekliiğin görünmez alemlerinde şamana, bireyleri, topluluğu ve gezegeni şifalandırmada yardımcı olabilecek çeşitli yardımcı ruhlar bulunur.

    Koruyucu ruhlar olarak da adlandırılan güç hayvanları ve insan formundaki öğretmenler,  şamanla birlikte çalışan iki yaygın ruh çeşididir.  

    Şamanik kültürler doğduğumuzda en az bir güç hayvanı ruhunun, duygusal ve fiziksel sağlığımızı korumak ve bize zarar gelmesini önlemek için
    bizimle kalmaya gönüllü olduğuna inanırlar. Bu hayvanlar, Hristiyanlık inancındaki koruyucu meleklere yakındır.

    Şamanların birlikte çalıştığı diğer bir yardımcı ruh da insan formundaki öğretmenlerdir. Bunlar tipik olarak yaşadıkları kültürün tanrı ve tanrıçaları, dinsel figürler ve yardım etmek isteyen atalardır.

    Bu yardımcı ruhlar bireylere, topluluğa ve çevreye şifa getirilmesi için şamanla birlikte çalışırlar.  Yardımcı ruhlara bilgiye ihtiyaç olduğunda da başvurulur. 


    Şamanik Bakış Açısından Hastalık

    Şamanlar hastalığın ruhsal boyutuna bakarlar. Bir hastalık duygusal veya fiziksel boyutta gerçekleşiyor olabilir ama şaman ruhsal dengesizlik veya uyumsuzluğu arar.

    Şamanik bakış açısından hastalığın üç çeşit klasik nedeni bulunur. Tedavi yaratmak için icra edilebilecek sınırsız şifa seremonisi bulunur. Şamanın yardımcı ruhları nedeni teşhis eder ve sonra da şifalandırma için gerekli tedavinin uygulanmasına yardım ederler. Şaman, şifa enerjilerine kanal olmak için yardımcı ruhları ve evrenin gücüyle birleşir ve “içi boş bir kemik” olarak hareket eder.

    Hastalığın üç nedeni güç kaybı, ruh kaybı ve ruhsal ihlal veya başka bir ruhun ele geçirmesidir. Tipik olarak bu nedenlerin bir bileşimi söz konusudur. Yalnızca ruh kaybı veya ruhsal ihlal yaşayan birine nadiren rastlarsınız.

    Yardımcı ruhların sahip olduğu, insan dünyasına yukarıdan bakan bakış açısı şamanik uygulamacının sıklıkla sahip olamadığı bir bakış açısıdır.  Bu yüzden şamanlar şifa çalışması yaparken yardımcı ruhlarla birlikte çalışırlar. 


    Güç Kaybı

    Güç kaybı bir hastalık nedenidir. Bu, bir kişinin kendisini korumakta olan güç hayvanını veya koruyucu ruhu kaybettiği bir durumdur. Güç kaybının tipik semptomları kronik depresyon, kronik intihar eğilimleri, kronik hastalık ve kronik şanssızlıktır.

    Şamana güç kaybının oluştuğu gösterildiğinde, geçmişteki güç hayvanı veya koruyucu ruhu geri getirmek ve böylece güç ve korumayı yeniden oluşturmak için çeşitli seremoniler icra edilebilir.  

    Otuz yıllık şamanik uygulama ve öğretmenliğime rağmen hala basit bir seremoninin gücü beni şaşırtmaya devam ediyor. İntihar eğilimli ve depresyonda olan insanların yardımcı ruhları onlara geri getirildiğinde iyileştiklerini gördüm.

    Ruhsal İhlaller ve Posesyon

    Bir kişi koruyucu ruhunu veya yaşamsal özünü yitirmiş olduğunda sıklıkla bedende bir boşluk oluşur. Evren boşluğa izin vermediği için, bu boşluğu doldurmak için birşey gelebilir. Şamanlar güç ve yaşamsal özlerini yitirmiş danışanlarının içine girmiş ruhsal intrüzyon algılayabilirler.

    Ruhsal eklentiler negatif düşünce formlarından gelirler. Yerli kültürlerde insanlar enerjiyi ifade etme ve enerjiyi gönderme arasındaki farkı anlarlar. Biz Batı’da bu farkı sıklıkla anlamıyoruz.

    Öfkemizi, çaresizliğimizi, üzüntümüzü, vd. ifade etmemiz önemlidir. Ama sıklıkla bu enerjileri kendimize, diğerlerine ve çevreye psişik oklar gibi gönderiyoruz.  Ve bu enerjiler, şamanların ruhsal ihlal olarak adlandırdıklarını yaratıyor.

    Ruhsal ihlalin işaretleri, kanserin bir çeşidi veya belirli bir bölgede ağrı şeklinde, lokalize bir sorun olarak ortaya çıkar. Şamanlar için duygusal ve fiziksel hastalık ayrımı bulunmadığından, ruhsal ihlal kronik öfke veya depresyon olarak da kendini gösterebilir.

    Bu tip ruhsal bir sorunun tedavisinde şaman, yardımcı ruhlarıyla birlikte çalışarak ruhsal ihlalin yerini ve doğasını teşhis eder. Ve sonra da bunu çıkardığı bir ekstraksyon (çekip çıkarma) icra eder. 

    Şamanik şifa uygulamalarıma ilk başladığım 1980 lerde ekstraksyon çalışmasında uzmanlaşmıştım ve bu çalışmalarla kanser, depresyon ve hatta kronik yorgunluk ve lupus tedavilerinde çok başarılı oldum. Bu şifa metodunun gebe kalmada sorun yaşayan kadınlarda da  başarılı olduğunu gördüm.

    Şamanlar hem yaşayanları hem de ölüleri şifalandırırlar. Ölmüş olanları psychopomp (ruh kılavuzluğu) çalışması yaparak şifalandırırlar. Bu terim Yunanca psychopompous’tan gelir ve birebir anlamı ruhların kılavuzu demektir. Öldüğümüzde genellikle aşkın gerçekliğe zarifçe geçiş yaparız. Şamanizmde bir kişi cinayet, kaza, savaş, aşırı doz, intihar, terörist saldırı sonucu travmatik ölümle karşılaştığında ruhunun aşkın alemlere geçişinde yardıma ihtiyacı olabileceği anlayışı vardır. Bunun nedeni ruhun ölüm esnasında bocalayıp, burada yani Orta Dünya’da takılıp kalabilmesidir

    Orta Dünya’da takılıp kalmış olan bir ruh burada gezinip durabilir veya gücünü veya yaşamsal özünü yitirmiş birinin bedenine girebilir. Ve bu da posesyona neden olur. Şamanik bakış açısından bu, şizofreni ve çoklu kişiliğin nedenlerinden biridir. 

    Bu durumda şamanın rolü bir deposesyon (yabancı ruhu ait olmadığı bedenden çıkarmak) icra ederek, bu ruhun Orta Dünya’dan aşkın gerçekliğe geçişine rehberlik etmektir.

    Birçok yerli kültüründe, insanlar öldüğünde ruh kılavuzluğu çalışması yapıldığından ve deposesyon çalışması ihtiyacı çok iyi anlaşıldığından, bizim Batı’da deneyimlediğimiz duygusal hastalıklara rastlanmaz.

    Soul Retrieval (Ruhun kayıp parçalarından bir veya birden fazlasının şaman tarafından bulunup bedene geri üflenmesi) : Şamanlar Travmaları Nasıl Şifalandırır
    Soul Retrieval: Mending the Fragmented Self (Ruhun Geri Getirilmesi: Parçalanmış Benliği Tamir Etmek) kitabım için araştırma yaptığım sırada dünya üzerindeki çoğu şamanik kültürün ruh kaybının hastalık nedeni olduğuna inandığını gördüm.         

    Duygusal veya fiziksel travma yaşadığımızda, ruhumuzun bir parçasının bu deneyimi atlatabilmek için bedenden ayrıldığına inanılır. Kullandığım ruh sözcüğünün anlamı özümüz, yaşam gücümüz, canlılığımızın hayatta kalmamızı ve büyümeye devam etmemizi sağlayan bölümü.   

    Kültürümüzde ruh kaybına neden olabilecek travma türleri her çeşit tacizi içerir: cinsel, fiziksel veya duygusal. Diğer nedenler kaza, savaşta bulunmak, terörist saldırıya maruz kalmak, değerlerimizin aksine davranmak, doğal afet deneyimleri (yangın, deprem, fırtına vb), ameliyat, bağımlılıklar, boşanma veya sevilen birinin ölümü olabilir. Şoka neden olan herhangi bir olay ruh kaybı yaratabilir. Ve bir kişide ruh kaybına neden olan bir olay diğerinde buna neden olmayabilir. Şamanlar çalar saatlerin ruh kaybına neden olduğuna inanırlar. Sanırım hepimiz ne demek istediklerini biliyoruz.

    Ruh kaybının başımıza gelen iyi bir şey olduğunu anlamamız önemlidir. Bu, acıyı atlatabilmemizin yoludur. Eğer kafa kafaya çarpışan bir araba kazasında olacak olsam, çarpışma anında bulunmak istediğim son yer bedenim olur. Psişem bu çeşit bir acıya dayanamaz. Psişelerimizin sahip olduğu, acının tüm etkisini yaşamamamız için ruhumuzun veya özümüzün bir parçasının bedenimizi terkettiği, muhteşem bir kendini koruma mekanizması mevcut.   

    Psikolojide bundan disosiyasyon  olarak bahsediyoruz. Ama psikojide neyin çözüldüğünden veya o parçanın nereye gittiğinden bahsetmiyoruz. Şamanizmde, biliyoruz ki, ruhun bir parçası bedeni terk ederek şamanların sıradışı gerçeklik olarak adlandırdığı yere gidiyor ve biri ruhsal alemlere müdahale edip geri dönmesine yardımcı olana dek bekliyor.

    Ruh kaybı bir hayatta kalma mekanizması olmasına rağmen, şamanik bakış açısına göre sorun ayrılan ruh parçasının kendi başına geri dönmeyişidir. Ruh kaybolabilir, başka biri tarafından çalınabilir veya travmanın sona erdiğini ve geri dönmenin güvenli olduğunu bilmiyor olabilir.  

    Şamanın rolü daima, değişmiş bilinç durumuna girip ruhun diğer gerçekliklerde nereye gitmiş olduğunu bulup, danışanının bedenine döndürmek olmuştur.

    Ruh kaybının yaygın birçok semptomu vardır. En yaygın olanlarından bazıları kişinin kendisini bütünüyle canlı, yaşamın içinde ve bedeninde hissetmediği disosiyasyondur. Diğer semptomlar kronik depresyon, intihar eğilimi, travma sonrası stres sendromu, bağışıklık azalması sorunları ve şifalanmayan keder olabilir.   Bağımlılıklar da, içimizdeki boşlukları maddeler, yiyecek, ilişkiler, iş veya maddi nesneler satın almak yoluyla, dışsal kaynaklara yönelerek doldurduğumuz, ruh kaybı belirtileridir. Ne zaman biri belli bir olaydan  “...dan beri aynı kişi değilim” diyerek olumsuz şekilde bahsediyorsa muhtemelen ruh kaybı meydana gelmiştir.

    Parayı yaşamdan üstün gördüğümüz bugünlerde ne kadar fazla ruh kaybı var. Birisi para için diğer yaşam formlarını öldürmek zorunda olduğumuzu ne zaman söylese, o kişi ruh kaybından mustariptir. Ne zaman birisi, bir araba daha almanın veya maddi nesneler toplamanın mutluluk getireceğini hissediyorsa, o kişi ruh kaybından mustariptir. Görebildiğiniz gibi, birbirimize ve diğer yaşamlara nasıl davrandığımıza baktığımızda, günümüzde gezegensel çapta ruh kaybıyla karşı karşıyayız. 


    Koma da ruh kaybıdır. Ama komada bedenin dışındaki ruh bedende bulunandan fazladır. Komayla ilgili çalışma yapmak, çeşitli sebeplerden dolayı günümüzde çok zordur. Ruhun gitmeye çalıştığı yönü belirlemek şaman için beceri gerektirir. Ruh bedene tekrar dönmeyi istiyor mu? Veya hastanın ölümü gerçekleşecek biçimde yoluna devam mı etmek istiyor? Bu konu hakkında söylenecek çok şey var ve bunlar bu makalenin amacının ötesinde. 

    Günümüzde şamanik uygulamalara ilgi yeniden uyanıyor. Şimdi kültürümüze soul retrieval (ruhu geri getirme) uygulamalarını yeniden tanıtan yüzlerce harika şamanik uygulamacımız var. Ve ben de çeşitli duygusal ve fiziksel sorunların başarılı biçimde şifalandırılmasına ilişkin binlerce vaka çalışmasını topladım. 

    Şamanik kültürlerde ruh kaybı öylesine iyi anlaşılan birşeydi ki, travma yaşayan birine travmayı takip eden üç gün üçerisinde soul retrieval uygulandığını not etmek ilginç olabilir. Bugün bu uygulama yapılmadığından dolayı, modern uygulamacılar kayıp ruh parçalarını bulabilmek için on, yirmi, otuz veya kırk yıl geri gidebiliyorlar.

    Ayrıca, şamanik kültürlerdeki bireyler yaşamlarında dengede olmayan şeylerin hastalık veya sorun oluşturabileceğini bilmekteydiler.

    Kültürümüzde ruhsal uyumsuzlukların hastalıkları yarattığının farkında değiliz. Ve sıklıkla, ruh kaybı o kadar erken yaşta gerçekleşiyor ki bu ilk ruh kaybının yaratmış olduğu bilinçdışı örüntüleri farketmeden yaşamaya devam ediyoruz. Daima ruhumuzu geri almaya çalışıyoruz. Ve bunu aynı travmayı sürekli tekrar ederek yapmaya çalışıyoruz. Yaşam öykümüze dahil olan insanların isimleri değişebilir ama öykü sıklıkla aynıdır.

    Ruhlarının eksik parçasına kavuştuktan sonra insanlar kendilerini bedenlerinin ve dünyanın içinde daha fazla hissederler, denge ve uyumdan uzak olabilecek davranışlarının daha fazla bilincinde olurlar. Hissizleştiğimizde dünyada olanların doğru olmadığını fark edebiliriz ama değişmemiz gerektiği duygusundan kendimizi kolayca uzaklaştırabiliriz. Ruhla dopdolu olduğumuzda ise kaçıp saklanacak bir yer yoktur ve yaşamlarımızı değiştirmek için ilhamla dolu oluruz.

    İnanıyorum ki ruh parçası geri getirilen kişinin çalışma yapması gerekir. Eğer kişi kendiyle ilgili olarak çok çalışmışsa ruh parçasını geri alması çalışmanın sonu olabilir. Eğer böyle değilse, ruh parçasını geri almak çalışmanın başlangıç noktasıdır.

    Şamanik şifa çalışması yapılmasından sonra, bütünlüğü ve şifalanma dolu bir yaşamı destekleyecek yaşam tarzını yaratmaya ve sağlıklı ilişkileri kendine çekmeye eğilmek,  kişinin kendisine bağlıdır. Ruhumuzun eksik parçasının geri döndürülmesiyle geri kazandığımız enerjiyi kendimiz için olumlu bir bugün ve yarın yaratmak için nasıl kullanmak istiyoruz? Ve yaşamımıza tutku ve anlamı nasıl geri getirelim ki yalnızca hayatta kalmayıp büyüyebilelim?  “Şifalanmadan sonraki yaşam” olarak adlandırdığım bu konular, ruhu geri getirme ve çekip çıkarma çalışmalarından sonra uzun dönemli şifalanma yaratmak için yaşamsal önemde.    

    Welcome Home: Following Your Soul’s Journey Home (Yuvaya Hoşgeldin: Ruhunuzun Yuvaya Dönüş Yolculuğunu İzlemek) ve Medicine for the Earth: How to Transform Personal and Environmental Toxins (Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Dönüştürmenin Yolları) ve  How To Thrive in Changing Times (Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli) kitaplarımda pozitif bir bugün ve yarın yaratmak için yaşamımı
    za katabileceğimiz spiritüel uygulamaları anlatıyorum.

    Bu, yaşadığımız zamanlar için yaşamsal önemde olan bir çalışma. Yeryüzü, çocuklarının yuvaya dönmelerini istiyor ve onları şimdi istiyor. Yuvaya tekrar dönmenin ve yeryüzünde hakkımız olan yeri almanın zamanı geldi. Ruhlarımızı bütünüyle ifade etmek ve içinde yaşadığımız dünyayı yaratmak doğuştan hakkımız. Üzerimizde parlayan yıldızlar gibi parlamak doğuştan hakkımız. Işığımızı yeniden dünya üzerinde paylaşmanın zamanı geldi.


    13 Eylül 2012 Perşembe

    Ruh Kaybı ve sonrası: kısa bir soru-cevap

    Salvador Dali - "Girl with Curls"

    Ruh Kaybı ve sonrası: kısa bir soru-cevap

    Robert Moss

    Ruh bedende kalmakta neden zorlanır?

    Acı veya taciz, keder veya utanç yaşarız ve bir parçamız dünyayı çok zalim bulduğu için uzaklaşmak isteriz. Ruh kaybı yaşamdaki yürek burkan seçimlere de bağlı olabilir. Bir ilişkiden, evden, işten, ülkeden, yaşam tarzından ayrılmaya karar veririz ama bir parçamız bu seçime, bizden ayrılıp enerjisini yaşamımızdan çekme noktasına kadar, direnir.   Ruh enerjisini, rüyalarımızdan vazgeçtiğimizde, kendimize sevmek veya o yaratıcı sıçramayı yapmak konusunda güvenmeyi reddettiğimizde ve cansız bir uzlaşıdan ibaret bir yaşama razı olduğumuzda da kaybedebiliriz.
    Ruh ayrıldığında nereye gider?  

    Bazen bir parçamızı, büyükannemizin evi veya ilk aşkımızla beraber yaşadığımız daire gibi, eski bir mekanda sıkışıp kalmış buluruz. Bazen kaybetmiş olduğumuz ruh parçamız, Peter Pan’ın Kayıp Çocuklar Diyarı gibi başka bir gerçeklikte yaşar. Ölmüş olmayı dilediğimizde, ruhumuzun bir parçası Ölülerin Diyarı kadar uzak bir yere gidebilir.

    Tüm ruh parçaları geri alınabilir mi? 

    Öylesine zarar görmüş parçalarımız vardır ki onları geri istemeyiz.  Bazen yanmış veya kavrulmuş, karanlık veya bağımlı görünebilirler. Bazen yaşamdaki seçimlerimiz o denli radikaldir ki ayrılmış parçamızı şimdiki yaşam şartlarımızı paylaşmaya ikna etmek olanaksızdır.  Örneğin, benim içsel işadamım yapmış olduğum seçimlerden o denli iğrenmiş durumda ki, parayı yapmayı istediğimden daha fazla öncelik haline getirmezsem bana yakınlaşmayacak!

    Yaşamında daha fazla ruh deneyimlemek isteyen birinin atması gereken ilk adım nedir?
     
    Biraz temizlik yapın ve yardım isteyin. Kitabım Dreaming the Soul Back Home ve workshop çalışmalarımda psişik temizlik ve salıverme için pratik rehberlik sunmaktayım. Favorilerimden biri bizi alıkoyan ağır enerjileri uzaklaştırıp yaşamsal ruhun geri gelmesi için alannı temizlediğimiz basit bir ateşe salıverme. Ruhsal dostlarımız ve kendi Yüksek benliğimiz de dahil olmak üzere, yardımın daima hazır olduğunu hatırlamamız çok önemli. Yardımı daima nazikçe istemek de iyi bir fikir.

    Bağımlılıkların ruh kaybındaki rolü nedir?

    Bağımlılık ruh kaybının hem nedeni hem de sonucu olabilir. Işıltılı enerjimizin bir kısmı, bağımlılıklara veya sevmediği arkadaşlara kapıldığımızda bizden ayrılabilir. Bir parçamız eksildiğinde, boşluğu dolduracak şeyler çıkagelir ve biz de boşluğu doldurmak için birşeylere uzanırız. Şamanik bakış açısından bağımlılıklar, arzularını yaşayan kişinin üzerinden doyurmak isteyen ölülerin ruhları tarafından beter hale getirilir.  Örneğin ben, şimdiye dek ölü sarhoşların refakat etmediği (benim bakış açıma göre) gerçek bir alkoliğe rastlamış değilim.  Kitaplarım Dreaming the Soul Back Home (Ruhun Yuvaya Dönüş Rüyasını Görmek) ve The Dreamer’s Book of the Dead’de (Rüyacının Ölüler Kitabı) ve aynı zamanda da programlarımda, yaşayanlar ve ölüler arasında sağlıklı psişik sınırlar yaratmak için pratik rehberlik sunmaktayım.  

    “Ruhu geri kazanma” olarak adlandırdığınız orijinal bir yaklaşım geliştirdiniz. Bu yaklaşımın anahtar öğeleri nelerdir?

    Bedene daha fazla ruh kazandırmak ve diğerlerinin de bütünlenmelerine yardımcı olmak için Aktif Rüya Görme tekniklerini kullanıyoruz. Rüyaları diğerleriyle doğru şekilde paylaşmayı öğrenerek daha genç ve ışıltılı benliklerimizin yakınlaşabileceği bir güvenli alan yaratıyor ve ruh arkadaşlarından oluşan topluluklar inşa etmeye başlıyoruz.  Bir rüyayı şamanik lusid rüya için giriş kapısı olarak kullanmayı öğrenerek daha derin bir alana yolculuk ediyor, kayıp ruhların bulunup geri alınabileceği yerlere gidebiliyor ve birbirimize bunu yapmak için yardım ediyoruz.

    Rüyaların yalnızca ruhun isteklerini değil aynı zamanda da gitmiş olduğu yeri gösterdiğini söylüyorsunuz. Lütfen bunu örnekleyerek açıklar mısınız?

    Rüyalarımız bize hangi parçalarımızın yerinde olmadığını ve onları yuvaya döndürmek için en uygun zamanı gösterebilirler.  Tekrar tekrar geçmişte yaşadığımız bir mekana döndüğümüz rüyalar, bir parçamızın orada kalmış olduğunu gösteriyor olabilir. Daha genç yaşlardaki halimizi ayrı bir birey olarak  algıladığımız rüyalar, o yaşta kaybettiğimiz parçamızın farkına varmamız ve onu geri almamız için bizi dürtüyor olabilir.  Bazen, daha yakından bakmadıkça, o güzel çocuğun kim olduğunu bilemeyiz.

    Orta yaşlı bir kadın yardım istemek için bana başvurmuştu. Bana “güven duyabilecek ve sevinci bilen parçamı kaybettiğimi hissediyorum” dedi. Yıllardır rüyalarını hatırlamadığını söylemiş olduğu halde, görüşmemize hazırlık için bir rüya günlüğü tutmaya başlamasını istedim. Beni görmeye geldiğinde yalnızca bir rüyanın çok küçük bir bölümünü hatırlamayı başarmıştı. Bir masanın yanında durmuş, büyük boy “post-it” notlarına baktığını hatırlıyordu. Her not kağıdının üzerinde daktilo edilmiş bir mesaj vardı. Ama mürekkep uçmuştu ve mesajları okuyamıyordu.   

    Yavaşça ve dikkatlice, rahatlamasına yardım ettim ve rüyasına geri dönmesi için onu cesaretlendirdim. Oldukça çabuk biçimde kendini neredeyse yirmi yıl önce boşandığı eski kocasıyla beraber yaşadığı evdeki bir odada buldu. Şimdi mesajları okuyabiliyordu. İlk mesajda, koyu ve büyük harflerle “YAPABİLİRSİN”  yazıyordu. Tüm mesajlar yaşama güvenmek ve kalbi olan bir  yaşam sürmekle ilgiliydi.

    Sevme ve güvenme becerisini neredeyse yirmi yıldır o odada bırakmış olduğunu farketti. Ona ne yapmaya ihtiyacı olduğunu sordum. Bana “kalbimi o odadan alıp bedenime geri getirmeye ihtiyacım var” dedi. Mesajları topladı ve onları kalbine yerleştirme hareketi yaptı. Elleri kalbinin üzerinde birleştiğinde ikimiz de kalp merkezinden yumuşak ve hoş bir ışığın yayıldığını gördük. Titredi, gözleri parlıyordu ve bana “Az önce birşey geri döndü. Neredeyse yirmi yıldır kayıp olan birşey” dedi.  

    11 Eylül 2012 Salı

    Kederle Nasıl Başa Çıkmalı

    Sandra Ingerman

    Çeviren: Simin Uysal

    Geçenlerde haberleri seyrederken ilginç bir hikayeye rastladım. Tıpta kederi bir hastalık tanısı olarak etiketleme hareketi var. Kederli insanlara, bir antidepresan olan Prozac reçete edilecekmiş.

    Yaşamdaki her değişim, bir bitişe yönelen ve tanıdık birşeyin ölümüyle keder hali yaratabilecek,  bir ölüm biçimidir. İşimizi değiştirebilir, boşanabilir, yaşlandıkça nasıl hissettiğimiz ile ilgili değişim yaşayabilir, yaşamımızı tehdit eden bir hastalık geçirebilir veya sevdiğimiz birinin ölümünü deneyimleyebiliriz.   

    Ölüm bir son değil aksine yeni bir başlangıçtır. Ve keder deneyimi büyümemiz ve evrimimiz açısından önemlidir. Keder, içinden genişleyebileceğimiz derin bir içsel kuyu geliştirmemize yardımcı olur.

    Sıkça insanların nasıl bir “genişleme” çağında olduğumuz hakkında konuştuklarını duyuyorum ve birinin başından dışarı doğru genişleyen zihinsel bir enerji prosesi gözümde canlanıyor. Fakat gerçek genişleme içimizin derinliklerinden gelir. Kendimize kederli olma, yas tutma iznini verdiğimizde, içimizde derinlik geliştiririz. 

    Kendi yaşamımda farkettim ki kalbim kırılırken aslında genişliyor. Yaratılmış olan bu genişleme, sevgiyi iletmek için daha büyük bir araç haline gelmeme yardımcı oluyor. Ve sevgi en büyük şifalandırıcı güçtür. Daha büyük bir sevgi haline açılmamızda bize yardımcı olan, keder gibi başka birşey daha yoktur. 

    Kalbimiz genişlediğinde acı çeken diğerleri için daha fazla şefkat hissedebiliriz. Ve bu şefkatle diğerlerinin şifalanması için gerekli alanı yaratırız.

    Kederi durdurmaya çalıştığımızda büyümeyi de durdururuz. Ve doğaya baktığımızda, büyümeye devam etmeyen yaşamın öldüğünü görürüz. Keder hali, her ne kadar kötü hissetseniz de, yaşamla doludur. Keder içimizde daha fazla yaşamın akışını sağlayan bir alan yaratmamıza yardımcı olur.

    Keder, yeni ilişkilerin, yeni fırsatların yaratılabileceği verimli bir hal yaratır.

    Üzerinde durulması gereken konu kederli olduğumuzda kendimizi nasıl destekleyeceğimizdir. Kederi tümüyle bastırmanın yararlı olmadığını düşünüyorum.
    İlk olarak, sahip olduğumuz duyguları kabul etmeliyiz. Herhangi bir çeşit üzüntü ve duygusal acıyı kabul ettiğimizde, bu bizi değişime doğru götüren enerjetik bir hareket yaratır. Bir duyguyu bastırdığımızda içimizde büyümeye devam eder. Duygularımızı bastırmanın bir yolunu bulsak bile, duygunun enerjisi içimizde gerilim yaratacaktır. Yaşadığımız tüm duyguları ifade etmemiz önemlidir.

    İşlerimize ve günlük rutinlerimize dönmemiz gerekebilir ama yas tutmak için kendimize zaman yaratmamız önemlidir. Yas sürecinde olanlara yardımcı olan bir gruba katılmayı düşünebilirsiniz. Gün içinde kendinizle başbaşa kalabileceğiniz zaman yaratın.

    İş arkadaşlarınızı ve arkadaşlarınızı kaybınızdan haberdar edin, duygularınızı anlatın ve kendinizi ağlarken bulabileceğinizi söyleyin. Şifalanmanın en iyi yolu, artık kalmayıncaya kadar enerjiyi ifade etmektir. Toplum içinde iyiymiş izlenimi vermek için duygularınızı bastırmak yalnızca şifalanmayı erteler.

    Birçok insan için, yalnızca onları dinleyecek sevgi dolu bir topluluğun olması önemlidir. Kültürümüzde çoğumuz, sevdiklerimizi ihtiyaçları olduğunda düzeltmek istiyoruz.  Kederde düzeltilecek hiçbir şey yoktur ve gerçekte  diğer bir insanın kederini yoketmenin bir yolu da yoktur. Yalnızca orada olmak, dinlemek ve sevgi dolu şekilde desteklemek çok büyük yardım sağlar. 

    Yas tutan birine acımamak önemlidir. Enerjetik olarak acıma, taşınması ağır bir enerji yüküdür. Kederli olduğunuz esnada binlerce insann size acıdığını hayal edin. Size böyle bir enerjinin gönderildiğini deneyimlemek ister misiniz?  

    Kendinizi şımartmanın yollarını bulun. Banyo yaparak rahatlamak isteyebilirsiniz. Su son derece şifalandırıcı bir elementtir. Acınızı suya bırakabilir ve sudan acınızı sevgi enerjisine dönüştürmesini isteyebilirsiniz.

    Toprağın üzerine uzanabilir veya bunu yaptığınızı hayal edebilirsiniz. Acınızın toprağa süzülmesine izin verin. Acınızı aldığı ve yeni ürünlerin büyümesi için verimli organik maddeye dönüştürdüğü için Toprak Ana’ya teşekkür edin. Yeryüzünün sonbaharda ölüp yere düşen yaprakları alarak zengin ve verimli toprak yaratmak için gübre olarak nasıl kullandığını düşünün.

    Bırakmayı dilediğiniz duygularınızı bir kağıda yazarak ateşte yakabilirsiniz. Yerli kültürlerinde ateş değişim ve dönüşüm elementi olarak görülür.

    Dışarı çıkabilir ve rüzgarın acılı duygularınızı alıp götürmesine izin verirken esintilerin getirdiği sevgi dolu mesajlara kendinizi açabilirsiniz.

    Çalıştığınız elementlere daima şükranlarınızı sunun. Bu, bize yaşam veren elementleri onurlandırmanın bir yoludur. Aynı zamanda, bıraktığınız enerjinin daima sevgi ve ışığa dönüşmesini isteyin. Böylece dünyaya göndermiş olduğunuz şey tüm yaşam için şifa yaratır.    

    En önemlisi, kendinize yas tutmak için zaman verin. Kendinizi daha iyi hissetmeniz “gereken” bir zaman çerçevesi yok. Duygularınızı gerçekten kucaklamanıza izin verdiğinizde, zaman sizi kendiliğinden yenilenme noktasına getirecek. Yaşamda herşey değişir. Ve  kederiniz de buna dahildir. 

    İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak

    İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak   

    Sandra Ingerman                        

    Hayal edin.“Hayal et.Doğmadan önce, evrenin yaratıcı gücüne bağlı,  küçük bir ışık kıvılcımıydın yalnızca. Yeryüzüne baktın. Harikulade yaşam formlarıyla dolu ne güzel bir gezegen. Dünya üzerindeki yaşam olasılıkları üzerine düşünmeye başladın. Okuyucu, yaşamın değerini ve tüm yaşamın sevgi, ışık, sevinç, uyum, huzur, eşitlik ve bolluk deneyimlemek için yaratıldığını hatırlıyor musun? Eğer bunu içinin derinliklerinde hissedebiliyorsan, doğru olduğunu biliyorsun.Eğer hissedemiyorsan üzülme, ben hatırlamana yardımcı olacağım. Biz, ruhsal ışığımızı ve enerjilerimizi, hatırlamak ve yaşayan tüm varlıklar için harikulade bir yaşam yaratmak için biraraya getiren bir topluluğuz. Vizyonumuzu hatırlamalı, ona odaklanmalı ve bu vizyonu hep birlikte birarada tutmalıyız. Değişen zamanlarda ancak bu şekilde başarılı olabiliriz.” Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli"den alıntıdır. Sandra Ingerman (Weiser 2010).

    Medicine for the Earth (Yeryüzü için Şifa) için çeşitli ruhsal öğretileri araştırdığım sırada, ezoterik biilgilerin altında yatan prensibin yaşamın ışıktan yaratılmış olması olduğunu öğrendim. Egoya sahip varlıklar olarak, sıklıkla gerçek doğamızı unutuyoruz ve kendimizi bedenlerimiz ve kişiliklerimizle fazlaca tanımlıyoruz. Bizler bedenlerin içindeki ışığız.   

    Simyacılar gerçekte kurşunu altına dönüştürmemişlerdir. Aksine, kurşun gibi ağır olan bilinci altın renginde ışıyan bilince dönüştürmüşlerdir.   Dünyanın dört bir yanındaki gizemcilerin şifa verdikleri esnada parladıkları ve ışık saçtıkları görülmüştür. Yeryüzü için Şifa kitabımda tüm ruhsal geleneklerdeki ışık kavramı üzerinde durdum.

    Işığız ve buraya parlamak üzere geldik. Ama çoğumuz hem gerçek doğamızı hem de neden buraya geldiğimizi unutmuş durumdayız. Sevgi ve ışıktan yaratıldık ve sevgi ve ışığız. Dünya üzerinde parlayabildiğimiz kadar parlamak hepimizin doğuştan gelen hakkı.

    Çoğumuza küçük yaşlardan itibaren çok fazla parlamamamız öğretildi. Eğer çok fazla parlarsak kimsenin bizi sevmeyeceği. Yalnızca birkaç tane “yıldız” olabileceği ve senin bunlardan biri olmadığın. Bu sana tanıdık geliyor mu?

    Neden dünya üzerinde yalnızca birkaç tane yıldız olsun ki? Şimdiye kadar hiç kimsenin yıldızlara bakıp da “keşke şu yıldız bu kadar çok parlamasa, ışığıyla diğerler yıldızların ışığını bastırıyor” dediğini duymadım. Burada bu inanç neden var? 

    Hepimizin, üzerimizdeki gece göğünün güzelliğini yansıtacak şekilde,  kendi ışığıyla parlamasının zamanıdır. Dünyadaki karanlık yerleri aydınlatabilmek için hepimizin ışığıyla parlaması gerek. 

    Aylık bazda insanlardan oluşan bir ışık ağı yaratacağız. Bu yalnızca şu anda ihtiyacı olan yerlere ışığı götürmekle kalmayıp aynı zamanda da bizi şifalandıracak ve gerçek doğamızın ışık olduğunu hatırlamamıza yardımcı olacak. Işık olduğumuzu hatırlayan binlerce kişiyle bağlantı kurmak da son derece şifalandırıcı olacak. Bu kavramı diğerleriyle de paylaştıkça, biliyorum ki, ışık ağımız genişleyerek dünyaya ve üzerindeki tüm yaşama etki edecek.  

    Yeryüzü için Şifa kitabımda niyet + uyum+ sevgi + konsantrasyon + odaklanma + birlik+ imajinasyon = dönüşüm olduğunu öğretiyorum. Bu formül bize ışık olduğumuzu hatırlamak ve onunla parlamasına izin vermek için yardımcı olacak.

    Işık olan gerçek doğanızla bağlantı kurmaya başlamak için rahatlatıcı, sakinleştirici bir müzik seçin ve sessiz bir yere geçin. Sizi merkezlenmiş bir konuma götürerek uyum ve sevgiyi deneyimleminize izin verecek birkaç derin nefes alın. Varlığınızda parlayan ışığı deneyimlemek niyetinizle birlikte içeri girmek kendinize izin verin.  Bu sizi yaratıcınız veya evrenin gücüyle birlik haline getirecektir.  Odağınızı sabitleyin ve niyetinize konsantre olun. İmajinasyonunuzun içsel ışığınızı görmek ve hissetmeniz için yardımcı olmasına izin verin. Işığınızın tümüyle parlamasına izin verin. Bu ışık her zaman oradadır ve kullanmakla bitmez. Işığınızın paylaşılma ve sizin tarafınızdan yenilenme kapasitesi sınırsız. Işığınız yokedilemez ve sizden alınamaz. Tükenmek konusunda endişe etmenize gerek yok çünkü bu ışığın kaynağı her zaman sonsuz bereketli. 

    Deneyimizi tüm bedeniniz için bir deneyim haline getirin. Bunu yapmaya ışığınızın varlığınızın merkezinden parlamasına izin vererek başlayın. Bu  ışığın bedeninizdeki her hücreye yayılmasına izin verin. Kendinizi ışığınızla tamamen dolu hissettiğinizde yaşam ağıyla bağlantı kurarak titreştiğinizi deneyimleyin.  Işığınızın bu şekilde titreşen bedeninizden yayılmasına izin verin. Işığın bedeninizin her bölümünden yayıldığını deneyimleyin.

    Işığınızı deneyimleyip, parlaklığının sizden yayılmasına izin verdikten sonra nefesinizi ve niyetinizi kullanarak bulunduğunuz durumdan çıkın. Geri dönün, gözlerinizi açın, bedeninizi hissedin, parmaklarınızı oynatın ve dünyaya şifalandırıcı enerjiyi parlayarak getirecek olan  diğerleriyle bağlantı kurmaya hazır olduğunuzu bilin.

    Uygulamaya ışığınızın parlamasına izin vererek başlayın. Sonraki uygulamanız gün içinde ışık solumak olsun. 

    Işığınızla bağlantı kurup, yaşamınızda parlamasına izin verdikçe titreşiminiz değişecek. Işıklarımızı biraraya getirip dünyada paylaştıkça gezegenin titreşimini de değiştiriyoruz. Niyetinize odaklı kalmanız büyük önem taşıyor.

    Bunu yaparken, dua veya sözcük kullanmamanızı öneriyorum. Yalnızca ışığınızla parlayın ve gezegendeki karanlık yerlere ulaşıp dokunacak olan gezegensel ışık ağına katılmak için kendinize izin verin.

    İlk meditasyon, 2000 yılı kış gündönümünde , ışığın geri dönüşünü kutlamak için yapılmıştı. Bu meditasyon esnasında insanlara yaşadıkları yerlerde gündönümünün başlangıcıyla beraber ışıklarını parlatmaları söylenmişti. Bunu yaptığımızda ışık, ülkeden ülkeye geçerek büyüdü. Işık yerküreyi gezdi. Ama orada durmadık. Tüm gün ve gece boyunca parlamaya devam ettik. Bu şekilde, gündönümü ile parlamaya başlayarak dünya çapındaki ışık ağını birleştirdik ama gün ve gece boyunca parlayarak bu ağı canlı tuttuk.                  

    İnsanlardan oluşan ışık ağı yaratma meditasyonları her dolunayda, yansıttığımız ışığı gücüyle  büyüten her dolunayda devam ediyor.  Her dolunayda ışığınızı parlatma ve gün ve gece boyunca global bir insan ışık ağına bağlandığınızı imgeleme çalışmanıza devam edin. Ve bunu her dolunayda yapmaya devam edelim. Hem kendi yaşamlarınızdaki hem de gezegendeki titreşim değişimi ve şifalanmayı imgeleyelim.

    Dolunay kutlamalarında bir grupla çalışma yapıyorsanız, ışığınızın parlamasına izin verirken, ellerinizi ve ışıklarınızı birleştirin. Grubunuzun ışığının dünya üzerindeki tüm diğer gruplarla birleştiğini deneyimleyin. Kocaman bir ışık ağıyla birleştiğinizi deneyimleyin.

    Eğer yalnız çalışıyorsanız, sessiz bir yere gidin ve ışığınızın parlamasına izin verin. Dünyanın dört bir yanında ışıldayan ışık ağıyla birleştiğinizi deneyimleyin.

    Bir arkadaşım bana çocukların her zaman parladığını anımsattı. Çocuklarınızı da bu uygulamaya katın.

    Hatırlayın tüm yaşam ışıktandır. Siz ışıksınız, hepimiz ışığız, devasa bir ışık ağında biraraya geliyoruz.

    Delaware’de Yeryüzü için Şifa eğitimleri veren Kate, 2010 yılında bir önerisini yazmış. Ayda bir yerel bir grupla ışık ağı örmek için buluşup, aşağıdaki gibi çalışıyorlar: 

    “Işık ağını yukarı ve dışarı doğru örmek yerine yerin derinliklerine kökler örüyoruz. Tüm kökler bir defa herkesin ışığıyla birleştiğinde, ışıklar yerden fışkırıp dünya üzerindeki tüm varlıkları sarıyor.”  
    Aşağıdaki yukarıdaki  gibidir, dışarıdaki içerideki gibidir prensibinden hareketle, spiritüel topluluğun “içerideki gibidir” bölümünü geliştirmesi önemli. Zira spiritüel topluluğun çoğu üyesinin ruhsal çalışmalar esnasında bedenini bırakma eğilimi var. Çalışmamızın gücü bedenimizin içinde kalarak, içten parlayan bir yıldız olarak parlamamızdan geliyor.  

    Işık ağını toprakta köklendirmeyi deneyelim. Işık ağını yeryüzünün içinde ve her tarafında gerçekten hissetmek istiyoruz.

                                    Global Topluluğumuz için Aylık Şifalanma Önerileri

    Görünen o ki bilinç hızla değişiyor. Uyum içinde yaşamayı öğrendikçe bu durumun elbette birçok ödülü var. Her değişim yaşamlarımızda bir ölüm gerektirir. Bunun nedeni yeni bilinç ve farkındalık düzeylerine geçerken bizi desteklemeyen şeyleri bırakmamızın gerekmesi.

    Şimdiye dek hiç bu kadar fazla sayıda insanın zor zamanlar geçirdiğini görmemiştim.

    Değişim Haberleri’nde de sık sık yazdığım gibi değişik farkındalık ve bilinç düzeylerindeki paradokslarla dansetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Zira , eşzamanlı olarak işleyen birçok düzey var. 

    Bir düzeyde hepimiz bağlantılıyız ve hepimiz ruhuz. Spiritüel durumda hepimiz kutsalız ve her zaman mükemmeliz. Aynı zamanda, insan olmanın koşulunun bir parçası da ego sahibi olmak. Ve ego kendisini diğer tüm yaşamdan ayrı olarak görmekte. Bu ayrılık hali ise korku, öfke ve diğer çeşitli duyguları yaratıyor. Fiziksel hastalıkları yaratan da bu ayrılık hali.

    Dönüşüm uygulamamızı yapmaya devam ederken bu ayrılık hallerini de şifalandırmaya başlıyoruz. Daha yüksek düzeydeki bilinç durumuna hareket ederken evrenin kusursuzluğuna teslim olmayı da öğrenmeliyiz.  Ve bazen bunu yapmak zor ve kendi kutsal ışığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var.

    Dönüşüm Haberleri’ni okuyan dünya çapındaki topluluğumuza yardımcı olmak için ışıktan bir insan ağı yaratma uygulamasının yanına bir şifalanma çemberi eklemeye karar verdim. Dolunayda yeryüzünün içinde ve çevresinde bir ışık ağı örmeye devam edeceğiz. Ve parıltımızın yardım isteyenlerin de  içinden parlamasına olanak veren bir çember oluşturacağız.  

    Önerim şu. Eğer uygulayıcı olarak gönüllü olmak isterseniz, kendinizi diğer uygulayıcılarla beraber bir çemberde ayakta veya otururken imgeleyin. Hatırlayın ki Dönüşüm Haberleri birçok farklı dile tercüme ediliyor. Birlikte çalışan çok büyük bir global topluluğumuz var.

    Niyetimiz kendi kutsal ışığımız deneyimlemek ve onu içsel çembere yaymak.

    Çemberimizde acı çekenleri görmüyoruz. Her bireyin içindeki ilahi mükemmeliği teslim ediyoruz. Böylelikle insanları acı çekme teşhisiyle kısıtlamak yerine onları kendi kutsallıklarına yükseltiyoruz.

    Yazar ve eğitmen Eric Pearl “kuantum fiziğinde bir parçaçığın davranışını değiştirirseniz, diğer bir mekanda bulunan başka bir parçaçık, ister santimetler isterse evrenler uzaklığında olsun, derhal tepki verir” diye öğretir. Daha düşük frekanslar daha yüksek frekanslara katılır veya uyumlanır, tersi değil.

    Böylelikle Yeryüzü için Şifa çalışmasının esas prensibine dönersek, dünyayı değiştiren ve diğerlerini şifalandıran kim olduğumuzdur, yani buradalığımız ve yaydığımız ışık.

    Enerji göndermiyoruz veya kimseyi şifalandırmaya çalışmıyoruz. Yalnızca kendi ilahi sevgi ve ışığımızın, yardım isteyenlerin ilahi ışıklarını kıvılcımlamasına izin veriyoruz.

    Kendinizi diğer uygulayıcılarla birlikte bir çemberde ayakta veya otururken imgeleyin. Dönüşüm (transfiguration) çalışmanızı yapın ve elleriniz çemberin içine dönük olarak ilahi ışık ve sevginizi yayın.

    Eğer yardıma ihtiyacınız olduğunu hissederseniz kendinizi dünyanın dört bir tarafından insanların oluşturduğu bir çemberin içinde uzanırken imgeleyin.    

    Rolünüz uygulayıcılarımız tarafından paylaşılan ışığı absorbe etmek. İlahi sevgi ve ışığı varlığınızın her hücresine absorbe etmek için bir benzetme düşünün. İşinize yarayan bir benzetme bulabilmeniz umuduyla sizlere birkaç örnek vereceğim. Suya konulduğunda tüm suyu emen bir sünger düşünebilirsiniz. Yağmur altında günlerce kalan bir çiçeğin güneş açtığında onun ışığını emdiğini düşünebilirsiniz. Belki çok fazla güneş alan bir çiçeği ve yağmur başladığında ona hayat verip besleyen suyu nasıl içtiğini düşünebilirsiniz. Veya perdeleri sıkıca kapalı bir odanın perdeler açıldığında günışığıyla dolduğunu düşünebilirsiniz.

    Bırakın dış çemberin ışığı kendi ışığınızın bedeninizdeki her hücreden akışını tetiklesin. Bu, bizi ilahi mükemmellikle ve ışık ağıyla yeniden bağlantıya geçirir. Bu, duygusal ve fiziksel hastalıkları yaratan ayrılık hallerini şifalandırır. Ve hepimizin yaşamın bize getirdiği güçlük ve fırsatlara doğrulmamızı sağlayacak güce sahip olduğumuzu hatırlatır. 

    Ve günün ve gecenin çeşitli zamanlarda değişik rollerde de olabilirsiniz. Bir süre uygulayıcı olabilir ve sonra çemberin ortasına uzanabilirsiniz.

    Ve zamanın dışında çalıştığımız için bu çalışmayı ne zaman yaptığınızın da bir önemi yok. Çalışmalarımızın eşzamanlı olmaları gerekmiyor.

    İnsanlardan oluşan ışık ağını yaratmak için yalnızca dolunay zamanı ile sınırlı değiliz. Kalbimin çağırdığı tüm zamanlarda ışık ağını besliyorum. Ve elbette ki ışığımızı günlük olarak global topluluğumuza yaymaya devam edebiliriz. Çalışmamızın aslı ışığımızı dünyaya aldığımız her nefes ve attığımız her adımda yaymak.