16 Eylül 2012 Pazar

Duygusal ve Fiziksel Hastalığı Şifalandırmada Şamanizmin Gücü

Sandra Ingerman


Şamanizm: Kısa bir Bakış
Şamanizm insanlıkça bilinen en eski spiritüel uygulamadır. Birçok antropolog şamanik uygulamaların 100,000 yıl öncesine gittiğine inanır.  

“Şaman” sözcüğü Sibirya’daki Tunguz kabilesinden gelir ve karanlıkta gören veya ruhsal şifacı anlamını taşır. Şamanizm Sibirya, Asya, Avrupa, Afrika, Avustralya, Grönland ve Kuzey ve Güney Amerika’da uygulanmıştır.

“Şaman” “güçlü gözle” veya “kalbiyle” görerek gizli alemlere seyahat edebilen kadın veya erkektir. Şaman yardımcı ruhlarla doğrudan iletişim kurarak hastalığın ruhsal nedenini bulur ve kayıp ruh parçalarını geri getirir, kayıp gücü yerine koyar ve spiritüel blokajları kaldırır. Şaman ayrıca gizli alemlerden topluluk için haberler getirir. Şamanlar hem geçmişte hem de günümüzde şifacı, doktor, dinsel figür, psikoterapist, mistik ve hikaye anlatıcıları olarak görev yaparlar.  

Şamanizm bizlere varolan herşeyin canlı olduğunu ve ruh taşıdığını öğretir. Şamanlar tüm yaşamı birbirine bağlayan yaşam ağından ve herşeyin içinde yaşayan ruhtan bahsederler. Yeryüzündeki herşey birbiriyle bağlantılıdır ve yeryüzü, yıldızlar, rüzgar vb. yaşam formlarından ayrı olduğumuza dair her inanç bir yanılsamadır. Ve şamanın toplumdaki rolü insanlar arasında ve insanlık ve doğa güçleri arasındaki uyum ve dengeyi sağlamaktır.  

Şamanlar çeşitli seremoniler icra ederler. Bebeklerin dünyaya gelişini, evlilikleri ve ölüm zamanında insanların iyi bir yere geçişine yardımcı olmak için seremoniler yönetirler. Sevilenlerin ölümlerinin yasını tutmak için seremoniler yönetirler.  Bir kişinin yaşamında, çocukluktan yetişkinliğe geçiş gibi, önemli geçiş dönemlerini belirleyen inisiyasyon seremonileri yaparlar.   

Şamanın icra ettiği en önemli seremonilerden biri şamanik yolculuktur. Şaman, farklı bir bilinç durumuna girerek zamanın dışına ve gizli alemlere, birçoklarının deyimiyle sıradışı gerçekliğe, yolculuk yapan kadın veya erkektir. Ben sıradışı gerçekliği bizimkine paralel bir evren olarak görüyorum.  Avustralya aborijinleri sıradışı gerçekliği Rüya Zamanı olarak adlandırırlar. Keltlere özgü geleneklerde de Diğer Dünya olarak adlandırılır.

Bu gizli gerçekliklerde yeryüzündeki tüm canlılar adına rehberlik ve şifa yardımlarını sunan yardımcı ruhlar, şefkatli ruhlar bulunur.

Şamanlar tipik olarak, şamanın bilinç durumunu değiştirerek, ruhunu serbest bırakıp görünmeyen alemlere yolculuk etmesine yardımcı olan bir çeşit perküsyon, özellikle davul ve çıngırak kullanırlar. Avustralya’da şamanların didgeridoo (avustralya yerlilerine özgü üflemeli bir çalgı) ve/veya click stick (iki sopanın birbirine vurulması) kullanırlar. Bazı gelenekler sopalar ve zilleri kullanır. Lapland ve Norveç’in Sami insanları “joiking” adı verilen monoton şarkılar söylerler.   

Bilimsel çalışmalara göre sıradan bilinç durumunda beyin dalgalarımız beta durumundadır. Ama şaman veya şamanik uygulamacı ritmik davul vuruşlarını dinlerken beyin dalgaları önce alfa seviyesine ve daha sonra da daha derin olan teta seviyesine doğru yavaşlar. Ve bu teta seviyesi, şamanın özgür ruhunun yardımcı ruhlara ulaşabileceği görünmeyen alemlere yolculuk etmesine izin verir. 

Dünyadaki şamanik geleneklere bakıldığında hepsinde üç düzeyden bahsedildiğini ve farklı resimler ve diğer sanatsal çalışmalarda tarif edildiğini görürüz. Şamanların yolculuk yaptıkları gizli alemler Aşağı veya Alt Dünya, Orta Dünya ve Yukarı Dünyalardır. Alt ve Yukarı Dünyalarda birçok seviye bulunur ve zaman dışıdırlar.

Şamanizm bir doğrudan esin sistemidir. Her şaman deneyimlerini farklı olarak anlatabilir. Ve farklı deneyimlerin diğerleri tarafından nasıl görüldüğü ve yorumlandığı da onların güzelliğidir.

Sıradışı gerçekliiğin görünmez alemlerinde şamana, bireyleri, topluluğu ve gezegeni şifalandırmada yardımcı olabilecek çeşitli yardımcı ruhlar bulunur.

Koruyucu ruhlar olarak da adlandırılan güç hayvanları ve insan formundaki öğretmenler,  şamanla birlikte çalışan iki yaygın ruh çeşididir.  

Şamanik kültürler doğduğumuzda en az bir güç hayvanı ruhunun, duygusal ve fiziksel sağlığımızı korumak ve bize zarar gelmesini önlemek için
bizimle kalmaya gönüllü olduğuna inanırlar. Bu hayvanlar, Hristiyanlık inancındaki koruyucu meleklere yakındır.

Şamanların birlikte çalıştığı diğer bir yardımcı ruh da insan formundaki öğretmenlerdir. Bunlar tipik olarak yaşadıkları kültürün tanrı ve tanrıçaları, dinsel figürler ve yardım etmek isteyen atalardır.

Bu yardımcı ruhlar bireylere, topluluğa ve çevreye şifa getirilmesi için şamanla birlikte çalışırlar.  Yardımcı ruhlara bilgiye ihtiyaç olduğunda da başvurulur. 


Şamanik Bakış Açısından Hastalık

Şamanlar hastalığın ruhsal boyutuna bakarlar. Bir hastalık duygusal veya fiziksel boyutta gerçekleşiyor olabilir ama şaman ruhsal dengesizlik veya uyumsuzluğu arar.

Şamanik bakış açısından hastalığın üç çeşit klasik nedeni bulunur. Tedavi yaratmak için icra edilebilecek sınırsız şifa seremonisi bulunur. Şamanın yardımcı ruhları nedeni teşhis eder ve sonra da şifalandırma için gerekli tedavinin uygulanmasına yardım ederler. Şaman, şifa enerjilerine kanal olmak için yardımcı ruhları ve evrenin gücüyle birleşir ve “içi boş bir kemik” olarak hareket eder.

Hastalığın üç nedeni güç kaybı, ruh kaybı ve ruhsal ihlal veya başka bir ruhun ele geçirmesidir. Tipik olarak bu nedenlerin bir bileşimi söz konusudur. Yalnızca ruh kaybı veya ruhsal ihlal yaşayan birine nadiren rastlarsınız.

Yardımcı ruhların sahip olduğu, insan dünyasına yukarıdan bakan bakış açısı şamanik uygulamacının sıklıkla sahip olamadığı bir bakış açısıdır.  Bu yüzden şamanlar şifa çalışması yaparken yardımcı ruhlarla birlikte çalışırlar. 


Güç Kaybı

Güç kaybı bir hastalık nedenidir. Bu, bir kişinin kendisini korumakta olan güç hayvanını veya koruyucu ruhu kaybettiği bir durumdur. Güç kaybının tipik semptomları kronik depresyon, kronik intihar eğilimleri, kronik hastalık ve kronik şanssızlıktır.

Şamana güç kaybının oluştuğu gösterildiğinde, geçmişteki güç hayvanı veya koruyucu ruhu geri getirmek ve böylece güç ve korumayı yeniden oluşturmak için çeşitli seremoniler icra edilebilir.  

Otuz yıllık şamanik uygulama ve öğretmenliğime rağmen hala basit bir seremoninin gücü beni şaşırtmaya devam ediyor. İntihar eğilimli ve depresyonda olan insanların yardımcı ruhları onlara geri getirildiğinde iyileştiklerini gördüm.

Ruhsal İhlaller ve Posesyon

Bir kişi koruyucu ruhunu veya yaşamsal özünü yitirmiş olduğunda sıklıkla bedende bir boşluk oluşur. Evren boşluğa izin vermediği için, bu boşluğu doldurmak için birşey gelebilir. Şamanlar güç ve yaşamsal özlerini yitirmiş danışanlarının içine girmiş ruhsal intrüzyon algılayabilirler.

Ruhsal eklentiler negatif düşünce formlarından gelirler. Yerli kültürlerde insanlar enerjiyi ifade etme ve enerjiyi gönderme arasındaki farkı anlarlar. Biz Batı’da bu farkı sıklıkla anlamıyoruz.

Öfkemizi, çaresizliğimizi, üzüntümüzü, vd. ifade etmemiz önemlidir. Ama sıklıkla bu enerjileri kendimize, diğerlerine ve çevreye psişik oklar gibi gönderiyoruz.  Ve bu enerjiler, şamanların ruhsal ihlal olarak adlandırdıklarını yaratıyor.

Ruhsal ihlalin işaretleri, kanserin bir çeşidi veya belirli bir bölgede ağrı şeklinde, lokalize bir sorun olarak ortaya çıkar. Şamanlar için duygusal ve fiziksel hastalık ayrımı bulunmadığından, ruhsal ihlal kronik öfke veya depresyon olarak da kendini gösterebilir.

Bu tip ruhsal bir sorunun tedavisinde şaman, yardımcı ruhlarıyla birlikte çalışarak ruhsal ihlalin yerini ve doğasını teşhis eder. Ve sonra da bunu çıkardığı bir ekstraksyon (çekip çıkarma) icra eder. 

Şamanik şifa uygulamalarıma ilk başladığım 1980 lerde ekstraksyon çalışmasında uzmanlaşmıştım ve bu çalışmalarla kanser, depresyon ve hatta kronik yorgunluk ve lupus tedavilerinde çok başarılı oldum. Bu şifa metodunun gebe kalmada sorun yaşayan kadınlarda da  başarılı olduğunu gördüm.

Şamanlar hem yaşayanları hem de ölüleri şifalandırırlar. Ölmüş olanları psychopomp (ruh kılavuzluğu) çalışması yaparak şifalandırırlar. Bu terim Yunanca psychopompous’tan gelir ve birebir anlamı ruhların kılavuzu demektir. Öldüğümüzde genellikle aşkın gerçekliğe zarifçe geçiş yaparız. Şamanizmde bir kişi cinayet, kaza, savaş, aşırı doz, intihar, terörist saldırı sonucu travmatik ölümle karşılaştığında ruhunun aşkın alemlere geçişinde yardıma ihtiyacı olabileceği anlayışı vardır. Bunun nedeni ruhun ölüm esnasında bocalayıp, burada yani Orta Dünya’da takılıp kalabilmesidir

Orta Dünya’da takılıp kalmış olan bir ruh burada gezinip durabilir veya gücünü veya yaşamsal özünü yitirmiş birinin bedenine girebilir. Ve bu da posesyona neden olur. Şamanik bakış açısından bu, şizofreni ve çoklu kişiliğin nedenlerinden biridir. 

Bu durumda şamanın rolü bir deposesyon (yabancı ruhu ait olmadığı bedenden çıkarmak) icra ederek, bu ruhun Orta Dünya’dan aşkın gerçekliğe geçişine rehberlik etmektir.

Birçok yerli kültüründe, insanlar öldüğünde ruh kılavuzluğu çalışması yapıldığından ve deposesyon çalışması ihtiyacı çok iyi anlaşıldığından, bizim Batı’da deneyimlediğimiz duygusal hastalıklara rastlanmaz.

Soul Retrieval (Ruhun kayıp parçalarından bir veya birden fazlasının şaman tarafından bulunup bedene geri üflenmesi) : Şamanlar Travmaları Nasıl Şifalandırır
Soul Retrieval: Mending the Fragmented Self (Ruhun Geri Getirilmesi: Parçalanmış Benliği Tamir Etmek) kitabım için araştırma yaptığım sırada dünya üzerindeki çoğu şamanik kültürün ruh kaybının hastalık nedeni olduğuna inandığını gördüm.         

Duygusal veya fiziksel travma yaşadığımızda, ruhumuzun bir parçasının bu deneyimi atlatabilmek için bedenden ayrıldığına inanılır. Kullandığım ruh sözcüğünün anlamı özümüz, yaşam gücümüz, canlılığımızın hayatta kalmamızı ve büyümeye devam etmemizi sağlayan bölümü.   

Kültürümüzde ruh kaybına neden olabilecek travma türleri her çeşit tacizi içerir: cinsel, fiziksel veya duygusal. Diğer nedenler kaza, savaşta bulunmak, terörist saldırıya maruz kalmak, değerlerimizin aksine davranmak, doğal afet deneyimleri (yangın, deprem, fırtına vb), ameliyat, bağımlılıklar, boşanma veya sevilen birinin ölümü olabilir. Şoka neden olan herhangi bir olay ruh kaybı yaratabilir. Ve bir kişide ruh kaybına neden olan bir olay diğerinde buna neden olmayabilir. Şamanlar çalar saatlerin ruh kaybına neden olduğuna inanırlar. Sanırım hepimiz ne demek istediklerini biliyoruz.

Ruh kaybının başımıza gelen iyi bir şey olduğunu anlamamız önemlidir. Bu, acıyı atlatabilmemizin yoludur. Eğer kafa kafaya çarpışan bir araba kazasında olacak olsam, çarpışma anında bulunmak istediğim son yer bedenim olur. Psişem bu çeşit bir acıya dayanamaz. Psişelerimizin sahip olduğu, acının tüm etkisini yaşamamamız için ruhumuzun veya özümüzün bir parçasının bedenimizi terkettiği, muhteşem bir kendini koruma mekanizması mevcut.   

Psikolojide bundan disosiyasyon  olarak bahsediyoruz. Ama psikojide neyin çözüldüğünden veya o parçanın nereye gittiğinden bahsetmiyoruz. Şamanizmde, biliyoruz ki, ruhun bir parçası bedeni terk ederek şamanların sıradışı gerçeklik olarak adlandırdığı yere gidiyor ve biri ruhsal alemlere müdahale edip geri dönmesine yardımcı olana dek bekliyor.

Ruh kaybı bir hayatta kalma mekanizması olmasına rağmen, şamanik bakış açısına göre sorun ayrılan ruh parçasının kendi başına geri dönmeyişidir. Ruh kaybolabilir, başka biri tarafından çalınabilir veya travmanın sona erdiğini ve geri dönmenin güvenli olduğunu bilmiyor olabilir.  

Şamanın rolü daima, değişmiş bilinç durumuna girip ruhun diğer gerçekliklerde nereye gitmiş olduğunu bulup, danışanının bedenine döndürmek olmuştur.

Ruh kaybının yaygın birçok semptomu vardır. En yaygın olanlarından bazıları kişinin kendisini bütünüyle canlı, yaşamın içinde ve bedeninde hissetmediği disosiyasyondur. Diğer semptomlar kronik depresyon, intihar eğilimi, travma sonrası stres sendromu, bağışıklık azalması sorunları ve şifalanmayan keder olabilir.   Bağımlılıklar da, içimizdeki boşlukları maddeler, yiyecek, ilişkiler, iş veya maddi nesneler satın almak yoluyla, dışsal kaynaklara yönelerek doldurduğumuz, ruh kaybı belirtileridir. Ne zaman biri belli bir olaydan  “...dan beri aynı kişi değilim” diyerek olumsuz şekilde bahsediyorsa muhtemelen ruh kaybı meydana gelmiştir.

Parayı yaşamdan üstün gördüğümüz bugünlerde ne kadar fazla ruh kaybı var. Birisi para için diğer yaşam formlarını öldürmek zorunda olduğumuzu ne zaman söylese, o kişi ruh kaybından mustariptir. Ne zaman birisi, bir araba daha almanın veya maddi nesneler toplamanın mutluluk getireceğini hissediyorsa, o kişi ruh kaybından mustariptir. Görebildiğiniz gibi, birbirimize ve diğer yaşamlara nasıl davrandığımıza baktığımızda, günümüzde gezegensel çapta ruh kaybıyla karşı karşıyayız. 


Koma da ruh kaybıdır. Ama komada bedenin dışındaki ruh bedende bulunandan fazladır. Komayla ilgili çalışma yapmak, çeşitli sebeplerden dolayı günümüzde çok zordur. Ruhun gitmeye çalıştığı yönü belirlemek şaman için beceri gerektirir. Ruh bedene tekrar dönmeyi istiyor mu? Veya hastanın ölümü gerçekleşecek biçimde yoluna devam mı etmek istiyor? Bu konu hakkında söylenecek çok şey var ve bunlar bu makalenin amacının ötesinde. 

Günümüzde şamanik uygulamalara ilgi yeniden uyanıyor. Şimdi kültürümüze soul retrieval (ruhu geri getirme) uygulamalarını yeniden tanıtan yüzlerce harika şamanik uygulamacımız var. Ve ben de çeşitli duygusal ve fiziksel sorunların başarılı biçimde şifalandırılmasına ilişkin binlerce vaka çalışmasını topladım. 

Şamanik kültürlerde ruh kaybı öylesine iyi anlaşılan birşeydi ki, travma yaşayan birine travmayı takip eden üç gün üçerisinde soul retrieval uygulandığını not etmek ilginç olabilir. Bugün bu uygulama yapılmadığından dolayı, modern uygulamacılar kayıp ruh parçalarını bulabilmek için on, yirmi, otuz veya kırk yıl geri gidebiliyorlar.

Ayrıca, şamanik kültürlerdeki bireyler yaşamlarında dengede olmayan şeylerin hastalık veya sorun oluşturabileceğini bilmekteydiler.

Kültürümüzde ruhsal uyumsuzlukların hastalıkları yarattığının farkında değiliz. Ve sıklıkla, ruh kaybı o kadar erken yaşta gerçekleşiyor ki bu ilk ruh kaybının yaratmış olduğu bilinçdışı örüntüleri farketmeden yaşamaya devam ediyoruz. Daima ruhumuzu geri almaya çalışıyoruz. Ve bunu aynı travmayı sürekli tekrar ederek yapmaya çalışıyoruz. Yaşam öykümüze dahil olan insanların isimleri değişebilir ama öykü sıklıkla aynıdır.

Ruhlarının eksik parçasına kavuştuktan sonra insanlar kendilerini bedenlerinin ve dünyanın içinde daha fazla hissederler, denge ve uyumdan uzak olabilecek davranışlarının daha fazla bilincinde olurlar. Hissizleştiğimizde dünyada olanların doğru olmadığını fark edebiliriz ama değişmemiz gerektiği duygusundan kendimizi kolayca uzaklaştırabiliriz. Ruhla dopdolu olduğumuzda ise kaçıp saklanacak bir yer yoktur ve yaşamlarımızı değiştirmek için ilhamla dolu oluruz.

İnanıyorum ki ruh parçası geri getirilen kişinin çalışma yapması gerekir. Eğer kişi kendiyle ilgili olarak çok çalışmışsa ruh parçasını geri alması çalışmanın sonu olabilir. Eğer böyle değilse, ruh parçasını geri almak çalışmanın başlangıç noktasıdır.

Şamanik şifa çalışması yapılmasından sonra, bütünlüğü ve şifalanma dolu bir yaşamı destekleyecek yaşam tarzını yaratmaya ve sağlıklı ilişkileri kendine çekmeye eğilmek,  kişinin kendisine bağlıdır. Ruhumuzun eksik parçasının geri döndürülmesiyle geri kazandığımız enerjiyi kendimiz için olumlu bir bugün ve yarın yaratmak için nasıl kullanmak istiyoruz? Ve yaşamımıza tutku ve anlamı nasıl geri getirelim ki yalnızca hayatta kalmayıp büyüyebilelim?  “Şifalanmadan sonraki yaşam” olarak adlandırdığım bu konular, ruhu geri getirme ve çekip çıkarma çalışmalarından sonra uzun dönemli şifalanma yaratmak için yaşamsal önemde.    

Welcome Home: Following Your Soul’s Journey Home (Yuvaya Hoşgeldin: Ruhunuzun Yuvaya Dönüş Yolculuğunu İzlemek) ve Medicine for the Earth: How to Transform Personal and Environmental Toxins (Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Dönüştürmenin Yolları) ve  How To Thrive in Changing Times (Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli) kitaplarımda pozitif bir bugün ve yarın yaratmak için yaşamımı
za katabileceğimiz spiritüel uygulamaları anlatıyorum.

Bu, yaşadığımız zamanlar için yaşamsal önemde olan bir çalışma. Yeryüzü, çocuklarının yuvaya dönmelerini istiyor ve onları şimdi istiyor. Yuvaya tekrar dönmenin ve yeryüzünde hakkımız olan yeri almanın zamanı geldi. Ruhlarımızı bütünüyle ifade etmek ve içinde yaşadığımız dünyayı yaratmak doğuştan hakkımız. Üzerimizde parlayan yıldızlar gibi parlamak doğuştan hakkımız. Işığımızı yeniden dünya üzerinde paylaşmanın zamanı geldi.


13 Eylül 2012 Perşembe

Ruh Kaybı ve sonrası: kısa bir soru-cevap

Salvador Dali - "Girl with Curls"

Ruh Kaybı ve sonrası: kısa bir soru-cevap

Robert Moss

Ruh bedende kalmakta neden zorlanır?

Acı veya taciz, keder veya utanç yaşarız ve bir parçamız dünyayı çok zalim bulduğu için uzaklaşmak isteriz. Ruh kaybı yaşamdaki yürek burkan seçimlere de bağlı olabilir. Bir ilişkiden, evden, işten, ülkeden, yaşam tarzından ayrılmaya karar veririz ama bir parçamız bu seçime, bizden ayrılıp enerjisini yaşamımızdan çekme noktasına kadar, direnir.   Ruh enerjisini, rüyalarımızdan vazgeçtiğimizde, kendimize sevmek veya o yaratıcı sıçramayı yapmak konusunda güvenmeyi reddettiğimizde ve cansız bir uzlaşıdan ibaret bir yaşama razı olduğumuzda da kaybedebiliriz.
Ruh ayrıldığında nereye gider?  

Bazen bir parçamızı, büyükannemizin evi veya ilk aşkımızla beraber yaşadığımız daire gibi, eski bir mekanda sıkışıp kalmış buluruz. Bazen kaybetmiş olduğumuz ruh parçamız, Peter Pan’ın Kayıp Çocuklar Diyarı gibi başka bir gerçeklikte yaşar. Ölmüş olmayı dilediğimizde, ruhumuzun bir parçası Ölülerin Diyarı kadar uzak bir yere gidebilir.

Tüm ruh parçaları geri alınabilir mi? 

Öylesine zarar görmüş parçalarımız vardır ki onları geri istemeyiz.  Bazen yanmış veya kavrulmuş, karanlık veya bağımlı görünebilirler. Bazen yaşamdaki seçimlerimiz o denli radikaldir ki ayrılmış parçamızı şimdiki yaşam şartlarımızı paylaşmaya ikna etmek olanaksızdır.  Örneğin, benim içsel işadamım yapmış olduğum seçimlerden o denli iğrenmiş durumda ki, parayı yapmayı istediğimden daha fazla öncelik haline getirmezsem bana yakınlaşmayacak!

Yaşamında daha fazla ruh deneyimlemek isteyen birinin atması gereken ilk adım nedir?
 
Biraz temizlik yapın ve yardım isteyin. Kitabım Dreaming the Soul Back Home ve workshop çalışmalarımda psişik temizlik ve salıverme için pratik rehberlik sunmaktayım. Favorilerimden biri bizi alıkoyan ağır enerjileri uzaklaştırıp yaşamsal ruhun geri gelmesi için alannı temizlediğimiz basit bir ateşe salıverme. Ruhsal dostlarımız ve kendi Yüksek benliğimiz de dahil olmak üzere, yardımın daima hazır olduğunu hatırlamamız çok önemli. Yardımı daima nazikçe istemek de iyi bir fikir.

Bağımlılıkların ruh kaybındaki rolü nedir?

Bağımlılık ruh kaybının hem nedeni hem de sonucu olabilir. Işıltılı enerjimizin bir kısmı, bağımlılıklara veya sevmediği arkadaşlara kapıldığımızda bizden ayrılabilir. Bir parçamız eksildiğinde, boşluğu dolduracak şeyler çıkagelir ve biz de boşluğu doldurmak için birşeylere uzanırız. Şamanik bakış açısından bağımlılıklar, arzularını yaşayan kişinin üzerinden doyurmak isteyen ölülerin ruhları tarafından beter hale getirilir.  Örneğin ben, şimdiye dek ölü sarhoşların refakat etmediği (benim bakış açıma göre) gerçek bir alkoliğe rastlamış değilim.  Kitaplarım Dreaming the Soul Back Home (Ruhun Yuvaya Dönüş Rüyasını Görmek) ve The Dreamer’s Book of the Dead’de (Rüyacının Ölüler Kitabı) ve aynı zamanda da programlarımda, yaşayanlar ve ölüler arasında sağlıklı psişik sınırlar yaratmak için pratik rehberlik sunmaktayım.  

“Ruhu geri kazanma” olarak adlandırdığınız orijinal bir yaklaşım geliştirdiniz. Bu yaklaşımın anahtar öğeleri nelerdir?

Bedene daha fazla ruh kazandırmak ve diğerlerinin de bütünlenmelerine yardımcı olmak için Aktif Rüya Görme tekniklerini kullanıyoruz. Rüyaları diğerleriyle doğru şekilde paylaşmayı öğrenerek daha genç ve ışıltılı benliklerimizin yakınlaşabileceği bir güvenli alan yaratıyor ve ruh arkadaşlarından oluşan topluluklar inşa etmeye başlıyoruz.  Bir rüyayı şamanik lusid rüya için giriş kapısı olarak kullanmayı öğrenerek daha derin bir alana yolculuk ediyor, kayıp ruhların bulunup geri alınabileceği yerlere gidebiliyor ve birbirimize bunu yapmak için yardım ediyoruz.

Rüyaların yalnızca ruhun isteklerini değil aynı zamanda da gitmiş olduğu yeri gösterdiğini söylüyorsunuz. Lütfen bunu örnekleyerek açıklar mısınız?

Rüyalarımız bize hangi parçalarımızın yerinde olmadığını ve onları yuvaya döndürmek için en uygun zamanı gösterebilirler.  Tekrar tekrar geçmişte yaşadığımız bir mekana döndüğümüz rüyalar, bir parçamızın orada kalmış olduğunu gösteriyor olabilir. Daha genç yaşlardaki halimizi ayrı bir birey olarak  algıladığımız rüyalar, o yaşta kaybettiğimiz parçamızın farkına varmamız ve onu geri almamız için bizi dürtüyor olabilir.  Bazen, daha yakından bakmadıkça, o güzel çocuğun kim olduğunu bilemeyiz.

Orta yaşlı bir kadın yardım istemek için bana başvurmuştu. Bana “güven duyabilecek ve sevinci bilen parçamı kaybettiğimi hissediyorum” dedi. Yıllardır rüyalarını hatırlamadığını söylemiş olduğu halde, görüşmemize hazırlık için bir rüya günlüğü tutmaya başlamasını istedim. Beni görmeye geldiğinde yalnızca bir rüyanın çok küçük bir bölümünü hatırlamayı başarmıştı. Bir masanın yanında durmuş, büyük boy “post-it” notlarına baktığını hatırlıyordu. Her not kağıdının üzerinde daktilo edilmiş bir mesaj vardı. Ama mürekkep uçmuştu ve mesajları okuyamıyordu.   

Yavaşça ve dikkatlice, rahatlamasına yardım ettim ve rüyasına geri dönmesi için onu cesaretlendirdim. Oldukça çabuk biçimde kendini neredeyse yirmi yıl önce boşandığı eski kocasıyla beraber yaşadığı evdeki bir odada buldu. Şimdi mesajları okuyabiliyordu. İlk mesajda, koyu ve büyük harflerle “YAPABİLİRSİN”  yazıyordu. Tüm mesajlar yaşama güvenmek ve kalbi olan bir  yaşam sürmekle ilgiliydi.

Sevme ve güvenme becerisini neredeyse yirmi yıldır o odada bırakmış olduğunu farketti. Ona ne yapmaya ihtiyacı olduğunu sordum. Bana “kalbimi o odadan alıp bedenime geri getirmeye ihtiyacım var” dedi. Mesajları topladı ve onları kalbine yerleştirme hareketi yaptı. Elleri kalbinin üzerinde birleştiğinde ikimiz de kalp merkezinden yumuşak ve hoş bir ışığın yayıldığını gördük. Titredi, gözleri parlıyordu ve bana “Az önce birşey geri döndü. Neredeyse yirmi yıldır kayıp olan birşey” dedi.  

11 Eylül 2012 Salı

Kederle Nasıl Başa Çıkmalı

Sandra Ingerman

Çeviren: Simin Uysal

Geçenlerde haberleri seyrederken ilginç bir hikayeye rastladım. Tıpta kederi bir hastalık tanısı olarak etiketleme hareketi var. Kederli insanlara, bir antidepresan olan Prozac reçete edilecekmiş.

Yaşamdaki her değişim, bir bitişe yönelen ve tanıdık birşeyin ölümüyle keder hali yaratabilecek,  bir ölüm biçimidir. İşimizi değiştirebilir, boşanabilir, yaşlandıkça nasıl hissettiğimiz ile ilgili değişim yaşayabilir, yaşamımızı tehdit eden bir hastalık geçirebilir veya sevdiğimiz birinin ölümünü deneyimleyebiliriz.   

Ölüm bir son değil aksine yeni bir başlangıçtır. Ve keder deneyimi büyümemiz ve evrimimiz açısından önemlidir. Keder, içinden genişleyebileceğimiz derin bir içsel kuyu geliştirmemize yardımcı olur.

Sıkça insanların nasıl bir “genişleme” çağında olduğumuz hakkında konuştuklarını duyuyorum ve birinin başından dışarı doğru genişleyen zihinsel bir enerji prosesi gözümde canlanıyor. Fakat gerçek genişleme içimizin derinliklerinden gelir. Kendimize kederli olma, yas tutma iznini verdiğimizde, içimizde derinlik geliştiririz. 

Kendi yaşamımda farkettim ki kalbim kırılırken aslında genişliyor. Yaratılmış olan bu genişleme, sevgiyi iletmek için daha büyük bir araç haline gelmeme yardımcı oluyor. Ve sevgi en büyük şifalandırıcı güçtür. Daha büyük bir sevgi haline açılmamızda bize yardımcı olan, keder gibi başka birşey daha yoktur. 

Kalbimiz genişlediğinde acı çeken diğerleri için daha fazla şefkat hissedebiliriz. Ve bu şefkatle diğerlerinin şifalanması için gerekli alanı yaratırız.

Kederi durdurmaya çalıştığımızda büyümeyi de durdururuz. Ve doğaya baktığımızda, büyümeye devam etmeyen yaşamın öldüğünü görürüz. Keder hali, her ne kadar kötü hissetseniz de, yaşamla doludur. Keder içimizde daha fazla yaşamın akışını sağlayan bir alan yaratmamıza yardımcı olur.

Keder, yeni ilişkilerin, yeni fırsatların yaratılabileceği verimli bir hal yaratır.

Üzerinde durulması gereken konu kederli olduğumuzda kendimizi nasıl destekleyeceğimizdir. Kederi tümüyle bastırmanın yararlı olmadığını düşünüyorum.
İlk olarak, sahip olduğumuz duyguları kabul etmeliyiz. Herhangi bir çeşit üzüntü ve duygusal acıyı kabul ettiğimizde, bu bizi değişime doğru götüren enerjetik bir hareket yaratır. Bir duyguyu bastırdığımızda içimizde büyümeye devam eder. Duygularımızı bastırmanın bir yolunu bulsak bile, duygunun enerjisi içimizde gerilim yaratacaktır. Yaşadığımız tüm duyguları ifade etmemiz önemlidir.

İşlerimize ve günlük rutinlerimize dönmemiz gerekebilir ama yas tutmak için kendimize zaman yaratmamız önemlidir. Yas sürecinde olanlara yardımcı olan bir gruba katılmayı düşünebilirsiniz. Gün içinde kendinizle başbaşa kalabileceğiniz zaman yaratın.

İş arkadaşlarınızı ve arkadaşlarınızı kaybınızdan haberdar edin, duygularınızı anlatın ve kendinizi ağlarken bulabileceğinizi söyleyin. Şifalanmanın en iyi yolu, artık kalmayıncaya kadar enerjiyi ifade etmektir. Toplum içinde iyiymiş izlenimi vermek için duygularınızı bastırmak yalnızca şifalanmayı erteler.

Birçok insan için, yalnızca onları dinleyecek sevgi dolu bir topluluğun olması önemlidir. Kültürümüzde çoğumuz, sevdiklerimizi ihtiyaçları olduğunda düzeltmek istiyoruz.  Kederde düzeltilecek hiçbir şey yoktur ve gerçekte  diğer bir insanın kederini yoketmenin bir yolu da yoktur. Yalnızca orada olmak, dinlemek ve sevgi dolu şekilde desteklemek çok büyük yardım sağlar. 

Yas tutan birine acımamak önemlidir. Enerjetik olarak acıma, taşınması ağır bir enerji yüküdür. Kederli olduğunuz esnada binlerce insann size acıdığını hayal edin. Size böyle bir enerjinin gönderildiğini deneyimlemek ister misiniz?  

Kendinizi şımartmanın yollarını bulun. Banyo yaparak rahatlamak isteyebilirsiniz. Su son derece şifalandırıcı bir elementtir. Acınızı suya bırakabilir ve sudan acınızı sevgi enerjisine dönüştürmesini isteyebilirsiniz.

Toprağın üzerine uzanabilir veya bunu yaptığınızı hayal edebilirsiniz. Acınızın toprağa süzülmesine izin verin. Acınızı aldığı ve yeni ürünlerin büyümesi için verimli organik maddeye dönüştürdüğü için Toprak Ana’ya teşekkür edin. Yeryüzünün sonbaharda ölüp yere düşen yaprakları alarak zengin ve verimli toprak yaratmak için gübre olarak nasıl kullandığını düşünün.

Bırakmayı dilediğiniz duygularınızı bir kağıda yazarak ateşte yakabilirsiniz. Yerli kültürlerinde ateş değişim ve dönüşüm elementi olarak görülür.

Dışarı çıkabilir ve rüzgarın acılı duygularınızı alıp götürmesine izin verirken esintilerin getirdiği sevgi dolu mesajlara kendinizi açabilirsiniz.

Çalıştığınız elementlere daima şükranlarınızı sunun. Bu, bize yaşam veren elementleri onurlandırmanın bir yoludur. Aynı zamanda, bıraktığınız enerjinin daima sevgi ve ışığa dönüşmesini isteyin. Böylece dünyaya göndermiş olduğunuz şey tüm yaşam için şifa yaratır.    

En önemlisi, kendinize yas tutmak için zaman verin. Kendinizi daha iyi hissetmeniz “gereken” bir zaman çerçevesi yok. Duygularınızı gerçekten kucaklamanıza izin verdiğinizde, zaman sizi kendiliğinden yenilenme noktasına getirecek. Yaşamda herşey değişir. Ve  kederiniz de buna dahildir. 

İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak

İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak   

Sandra Ingerman                        

Hayal edin.“Hayal et.Doğmadan önce, evrenin yaratıcı gücüne bağlı,  küçük bir ışık kıvılcımıydın yalnızca. Yeryüzüne baktın. Harikulade yaşam formlarıyla dolu ne güzel bir gezegen. Dünya üzerindeki yaşam olasılıkları üzerine düşünmeye başladın. Okuyucu, yaşamın değerini ve tüm yaşamın sevgi, ışık, sevinç, uyum, huzur, eşitlik ve bolluk deneyimlemek için yaratıldığını hatırlıyor musun? Eğer bunu içinin derinliklerinde hissedebiliyorsan, doğru olduğunu biliyorsun.Eğer hissedemiyorsan üzülme, ben hatırlamana yardımcı olacağım. Biz, ruhsal ışığımızı ve enerjilerimizi, hatırlamak ve yaşayan tüm varlıklar için harikulade bir yaşam yaratmak için biraraya getiren bir topluluğuz. Vizyonumuzu hatırlamalı, ona odaklanmalı ve bu vizyonu hep birlikte birarada tutmalıyız. Değişen zamanlarda ancak bu şekilde başarılı olabiliriz.” Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli"den alıntıdır. Sandra Ingerman (Weiser 2010).

Medicine for the Earth (Yeryüzü için Şifa) için çeşitli ruhsal öğretileri araştırdığım sırada, ezoterik biilgilerin altında yatan prensibin yaşamın ışıktan yaratılmış olması olduğunu öğrendim. Egoya sahip varlıklar olarak, sıklıkla gerçek doğamızı unutuyoruz ve kendimizi bedenlerimiz ve kişiliklerimizle fazlaca tanımlıyoruz. Bizler bedenlerin içindeki ışığız.   

Simyacılar gerçekte kurşunu altına dönüştürmemişlerdir. Aksine, kurşun gibi ağır olan bilinci altın renginde ışıyan bilince dönüştürmüşlerdir.   Dünyanın dört bir yanındaki gizemcilerin şifa verdikleri esnada parladıkları ve ışık saçtıkları görülmüştür. Yeryüzü için Şifa kitabımda tüm ruhsal geleneklerdeki ışık kavramı üzerinde durdum.

Işığız ve buraya parlamak üzere geldik. Ama çoğumuz hem gerçek doğamızı hem de neden buraya geldiğimizi unutmuş durumdayız. Sevgi ve ışıktan yaratıldık ve sevgi ve ışığız. Dünya üzerinde parlayabildiğimiz kadar parlamak hepimizin doğuştan gelen hakkı.

Çoğumuza küçük yaşlardan itibaren çok fazla parlamamamız öğretildi. Eğer çok fazla parlarsak kimsenin bizi sevmeyeceği. Yalnızca birkaç tane “yıldız” olabileceği ve senin bunlardan biri olmadığın. Bu sana tanıdık geliyor mu?

Neden dünya üzerinde yalnızca birkaç tane yıldız olsun ki? Şimdiye kadar hiç kimsenin yıldızlara bakıp da “keşke şu yıldız bu kadar çok parlamasa, ışığıyla diğerler yıldızların ışığını bastırıyor” dediğini duymadım. Burada bu inanç neden var? 

Hepimizin, üzerimizdeki gece göğünün güzelliğini yansıtacak şekilde,  kendi ışığıyla parlamasının zamanıdır. Dünyadaki karanlık yerleri aydınlatabilmek için hepimizin ışığıyla parlaması gerek. 

Aylık bazda insanlardan oluşan bir ışık ağı yaratacağız. Bu yalnızca şu anda ihtiyacı olan yerlere ışığı götürmekle kalmayıp aynı zamanda da bizi şifalandıracak ve gerçek doğamızın ışık olduğunu hatırlamamıza yardımcı olacak. Işık olduğumuzu hatırlayan binlerce kişiyle bağlantı kurmak da son derece şifalandırıcı olacak. Bu kavramı diğerleriyle de paylaştıkça, biliyorum ki, ışık ağımız genişleyerek dünyaya ve üzerindeki tüm yaşama etki edecek.  

Yeryüzü için Şifa kitabımda niyet + uyum+ sevgi + konsantrasyon + odaklanma + birlik+ imajinasyon = dönüşüm olduğunu öğretiyorum. Bu formül bize ışık olduğumuzu hatırlamak ve onunla parlamasına izin vermek için yardımcı olacak.

Işık olan gerçek doğanızla bağlantı kurmaya başlamak için rahatlatıcı, sakinleştirici bir müzik seçin ve sessiz bir yere geçin. Sizi merkezlenmiş bir konuma götürerek uyum ve sevgiyi deneyimleminize izin verecek birkaç derin nefes alın. Varlığınızda parlayan ışığı deneyimlemek niyetinizle birlikte içeri girmek kendinize izin verin.  Bu sizi yaratıcınız veya evrenin gücüyle birlik haline getirecektir.  Odağınızı sabitleyin ve niyetinize konsantre olun. İmajinasyonunuzun içsel ışığınızı görmek ve hissetmeniz için yardımcı olmasına izin verin. Işığınızın tümüyle parlamasına izin verin. Bu ışık her zaman oradadır ve kullanmakla bitmez. Işığınızın paylaşılma ve sizin tarafınızdan yenilenme kapasitesi sınırsız. Işığınız yokedilemez ve sizden alınamaz. Tükenmek konusunda endişe etmenize gerek yok çünkü bu ışığın kaynağı her zaman sonsuz bereketli. 

Deneyimizi tüm bedeniniz için bir deneyim haline getirin. Bunu yapmaya ışığınızın varlığınızın merkezinden parlamasına izin vererek başlayın. Bu  ışığın bedeninizdeki her hücreye yayılmasına izin verin. Kendinizi ışığınızla tamamen dolu hissettiğinizde yaşam ağıyla bağlantı kurarak titreştiğinizi deneyimleyin.  Işığınızın bu şekilde titreşen bedeninizden yayılmasına izin verin. Işığın bedeninizin her bölümünden yayıldığını deneyimleyin.

Işığınızı deneyimleyip, parlaklığının sizden yayılmasına izin verdikten sonra nefesinizi ve niyetinizi kullanarak bulunduğunuz durumdan çıkın. Geri dönün, gözlerinizi açın, bedeninizi hissedin, parmaklarınızı oynatın ve dünyaya şifalandırıcı enerjiyi parlayarak getirecek olan  diğerleriyle bağlantı kurmaya hazır olduğunuzu bilin.

Uygulamaya ışığınızın parlamasına izin vererek başlayın. Sonraki uygulamanız gün içinde ışık solumak olsun. 

Işığınızla bağlantı kurup, yaşamınızda parlamasına izin verdikçe titreşiminiz değişecek. Işıklarımızı biraraya getirip dünyada paylaştıkça gezegenin titreşimini de değiştiriyoruz. Niyetinize odaklı kalmanız büyük önem taşıyor.

Bunu yaparken, dua veya sözcük kullanmamanızı öneriyorum. Yalnızca ışığınızla parlayın ve gezegendeki karanlık yerlere ulaşıp dokunacak olan gezegensel ışık ağına katılmak için kendinize izin verin.

İlk meditasyon, 2000 yılı kış gündönümünde , ışığın geri dönüşünü kutlamak için yapılmıştı. Bu meditasyon esnasında insanlara yaşadıkları yerlerde gündönümünün başlangıcıyla beraber ışıklarını parlatmaları söylenmişti. Bunu yaptığımızda ışık, ülkeden ülkeye geçerek büyüdü. Işık yerküreyi gezdi. Ama orada durmadık. Tüm gün ve gece boyunca parlamaya devam ettik. Bu şekilde, gündönümü ile parlamaya başlayarak dünya çapındaki ışık ağını birleştirdik ama gün ve gece boyunca parlayarak bu ağı canlı tuttuk.                  

İnsanlardan oluşan ışık ağı yaratma meditasyonları her dolunayda, yansıttığımız ışığı gücüyle  büyüten her dolunayda devam ediyor.  Her dolunayda ışığınızı parlatma ve gün ve gece boyunca global bir insan ışık ağına bağlandığınızı imgeleme çalışmanıza devam edin. Ve bunu her dolunayda yapmaya devam edelim. Hem kendi yaşamlarınızdaki hem de gezegendeki titreşim değişimi ve şifalanmayı imgeleyelim.

Dolunay kutlamalarında bir grupla çalışma yapıyorsanız, ışığınızın parlamasına izin verirken, ellerinizi ve ışıklarınızı birleştirin. Grubunuzun ışığının dünya üzerindeki tüm diğer gruplarla birleştiğini deneyimleyin. Kocaman bir ışık ağıyla birleştiğinizi deneyimleyin.

Eğer yalnız çalışıyorsanız, sessiz bir yere gidin ve ışığınızın parlamasına izin verin. Dünyanın dört bir yanında ışıldayan ışık ağıyla birleştiğinizi deneyimleyin.

Bir arkadaşım bana çocukların her zaman parladığını anımsattı. Çocuklarınızı da bu uygulamaya katın.

Hatırlayın tüm yaşam ışıktandır. Siz ışıksınız, hepimiz ışığız, devasa bir ışık ağında biraraya geliyoruz.

Delaware’de Yeryüzü için Şifa eğitimleri veren Kate, 2010 yılında bir önerisini yazmış. Ayda bir yerel bir grupla ışık ağı örmek için buluşup, aşağıdaki gibi çalışıyorlar: 

“Işık ağını yukarı ve dışarı doğru örmek yerine yerin derinliklerine kökler örüyoruz. Tüm kökler bir defa herkesin ışığıyla birleştiğinde, ışıklar yerden fışkırıp dünya üzerindeki tüm varlıkları sarıyor.”  
Aşağıdaki yukarıdaki  gibidir, dışarıdaki içerideki gibidir prensibinden hareketle, spiritüel topluluğun “içerideki gibidir” bölümünü geliştirmesi önemli. Zira spiritüel topluluğun çoğu üyesinin ruhsal çalışmalar esnasında bedenini bırakma eğilimi var. Çalışmamızın gücü bedenimizin içinde kalarak, içten parlayan bir yıldız olarak parlamamızdan geliyor.  

Işık ağını toprakta köklendirmeyi deneyelim. Işık ağını yeryüzünün içinde ve her tarafında gerçekten hissetmek istiyoruz.

                                Global Topluluğumuz için Aylık Şifalanma Önerileri

Görünen o ki bilinç hızla değişiyor. Uyum içinde yaşamayı öğrendikçe bu durumun elbette birçok ödülü var. Her değişim yaşamlarımızda bir ölüm gerektirir. Bunun nedeni yeni bilinç ve farkındalık düzeylerine geçerken bizi desteklemeyen şeyleri bırakmamızın gerekmesi.

Şimdiye dek hiç bu kadar fazla sayıda insanın zor zamanlar geçirdiğini görmemiştim.

Değişim Haberleri’nde de sık sık yazdığım gibi değişik farkındalık ve bilinç düzeylerindeki paradokslarla dansetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Zira , eşzamanlı olarak işleyen birçok düzey var. 

Bir düzeyde hepimiz bağlantılıyız ve hepimiz ruhuz. Spiritüel durumda hepimiz kutsalız ve her zaman mükemmeliz. Aynı zamanda, insan olmanın koşulunun bir parçası da ego sahibi olmak. Ve ego kendisini diğer tüm yaşamdan ayrı olarak görmekte. Bu ayrılık hali ise korku, öfke ve diğer çeşitli duyguları yaratıyor. Fiziksel hastalıkları yaratan da bu ayrılık hali.

Dönüşüm uygulamamızı yapmaya devam ederken bu ayrılık hallerini de şifalandırmaya başlıyoruz. Daha yüksek düzeydeki bilinç durumuna hareket ederken evrenin kusursuzluğuna teslim olmayı da öğrenmeliyiz.  Ve bazen bunu yapmak zor ve kendi kutsal ışığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var.

Dönüşüm Haberleri’ni okuyan dünya çapındaki topluluğumuza yardımcı olmak için ışıktan bir insan ağı yaratma uygulamasının yanına bir şifalanma çemberi eklemeye karar verdim. Dolunayda yeryüzünün içinde ve çevresinde bir ışık ağı örmeye devam edeceğiz. Ve parıltımızın yardım isteyenlerin de  içinden parlamasına olanak veren bir çember oluşturacağız.  

Önerim şu. Eğer uygulayıcı olarak gönüllü olmak isterseniz, kendinizi diğer uygulayıcılarla beraber bir çemberde ayakta veya otururken imgeleyin. Hatırlayın ki Dönüşüm Haberleri birçok farklı dile tercüme ediliyor. Birlikte çalışan çok büyük bir global topluluğumuz var.

Niyetimiz kendi kutsal ışığımız deneyimlemek ve onu içsel çembere yaymak.

Çemberimizde acı çekenleri görmüyoruz. Her bireyin içindeki ilahi mükemmeliği teslim ediyoruz. Böylelikle insanları acı çekme teşhisiyle kısıtlamak yerine onları kendi kutsallıklarına yükseltiyoruz.

Yazar ve eğitmen Eric Pearl “kuantum fiziğinde bir parçaçığın davranışını değiştirirseniz, diğer bir mekanda bulunan başka bir parçaçık, ister santimetler isterse evrenler uzaklığında olsun, derhal tepki verir” diye öğretir. Daha düşük frekanslar daha yüksek frekanslara katılır veya uyumlanır, tersi değil.

Böylelikle Yeryüzü için Şifa çalışmasının esas prensibine dönersek, dünyayı değiştiren ve diğerlerini şifalandıran kim olduğumuzdur, yani buradalığımız ve yaydığımız ışık.

Enerji göndermiyoruz veya kimseyi şifalandırmaya çalışmıyoruz. Yalnızca kendi ilahi sevgi ve ışığımızın, yardım isteyenlerin ilahi ışıklarını kıvılcımlamasına izin veriyoruz.

Kendinizi diğer uygulayıcılarla birlikte bir çemberde ayakta veya otururken imgeleyin. Dönüşüm (transfiguration) çalışmanızı yapın ve elleriniz çemberin içine dönük olarak ilahi ışık ve sevginizi yayın.

Eğer yardıma ihtiyacınız olduğunu hissederseniz kendinizi dünyanın dört bir tarafından insanların oluşturduğu bir çemberin içinde uzanırken imgeleyin.    

Rolünüz uygulayıcılarımız tarafından paylaşılan ışığı absorbe etmek. İlahi sevgi ve ışığı varlığınızın her hücresine absorbe etmek için bir benzetme düşünün. İşinize yarayan bir benzetme bulabilmeniz umuduyla sizlere birkaç örnek vereceğim. Suya konulduğunda tüm suyu emen bir sünger düşünebilirsiniz. Yağmur altında günlerce kalan bir çiçeğin güneş açtığında onun ışığını emdiğini düşünebilirsiniz. Belki çok fazla güneş alan bir çiçeği ve yağmur başladığında ona hayat verip besleyen suyu nasıl içtiğini düşünebilirsiniz. Veya perdeleri sıkıca kapalı bir odanın perdeler açıldığında günışığıyla dolduğunu düşünebilirsiniz.

Bırakın dış çemberin ışığı kendi ışığınızın bedeninizdeki her hücreden akışını tetiklesin. Bu, bizi ilahi mükemmellikle ve ışık ağıyla yeniden bağlantıya geçirir. Bu, duygusal ve fiziksel hastalıkları yaratan ayrılık hallerini şifalandırır. Ve hepimizin yaşamın bize getirdiği güçlük ve fırsatlara doğrulmamızı sağlayacak güce sahip olduğumuzu hatırlatır. 

Ve günün ve gecenin çeşitli zamanlarda değişik rollerde de olabilirsiniz. Bir süre uygulayıcı olabilir ve sonra çemberin ortasına uzanabilirsiniz.

Ve zamanın dışında çalıştığımız için bu çalışmayı ne zaman yaptığınızın da bir önemi yok. Çalışmalarımızın eşzamanlı olmaları gerekmiyor.

İnsanlardan oluşan ışık ağını yaratmak için yalnızca dolunay zamanı ile sınırlı değiliz. Kalbimin çağırdığı tüm zamanlarda ışık ağını besliyorum. Ve elbette ki ışığımızı günlük olarak global topluluğumuza yaymaya devam edebiliriz. Çalışmamızın aslı ışığımızı dünyaya aldığımız her nefes ve attığımız her adımda yaymak.

Dönüşüm Haberleri Eylül 2012

Dönüşüm Haberleri Eylül 2012   


Sandra Ingerman       

Her ay Dönüşüm Haberleri’ni okuyan ve paylaşageldiğim spiritüel uygulamalarla çalışan binlerce kişi var.

Çoğunuz bu uygulamalarla yıllardan beri çalışıyor. Küresel bir topluluk olarak, hep birlikte, içinden geçmekte olduğumuz evrim sürecini, yaşamlarımızı ve çalışmalarımızı destekleyen güzel bir temel örmekteyiz. 

İçinde yaşamak istediğimiz dünyanın rüyasını görmeye devam ederek var etmek için niyet ettik ve odaklandık. Gün boyunca durup ne düşündüğümüzü gözlemlemeye ve kollektife doğru hangi enerjileri gönderdiğimizi farketmeye kendimizi adadık. Düşüncelerimizi ve sözlerimizi arzu ettiğimiz sonuçlarla uyumlu hale getirmek için uygulamalar yapıyoruz. 

Bildiğiniz gibi, bu süregelen bir çalışma. Hem yeni bir yaşam biçimi yaratmak, hem de yaşam ağını sevgiyle tutmak için harcadığımız enerjiyle gurur duymalıyız. Umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda odaklanmamız gereken budur. Yaratmakta olduğumuz güzellik ve şifaya odaklanın. Bize hizmet etmeyen eski yaşam biçimi çözülmeye devam ederken, bizleri destekleyecek yeni bir temeli örüyoruz. 

Biliyorum ki kolayca muhafaza edebileceğimiz bir bilinç durumuna kavuşmayı ve dış dünya tarafından dikkatimizin bu kadar dağıtılmamasını dilerken hüsrana uğrayabiliriz.  Ama içinde yaşadığımız kollektif, stresli bir yaşam biçimini destekliyor.Gün boyunca spiritüel yaşama devam etmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.  

Yeryüzü için Şifa çalışmasının anahtar prensibi, spiritüel çalışmamızı günlük hayatımıza entegre etmek ve uygulamalarımızı yalnızca sabahları yaptığımız, dünyaya çıktığımızda devam ettirmediğimiz birşey olarak ayırmamaktır. Trafikte araba sürerken, alışveriş yaparken, banka kuyruğunda beklerken dünyada ışık olmak için güzel ve güçlü bir odağı koruduk.

Kim olduğumuzun dünyayı değiştireceği öğretisi, pozitif bir değişim yaratan olmanın özüdür. Ve spiritüel uygulamalarımıza devam etmeliyiz.

Aynı zamanda kendi odağımda bir değişim olduğunu hissediyorum. Bu gezegende karşı karşıya geldiğimiz güçlükler daha karmaşık hale geldikçe yaptığım herşeyi sadeleştirmek için gerçek bir arzu duyuyorum.

Okuduklarımdan biliyorum ki, insanların birçoğunda fiziksel ihtiyaçlarını sadeleştirmek, daha sade yaşamanın yollarını bulmak için  –giyecek ve diğer maddi eşyalarını diğer insanlara bağışlamak ve daha küçük evlere taşınmak- gerçek bir hareket var.

Ben de kendi içimde aynı arzuyu buldum. Ve aynı zamanda da yaptığım spiritüel çalışmayı sadeleştirme ihtiyacını da hissediyorum.  Çünkü yaptığımız spiritüel uygulamaları saplantı haline getirebilir ve  kendimize fazlaca baskı yaratabiliriz. Ruhumun arzusu kendim ve KENDİ YÜKSEK BENLİĞİM arasındaki bağlantıyı yeniden kurmak. Birkaç aydır Yüksek Benlik –her zaman huzurlu, sevinç dolu ve kalıcı olan spiritüel, ölümsüz olan parçamız- hakkında yazıyorum.  

Bu arzumda yalnız olmadığımdan eminim. Çoğumuzun kendimizle yeniden bağlantı kurma ihtiyacını hissettiğini düşünüyorum.

Sorunlar neredeyse katlanarak artar ve zorlaşırken, kendi spiritüel amaçlarımın küçüldüğünü hissediyorum. Sevgi, eşitlik, uyum ve huzur enerjilerini ve yaşamı desteklemeyen yaşam tarzı çözülmeye devam edecek. Uyanma çağrıları daha da yükselerek gelmeyi sürdürecek. Hepinizin bunu anladığını biliyorum. Bu çağrılar yalnızca yeryüzünden değil aynı zamanda da daha derin ve daha anlamlı bir yaşam tarzı deneyimlemeyi arzulayan kendi ruhumuzdan da gelmekte.

Bu nedenlerle, yalnızca birkaç dakikalığına bile olsa, kendi içimizde huzuru deneyimleyebileceğimiz bir yer bulmanın önemli olduğunu hissediyorum. Geçen ay, dinginliği deneyimlemek için zaman bulmak hakkında yazmıştım.

Bu ay evinizde kendinizle yeniden bağlantı kurabileceğiniz ve dış dünyada olup bitenlerden uzak kalabileceğiniz kutsal bir alan yaratmak hakkında yazmak istiyorum.

Bunu yapmanın bir yolu evinizde bir sunak haline getirebileceğiniz bir köşe ya da küçük bir masa bulmak. Evlerinde sunaklara sahip olanlarımızın orada oturduklarında kutsal alanda olduklarını ve rahatladıklarını biliyorum. 

Sunağınızı basit tutun. Bir mum, kristaller, taşlar, deniz kabukları, doğadan toplamış olduğunuz size güzel bir yeri hatırlatan şeylerle bir sunak yaratabilirsiniz. Sunağınıza size mutlu ve huzurlu deneyimlerinizi anımsatacak şeyler yerleştirin. Sunağınıza resimler veya kendi yaptığınız birşeyi koyabilirsiniz. Bunlar yalnızca kendi fikirlerinizi oluşturmanız için size ilham verebilecek öneriler.

Yaşamımda beni destekleyen görünmez yardımcı ruhlara şükranlarımı sunmak için gül suyu doldurduğum küçük bir fincanım var. Bunlardan bazıları yardımcı ruhlarım, bazıları yaşadığım yerin ruhları, bana yardım eden atalar, elementler. Kişisel listem daha fazlasını da içerebilir. 

Sunak hazırlamanın anahtarı, onu sade ve kutsal tutmak ve hayal gücünüzü kullanmaktır.

Sunağınızı dış mekanda da yaratabilirsiniz.

İçinizde meydana gelen değişikliklere paralel olarak sunağınızın da aynı değişiklikleri yansıtmasını isterseniz, değişiklik için ilhamınıza izin verin.  

Gün boyunca ziyaret edebileceğiniz ve kendinize zaman ayırabileceğiniz özel bir yere sahip olmak,  birkaç dakika için içsel huzur bulmak için harika bir yol.  Kendi kutsal yerinizde oturmak, kendiniz, diğerleri ve gezegen için kendinizce dua edebileceğiniz bir zaman dilimi olabilir. Yaşamınızda olanlara şükranlarınızı sunabileceğiniz bir yer de olabilir. Ve dünyada bir fark yaratmaya kendi yollarında çalışan tüm dünyadaki spiritüel uygulayıcılara şükranlarınızı sunduğunuz yer de olabilir. Bunların hepsinden çok, dünyanın gürültüsünden- hem içsel hem de dışsal gürültüden- uzakta sessizliği bulabileceğiniz bir yer olabilir.  

Böylelikle kendimizle bağlantı kurmaya devam edebiliriz. Bu bizim tazelenerek, dünyada bir ışık olmamızı ve vizyonlarımızı sürdürürken gücü ve enerjiyi hissetmemizi sağlayacaktır

Fakat böyle bir enerjiye sahip olmak için kendimizle bağlantımızı sürdürebilmemiz gerekir. Aksi takdirde, kendimizi çok fazla çaba harcarken buluruz. Spiritüel uygulamalarımız akıcılığını kaybeder ve zorlanma hissederiz. Ve spiritüel çalışmalarımız için zorlanırsak, yapaylık hisseder ve umutsuzluğa kapılırız. İlahi  ruhumuz ve ışığımızın bizden akmasına izin verdiğimizde kendimizi umut ve ilhamla dolu hissederiz.  

Yaşam tahmin edilebilir değildir ve çoğu insan kendisini kırılgan hissediyor. Bu, insanların başa çıkmakla uğraştığı yeni bir durum değil. Fakat kolektif enerjilerin çözülme süreci devam ederken, üzerinde durduğumuz temelden her zaman emin olamıyoruz. Güçlü bir içsel dünya yaratmaya devam etmek zorundayız. Önümüzdeki zamanda bizi destekleyecek olan şey içsel dünyamızdır. Bu bize her gün uyanmak ve yaşamın bize getirdiklerini için tüm varlığımızla karşılamak için izin verir. Biliriz ki tüm çözümler ve bulunmamız gereken tüm eylemler bize sunulacaktır.

Binlercemiz tarafından inşa edilmiş sevgi ve destek temeline güvenebilirsiniz. Üzerinde durabileceğimiz güzel ve güçlü bir temel ördük. Fakat her gün oturup tüm yapmış olduklarımızı hissedebileceğimiz sakin ve kutsal bir mekana ihtiyacımız var. Tekrar canlanmak ve yenilenmek için içsel huzur anlarını deneyimleyebilmeliyiz.

Huzurun her gün hücrelerimi doldurduğunu hissettiğim sürece hangi uygulamaları yaptığım ve konsantrasyonumu neyin bozduğunu dert etmiyorum. Ve huzur ve dinginlik hissine anlık olarak dokunabildiğim sürece ilahi düzene olan güvenim derinleşiyor. 

Çevremizdeki olaylar bizlere meydan okunmuş hissettirmeye devam edecek. Yaşanan çok sayıda anlamsız trajedi kalplerimizi şefkatle doldurarak esnetiyor. Eğer enerjinin izini sürerseniz nereye gittiğini görebilirsiniz. Ve hepimiz, hem bireysel hem de topluluk olarak, sağlam durmalıyız.     

Spiritüel uygulamalarınızı sadeleştirin – bu konuda endişelenmeyin ve yeni metotlar öğrenmeye kendinizi kaptırmayın. Kendinize zaman ayırın ve kendinize yalnızca huzur içinde olabileceğiniz bir köşe bulun. 

Yıllar boyunca, bu değişen zamanlarda odağımızı sürdürebilmemiz için yardımcı olmaya yarayan araçlar hakkında pek çok yazı yazdım.

Bu sitenin ana sayfasında yazmış olduğum makaleler için bağlantılar mevcut. Bu makaleler çok kısa ve okunması kolay. Size ilham ve bazı çalışma araçları verebilecek makalelerden bazıları:
Zehirli Düşünceleri Nasıl Şifalandırmalı
Gezegen için Yeni bir Vizyonu Nasıl Yaratmalı
Zengin Bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yaratmalı
Bir Dua Ağacını Nasıl Yaratmalı
Kederle Nasıl Başa Çıkmalı
Sevginin Gücüyle Nasıl Çalışılmalı


22 Eylül’de Kuzey Yarıküre’de güz gündönümünü ve Güney Yarıküre’de ilkbahar gündönümünü kutlayacağız. Doğa bizler için muhteşem bir öğretmen ve değişim esnasında nasıl uyum içinde yaşanabileceğini öğrenmemize yardımcı olabilir.  Zira doğa her zaman değişir ve aynı zamanda yeryüzü, değişimler sırasında gereksinimlerimizi karşılar. 

Santa Fe, New Mexico’da yaşıyorum. Ve tahminler kışın zorlu geçeceğini söylüyor. Doğanın bizleri önümüzdeki kışa nasıl hazırladığını farkediyorum..

Santa Fe’deki meyve ağaçları bu yıl geçtiğimiz yıllara göre daha fazla meyve verdiler. Ağaçlar meyve, kozalak ve meşe palamutlarıyla dolu. Bahçemdeki kayısı ağacı 17 yıldan beri ilk kez meyve verdi. Bu son derece olağandışı. Yeryüzü bizi hazırlıyor ve tüm yaşam için besin sağlıyor.

Biraz zaman ayırın ve yaşadığınız yerdeki değişimleri farkedin. Doğa önümüzdeki mevsim değişimi hakkında size hangi işaretleri gösteriyor?  Meteorologlara bel bağlamak yerine doğanın size kendi öngörülerinizde yardımcı olmasına izin verin.  

Tek başınıza veya çevrenizdekiler ile birlikte yapabileceğiniz, mevsim değişikliğini kutlama amaçlı kısa bir seremoni üzerine meditasyon yapın.

Yaşadığınız bir hayal kırıklığını veya yaratıcı potansiyeliniz önünüzdeki engelleri kaldırmak için için bir salıverme seremonisi yapmak isteyebilirsiniz. Yeryüzü ve tüm yaşam için, şükran, sevgi, ışık ve umut tohumları ektiğiniz bir şükran seremonisi yapmak isteyebilirsiniz.

Gündönümü kutlamalarınızda ilhamınızın size rehberlik etmesine izin verin. Mevsim değişikliklerinde yapılan seremoniler yeryüzünü onurlandırmanın bir yolu olmalarının yanı sıra mevsim değişikliğine adım atmamızda bizlere derin bir seviyede yardımcı olurlar.

Ve bilin ki çemberimiz sizlere olduğunuz gibi olduğunuz için koşulsuz sevgi ve ışık gönderiyor. Dünyadaki binlerce insan tarafından sevgi ve destekle kucaklanmaktasınız. Bunu hissedin, içinize alın ve onlara ışığınızla geri yollayın.

Dolunay 29 Eylül’de. Çemberimizden genişleyen ve dünyayı ve üzerindeki tüm yaşamı kucaklayan güzel ışık ağımızı örmeyi sürdürelim. 

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.  

Hepinize sevinçli baharlar dilerim.

Dönüşüm Haberleri, Ağustos 2012

Dönüşüm Haberleri, Ağustos 2012     

Sandra Ingerman     

Zamanın yoğunluğu hepimizi içimizdeki spiritüel alanı derinlemesine araştırmaya çağırıyor. Bu ay Dönüşüm Haberleri’nin Temmuz sayısındaki içerikle çalışmaya devam etmek istiyorum.

Ortak çalışmamız dış dünyada olup bitenlerle ilgili değil. Ortak çalışmamız içsel dünyamızı derinleştirmek ve zengin ve huzurlu bir içsel alandan birlikte çalışmakla ilgili.

Gerçek şu ki, dış dünyada neyi kaybedersek kaybedelim, kendi içimizde yuvadayız. Bunun nedeni ilahi ışık ve ölümsüz olmamız ve bunun ebedi gerçek olmasıdır. Ruhsal olarak kaybedebileceğimiz hiçbir şey yok. Özümüz/Yüksek Benliğimiz kalıcıdır ve değişmezdir. Ruhsal ışığımız dinginliğin ve merkezimizin olduğu bir yerdir.  

Etrafımızda o kadar çok şey olup bitiyor ki, içinizdeki gerçek yuvanızı, merkezi ve dinginliği deneyimlemek her zamankinden daha önemli, zira bu yerde aradığımız kalıcı huzur, her seviyede olağanüstü bolluk ve bereket ve sevinç bizler için mevcut bulunmakta.  

Gerçek içsel huzur ve dinginlikle bağlantımızı artırdıkça ailemiz, toplumumuz, dünya ve kendimiz için daha şifalandırıcı bir varoluş halinde olabiliriz.

Ama bu kadar fazla mücadele içinde çoğumuz için o kaygı, hayal kırıklığı yaşama ve kaybetme korkusu düzeyini bırakmak zor.  Kalplerimiz etrafımızdaki yaşamın neler geçirdiğine şahit oldukça derin bir şefkatle açılıyor. Bu durumda gerçek yuvamıza, ruhumuza, Yüksek Benliğimize, ilahi ışığımıza, dinginlik ve içsel huzurumuza ulaşmamız zorlaşıyor. Ama bunu yapmalıyız!!

Haftada bir veya mümkünse birkaç defa kendinize içsel  huzur ve dinginliği deneyimlemek için spiritüel çalışma yapacak zaman ve alanı vermek gerçekten önemli.

Bunu yapamadığımız sürece, geçen ay da yazdığım gibi, yaratımlarımızın kaynağı her zaman korku ve umutsuzluk olacaktır. 

Boşluk, yoğunluğu arttırılmamış enerjinin olduğu yer, boş ama aynı zamanda da doludur. Boşluk tüm yaşamın yaratıldığı yerdir. Ve herşey dinginlikten yaratılmıştır. Dinginlik biçimi kendine çeken bir vakum yaratır.

En yüksek yönüyle “dingin” olabildiğimizde-derin bir içsel dinginlik-  yaratmayı dilediğimiz şeyi kendimize çekebiliriz. 

Geçen ay da yazdığım gibi, çoğumuz halihazırda içsel bir gürültü durumundan yaratıyoruz ve bu durum dilediklerimizi kendimize çekmemizi sağlayamak için gereken uygun durum değil.  Öncelikle içsel dinginlik ve içsel huzuru deneyimlememiz ve almak için kendimizi açmamız gerek. Ve almak için kendimizi açtığımızda da dileklerimizi gerçekleştirme konusunda başarılı olamama ve hayal kırıklığı yaşama korkumuzu da bırakmalıyız. Anahtar açılmak, dingin olmak, içsel huzuru bulmak ve almaktır. Tüm spiritüel çalışmalarda başarının anahtarı sonuç kaygısını bırakmaktır. Bu her zaman böyle olmuştur ve her zaman da böyle olacaktır zira sonuçlara bağlılık dinginliği ve içsel huzuru yok eder.

Şunu hatırlamakta yarar var ki, kaybetmekten korktuğunuz ne varsa halihazırda kaybetmişsiniz demektir çünkü onları zaten imgeleminizde kaybettiniz.

Ruhsal öğretmenim İsis’in yıllar boyunca benimle paylaştığı gibi eğer daha bilinçli , onurla ve saygıyla yaşama konusunda bir çağrı almışsanız, toplulukta henüz rüyadan uyanmamış olanların yaptığı gibi, yaşamı desteklemeyen dalgalarla seyretmek zorunda değilsiniz.   

İnanıyorum ki bu İsis’in bahsettiği diğer gerçeklik boyutu. Çünkü yaşamlarımızı düş gücümüzü kullanarak yeniden inşa etme seçeneğine sahibiz.

Yüksek benliğimize, yeryüzüne, doğaya ve evrene tamamen teslim olmalıyız. Teslim olabildiğimizde herşeyin ilahi bir düzende olduğuna ve içsel ışığımız ve içsel bilişimizin bize her değişim ve zorlukta rehberlik edeceğine dair güvenimiz oluşacak. Ve bilmeliyiz ki bizim karşılaşacağımız güçlükler kolektifte yaşayanların yaşamakta olduklarından farklı olacaktır. Bizim güçlüklerimiz güvenmeyi öğrenmek ve kendi rehberliğimizin bizi dilediğimiz yaşama yönlendirmesine izin vermekle ilgilidir. 

Bu ay sizden haftada en az bir saat ayırmanızı isteyeceğim. Eğer çalışmanızı haftada birden fazla yapabilirseniz bu harika olur.

Bir saat meditasyon yapın. Gün içinde o anda başka bir yerde olmanız gerektiğini veya meditasyondan sonra yapmanız gerekenleri düşünmek zorunda kalmayacağınız bir zaman belirleyin. Bu zaman sabah uyandığınızda, gece hemen uyumadan önce veya tatil gününüz olabilir.  

Rahatlatıcı bir müzik seçin ve sözsüz olmasına özen gösterin. Bu bir saati önermemin nedeni bu zaman çerçevesinin sizi gerçekten derin bir hale sokacak olması. Beyin dalgalarınızın beta durumundan, yani düşünce durumundan daha derin olan teta durumuna, yani zihin yerine yalnızca kutsal ruhsal alana doğru yavaşlamasını sağlayacak..    

Niyetinizi sadece dingin olmak ve ebedi Yüksek benliğinizi deneyimlemek olarak oluşturun. Niyetinizi içsel huzur durumuyla temas etmek ve bu durumda olmaktan dolayı her ne geliyorsa almak olarak oluşturun.  

İlk başta kafanızın içinde zihinsel gevezeliğin dönüp durduğunu görebilirsiniz. Derin nefes alıp vermeye devam ederken ellerinizi karnınız veya kalbinizin üzerine tuttuğunuzda beyniniz sakinleşmeye başlayacak. Derinleşmeye devam edin. Ve dinginlik ve içsel huzura ulaştığınızda sadece bu hali deneyimleyin. İçinize doğru seyahatiniz esnasında soru sormayın ve yardımcı ruhlar, melekler, vd. ile bağlantı kurmaya çalışmayın.

Tek göreviniz olmak. Bunu yaptığınız esnada birşey değişecek. Bunu başkalarına anlatmayı başaramayabilirsiniz ama “yuva” ve yüksek benliğinize dair yeni bir his edineceksiniz. Kendiniz ve ruhsal ışığınız içinde dinleneceksiniz.  

Bu deneyim yaşamınızı ve çevrenizdeki dünyayı değiştirecek biçimlerde sizi değiştirecek.  

Bu meditasyonu tekrar tekrar yapın. Yeterince derine gidebildiğiniz ve içsel huzur ve dinginliği deneyimlediğinizde algınız değişecek. Algınızdaki bu değişim tüm yaşam ağı boyunca dalgalanacak. 

Bunu kendiniz ve yeryüzündeki tüm yaşam için yapın.

Ve dolunayda, yani 1 Ağustos’ta bu meditasyonu tekrarlayın. Yaşam ağında ışık yaymak için çabalamayın. Yalnızca kendi ışığınızı deneyimleyin, gerisi sizin herhangi bir değişim yaratma çabanız olmadan gerçekleşecektir.

“Değişimin kendisi olabilmek” için daha derinlere, muazzam içsel alanımıza seyahat etmeye devam etmemiz gerekiyor. 

Dolunay olan bugünde niyetimizi “sevgi ve ışık için bir aracım” olarak belirleyelim. Günlük etkinlikleriniz süresince ışık ve sevgi için bir araç olduğunuzu deneyimleyin.
Eğer Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız, aylık dolunay seremonimizin detaylarını öğrenmek için lütfen  “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.

Yıllar önce yaptığımız bir egzersizi tekrar etmeyi de öneriyorum. Çekim yasasını gerçekten anlayabilmek için mıknatıslarla çalışmanızı istiyorum.

Eğer evde iki adet mıknatısınız varsa onları kullanın. Yoksa dışarıdan iki adet ucuz mıktanıs alın.

Mıknatısları her gün artı ve eksi  uçları birbirlerini çekecekleri şekilde tutun. Dinginliğe hareket ettikçe ve içsel boşluğunuzu deneyimlemeyi öğrendikçe iyiliği ve dileklerinizi kendinize çekeceksiniz.

Mıknatıslarla çalışarak enerjetik çekimi anladıkça dileklerinizi bedeninize doğru çekme ve cezbetme hissini yaşayacaksınız.

Anahtar önemdeki diğer bir konu ise hayal kırıklığına uğrama korkunuzu bırakabilmek. Kendinize yaşamın iyiliğini almak için açık olma iznini verin. Sonucu bırakın gitsin ve bunun yerine kendinizi dünya ve evrenin sizinle şu anda paylaşacaklarını almaya açın.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Zengin Bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yetiştirmeli

 Zengin Bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yetiştirmeli
Sandra Ingerman

Çoğumuz sevinç deneyimini, sevincin içimizden akmasına izin vermek yerine, dışarıdaki dünyada olup bitenlere bağlarız. Sevinci veya herhangi bir duyguyu –sevgi gibi- dışsal olaylara bağladığımızda belirli bir günde nasıl hissettiğimiz dışımızda olup bitenlere bağlı hale gelir. 
Ve meselenin aslı şu ki, böyle yaptığımız zaman, yaşam şartları andan ana değiştiği için sevinç, sevgi, uyum gibi güzel duygular da anlık olacaktır. Güvenlik de bu kategoriye girer, zira dışımızdaki dünya değiştiği için bir gün güvende hissederken diğer gün hissetmezsiniz.    Bir gün işinizin güvende olduğunu hissederken ekonomi değişir ve iş güvenceniz tehlikeye girebilir. Kendinizi inişli çıkışlı duyguların içinde bulabilirsiniz.
Dünya değişmeyi, dönüşmeyi ve evrilmeyi sürdürdükçe, dışsal olaylara bağımlı olmayan ve sürekli içimizde yaşayan sevinç, sevgi, güvenlik vd.bulmak için derin bir içsel keşif içinde olmalıyız.  
Kulağa ne güzel geliyor, değil mi? Ama bunu yapmak her zaman bu kadar kolay değil. Bunu yapmak için bir “tarif”im yok ama size niyet etmenin işin anahtarı olduğunu ve ruha teslim olmanın önemli olduğunu söyleyebilirim.
Bizim mutlulukla bağdaştırabileceğimiz elle tutulur hiçbirşeye sahip olmayan, aşırı yoksulluk içinde yaşayan yerlilerin gözlerindeki parıltıyı ve kahkahalarını görebiliriz. O sevinç, kahkaha ve ışık içsel bir kuyunun derinliklerinden geliyor. Bu yaşamın kendisi için duyulan ve hiçbir koşula bağlı olmayan bir sevinç. Bu sevinç, çok zengin bir içsel bahçeyi yetiştirmiş olmaktan geliyor.
İçsel kuyumuz ve sevinç, sevgi ve güvenlik bahçemize yararlı olacak anlık deneyimleri farketmek, onlarla çalışmak ve derinleştirmek önemlidir. Yürüyüş yapın ve yalnızca –çevresel olaylardan bağımsız olarak- doğanın güzelliğinin farkına varın.  Ne olursa olsun gezegen hala büyük güzelliklerle dolu.
Yaşamınızda olup bitenlere bağlı olmayan basit sevinçleriniz hakkında derinlemesine düşünün. Bu prensiple oturun, meditasyon yapın, derinlemesine düşünün, sorularınızla birlikte yürüyüşe çıkın ve yaşamın size getirdiklerinden bağımsız olarak güvenlik, sevgi ve sevinç deneyimleyen varlığınızın içsel merkezine bir geçiş kapısı bulmaya başlayıp başlamadığınızı farkedin.
Gezegenimiz ve yaşamlarımız yoğun değişimlerden geçmeye devam ederken, çoğumuz hayatın anlamı hakkında derin düşüncelere dalıyoruz. Düşünüyorum ki, bir noktada, dışsal dünyaya odaklanmanın mutluluğu yaratmadığını hissettiğimiz bir yere varıyoruz. Büyüdükçe ve geliştikçe, gerçek zenginlik ve anlamın içimizde yattığını görmeye başlıyoruz. Bu konuyu “Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli: Kendiniz ve Yeryüzü için Gerçek Sağlık, Bolluk, Barış ve Seviç Yaratmak için Basit Araçlar” kitabımda yazmıştım.
İçime doğru gitmeyi ve içsel bahçemin zenginliğini deneyimlemeyi sürdürdükçe, sevgi ve ışık için bir kanal olmakta anlam bulduğumu farkettiğim bir yere vardım. Yaşam yolunuzda evrildikçe bundan başka ne var ki? 
Aşağıda çalışma yapabileceğiniz bir uygulama var:
  • Güzel ve rahatlatıcı bir müzik çalın. Dinlemeyi sevdiğiniz sözsüz bir müzik seçin. Müzik içsel bahçenize yolculuk yapmanıza yardımcı olacak. 
  • 20 dakika boyunca rahatsız edilmeyeceğiniz bir odada uzanın veya oturun. Daha karanlık olması için perdeleri kapatmak isteyebilirsiniz. Müziği dinlerken içsel bahçenize doğru yolculuk ettiğinizi hayal edin.
  • Bahçenizi incelerken yardımcı olması için uzman bir bahçıvanla tanışma isteğinizi belirtebilirsiniz.
  • İlk olarak, bahçenizdeki toprakla bütünleştiğinizi deneyimleyin. Topraktan çıkan çiçek ve bitkilerin ne kadar sağlıklı olduklarını inceleyerek toprağın sağlığını gözlemleyin. Bu size içsel bahçenizin ihtiyacı olan bakım hakkında ipuçları sağlayacaktır.
  • Sonra, yaşamınız boyunca düşünceler, sözcükler, tavırlar ve inançlarınızı ekmiş olduğunuz ve güçlü bitkiler olarak büyümekte olan tohumları gözlemleyin. Hangi bitkilerin ayıklanması gerektiğini deneyimleyin. Kendiniz ve gezegen için sevgi, ilham ve umut tohumları ekmeye başlayın. Kullandığınız sözcükler ve gündelik düşüncelerinizi tohumlar olarak hayal edin. Dünyada gerçekleştiğini görmek istediğiniz tohumları ekin.   
  • Sonra, kendinizi bahçenizdeki küçük alanlara güzel anılar ve şükran duyduğunuz şeyler için tohumlar ekerken hayal edin. Toprağı sulayın ki tohumlar kök salabilsin. 
İçsel bahçenizi deneyimledikten sonra sadece müziği dinleyerek durun. Az önce yaşamış olduğunuz deneyim hakkında derinlemesine düşünün. Toprağın zengin ve verimli hale gelebilmesi için içsel bahçenizi ziyaret ederek toprağı beslemeye devam etmek için niyet edin.   Güçlü ve sağlıklı bitkilere dönüşmesini istediğiniz, gerçek içsel zenginlik ve sevinç duygusunu üretecek pozitif tohumlar ekmeye devam etmek için niyet edin.      
Kendinizi hazır hissettiğinizde odaya geri dönün. Birkaç derin nefes alın. İçsel bir barış duygusu ve içsel gülümsemeyi deneyimleyin ve içinizdeki ışığın sizden akmasına izin verin.
Yaşam değişimler getirmeye devam edecek. Tüm değişimlerin ortasında zengin bir içsel bahçeyi yetiştirmek, merkezinizde ve ahenkli kalmanıza yardım edecektir.
Çeviri: Simin Uysal