4 Mayıs 2015 Pazartesi

Dönüşüm Haberleri Nisan 2015- Sandra Ingerman

Çeviren: Simin Uysal

Dönüşüm Haberlerinin odağı her zaman kendi hayatınızda bilincinizi yükselten spiritüel uygulamalarla ilgilenmek ve gezegende şifa veren bir varlık olmak üzerine olmuştur.

Fakat bildiğiniz gibi klasik şamanik şifa çalışmasını da öğretiyor ve yazıyorum. Halen kayıp ruh parçalarını geri getirme, erk hayvanı geri getirme, ekstraksiyon ve ruh kılavuzluğu  seremonileri yapıyorum. Şamanik seremonilerin klasik biçimiyle çalışmayı seviyorum. Eğer Şamanizm çalışmalarıyla yeni tanıştıysanız ana sayfadan “Duygusal ve fiziksel hastalığı şifalandırmada şamanizmin gücü” başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.  Bu makalede şamanların duygusal ve fiziksel hastalığın spiritüel nedenlerini nasıl algıladıkları ile ilgili çok kısa bir bilgi sunuyorum.

Klasik şamanik şifa seremonilerini yapmaya ve öğretmeye devam ediyorum. Ve bildiğiniz gibi transfigürasyon çalışmasını danışanlarımla yaptığım çalışmama ve öğretilerime köprülemeye de odaklanıyorum.  Çünkü spiritüel ışıkla çalışarak kişisel ve gezegensel sorunları şifalandırabileceğimize ve dönüştürebileceğimize inanıyorum.

Yakın zamanda Sacred Hoop dergisinin editörü Nicholas Breeze Wood ile bir görüşme yaptım. Sacred Hoop Şamanizm üzerine harka bir dergi. Ve Nick de Şamanizm uygulaması üzerine pek çok eğitici makale yayınlıyor.  

Nicholas ile görüşmem Sacred Hoop’un 87 nolu yeni sayısında.

Sacred Hoop hakkında daha fazla bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz: www.sacredhoop.org/offer.html 

Görüşmemizde Nick’in öne sürdüğü konulardan bir tanesi de şamanik uygulamacıların yardımcı ruhlarla,  karşı karşıya olduğumuz sorunlara müdahale etmelerine izin verecek biçimde çalışmıyor olmalarından duyduğu üzüntüydü.

Bu konu beni “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark konusunda derinlemesine düşünmeye yöneltti. Çünkü ruhun gözlerinden görmemizi sağlayan ve egomuzu kazıyan günlük spiritüel uygulamaları yapmadığımız sürece kendimizin ve gezegenin en yüksek iyiliğine hizmet etmeyen spiritüel müdahaleler için talepte bulunmamızı sağlayan egosal arzulara av olabiliriz.

Ve bu ay sizi “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark ile ilgili bir anlayış elde etmek için bir yolculuk ya da meditasyon yapmanız için teşvik etmek istiyorum.

Şamanizm uygulamasının bizim bağlantı kurduğumuzdan çok daha fazla şifa potansiyeline sahip olduğu konusunda Nick’e katılıyorum. Sorunun bir bölümünün insanların çok çeşitli öğretiler arasında sörf yapması ve bu nedenle de şamanik çalışmaların gerçekte sahip olduğu mucizevi gücü ortaya koyacak beceri düzeyinin geliştirilememesi olduğunu düşünüyorum.  Yazılarımda pek çok kereler spiritüel öğretiler arasında sörf yapan ne kadar çok insan olduğundan bahsettim.

Çalışmanızla ilgili becerilerinizi geliştirmek, daha fazla güç ve şifa getirmenin anahtarıdır. Fakat aynı zamanda spiritüel bir olgunluk geliştirerek yardımcı ruhlarla nasıl ilişki kurulacağını bilmenin, görünmez alemlerden fiziksel alemlere daha fazla şifa gücünün akmasını sağlamanın da anahtarı olduğunu biliyorum.

Tüm cevapları bilmiyorum. Yalnızca soruya farkındalık getiriyor ve karşı karşıya olduğumuz pek çok kişisel ve küresel güçlük içinde sizi, yardımcı ruhları olumlu biçimde müdahalede bulunabilmeleri için  beceri düzeyinizi derinleştirme konusunu keşfetmeniz için teşvik ediyorum.   

Nick ile bu görüşmeyi kaydettiğimiz hafta, Shift Network için bir program da kaydettim.

Ve bu görüşmede duygusal ve fiziksel sorunlara yardımcı ruhlarının yardımıyla şamanların klasik teşhisleri hakkında konuştum.  Ve yine transfigürasyon uygulamasının gücü ve spiritüel ışıkla nasıl şifalandırabileceğimizden bahsettim.  

Bu görüşmenin odağı, danışan orada bulunsa da bulunmasa da uzaktan yapılan şamanik şifanın ne denli güçlü olabileceği idi.

Uzaktan yapılan çalışmanın gücünü anlatmak için birkaç vaka örneği verdim. Aşağıda verdiğim örneklerden bazıları var.

Bir zamanlar bir danışanla uzaktan çalışmıştım. Kendisini şahsen tanımıyordum. Benimle temasa geçerek yardımımı istedi. Şiddetli bir depresyon geçiriyordu. Erk hayvanım, yolculuğumda bana bu adamın erk hayvanının geri getirilmesine ihtiyacı olduğunu söyledi.  Fakat yardımcı ruhum bu adama bir erk hayvanı yerne, koruyucu ruh olarak bir Ağaç yolladı. Şamanizm uygulamasında, ağaçlar koruyucu ruh olabilirler. Bu yüzden erk hayvanı ve koruyucu ruh terimleri, hangi varlığın kaybolmuş gücü geri getirmek için ortaya çıktığına bağlı olarak, birbirlerinin yerine kullanılabilir.

Yolculuktan sonra danışanımla ona bir Ağaç gönderdiğimi paylaştım. Şifa sonucunda depresyonu ortadan kalktı ve Ağaç ile güzel ve şifalandırıcı bir ilişki geliştirdi.

Bir keresinde de küçük bir kız için çalışmıştım. Küçük kız kaçırılmış, bulunmuş fakat son derece travmatize olmuş haldeyken ailesine teslim edilmişti. Konuşamıyordu.

Orta Dünyada bir yolculuk yaparak kızdan onun adına çalışmak için izin aldım. Konuşamadığı için telefonda izin alamadığım için bir yolculuk yaptım.  

Erk hayvanım, kızın kaybolmuş ruhsal özünü bir kristale üfletti. Kristali güzel bir parça kumaşa sardık. Erk hayvanım ayrıca kendisini güvende ve korunuyor hissetmesine yardımcı olacak metaforik bir şifalandırıcı öyküyü sesli olarak bir kasede kaydetmem için sağladı. Kızla paylaşmam için bana verdiği öykü güzel bir şifalandırıcı öyküydü.  Kristali ve kaydettiğim öyküyü kargoyla yolladım. Kıza kristali eline almasını ve ona geri dönen ışık, sevgi ve mutluluğu hissetmesini söyledim.

Aylar boyunca ebeveynleri ile bağlantımı sürdürdüm. Çocuğun gelişimi yavaştı. Fakat ebeveynleri, kızlarının kristalden asla ayrılmadığını ve kaydı gün boyunca tekrar tekrar dinlediğini söylediler. Dinlemediği zamanlarda başkası almasın diye kaydı saklıyormuş.  

Kızın iyileşmesi yavaştı ama uzaktan çalışma ona büyük yarar sağladı.

Ve paylaşmak istediğim son örnek de uzaktan yapılan transfigürasyon çalışmasının gücü ile ilgili. Grup olarak Santa Fe’de bir atölye çalışmasındaydık. Su için bir transfigürasyon seremonisi yapmayı planlıyorduk. Seremonimize az kala İskoçya’da yaşayan Mark benimle bağlantı kurarak grubun, bitkisi için uzaktan çalışma yapıp yapamayacağını sordu.    Bana bitkinin bir fotoğrafını yolladı ve ben de onu çemberimizin ortasında bulunan sunağa yerleştirdim. Aktivitelerini ölçmek için Bitkiye bir alet bağlamıştı. Mark, grubun tam olarak ne zaman çalışma yapacağını bilmiyordu.

Grup olarak, sunakta bulunan suyu şifalandırmaya ya da bitkiye şifa yollamaya çalışmadık. Kendi ilahi ışığımıza transfigüre olarak, sunağımızdaki her şeyin ilahi sağlığı ve mükemmelliğine odaklanarak, bu ışığı yaydık.

Santa Fe’de yaklaşık akşam saat 9’da çalışma yaptık. Bu sırada İskoçya’da gece yarısıydı ve Mark bitkiye bağladığı aletin ölçümlerini okuduğunda bizim çalışmamız esnasında enerjisel olarak canlandığını gördü.


Deve tabanı bitkisinin kaydedilmiş aktivitesini ana sayfada “GDV Kamera Sonuçları” sekmesine tıklayarak görebilirsiniz. Findhorn Bitki Deneyi Sonuçları bölümüne bakınız. 


Bunlar, benim ve eğittiğim şamanik uygulamacıların çalışmalarından topladığım yüzlerce örnekten üç tanesi.

Bildiğiniz gibi, “şifa” ve “tedavi” arasındaki fark öğretiyorum. Bu konu üzerine pek çok kitabımda ve son kitabım olan Walking in Light: The Everyday Empowerment of Shamanic Life ta da yazdım. Çünkü pek çok vakada danışan, bir şamanik uygulamacının uyguladığı şifayı aldıktan sonra, uzun vadeli sonuçlar için pek çok kişisel çalışma da yapmalıdır.


Yardımcı ruhlar, insanların, diğer doğa varlıklarının ve gezegenin deneyimledikleri sorunları şifalandırmamız için bize yardım edebilirler. Fakat bizler de nasıl bir yardım istememiz gerektiğini bilebilmek için gerekli duygusal olgunluğa erişmek ve evrenin muhteşem ve sınırsız gücünün akabilmesi için dünyalar arasındaki perdeleri kaldırmak için spiritüel çalışmamızın derinliklerine dalmaya istekli olmalıyız.

Öğrencilerimin benimle paylaştıkları öyküler ve örnek olayları çok etkileyici buluyorum. Öğrencilerim şamanik çalışmaları, çocuklar, ilişkiler, aile yaşamı, iş yaşamı ve topluluklarla olan çalışmalarına köprülüyorlar. Değişim yaratmak için yardımcı ruhlarıyla gerçek bir işbirliği içinde çalışan insanlar bana esin veriyor.

Dolunay 4 Nisan’da. Haydi görünmez alemlerin içinde ve oradan yayılan ışık ve sevgi için araç olalım. Transfigürasyon uygulamanızı yaparken aynı zamanda da yardımcı ruhlarınıza formlarını bıraktıkları ve böylece formsuz enerjilerinizi birleştirebildiğiniz için teşekkür edin. Tüm dünyalardan yayılan ışık, sevgi ve birliğin enerjileri birlikte Yeryüzü’nün içinde ve çevresinde bir ışık ağı örsünler. Mucizeler olabilir. Odaklanmak ve bizi ayakta tutan elementler dahil canlı her şeye saygı duyan ve onulandıran ve sevgi, ışık, barış ve eşitliği kucaklayan bir gerçekliği örmek için görünmeyenden görünene ipliklere yolu açmak için gerekli çalışmayı yapmalıyız.


Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen anasayfadan  “İnsanlardanOluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz. 

23 Şubat 2015 Pazartesi

Japon Rüyaları - Fuji Dağı, Şahin ve Patlıcan

Simin Uysal

Geçtiğimiz hafta Japonya'daydım. Hiç beklenmedik biçimde ortaya çıkan ve ilk başta pek de istekli olmadığım Japonya seyahatinden çok etkilendim.

Osaka'da üç gün geçirdikten sonra Tokyo'ya geçtik. Tokyo'daki ilk gecemde çok ilginç bir rüyadan uyandım. Rüyamın bir bölümünde bir bahçeden geçerken, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir gruba rastladım. Rüyalardan bahsediyorlardı. Acelem olmasına rağmen konu ilgimi çektiğinden durakladım. Rüyalar üzerine pek çok soru sordular. Yaşlı, uzun beyaz saçlı ve uzun beyaz elbiseli bir kadın dikkatimi çekti. Köşede oturmuş, söylediklerimi onaylayan bir gülümsemeyle beni dinliyordu. Oradan ayrılırken "unutmayın, rüyalar eylem gerektirir" diye üzerine basa basa tekrarladım.

Elbette benim rüyam da eylem gerektiriyor! Japon kültürünün rüyalara yaklaşımıyla ilgili birşeyler okumaya karar verdim. Ben oradayken Çin takvimine göre yeni yıl (Keçi Yılı) başladığını da gördüm (Japonlar için Koyun yılındayız) ve yeni yılın ilk rüyası benim için önümüzdeki yılı gösteren rüya olduğundan, Japonlar açısından nasıl olduğunu merak ettim. İlk okuduklarımdan birkaç ilginç noktayı paylaşmak istiyorum.

Japoncada yeni yılın ilk rüyası için kullanılan sözcük "Hatsuyume". Geleneksel olarak bu rüyanın yeni yılda yaşayacaklarını gösterdiğine inanılıyor. 31 Aralık gecesi eğlenceyle ve pek de uyumadan geçtiği için Hatsuyume 1 Ocak gecesi görülen rüyaya verilen ad. Bu yüzden, geleneksel Japon takviminde 2 Ocak'a verilen isim de Hatsuyume yani ilk rüyayı takip eden gün. Japonlar yeni yılın ilk üç gününde görüen rüyaların önemli olduğuna inanıyorlar. Bazı kaynaklar bu geleneği 4. yüzyılda İmparator Suinin'in böyle bir rüya gördüğünü anlatan dokümanlara dayandırıyor. Anladığıma göre, aslında çok geriye giden  bir gelenek.

Edo döneminden bu yana, yeni yılın ilk rüyasında özellikle Fuji Dağı, Şahin /Doğan ya da patlıcan görmek iyiye işaret kabul ediliyor. Dağı anladık, Şahin/Doğan da tamam ama patlıcan ne alaka diye düşünüyorsanız, durumu iki şekilde açıklıyorlar: İlki patlıcan için kullanılan sözcük olan "nasu" ya da "nasubi"nin, büyük başarı elde etmek anlamında kullanılan "nasu" sözcüğüyle aynı olması. Eş anlamlı sözcüklerin metaforik olarak kullanılması bana mantıklı geldi. Şamanik yolculuklarımız da, rüyalarımız da bize metaforlar yoluyla bilgi verirler. . İkinci teori, Fuji Dağı, şahin ve patlıcanın Şogun Tokugawa Ieyasu'nun en sevdiği şeyler olması.

Yeni Yıl gecesinde iyi şansın 7 tanrısının bir "takarabune" yani hazine taşıyan gemiyle insanlara mutluluk dağıtmak amacıyla limana girdiğine inanılıyor. Geleneğe göre, yeni yılın ilk gecesinde 7 iyi şans tanrısı ve gemilerinin olduğu bir resmi yastığınızın altına koyup uyursanız, sizin de güzel bir rüya göreceğinize inanılıyor.

Peki ya yeni yılın ilk üç gününde güzel değil de kötü rüyalar görürseniz ne olacak? Bu durumda da yastığınızın altına bir tapir resmi koyabilir ya da tapir şeklinde bir yastık da kullanabilirsiniz. Tapirin kötü rüyaları yediğine inanılıyor.

Tapir biçimli yastık
Ywni yılda güzel rüyalar görmek için tılsımlar da var! Bu resimler aslında ikili bir set olarak kullanılıyor.

İyi şans tanrılarını taşıyan gemi
Turna ve Kaplumbağa

Solda bulunan, içinde iyi talih tanrılarını taşıyan gemi resmi iyi şansı çekmesi için dışarı asılıyor. Uzun yaşamı simgeleyen turna ve kaplumbağa ise yatak odasına asılıyor. Eğer yeni yıl ile ilgili gördüğünüz rüya pek de iyi bir rüya değilse üzerinde tanrılar olanı suya bıraktığınızda kötü şanstan kurtulacağınıza inanılıyor. Bu resimlerin olduğu orijinal ahşap plakalar Edo dönemine tarihlendiriyor. Anadolu nereeee Japonya nereee deriz ama bunu gördüğümde aklıma hemen bizim de kötü rüyaları suya anlatma geleneğimiz aklıma geldi. Asurların kötü rüyaları bir kil topağına anlatıp, eriyip kaybolması için nehire/suya bırakma geleneğini de burada paylaşmak isterim. Rüyalara değer veren toplumlar elbette yalnızca yeni yılda değil, her gece gördükleri rüyalara, özellikle de duygusal olarak etkileyici olanlara dikkat ediyorlar, rüyaların gelecekten haber verdiğine ve tanrıların rüyalarda onlarla konuştuğuna inanıyorlar. Hititler, Asurlar ya da Japonlar olsun, hepsinde aynı şeyi buluyoruz. 

Kötü rüyalarımızı sular alsın, tapirler yesin! Hepimize şans ve mutlulukla dolu güzel rüyalar dilerim!

Japon kültüründe rüyalar konusuna devam edeceğim.  

2 Ocak 2015 Cuma

İlham, Heyecan, Yaşamın Değeri, Yaratıcı Dehamızla Bağlantı ve Uyanmanın Gereği

Dönüşüm Haberleri Ocak 2015                                            

Sandra Ingerman

Yeni Yıla girerken küresel topluluğumuz ve tüm yaşam için sevgiyle biraraya geliyoruz. Pek çok topluluğun yeni yılı karşılamak yarattığı seremoniler, ritüeller ve kutlamaları seyretmek harika. Yaşamın diğer bir sarmalına girerken, heyecan ve yeni bir umut için dilek ören  sanal bir kolektif enerji alanı!

Bu ay hepimizi aşağıdaki konular üzerine derinlikli düşünmek için cesaretlendirmek isterim: 

İlham, Heyecan, Yaşamın Değeri, Yaratıcı Dehamızla Bağlantı ve Uyanmanın gereği!!

Okurken bana ilham veren pek çok öğretmenim olmuştu. Bana etkileri büyük oldu ve yaşamımı ve işimi şekillendirmeme yardımcı oldular. 

Dokuzuncu sınıfta Mrs. Goldstein adında bir kimya öğretmenim vardı. Matematik ve kimya problemlerini verdiğimiz cevaplar üzerinden değil , onları NASIL çözdüğümüz üzerinden puanlardı. 

Sınav sorularına ya da Mrs. Goldstein sınıfta bir soru sorduğunda nadiren doğru cevaplar verirdim. Fakat düşünmek için esinlenirdim ve her zaman cevaba nasıl ulaştığımla ilgili süreci paylaşabilirdim. Bir problem üzerine sonuca odaklanmaksızın düşünme hevesimi dinlerken öğretmenimin gözlerinin nasıl parladığını görmek harika bir esindi. 1. Çaba göstermek için istekliliğim ve 2. Düşünce biçimimdeki yaratıcılık nedeniyle tüm sınavlarda harika notlar aldım.  Büyürken yaratıcı olmaya esinlenmek ne harika bir armağandı!

Daha sonra San Francisco State University’de Deniz Biyolojisi okurken de harika bir öğretmenim oldu. Deniz yosunlarının incelenmesi üzerine bir ders alıyordum. Öğretmenim 65 yaşına ulaşmıştı ve emekli olmadan önce verdiği son dersti. Deniz yosunları üzerine dünyadaki en iyi uzmanlardan biriydi.

Adını hatırlamıyorum. Yüzünü, sesini ve gelgit havuzlarında dolaşırken nasıl giyindiğini hatırlıyorum. Öğrencileri deniz yosunlarının gizemli dünyasına alırken (ki bu pek çok kişinin izlediği bir yol değil) gözlerinde parlayan ışığı hatırlıyorum.  Kırmızı, yeşil ve kahverengi yosunların gizemi ve büyüsü, pek çoğumuzun keşfetmediği derin ve zengin bir dünyadır. Kırmızı deniz yosunlarının bazıları, varolan en güzel ve karmaşık bitkilerdir.

Öğretmenim heyecanım içinde zıplar dururdu ve sınıf arkadaşlarımla gelgit havuzlarında nadir ve harika bir deniz yosunu bulduğumuzda onu heyecandan ölecek zannederdik.

Semestrın son sınavı  bireysel olarak bulabildiğimiz kadar deniz yosunu çeşidi toplamaktı. Onları canlı tutmak zorundaydık. Ve sonra onları yere serimiş bir çarşafın üzerine koymamız ve adlarını söylememiz gerekiyordu.

Öğretmenim bir kronometre kullanırdı (çünkü koleksiyonumuzu paylaşmak için belirli bir süremiz olurdu) ve her bir öğrenci koleksiyonunu sunar ve yosunların adını doğru söylerken, öğretmenimiz de zıplar ve yüksek sesle tezahürat yapardı.

Her gece toplamış olduğum yosunların adlarını çalışırdım. San Francisco’daki daireme gelip bana ezberde yardımcı olan arkadaşlarım vardı.

Bu benim yaşam misyonuma eklendi mi – hayır! Fakat öğretmenimin yaydığı o harika enerjiye katılmak bana heyecanın gücünü öğretti.  Eğitmenime birşey kanıtlamaya çalışmıyordum. Bunu yalnızca keyif ve heyecan için yapıyordum! Neden mi? Çünkü konuya olan sevgisi ile bana ve diğerlerine öğrenmek için ilham vermişti. 

Ve son olarak, San Francisco’da Danışmanlık Psikolojisi Master derecemi  almak için okurken öğretmenlerimden biri olan Vern Haddick’e derin bir şükran duyuyorum. Vern bana koşulsuz sevginin gücünü ve insanları nasıl sevgi ile tutacağımızı ve onları koşulsuz biçimde kabul edeceğimizi öğretti.  Vern’e yeteneklerim hakkında güvensiz hissettiğim o zamanlarda beni koşulsuz kabul ettiği için daima minnettar olacağım.

Gezegendeki bu sürekli değişim, umutsuzluk ve kargaşa zamanında, yaşamın değeri ile ilgili olarak ilham ve heyecan yaratabiliriz. İnsanlara kendi düşünce işleyişleri, yaratıcı ve spiritüel esin ile bağlantı kurmayı öğretebiliriz.  

İnsanlara uyanmaları için ilham verebiliriz!!

Sizi heyecanlandıran nedir? Ve bu heyecanı arkadaşlarınız, sevdikleriniz, çocuklar, iş arkadaşlarınız ve topluluğunuzdaki diğerleri ile nasıl paylaşabilirsiniz? 

Öğretmenlerim beni şamanizm öğrencilerim için ulaşılabilir olmaya ve onlara uygulamada, toplulukta hoşça karşılandıklarını hissetmeleri, parlamaları, gülmeleri, ve sonsuz olasılıklara karşı heyecan duymaları için yardım etmeye yönlendirdiler.   Öğrencilerim şamanizm yoluna adım atarken onların heyecanını seyretmeyi ve onlarla birlikte heyecanlanmayı seviyorum.   

Topluluğunuz ve arkadaşlarınız için heyecan ve esin gücü olun! İnsanlara Uyanmaları için yardım edin! 

Yardımcı ve şefkatli ruhların bizi yalnızca güzelliğimiz ve ışığımız içinde gördüklerini hatırlamak önemli.

Daha bilinçli bir yaşamı yaşamak ve güzelliğimiz ve ışığımızı yaymak bize bağlı.

Yeni bir şans ve olumlu değişim için umutların bol olduğu bu Yeni Yıl zamanında, kendinizi spiritüel çalışmanıza yeniden adayın. 

Beraberce yaptığımız ve son 15 yıldır Dönüşüm Haberlerini yazarak sizlerle paylaştığım uygulamalarla çalışmayı sürdürün.

Düşünceleriniz ve sözcüklerinizin gerisindeki enerjiyi dönüştürün. 

Olumlu bir sonuç için düşünce ve sözcüklerinizi uyumlandırın. 

İçsel doğa ve içsel bahçenizi yetiştirin.

Sözcük ve düşüncelerinizin dünyadaki yaratım gücü hakkında bilinçli olun.

Yaratıcı enerjinizle bağlantıya geçmenizi engelleyen, sizi sınırlandıran ve bloke eden çekirdek inançları salıverin. 

Her gün uyanın ve yaşamınıza, toprağa, havaya, suya ve ateşe (güneşe), tüm elementlerde yaşayan muhteşem yaşam formlarına, aya, yıldızlara, gezegenlere, yardımcı ruhlarınıza, yaşadığınız yerin ruhuna, size yardımcı olan atalarınıza, gizli halka, vd. teşekkür edin ve şükranlarınızı sunun.  Kalbinize uzanın ve teşekkür etmek istediklerinize günlük olarak şükranlarınızı sunun. Her gün yaşamınız için şükrederek tüm yaşam için pek çok olumlu değişim yaratırsınız.  

Yaşamınızda huzur, denge ve uyumu bulabilmek için yapmanız gerekn değişiklikleri düşünün. 

Doğada zaman geçirin!!

Herkes için sevgi, ışık, barış, bolluk, uyum, onur, saygı ve eşitlik dolu bir dünya rüyasını düşleyerek yaratmak için rüya görme uygulamalarınızı sürdürün.

Açık olun ve dengeli  biçimde alın ve verin.

Sonuçlara teslim olun. Dışınızdaki dünyada neye tanıklık ederseniz edin spiritüel çalışmanızı yapmaya devam edin. Yaptığımız spiritüel çalışma bir fark yaratır. Fakat olumlu değişiklik yaratan olmak için fiziksel dünyada eylemlerde bulunun.

Tüm yaşam için çalışmayı sürdürmek için biraraya gelen küresel topluluğumuzun sevgisini hissetmeyi sürdürün.

Dünyada bir ışık olun!

Walking in Light(Işıkta Yürümek): The Everyday Empowerment of Shamanic Life (Sounds True) adlı yeni kitabımda, sizi elinizden tutuyor ve son 15 yılda paylaşmış olduğum tüm uygulamalarda yönlendiriyorum. Kitap 1 Şubat’ta çıkacak.

Dolunay 5 Ocak’ta. Gerçeklik dokusuna altın bir ışık ağı örmeyi sürdürelim. Hazırlık çalışmanızı yapın ki uygulamaya kendinizi tam anlamıyla verebilin. Olağan bilinç durumunuzdan çıkın ve birlik durumuna geçin. Bu muhteşem Yeryüzü’nn içinde ve çevresinde ışıldayan bir ışık ağı ören küresel topluluğumuzla bağlantıya geçin!

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız lütfen ana sayfadan  “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyun.

Bir Aralık sabahı nın erken saatlerinde son derece olağan dışı bir rüya gördüm. Rüyayı Facebook’ta paylaştım ama hepiniz beni Facebook’ta takip etmedğiniz için burada da paylaşmak istiyorum. 

Rüyanın ilk bölümü çok karmaşık ve derindi ve hatırlamıyorum. Bir şehirde bir apartman dairesinde olduğumu ve orada bulunanlarla derin bir konuşma yaptığımı biliyorum. Konu sanırım ölümdü.

Herneyse, konuşma öyle bir yere geldi ki artık oradan ayrılma zamanımın geldiğini biliyordum. Ve şehire açık mavi rimel almak için gelmiştim. Bu yüzden amacımı gerçekleş
tirmeye karar verdim. 

Ş
ehrin sokakları nda yürüyordum ve br inşaat sahasına vardım. Ticari mülkler ve mağazalar için inşaatlar yapılıyordu.

İ
nşaat işlerinin sürdürülmesi için bir nehrin kurutulması gerekiyordu. Buun tuhaf geldiğini biliyorum ama rüyaydı.

Rüyanın sonraki bölümünü daima hatırlayacağ
ım. Suyu çekilmiş nehir yatağında yürüdüm. Kum hala ıslaktı. Yaşadığım yerde yürüdüğüm kuru nehir yataklarına benzemiyordu. Bu nehirdeki kum hala nemli ve ıslaktı.

Yürürken nehir bana ş
arkı söylemeye başladı. Muhteşem bir şarkıydı. Ve her yeni kıvrıma vardığımda şarkı değişiyordu. Nehrin bir bölümüne vardığımda şarkıyla birlikte kumda semboller belirmeye başladı. Nehir boyunca bir ileri bir geri yürüdüm ve bu güzel şarkıyı dinlemeye devam ettim. Şarkı, nehrin neresinde olduğuma göre sabit kalıyordu. 

Bu ş
arkının güzelliği ve suyunun çekilmesine rağmen nehrin hala şarkı söylüyor olması beni çok etkilemişti. 

Bir grup inş
aar işçisinin yanına yürüdüm. Saçında iki uzun örgü olan iri bir Kızılderili vardı. Kendi kendime belki onun beni dinleyeceğini düşündüm.  Ona nehrin şarkı söylediği ile ilgili hikayemi anlattım. Bana baktı ve ben ağlamaya başladığımda benimle gelip dinlemeye çalışacağını söyledi.  

Nehrin kıyısına yürüdük ve nehir boyunca yürümeye baş
ladık.  Başta yalnızca sessizlik vardı. Ve sonra bir şarkı belirdi. Yalnız yürürken duyduğumdan farklıydı ama bir şarkıydı. Adama duyup duyamadığını sordum. İlk başta duyamadı. Daha sonra şarkı daha güçlü ve yüksek sesli hale geldi. Adam şarkıyı duyduğunda hayretle bana baktı. Ve nehrin şarkısını dinleyerek nehir boyunca birlikte yürüdük. 

İ
nşaat işçileri grubuna geri döndü ve nehir canlı olduğu ve hala şarkı söylediği için projeyi durdurmak zorunda olduklarını söyledi. Grubun yanından işi durduracaklarını bilerek ayrıldım. 

Ve sonra açık mavi rimelimi almaya gittim.

Rüyadan ve nehrin ş
arkısından son derece etkilenmiş biçimde uyandım! 1970lerin başında Mazatlan yakınında okyanusta boğulmuştum ve bir tünelden ışığa yolculuk ettiğimi deneyimlemiştim. Kendimi olağan dışı bir bahçede bulmuş ve taş bir bankta oturarak asla tarif edemeyeceğim ya da dünyasal alemde asla duymadığım muhteşem bir müziği dinlemiştim. 

Yaş
amdaki herşey şarkı söyler ve şarkı ebedidir.

Dış
arı çıkın ve toprağa, sulara, havaya, güneşe, aya, yıldızlara ve elemntlerde yaşayan muhteşem varlıklara şarkı söyleyin. Kalbinizi açın ve onları da sizinle birlikte şarkı söylemesini dinleyin!

Mutlu Yıllar!

Topluluğ
umuzca Paylaşılan Öyküler

Ş
amanik çalışmanın gücü ile ilgili bana gönderilen öykülerin çokluğu beni şaşırttı. Sanırım şaşırtmaması gerekirdi çünkü hepimiz Yeryüzü için Şifa da dahil olmak üzere şamanik çalışmanın gücünü biliyoruz.  Şu an elimde tek bir dosyada toplanmış 30 sayfa kadar öykü var.

Dönüş
üm Haberlerinin gelecek sayılarında bana topluluğumuz tarafından gönderilmiş olan öykülerden bazılarını paylaşacağım. 

BU ayki sayının uzun olması nedeniyle yalnızca topluluğ
umuzun bazı üyeleri tarafından yazılmış bazı blogların linklerini paylaşacağım:

Türkiye’de bulunan Simin Uysal, öyküsünü bir blog olarak yazmaya karar verdi. Çok güzel ve etkileyici. Linki burada:

http://anatolianstories.blogspot.com.tr/2014/11/dreaming-with-ancestors-in-land-of.html

Jeff Nixa son derece etkileyici bulduğ
um bazı makalelerini paylaştı. Okumak için:

İlk öykü Kasım 2013 tarihli: Hepimiz Rezervde Yaş
ıyoruz: Pine Ridge Rezervi’ndeki Haftam 

http://urban-shamanism.org/2013/11/05/were-all-living-on-a-rez-my-week-on-pine-ridge-indian-reservation/

Kasım 2014 tarihli ikinci öykü, Göz Önünde Saklanmış
Kalp.  http://urban-shamanism.org


Copyright © 2015 Sandra Ingerman. All rights reserved.


Yazının İngilizce Orijinaline şu adresten ulaşılabilir: http://www.sandraingerman.com/tnjanuary2015.html








16 Temmuz 2014 Çarşamba

Tavuskuşu ile başlayan aydınlık…

Simin Uysal

Bugün bloga misafir geldi! Eda Atay'ın, kendisi için kritik bir sınavın hemen öncesindeki rüyasında ona destek olan tavuskuşu ve sonrasında rüyasına geri dönüp onunla konuştuğunda olanları anlattığı harika öyküsünü paylaşmak istiyorum. 



"İngilizce dil puanı gerektiği bir zaman sürecimde IELTS sınavına girmeye karar vermiştim ve daha önce bir deneyimim olmadığı için süre yaklaştıkça heyecanlanıyor bu heyecanımı elimden geldiği kadar emeğe dönüştürmeye çalışıyordum. Yine de  sınav günü yaklaştıkça belirsizlik yerini mecburiyet duygusuna bırakmıştı ve bir bakmıştım ki sınava bir gün var. 

Sınav gününden bir gece önce elimden geleni yapmanın verdiği rahatlık olsa da “napçam acaba”larla uyumuştum ama sabah kalktığımda kendimi görmüş olduğum rüyadaki büyük keyif duygusu ile sarıp sarmalanmış hissediyordum.

Gelelim ne gördüğüme... Rüyamda odamın penceresinden, bana doğru bir ışık geliyor ve  o kadar etkiliyor ki yatağımdan kalkıp ne olduğunu anlamak için balkona çıkıyordum. Balkona çıktğımda tam evimizin hizasında koskocaman bir tavuskuşu herkese bir şeyler gönderiyordu ve ona ne yapıyorsun diye sorduğumda bana herkesten farklı şekilde kocaman çok sevimli  yıldızlar göndermeye başlamıştı ve derken alarmımın çalması ile sınav sabahına uyanmıştım ve o kadar tatlı bir uyanıştı ki bu, rüyada yaşadıklarım ile sınav yerine çok eğlenerek gittim. Hatta bir saksağan yanıma geldi ve elimdeki sandiviçi paylaştık JBunu sınav çıkışımda aile ortamında anlattığımda hep birlikte  sınav sonucumun iyi geleceğine yorumlamış ve sevinmiştik. Kısa bir süre sonra sınav sonucu açıklandı ve istediğim notu almanın sevincini yaşadım.

Derken bir süre içerisinde şamanik yolculuk merakıma şamanik rüya merakı da eklenmişti J Kısa bir süre içinde de kendime çok cici bir rüya defteri aldım.  Rüya tabiri kitaplarına bakmak yerine, kendi rüyalarımın anlamlarını nasıl bulacağım konusunda eğitmenim ile sohbetler ediyorduk.

Ve bir gün aklıma tavuskuşu geldi ve şamanik rüya çalışması yaparak, rüyama geri dönüp tavuskuşuna bana hediyesinin ne olduğunu sorduğumda:

“Ben senin aydınlık tarafınım
Aydınlandıkça coşturan
Coşturdukça haykıran
Haykırdıkça aydınlanan”

Cümlelerini söyledi ve geri döndüğümde ilk işim bu cümleleri not almak oldu.
Sonrasında tatlı tavuskuşunu onurlandırmak adına o gün tavuskuşlu nevresim takımımı serdim ve o gün vakit buldukça tavuskuşu ile ilgili araştırmalar yaptım.

Şimdi yaşamımda tatlı bir yol arkadaşım olan tavuskuşu var. Ben onu hatırlamayı bazen unutsam da kendisini bir reklam, bir yazı, bir poster gibi bir şeyle hemen hatırlatarak bana daima destek olan  tavuskuşuna buradan da teşekkür etmek isterim J

Ek olarak, her daim yakınlığı ve sevgisiyle yanımda olan, rüyalarıma bambaşka bir çerçeve açıp kendi gücümü elime almama yardımcı olan eğitmenim Simin Uysal’a da çok teşekkür ederim.

Sevgi ve saygılarımla,


Eda ATAY"

1 Temmuz 2014 Salı

Hayatın Anlamı için Ölüme Danışmak

Sandra Ingerman

Çeviren: Simin Uysal

Yakın zamanda bir gece yarısı çok büyük bir kavrayış yaşadım. Deneyimimi, sizde bir uyanışı harekete geçirebilir düşüncesiyle, paylaşmak istiyorum.

Size öncelikle deneyimime ilham vermiş olabileceğini hissettiğim geri planda olanlarla ilgi bilgi vermek istiyorum.  

Geçtiğimiz birkaç ayda birkaç arkadaşım, öğrencim ve akranım öldüler. Ölüm çevremdeydi ve ben de benimle aynı yaşlarda olan kaç kişinin bu varoluş düzeyini terkettiği hakkında derinlemesine düşünüyordum. Bunun beni, ortaya çıkan bilinçli duygularımın altındaki derin bir düzeyde etkilemiş olduğuna eminim. 

Buna ek olarak, kolektifin çevreye ve tüm yaşama karşı yoğun davranışı da benim için gitgide zorlayıcı hal aldığını da hissediyorum. İnsanlar kendilerini gelişmiş bir tür olarak tanımlamalarına rağmen, aç gözlülük ve şiddetin düzeyi değişmiyor.   

Daima hassas biriydim ve insanların bilinçsiz davranışlarından etkilenmek benim için yeni bir sorun değil. Çoğunuzun da böyle hissettiğinizi tahmin edebiliyorum. Öğrettiğim spiritüel uygulamaları uygulamaya devam ediyorum.   Bu uygulamaları gün boyunca, egom/kişiliğim gözlemlediklerimden dolayı tetiklendiği zamanlarda yapıyorum. Ve bu da bana daha olumlu bir farkındalık düzeyine geçmek için yardımcı oluyor.

Her zaman bir “işçi arı” olmak için doğduğumu hissetmişimdir. Çalışmayı sürdürmemi sağlayan güçlü içsel bir yaratıcı aleve sahibim. Ve bu yaratıcı alev beni danışanlarla çalışmaya ve  diğerlerine daha bilinçli bir yaşam sürdürmeleri için ilham verme umuduyla yazmaya ve öğretmeye yönlendirdi.

Beni tanıyanlar, benimle çalışmış olanlar ve aylık yazılarımı okuyanlar ne kadar çalışkan olduğumu bilir. Kendimi işime her düzeyde adamış durumdayım. Ve tahmin edebileceğiniz üzere, bu her zaman yararıma olan bir durum da olmadı. Fakat, aynı zamanda, içimden gelen şey bu ve ben de bunu yaptım.

Tüm bu arka plan bilgisine ek olarak, ergenlik ve yetişkinlik yıllarımın çoğunda depresyon ve sevinç dalgalarıyla başa çıkmakla uğraştığımı da söylemeliyim.

Bütün bunları, sık sık hayatın anlamını sorguladığımı söylemek için yazdım.

Mayıs sonu bir gece yarısı uyandım. Açıklaması zor bir değişmiş ve kendimin farkında gibi bir durumdaydım. İki dünyanın arasındaydım. Uyumuyordum ama uyanık da değildim. Bu durum belki de bir dakika kadar sürdü. Bu uyanık rüyada hayatımın anlamının farkındalığına bütünüyle ulaştım.

Benim için en önemli olan şey yeryüzündeki güzel yerleri ve manzaraları görme fırsatına sahip olmaktı. Seyahatlerimde pek çok güzel yeri görme fırsatım oldu. Ve medya sayesinde, yeryüzünde bulunan fiziksel olarak gidip göremeyeceğim olağan dışı yerlerin fotoğraf ve videolarını görebildim. Geçmiş yaşamlarımın hiçbirinde böylesine renkli manzaraları ve bu denli çok sayıda özgün yaşam formunu görme fırsatına sahip olmadığımın farkındaydım. Çünkü uzak geçmişte dünyanın dört bir yanında çekilmiş fotoğrafları görme olanağı yoktu.   

Yeryüzünün olağanüstü güzelliğini görebilmek benim için en anlamlı şeydi.

İkinci olarak da sevgiyi deneyimledim.

Ve son olarak, yaşamlarının sonunda ebeveynlerime bakabilmiş olmak kendi yaşamıma derin bir anlam kattı. 

Hayatıma anlam veren bu üç şeyin farkındalığını kazandıktan sonra, gece boyunca süren derin bir uykuya daldım ve ilginç rüyalar gördüm.

Uyandığımda bu deneyimden derin bir biçimde etkilenmiş durumdaydım. Çünkü bu deneyim, gece yarısı uyanıp rasyonel ve entellektüel düzeyde bir şeyleri düşünmek gibi sıradan bir deneyim değildi. Bu farkındalığa ulaştığımda derin bir ruhsal durumdaydım ve bunu bedenimdeki tüm hücrelerimde hissettim.

Spontan ve büyük spiritüel gerçekleri deneyimlediğim ve derin bir içsel değişim yaratan yeni bir bilinç düzeyinin hücresel farkındalığıma işlediği ölüme yakın deneyimlerim gibiydi.

Uyandıktan sonra gece olanlar hakkında derinlemesine düşündüm. Hizmet işlerimin hayatıma anlam verenler arasında olmayışı benim için sürpriz oldu. Elbette ki danışanlarım, öğrencilerim ve genelde kollektifle paylaşmış olduğum armağanlarımı biliyor ve kabul ediyorum. Fakat derin bir düzeyde bu, hayatıma anlam veren şeylerden biri olarak kendini açığa vurmadı. 

Yaşamının sonundaki pek çok insanla çalıştım. Ve tekrar tekrar aynı şeyi duyuyorum. İnsanlar genellikle yaşamlarında nelere öncelik verdikleri hakkında düşünüyorlar. İnsanlar, genellikle onlar için en önemli olduğunu hissettikleri basit şeylerden bahsediyorlar. Yaşamın sonunda yaptıkları “başarılı işler” hakkında düşüneni çok nadir gördüm. Ve keşke daha çok çalışsaydım diyene de hiç rastlamadım.  

Dönüşüm Haberleri Haziran sayısında bahsetmiş olduğum “senaryoyu yırtma” konusu ile bağlantılı.

Bu yoğun değişim zamanında, ruhumuz için önemli olana mı yoksa yapmamız gerektiğini düşündüğümüz şeye mi odaklanıyoruz?

Pek çok öğretmenin hayatımızı sanki ömrümüzün sonundaymışız gibi incelememizi önerdiğini biliyorum. Şimdi değişiklik yapmak için yaşamınızdaki öncelikleri yeniden belirlemek önemli. 

Bu ay yaşamınıza anlam veren basit şeyler hakkında bir yolculuk ya da meditasyon yapın. Sizin için gerçekten anlamı olan şeyleri yaptığınızdan emin olmak için hayatınızda ne gibi değişikliklere giderdiniz? 

Bu açık ve yükselmiş durumda almış olduğum öğretilerden diğeri ise kendi güzelliğimize odaklanmamızın önemi. Çünkü yeryüzündeki farklı manzaraların güzelliklerinin nasıl benim içsel güzelliğimin yansıması olduğunun gösterildiğini hissediyorum. 

Diğerleri ile olan çalışmalarımda kendi güzelliğimizi ne kadar az teslim ettiğimiz, benim için genellikle çarpıcı olur. Topluca, kendimizi kolektifin dışsal güzellik tanımı ile tanımlıyoruz. Ve bahar ve yaz aylarında bir çiçeğin açması gibi ruhumuzun güzelliğinin açmasına izin vermeyi unutuyoruz.

İlahi ışığımızı yaymaya devam ederken, her birimizin içinde yatan derin ve gerçek güzelliği de teslim etmeliyiz. Dışımızdaki dünyada bizi saran doğanın güzelliğinin yansıttığı gibi, içimiz de güzel.  

Yakın bir dostumdan, “aşağısı yukarısı gibidir” öğretisiyle ilgili düşüncelerini paylaştığı bir mesaj aldım.

Astrolojik açıdan bunun Yeryüzü ile Gökyüzü arasında bir sebep sonuç ilişkisi kurmadığını yazıyordu. Öğretinin yaptığı vurgu İki Varlık’ın birbirine baktığı zamanki karşılıklı ilişki ve aynalama, yani her birinin diğerinin gözündeki yansıması. Yeryüzü Gökyüzü’nde olanı ve Gökyüzü de Yeryüzü’nde olanı yansıtır.

Onun sözleri içimde, diğerlerinin gözlerine ve dünyaya bakmak ile ilgili düşüncelerle birlikte birşeyleri harekete geçirdi. Çünkü bakışımızı değiştirir ve her şeydeki ışığı görürsek, bize yansıyan da bu olacaktır.Ve bu da zamanın başlangıcından bu yana taşınmış kadim bir bilgeliktir.


Daha önce bu konuda yazdığımı biliyorum. Fakat diğerlerinin gözlerine baktığımızda odağımızı kaybetmemek çok önemli. Tüm yaşamın gözlerindeki ışığı görebildikçe, algımızı değiştirerek gerçekliğimizi değiştiririz.  

Farkındalığınızı yükseltin ve diğerlerinde ve dünyada gördüklerinizi nasıl yargıladığınız hakkında bilinçli olun. Hastalık ve/veya acıyı ya da tüm yaşamın parçası olan parlak spiritüel ışığı görmek arasında daima tercih yapabiliriz. Bu çalışmaya daha çok odaklandıkça, yaşamın diğer boyutlarında daha derinlere yolculuk edebilirsiniz. Çünkü güzellik boyutu tüm zamanlarda mevcuttur.


Dolunay 12 Temmuz’da. Dolunay seremoninize içinizdeki ve çevrenizdeki tüm yaşamdaki güzellik hakkında derinlemesine düşünerek başlayın. Doğanın ve yeryüzünün fotoğraflarına bakın ve ne kadar muhteşem bir gezegende yaşadığımızı takdir edin.  

Yaşamın güzelliğini takdir etme noktasında, sizi ilahi ışığınızdan ayıran ne varsa bırakmak için transfigürasyon uygulamanızı yapın. Aynı uygulamayı yapan küresel topluluğumuzun güzelliğine odaklanırken, bu ilahi ışığınızla parlayın. Bu güzelliği hayal edin ve dünyanın içinde ve çevresinde, yaşamakta olan her varlığa dokunan, saran ve birbirine bağlayan bu parlak ışık ağına bakın.  

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen ana sayfadaki “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.  

Duyurular:

Birkaç ay önce “Crazywise” adlı bir film hakkında yazmıştım. Phil Borges, akıl hastalığı ile çalışmanın alternatif yolları hakkında etkileyici bir belgesel yarattı.

Akıl hastalığının tedavisinde alternatif yolları keşfeden CRAZYWISE filmindeki görüşmemin bir bölümünü bu adresten izleyebilirsiniz: http://bit.ly/1pfZvjN 

Simin Uysal Türkiye’de bir yazar ve şamanik eğitmen Yeni bir web sitesi var. Adresi www.samanizmveruyalar.com

Şimdilik yalnızca Türkçe. Simin’in Türkçe ve İngilizce bloglarına linkleri, şamanizm ve aktif rüya ile ilgili bilgi ve makaleler, workshop ve aktif rüya çemberlerinin  duyurularını ve Yeryüzü için Şifa hakkında bir sayfayı içeriyor.