7 Ağustos 2015 Cuma

Polinezya Yol Bulma Sanatı

Simin Uysal


Yerli halkı tarafından Rapa Nui olarak adlandırılan Paskalya adası mitolojisine göre,  bu adaya ilk yerleşen Polinezyalılar Hotu Matu’a adındaki kral ya da büyük şefin önderliğinde buraya gelmişlerdir.  
Paskalya Adası mitolojisi, bize Polinezyalıların Hiva adındaki ilk ülkelerinde, bir iç savaş zamanında Hau-Maka adında, aynı zamanda dövmeci olan bir “rahip”, halkı ve kralı Hotu Matu’a için savaştan uzak ve huzurlu bir yer bulmak istediğini anlatır. Hau-Maka ruhunun uzak bir diyara yolculuk yaptığı bir rüya görür. Bu rüyada ruhu ilk olarak üç küçük adaya (Motu Nui, Motu Iti, Motu Kao-kao) ve büyük bir deliğe (Rano Kau volkanik krateri) varır.  Hau Makanın ruhu adanın çevresindeki rüya yolculuğunu saatin ters yönünde sürdürür ve Anakena (adanın kuzeyinde güvenli bir liman ve kralın gelecekte yaşayacağı yer), Papa o Pea (genç prenslerin büyüyeceği yer) gibi yirmi sekiz yer daha tespit eder.
Hau Maka uyandığında kardeşi Hua Tava’ya rüyasını anlatır ve ondan gidip bu rüyayı krala anlatmasını ister.  Rüyayı dinleyen kral, yedi adam görevlendirerek, Hau Maka’nın rüyasındaki adayı aramalarını ister ve onlara hedefe ulaşmaları için rüyanın sağladığı “haritayı” verir. Vaitu Nui’nin (Nisan ayı) 25. Günü yola çıkarlar ve Maro’nun (Haziran) ilk günü üç küçük ada ve büyük deliğe ulaşırlar. Hau-Maku’nun rüyasındaki yolu takip ederek yolculuklarını saatin aksi yönünde sürdürür ve keşiflerini tamamlayarak sonunda geri dönerler. Döndüklerinde kral, halkına toplanmalarını söyler ve iki ayın sonunda Paskalya Adasına varıp oraya yerleşirler. 1722’de Hollandalı kaptan Jacob Roggeveen’in keşfine dek bin yılı aşkın bir süre boyunca da dünyadan izole biçimde yaşamışlardır.
Dünyaca ünlü, hemen her turistik kitapta yer alan Maoi adındaki heykeller de buradadır. Tam olarak hangi tarihte yapıldığı da bilinmeyen heykellerin, M.S. 1000 ile 1600 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yine tahminlere göre bu taş heykeller, atalar kültü çerçevesinde, yerliler tarafından atalarının ruhlarını onurlandırmak için yapılmıştır.
Polinezyalıların okyanusta binlerce kilometreyi pusula ya da herhangi bir alet olmaksızın geçebilmelerinin adı “yol bulma sanatıdır”. Usta yol bulucular güneş, ay, yıldızlardan, rüzgarlardan ve bulutlardan, balık ve kuşların hareketlerinden yararlanır ve atalarından sözel gelenekle geçen öğretileri uygularlar.  Bunu nasıl yaptıkları, 1970li yıllarda Hawaii’li bir grup araştırmacının ilgisini çekmiştir. Böyle bir yolculuğu, Hōkūle‘a adlı geleneksel kanoyu aslına uygun olarak yeniden inşa etmek ve tayfaları eğitmek için Melanezya’dan Pius Mau Piailug adında usta bir yol bulucuyu davet etmişlerdir. Atalarından, geleneksel biçimde çıraklık yoluyla ve gerekli pek çok şeyi şarkılarla öğrendiği bu sanatın modern dünyada kaybolup gitmesini hiç istemeyen Mau, bu daveti kabul ederek Hawaii’ye gitmiş ve onlara dalgaları dinlemeyi, rüzgarlarla konuşmayı, yıldızları ve kuşları izlemeyi öğretmiştir. Okyanusta yapılan binlerce millik yolculuklarda hava daima açık, dalgalar daima küçük, balıklar, kuşlar ve yıldızlar ise sürekli görünür değildir. Bir yol bulucu, yıldızsız geceler ve fırtınalı havalarda da yolu bulmak zorundadır.
Hawaii’de bulunan Polinezya Deniz Yolculuğu Derneği’nin üyesi ve Mau’nun öğrencilerinden Nainoa Thompson 1979 Kasım’ında, Tahiti’ye yapacakları yolculuktan kısa bir süre önce, Mau’dan aldığı son dersi anlatır:
“Mau ile birlikte,  gökyüzünü gözlemlemek için Lanai’ye gittik. Yakında Tahiti’ye yola çıkacaktık. Endişeliydim hatta biraz korkuyordum. Önümdeki muhteşem bir meydan okumaydı.
Mau, Tahiti’nin hangi yönde olduğunu göstermemi istedi. Gösterdim. Sonra bana “adayı görebiliyor musun?” diye sordu.
Sorusu beni şaşırtmıştı. 2,200 mil ötedeki adayı elbette göremiyordum.  Fakat sorusu ciddiydi ve dikkatlice ele almam gerekiyordu. Sonunda, “Adayı göremiyorum ama zihnimde bir imajını görebiliyorum” diye cevap verdim.
Mau, “İyi” dedi, “Sakın bu imajı kaybetme yoksa kaybolursun.” Sonra bana döndü ve “haydi artık arabaya binelim ve eve dönelim” dedi.
Bu son dersimizdi. Mau, bana kendime güvenmem gerektiğini, varmak istediğim yere ait bir imaja sahip olduğumda ve onu muhafaza ettiğimde, hedefime ulaşacağımı söylemişti.”[i]  
Düşünü düşlemek ve onu canlı tutarak, besleyerek fiziksel yaşamda meydana getirmekle ilgili bu son ders belki de en önemlisidir. Fakat Naiona’nın anlattıkları burada sona ermez. Kanoyla yaptıkları yolculuk sırasında, hedeflerine yaklaştıkları bir gün şaşkınlık içinde kapalı hava ve sis yüzünden nerede olduklarına dair hiçbir fikrinin olmadığını fark eder. Açık denizde hayatta kalmak için gerekli olan zihinsel sürekliliğini ve hafızasındaki gerekli her şeyi kaybetmiş olduğunu görür. Yaşadığı korkuyu diğerlerine belli etmez ve ümitsizlik anında Mau’nun son dersini hatırlar. Adayı zihninde görebiliyor musun? Gevşer ve adayı zaten bulduğunun farkına varır. Ada içinde oldukları kutsal kanonun kendisidir ve ihtiyacı olan her şey ondadır. Aniden, hava aydınlanır ve omzunun üzerinde güneşin sıcaklığını hissettiği bir ışık huzmesi parlar. Bulutlar dağılır ve ışığı takip ederek adaya ulaşırlar. Dışarıdan bakan biri için, Yol Bulucu vizyonundakileri bir mıknatıs gibi kendine çekiyormuş gibi görünür.
İmajinasyonumuzu bu şekilde kullanmak, zihinsel bir egzersiz gibi bir şeyleri “uydurmak” değil, olmak isteyen şeyi hissetmektir. Kimileri bunu algılarının bir yere çekilmesi gibi hissederken, kimileri de bir doğmayı bekleyen bir bebeğin annesinin karnını tekmelemesi gibi hissederler. İmajinasyonumuzu kullanmak, yaratmak istediğimiz şeylerin bir şablonunu yaratmaktır. Bunun için derinlere inmek ve gerçeklemeyi isteyen şeyin ne olduğunu bulmak ve daha sonra bir dedektif, bir mühendis, bir doktor, bir mimar gibi çalışarak onu üç boyutlu fiziksel gerçekliğe getirmektir. Bu da yaratıma aktif olarak katılmaktır.
Yol bulucular, ister okyanusta ister modern yaşamın kaosunda olsunlar, hep aynı yöntemi kullanırlar.  Yol Bulucu’nun sırrı açıktır. İlk olarak, ruhumuzun düşünün yönüne dönerek kalbimizin gerçekleştirmeyi arzuladığı bir vizyona, bir büyük düşe sahip olmamız, sonra bu vizyonu tüm duyularımızla deneyimlememiz ve son olarak da onu canlı tutmamız gerekir.  Bu, hemen hemen tüm kültürlerdeki şifacı ve vizyonerlerin yöntemidir. Avustralyalı Aborijinler, çölde yüzlerce kilometrelik yürüyüşlerinde aynı yöntemi kullanırlar.  



[i] http://pvs.kcc.hawaii.edu/index/founder_and_teachers/mau.html

27 Temmuz 2015 Pazartesi

Anadolu'nun Antik Görücüleri: Aristander

Simin Uysal

Rüyalarım kadar dünyanın da bana pek çok yolla verdiği mesajları alabilmek için gözümü açık tutmaya dikkat ediyorum. İtiraf etmem gerekirse, bu benim için hem eğlenceli hem de fiziksel gerçekliğin bana armağan ettiği yol işaretlerinin yaşamda yolumu aydınlattığını görüyorum.

Bu konuda araştırma yapmayı da seviyorum. Rüyaların ve dünyanın dilini anlamak antik yaşamın da bir parçasıydı. Bu konuyla ilgili olarak Aigai kentinin kahini Polles  hakkında bir yazı yazmıştım. Okumak isteyenler için linki burada: http://samanizmveruyalar.blogspot.com.tr/2013/11/kecinin-armagan-isaretleri-okumann-ege.htm

Gordion'a yarım saat mesafede yaşıyorum. Gordion dendiğinde de aklıma diğer pek çok şeyin yanında Büyük İskender geliyor. Malum, meşhur Gordion düğümünü bir kılıç darbesiyle burada çözmüş.

Bu sefer ilgimi çeken Büyük İskender'in kendisi değil de kahini Aristander oldu. Aristander, o dönemlerde adı Telmessos olan Fethiye'li bir kahin. Burası da kahinleriyle ünlü. Hatta İskender daha doğmadan önce, Aristander'in ünü Makedon krallığında yürümüş. Öyküye göre, İskender'in babası Kral Philip bir rüya görür. Rüyasında, kraliçesi Olympias'ın rahmini mühürlemiş ve mührün basılı bir de aslan figürü vardır. Danıştığı kahinleri evlilikteki olası bir sorundan şüphelenirler. Rüyası için Aristander'i getirten Philip, ondan çok farklı bir yorum alır. Kral'a, kraliçesinin gebe olduğunu ve taşıdığı çocuğun bir aslan gibi güçlü ve cesur olacağını söyler.

Hepimiz İskender'in kral ve Büyük İskender olduğunu biliyoruz. Tahta çıktığında Aristander'i danışmanı yapar. Ptolemy ve Plutark yazılarında Aristander'i bir "görücü" olarak rüyalarla ilgili yorum yaparken, kuşların uçuşunu yorumlarken ve dünyanın sembolik dille anlattıklarını izlerken anlatır.

Kuşların uçuşları Polles gibi  Aristander için de anlamlıdır. Örneğin, Büyük İskender Halikarnas kuşatması sırasında öğle uykusuna yatar. Uyuduğu sırada etrafında bir kırlangıç öterek uçmaya başlar. Uykusunun arasında kırlangıcı eliyle göndermeye çalışsa da kuş İskender'in başına konar ve o uyanıncaya kadar uzaklaşmaz. İskender, bunun üzerine, Aristander'i çağırır ve ondan bu olayın anlamını öğrenmek ister. Aristander, ona çok yakın birinin bir tuzak kurduğunu ve bu tuzağın çok yakında ortaya çıkacağını söyler. Sözleri İskender'i eyleme yöneltir ve bir soruşturma başlatılır. Sonuçta İskender'e çok yakın olan Teselya'lı komutanın Persler'le onu öldürmek için işbirliği yaptığı ortaya çıkar.

Diğer bir olayda da İskender, ordusuyla birlikte Pieria'dan geçmektedir. Bu sırada Orfe'nin servi ağacından yapılmış bir heykelinin "terlediği" görülür ve İskender'in adamları huzursuz olur. Aristander ise bunu Orfe müzik ve şarkıların üstadı olduğu için, İskender'in başarılarının çok büyük olacağı ve müzisyenlerin bu büyük zaferleri anlatan şarkıları yazmak için çok terleyeceği şeklinde yorumlar.

Aristander, İskender'in Fenikeliler'in Sur (Lübnan) kenti kuşatması ile ilgili gördüğü rüyaları da yorumlar. İskender, Sur kuşatmasının ilerleyen aylarındaki bir rüyasında Herkül'ün surların üzerinde durduğunu ve ona gelmesini işaret ettiğini görür. Aristander ona kuşatmanın zaferle sonuçlanacağını ama Herkül gibi çaba ve güç gerektireceğini söyler. Yine aynı kuşatma sırasında İskender, rüyasında bir satirin ona uzaktan işaret ettiğini görür. İskender yaklaştıkça satir kaçar ve ancak uzun bir kovalamacanın sonunda krala yakalanır. Aristander, bu rüyayı kelime oyunlarına dikkate alarak yorumlar. Sur kentinin adı Yunan dilinde "Tyros"tur. Satir ise "satyros". Satyros iki kelimeye bölündüğünde "sa tyros" dolayısıyla da  "Tyros senin" anlamına gelmektedir. Sur kenti gerçekten de Büyük İskender'in eline geçer.

Daha pek çok örnek var ve bu konuyu seviyorum. Diğerleriyle devam edeceğim.


Kaynaklar: www.alexander-sources.org

Dönüşüm Haberleri Ağustos 2015

Sandra Ingerman

Yıllardır öğrettiğim ve yazdığım çalışmaların odak noktalarından bir tanesi transfigürasyon. Çünkü kendi ilahi ışığımızı ve Kaynağın ışığını deneyimlediğimiz zaman birlik ve bütünlüğü hissederiz. Ve bildiğiniz gibi, ışık ve sevgi fiziksel, duygusal ve spritüel alanda yaşadığımız tüm güçlükleri dönüştürebilecek güçlerdir. Koşulsuz sevgi ve ışığı yaymak tüm gezegeni dönüştürür

Yalnızca zihinsel boyutta çalışmak yerine koşulsuz sevgi, birlik ve ilahi ışık hakkında hücresel bir anlayışa ulaşmak için ihtiyacınız olan şamanik yolculuk ya da meditasyon çalışmalarını yapmanız için sizi uzun zamandır teşvik ediyorum.  Çünkü bunları kendimizin bir parçası olarak deneyimlemediğimiz zaman, sevgi ve ışığın kuvveti gerçek bir şifa yaratacak biçimde bizden ışıyamaz.

Yakın zamanda yaptığım bir yolculukta içsel bahçeme götürüldüm. Sizleri içsel dünyanızı deneyimlemeniz ve güzel ve sağlıklı bir bahçeyi yetiştirir gibi ona bakmanız için yönlendiriyordum. Toprağınızın yapısını ve kalitesini nasıl koktuğu ve dokunduğunuzda nasıl hissettiğinizi incelemeniz için sizi yönlendirdim. Sizleri, kişisel ve hep birlikte düşleyerek yarattığımız kolektif rüyaya düşünceleriniz, sözcükleriniz ve hayallerinizden oluşan hangi tohumları ektiğiniz ile ilgili olarak özenli olmanız için teşvik ettim.

Yolculuğumda, içsel bahçemin toprağının ve Yeryüzü’nün kalp atışıyla bağlantı kurmaya yönlendirildim. Ve daha sonra yardımcı ruhum Isis beni çalışmamı derinleştirmem için teşvik etti. Isis yazılarım ve eğitimlerimde insanları kendi kalp atışlarını Yeryüzü’nünkü ile bağlamaya davet ettiğimi onayladı. 

Fakat Isis, kendi yaşamımda ve bu yazıyı okuyan veya duyan çoğu kişinin, bunu rasyonel düzeyde düşünmeye eğilimi olduğunu söyledi. Çünkü kendi kalp atışını Yeryüzü’nün kalp atımına bağlamak kulağa çok güzel ve şifalandırıcı geliyor. Fakat bağlantının yeniden oluşması ve şifa için bunun zihinsel bir kavram yerine hücresel bir deneyim olması gerekir.

Isis, ben kendi kalp atışımı Yeryüzü’nünkine bağladığımda bunu bir şekilde yüzysel bir düzeyden yaptığımı söyleyerek devam etti. Bunun nedenini de Kaynak’ın ebedi olduğu gibi, Yeryüzü’nün de kadim bir varlık olması ile açıkladı.     

Yeryüzü’nün 4.6 milyar yaşında olduğuna inanılıyor. Ayrıca evrenin de yaklaşık 14 milyar yaşında olduğuna inanılıyor. Yolculuğumda Isis, bana kalp atışımı şimdiki zamanda hissettiğimi canlandırdığım Yeryüzü’ne değil ama Yeryüzü’nün başlangıcındaki kalp atışına bağlamamı söyledi.

Ve sonrasında da, ancak Yeryüzü’nün başlangıcındaki kalp atışı ile bağlantı kurduğumuz zaman yaşama arzusu ve iradesi yayan bu kadim enerji ve kuvvet ile bağlantısı olan her şeyin de bağlantılı olduğu  yaşam ağı ile bağlantımızı gerçekten deneyimleyebileceğimizi söyledi.  Kadim ve çok kuvvetli olan enerji ile bağlantı kurabileceğimizi ve bunun bize bireysel yaşamlarımızda ve yaşadığımız değişim zamanlarında rehberlik etmeyi bilen kendi ilksel bilgeliğimizle bağlantıya geçireceğini söyledi.

Ve yakın zamanda soru sormayı bırakıp yalnızca dinlememiz gerektiği hakkında da yazdım. Çünkü bu ilksel  kuvvet, eğer dinlemeyi bilirsek, bizimle paylaşacağı derin bir bilgeliğe sahip. Ve bu ilksel kuvvet Yeryüzü’ndeki tüm yaşama hayatta kalmak için rehberlik ediyor.  

Ağustos ayında içsel bahçenize/dünyanıza seyahat edin ve derin ve zengin bir içsel bahçeyi yetiştirme çalışmalarınıza devam edin. Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız “Huffington Post Links”e tıklayın ve “Zengin bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yetiştirmeli” başlıklı makalemi okuyun.

İçsel bahçenizi inceleyin ve toprağı beslemek ve düşünceleriniz, sözcükleriniz ve hayalleriniz ile ektiğiniz tohumlar konusunda bilinçli olma kararlığınızı yerine getirdiğinizden emin olun.


Ve bahçenizde biraz zaman geçirdikten sonra toprağın üzerine yatın. Ve kalp atışınızın önce Yeryüzü’nün şimdiki kalp atışı olduğunu hissettiğiniz şeyle bağlantı kurmasına izin verin. Fakat daha derine gitmeyi sürdürün. Niyetinizle, Yeryüzü’nün oluştuğu sıradaki kadim ve ilksel kalp atışıyla bağlantı kurmayı isteyin.

Ve Yeryüzü’nün ilksel kalp atışıyla bağlantınızı hissettiğinizde, kendi ilksel kalp atışınızla bağlantı kurun. Çünkü zamanın başlangıcından beri yaşamla bağlantılısınız.

Bu kadim yaşam niteliğinin sizdeki ve Yeryüzü’ndeki nabzını hissedin. Sizinle paylaşılan bu derin bilgeliği dinlemek, hissetmek için kendinizi açmak için izin verin

Yeryüzü’nden doğdunuz. Canlı ve nefes alan 4,6 milyar yaşındaki bir organizma ile bağlantılı ve onunla birsiniz. Bu bakış açınızı nasıl değiştiriyor?

Bu süreç elbette tek seferlik bir yolculuk ya da meditasyon değil. Bu düzenli olarak sürmeniz gereken bir egzersiz.

Ayrıca fiziksel olarak toprağa uzanarak da aynı şeyi yapabilirsiniz. Toprağa uzanmak ve Yeryüzü’nün kalp atışı ve şifası na tümüyle bağlanmak her zaman harikadır. Fakat şimdiki zamanın ötesine geçin ve Yeryüzü’nün kadim ve ilksel kalp atışıyla bağlantı kurun.

Bunu yaparken nasıl farklı hissettiğinizi ve değiştiğinizi hissedin. Ve tüm duyularınızdan ulaşan ve bu zamanda gezegene hizmet etmek için size yaşamınızda rehberlik edecek mesajları dinlemeye devam edin.

Dolunay 29 Ağustos’ta. Transfigüre olun ve Kaynak ve kendi ilahi ışığınızla birliği deneyimleyin. Ve aynı zamanda bir bedeniniz de olduğu için, kalp atışınızı Yeryüzü’nün ilksel kalp atışına bağlayın. Ve hep birlikte yaşama olan sevgimizde biraraya gelelim ve tüm yaşamın ve Yeryüzü’nün ışığını beslemek için koşulsuz sevgi ve ışığımızı yayalım. Bunu Yeryüzü’nün kadimliği ile birleştiğinizde yapın.

Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız dolunay seremonimizin detayları için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyun.



2 Temmuz 2015 Perşembe

Dönüşüm Haberleri Temmuz 2015

Sandra Ingerman

İskoçya’daki harika bir maceradan yeni döndüm. Yönettiğim eğitim, çalıştığım muhteşem grup ve bulunmuş olduğum yerce beslenmiş hissediyorum.  

Toplulukla çalışmak bizi besler. Bir grupla fiziksel olarak birarada ya da telekonferans yoluyla sanal olarak çalışmanın bana esin ve umut verdiğini ve beslediğini hissediyorum.

Eşim Woods bana savaştan dönenlerle ilgili okuduğu bir makaleden bahsetti.  Bazıları için geri dönüş deneyiminin en zor bölümü ve travma sonrası streslerini besleyen şey son derece derin bağlar kurdukları diğer askerlerden oluşan topluluktan ayrılmış olmak.  İçinde bulundukları toplululuğun derinliğinden sonra izole edilmiş hissettikleri bir yere dönmek derin duygusal sorunlara yol açıyor.

Günümüzde dünyada olup bitenler bizi topluluk yaratmaya sevkediyor. Bir felaket sonucunda yıkılan ev ve iş yerlerinin yeniden yapımına yardım edenler, bir araya gelen yerel topluluklar. Zor zamanları atlatmak için birbirlerine yardım edebilecek olanlar, yerel topluluklarda bir araya gelen insanlardır.  

Elbette ele almamız gereken konu, topluluk olarak bir araya gelip derin bağlar yaratmak için  neden bir felaketin meydana gelmesini beklediğimiz. Topluluk içinde her düzeyde birbirimizi beslemen zamanı geldi. Yıllardır sizleri, uyguladığınız spritüel çalışmanın bir bölümünü yerel topluluklarınızla paylaşmanız için teşvik ettim. Çünkü birlikte yaptığımız spritüel çalışma farklı dini inançların ötesinde. Çalıştığımız spritüel uygulamalar, sözcükler ve kavramların ötesinde tüm insanların kalbine ve ruhuna dokunan uygulamalar.


İskoçya’dayken bu ayın yazısında paylaşmak istediğim birkaç konuyu düşünmek için zamanım oldu. Bildiğiniz gibi, odaklanmış kalmamız için hepimizi sürekli cesaretlendiriyorum. Odak, öğrettiğim çalışmanın temel ilkelerinden biri. Fakat hayattaki her şeyde olduğu gibi çalıştığımız her uygulama ve ilkede de dengenin sağlanması gerekiyor.

Eşim Woods ile birlikte Britanya’nın en yüksek dağı olan Ben Nevis’te yürüyüş yapıyorduk. İskoçya’da bulunduğumuz hemen her gün yağışlı ve soğuktu. Yağmuru ve soğuğu sevdiğim için böyle bir hava beni çok heyecanlandırmıştı.  Yürüyüş yaptığımız gün hava açık ve güneşli günlerden biriydi ve yürüyüş yapmak için benim için bile kusursuz bir gündü.   

Ben Nevis’in patikalarından birini hedef gözetmeden tırmanıyorduk. Ben Nevis, dağcılık açısından popüler noktalardan biri. Ve biz oradayken zirvede kar ve buz olması nedeniyle tırmanmanın da zor olduğu zamanlardan biriydi. Patikadaki yavaş yürüyüş sırasında zirveden aşağı inen grupları görebildik. Bazıları aşağı ışıl ışıl gülümsemelerle ve neşeli adımlarla iniyordu. Fakat gördüğümüz insanların çoğu gerçekten perişandı. Evet, zirveye ulaşmışlardı ama yolculuktan keyif almamışlardı.

Odaklanma üzerine düşünmeye başladım. Çünkü hayat yolunda yürürken ve spritüel çalışmamızı sürdürürken odağımızı korumamız gerekli. Fakat nihai bir hedefe odaklanmak tükenmişlik duygusu getirdiği ve yaşama sevincini alıp götürdüğünde, bir dengesizlik oluşur. Ve ne zaman dengesizlik olsa bir tür hastalık oluşur.  

Bu aynı zamanda ruhsal yolculuğumuzu sürdürme biçimimiz için de geçerli olabilir. Çünkü başarılı bir spritüel uygulama için temel ilkelerden biri odağını sürdürmektir. Fakat dişlerinizi sıkıyorsanız ve yolculuğu zorluyorsanız o zaman geriye doğru bir adım atmanın ve gözden geçirmenin zamanı gelmiş demektir.  

Çünkü odağımızı korumak ve rahat bir tavra sahip olmak arasında dengeyi bulmak zorundayız. Bu hepimiz için önemli.

Bu Temmuz ayı boyunca biraz zaman ayırarak, spritüel çalışmanızda “çok fala” çabaladığınız yerleri düşünün ve kendinizi bir amaca ulaşmak için zorlamadan nereye odaklanmanız gerektiğine bakın.  


Bunların yanında kendi işimin odağının ne olduğunu hissettiğim  hakkında derinlemesine düşünmek için zamanım da oldu. Ve Soul Retrieval: Mending the Fragmented Self (Kayıp Ruhları Geri Döndürmek: Parçalanmış Benliği Onarmak) adlı kitabımdan sonra yazdığım tüm kitaplar ve oluşturduğum CD programları ile insanlara spritüel bakımdan kendine yeterliliği öğrettiğimi fark ettim.

Pek çoğumuz başka birinin bizim için “işi “ yapmasını istiyoruz. Fakat gerçekte kendi spritüel uygulamanızın gücüne güvendiğinizde büyür ve yaşamayı dilediğiniz hayatı yaratmayı öğrenirsiniz.

Spritüel bakımdan kendine yeterliliğin bu değişim zamanında hepimizin büyümesine yardımcı olacak bir şey olduğunu güçlü biçimde hissediyorum.  

Kendi spritüel uygulamanıza, içsel bilgeliğinize ve kendi yardımcı ruhlarınızın yardımına ne kadar güvendiğinizi derinlemesine düşünmek için de biraz zaman ayırabilirsiniz.

Evet, hepimizin kimi zaman diğerlerinin yardımını istememiz gerekiyor. Ama yaşamda büyümenin ve gelişmenin anahtarı kendi spritüel çalışma ve rehberliğimize güvenmektir.  


Dolunay Temmuz’un 2 si ve 31 inde. Haydi birbirini sevgi ve destekle kucaklayan sanal bir topluluk olarak bir araya gelelim.  Gündelik düşünce ve kaygılarınızdan uzaklaşmak için gereken hazırlık çalışmanızı yapın.  İçimizdeki yıldız ışığına, gün ışığına, ilahi ışığa yolculuk yapalım ve ışıyalım. Kolektif ışığımızın huzmeleri gezegeni ve tüm yaşamı sevgiyle kucaklasın.  


Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin yönergeleri için lütfen anasaydadan “İnsanlardan Oluan bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.

Avusturya’da yaşayan Eva’dan bize esin verecek bir öykü (Eva harika bir Şamanizm ve Yeryüzü için Şifa öğretmenidir):

“Yeryüzü için Şifa çalışması hayatımı nasıl değiştirdi:

İlk Medicine for the Earth (Yeryüzü için Şifa) atölye çalışmasına katıldığım sırada yaşamımda hala bir umutsuzluk ve kafa karışıklığı dönemi içindeydim. Çocuğum bir kalp ameliyatı geçirmişti ve çok acı çekmişti, iki kere işimi kaybetmiştim ve pek çok ilişkim de sona ermişti. Hayatımda bir yön, yardım, şifa, umut ve anlam bulmaya çalışıyordum. Eski dağılmış yaşamımda dogmatik ve deneysel bir bilim insanı, entellektüel bir kişi ve ölçümlere önem veren psikologdum ama öğrenmiş olduğum hiçbir şey bana yardımcı olmuyordu. Pek çok tuhaf rastlantı beni “çılgınca şeyleri” aramaya itti ve kendimi şamanizmin içinde, Sandra’nın kitaplarını okurken, Sandra’nın atölye çalışmalarına katılırken ve sonunda yaşadığım yer olan Salzburg’un yakınında Sandra’nın Medicine for the Earth (Yeryüzü için şifa) atölye çalışmasında buldum.  

Su seremonisini yaptık ve amonyum hidroksit ekleyerek pH değerini 11.5’e getirdiğimiz suyun karşısında transfigüre olduk.  Transfigüre olduk ve suyun pH değeri 10.5’e indi. Ve sonra grup (yaklaşık 70 kişilik bir çember) yeniden yapıp yapamayacağımızı sordu. Ve yeniden yaptık. Ve pH değeri neredeyse normale döndü. Gözyaşlarımı tutamadım ve o anı hayatım boyunca unutmayacağım. Son derece fiziksel biçimde bir mucize gerçekleşmişti ve ben de bunun bir parçasıydım.  Aynı anda hem kişisel hem de küresel sıkıntı dönemlerinde kaybetmemeye çalıştığım, çocukluğuma, gençliğime ve sonrasına ait tüm umutlar yerine gelmişti.  Bir mucizenin parçasıydım ve her şey ŞİMDİ gözlerimin önünde kendi şehrimin suyuyla ve çok uzaklardan imkansızın yaratımla olan bağlantı, içimizdeki ışık, paylaştığımız ışık ile mümkün olabileceğini bana kanıtlamak ve öğretmek için gelen bir öğretmenle  gerçekleşmişti. O anda, tüm kalbimle bir Yeryüzü için Şifa öğretmeni olmayı istedim çünkü bu bilgeliğin dünyayı değiştirdiğini biliyordum.

O an bir kadın, bir anne, bir bilim insanı, bir siyasi ve sosyal çalışan olarak da kökten bir değişim yaşadım. Sonuçta, bu deneyim bir daha asla pes etmeyeceğim, umudumu kaybetmeyeceğim ve ister çevresel, ister siyasal, sosyal ya da kişisel yönlerden mümkün olarak tanımladığım şeylere sınır koyamayacağım anlamına geliyordu. Karanlıkta bile daima ışığı bulacağımı ve bunu diğerleriyle paylaşmayı umut ediyorum. Topluluğumda daima yararlı olacağımı ve diğerlerine esin olmayı umut ediyorum. Güzel kızım için daima mutlu bir anne ve torunlarım için iyi bir ata olmayı umut ediyorum.    

O sudan bir yudum içip içemeyeceğimi sordum. Böylece bu anı hücrelerimde yaşam boyu taşıyabilecektim ama çılgınca olsa da kendimden şüphe duydum, belki de yarın şüphelerimle mucizeyi mahvedecek nedenler bulacaktım. Birkaç dakika öncesine dek 11.5 olan pH düzeyiyle halıda bir delik açabilecek olan suya parmağımı sokmak için izin aldım ve bir damlasına ağzıma götürdüm. Tadı temizlik maddesini andırıyor olsa bile beni yakmadı.  
Birkaç yıldan bu yana Yeryüzü için şifa öğretmeniyim ve öğrenme sürecim asla sonlanmıyor. Spritüelliği “kanıtlamak” için zehir kullanmayı bıraktım ama hala transfigürasyon seremonisinden önce ve sonra sudaki bazı parametreleri “ölçmek” için hala akvaryum şeritleri kullanıyorum. Öğrencilerim bilimsel yanımı tamamen rafa kaldıramayacağımı biliyorlar ve çoğu da halime gülüyor. Yine de sıklıkla, hatta hemen her seferinde farklı parametrelerdeki değişimleri gözlemliyoruz.

Odadaki su örneği değişiyor ve benim gizlediğim örnek değişmiyordu. Bir gün okyanus ötesi bitki deneyi hakkında düşündüm ve bitkinin okyanus ötesi transfigürasyon deneyine nasıl tepki verdiğini ve benim garaja sakladığım su örneğinin tepki vermemesinin ne denli tuhaf olduğunu sorguladım. (Sandra’nın notu: Eva’nın anlattığını anlamak için ana sayfadan GDV kamera sonuçları altında “uzaktan bitki deneyi sonuçlarına” bakınız)


Bu düşüncelerimi çemberdekilerle paylaştım ve…o andan itibaren dışarıda sakladığım su örneği değişti ama daha da kötüsü oldu ve içerideki su örneğinde değişim olmadı. Gruplarımdakiler, su ile birleşmeyi öğretirken aynı anda onu anlama girişimlerimle gitgide daha çok eğlenmeye başladı. Hala “ölçüm” yapıyorum ve bunu yalnızca eğlenmek için yapıyorum çünkü su ruhunun benimle derslerde nasıl oynadığını görmek beni heyecanlandırıyor. Ganj nehri, Atitlan gölü, Rio Grande ve diğer yerlerden getirdiğim su örnekleri için dua ediyoruz ve sonra onları geldikleri yere geri götürebilecek birini bulduğumuzda geri gönderiyoruz. Biliyoruz ki, burada yaşadığımız Avrupa’nın kalbindeki küçük ülkenin bir bölgesindeki bizlerin çemberindeki dualar tüm yaşama hizmet etmek için katkıda bulunabilir. Hala attığım her adımı ve aldığım her nefesi,  17 yıl önceki başlangıçta konulan tüm tıbbi tanıların aksine hala sağlıklı ve bilge olan çocuğuma adamayı sürdürüyorum.  Ne zaman suya dokunsam ya da su içsem, bana öğrettiği mucizeleri hatırlayarak bilinçli ve şükür içinde olmaya çalışıyorum.” 

2 Haziran 2015 Salı

Bir Rüyacı Olun!

Dönüşüm Haberleri Haziran 2015 - Sandra Ingerman
Çeviri: Simin Uysal

Mayıs ayı Dönüşüm Haberlerini Nepal’deki deprem ve Baltimore’daki olaylardan önce yazmıştım. Spiritüel çalışmanızı yaptığınıza ve bunlardan etkilenmiş olan yerler, insanlar ve doğa varlıklarına ışığınızı yaydığınıza inanıyorum. Spiritüel çalışmamızda odağımızı muhafaza etmek çok önemli!

İnsanları güçlüklerle dolu olayların içinde seyrettiğimizde onlara acıma noktasına geçmek çok kolay.  Ve çalışmamızın en önemli anahtarı diğerlerine zayıflık ve acıma yerine kuvvet yansıtmak. Ve diğer bir anahtar da farklı olaylardan etkilenen herkesi ve her şeyi ışık içinde görecek biçimde algımızı değiştirmek. Farkındalığı değiştirmenin ve gerçek şifa sağlamanın anahtarı bu.

Aynı zamanda, dünyanın dört bir yanındaki insanlar ve canlı varlıkların güçlüklerle karşı karşıya olduğunu hatırlamak da çok önemli.  Bunların hepsi medyada yer almıyor. Dünyamızın yapısının çözüldüğü bir zamandayız. İnsanların birbirlerine, tüm yaşama ve Yeryüzü’ne karşı davranışları onurdan, saygıdan, tüm yaşamın değerli olduğu ve tüm canlıların yaşam ağına katkısı olduğu anlayışından uzak.

Bildiğimiz yaşam tarzı çözülmeye ve dağılmaya devam ettikçe güçlükleri görmeyi sürdüreceğiz. Fakat bizim için anahtar, ümidimizi kaybetmemek ve hem kendi bilincimizi hem de topluluklarımızdaki insanların bilinçlerini yükseltmek için spritüel çalışmamızı yapmayı sürdürmek.  Yalnızca acı ve kederi gören egonun gözleri yerine ruhun gözleriyle bakmayı sürdürmeliyiz. Olağan gözlerimizle görebildiklerimizin ötesinde meydana gelen pek çok şey var. Ve spritüel çalışmamıza odaklanarak, her şeyin mümkün olduğu yeni bir bakış açısıyla görmeyi öğreneceğiz.

Geçen ay İsis ile birleşerek çalıştığım grupla onun bilgelik ve şifasını paylaşma olanağı buldum.

İsis’in mesajlarından bazıları yalnızca çalıştığım grup için değildi ve onları sizlerle de paylaşmak isterim.

İsis, güçlü bir biçimde, dünyada ya da yaşamınızda sizi tetikleyen bir şey olduğunda kendinize dönmenizi ve kendi kendinize “seni seviyorum” cümlesini tekrarlamanızı söyledi. Kendinize daha çok sevgi gösterdiğinizde çevrenizdeki dünya da daha çok değişir.

Isis’in paylaştığı diğer öğretilerden biri de insanoğlunun doğayı kontrol ve manipüle etmeye ve tanımlamaya çalışmış olduğu. İsis, nasıl yardımcı olabileceğimiz ve hizmet edebileceğimiz ile ilgili sorular sormamızın kontrolün bir çeşidi olduğunu paylaştı. Çünkü bu soruların yapılandırılmış, biçim verilmiş cevaplara yönlendirdiğini ve sormanın da alınan cevapları kontrol etmeye çalışmanın bir biçimi olduğunu paylaştı.  Bazılarınız için, nasıl yardım edebileceğinize dair sorular sormanın kontrolün bir biçimi olduğunu anlamanın zor olduğunu biliyorum. Bu üstü kapalı, ince bir kontrol biçimi.  Fakat bu oturup üzerinde düşünmek için ilginç bir konu.  

İsis, şamanik yolculuk ve meditasyonlarınızda soru sormayı bırakmanın zamanı geldiğini söyledi. Fakat Yeryüzü’nün gerçekte paylaşmak istediği şeyi duyabilmek için derin dinlemenin ve “olmanın” da zamanı geldiğini söyledi. Çünkü yardımcı ruhlarımız ve Yeryüzü’nün gerçekten paylaşmaları gerekenleri dinlemek yerine cevaplarını istediğimiz sorular soruyoruz.

Ve İsis bunların yanında, parçalanan ve dağılan yapılardan yeni ve sağlıklı yapılar yaratamayacağınızı da hatırlattı.  İsis, yaşamı sağlıklı biçimde destekleyen yeni formlar yaratabilmek için biçimin olmadığı aleme geri dönmemiz gerektiğini söyledi. Bunun anlamı,  rüya görme çalışmamıza biçim dünyasının ötesine geçerek odaklanmak ve yaşamak ve olmak için yeni biçimler düşlemek.   Rüyayı değiştirmemizin yolu bu.

Lütfen bu ay İsis’in paylaştığı bu bilgeliğe odaklanmak için zaman ayırın. Şimdi kendimizi çalışmamıza vermemizin ve spritüel çalışmamıza ve gezegende oluşabilecek ve meydana gelecek olumlu değişim ve gelişim olanaklarına koyduğumuz sınırları aşmanın zamanıdır Yeryüzü ve yardımcı ruhlarla birlikte ortaklaşa çalışıyoruz.  Yalnızca yeni algılara ve çalışmanın yeni yollarına açık olmamız gerekiyor.  

Dolunay 2 Haziran’da. Dolunay, tüm yaşam için güzel bir rüyanın var olması için odaklanma becerimizi güçlendiriyor. Kendimizi çalışmamıza gerçekten vermemiz gerekiyor. Dolunayın spritüel çalışmanızı ve uygulamalarınızı güçlendirmesine izin verin.

Haydi, küresel bir topluluk olarak insanlardan oluşan bir ışık ağı yaratmak için bir araya gelelim. Hazırlık çalışmanızı yapın ki ruh için içi boş bir kemik haline gelebilesiniz. İçinize yolculuk yaparak, bedeninizden öte ruh olan kimliğinize gidin. Parlayan ilahi bir ışıksınız. Dünyada bir ışık olun. Gezegeni ve tüm yaşamı ışık olarak ve ilahi mükemmelliği içinde algılayın. Haydi içsel ilahi ışıklarımızı, içsel gün ışığımızı birleştirerek Yeryüzü’nde bir ışık ağı örmeyi sürdürelim.

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başlayanlar lütfen ana sayfadan “İnsanlardan Oluşan bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.  

Yine yeni bir mevsime giriyoruz. 21 Haziran’da gün dönümünü kutlayacağız. Kuzey Yarıküre’de yazı ve Güney Yarıküre’de kışı karşılayacağız. Doğada ve yaşamlarımızda yeni bir döngü başlıyor.

Mevsim değiştiğinde Yeryüzü, değişim ile birlikte akmak ve ahenk içinde olmamız için içsel döngümüzü nasıl değiştirmemiz gerektiğinin bilgisini bizimle paylaşır. Bu, İsis’in mesajını hayatınızla bütünleştirmek için güçlü bir zaman. Elementlerle birlikte olmak için zaman ayırın. Toprağa uzanın ya da ayaklarınızla basın. Rüzgârları dinleyin. Yaşadığınız yerdeki su ile birleşin. Güneşin gücünü içinize çekin. Yalnızca olun ve bedeninizin doğayla uyumlaşmasına izin verin. Doğayla bağlantılı değilsiniz. Doğa sizsiniz. Yeryüzü’ne neye ihtiyacı olduğunu sormayın, yalnızca Yeryüzü’nün sizinle paylaşmak istediği rehberliğe kulak verin.

Ve İsis ayrıca eski formlardan yeni formlar yaratamayacağımızı da paylaştı. Rüya görme çalışmamızın güçlü olabilmesi için formsuzluğun alanına yolculuk yapmamız ve tüm duyularımızı kullanarak yeni formlar ve doğması için yeni düşler yaratmaya başlayabiliriz. Çalışmanızı yapın. Şamanik kültürlerde, tüm yaşam için güzel bir düş düşlemek topluluğun her bir üyesinin sorumluluğu idi. Bir rüyacı olun.  

Gün dönümünü kutladığımız bu güçlü zamanda, kendiniz, tüm yaşam ve Yeryüzü için güzel bir düş düşleyin.

Haydi, hep birlikte topluluğumuzdaki herkese sevinçli bir gün dönümü dilemek için bir araya gelelim

Topluluğumuzdan esin verici öyküler:

Aşağıda Kevin’in bize esin vermesi için paylaştığı öyküsü var:

“Almak ve vermek gündelik varoluşumun bir parçası olmasına rağmen bazen kendimi unutuyorum. Bu yüzden günüm olumsuz geçebiliyor. Günümün olumlu olması için yapmam gereken tek şey köpeğimle birlikte uzun bir koşuya çıkmak. Doğayı ve doğadaki hayvanları gözlemleyerek aydınlatıcı pek çok şey öğreniyorum. Gününüz ışıkla dolsun”

Aşağıda Sylvia’dan harika bir paylaşım var:


“Doğayı daima sevdim. Bunun nedeni belki de küçük bir kızken babamla birlikte balığa çıkmamız, ormanda ahşap bir kulübede kalmamız ve canım çektiğince gölde kürek çekmemdir. Doğa beni dengeler ve öğretmenlerimden biridir.

Geçtiğimiz iki yılda zamanımı nerede ve nasıl geçirdiğim ve inandığım şeylerin ne olduğu gibi, her şeyi gözden geçirmemi gerektiren bir dönemden geçtim. Bir noktada fotoğraf makinemi elime aldım ve doğada olduğum sırada karşıma çıkanları fotoğraflamaya başladım. Benim için bu bağlantının en saf haliydi. Ruhla bağlantı kurmak ve rüzgâr, güneş, toprağın ve suyun biçimleri şeklinde doğadaki elementleri deneyimlemek için bir fırsattı. Yalnızca ben ve ruh vardık.

Gün doğumları ve batımlarının daima değişen güzelliğini huşu içinde seyrettim. Ve kısa zaman içinde ruhun beni armağanlara boğduğu ortaya çıktı -  bulutlar nesneler ve resimler oluşturuyor, güneş ve bulutlar sıklıkla kilometrelerce uzayan ışık huzmelerinin görüntüleriyle bana armağan oluyordu. Bu bağlantı gerçekti ve ilginç olan da şuydu ki gün doğumu ya da batımı yaklaştığında gökyüzünün nasıl bir biçim alacağına dair tüm tahminlerim daima yanlıştı. Bana şimdide var olmak öğretildi ve gün doğumları ve batımlarının güzelliği ile her şeyin içindeki güzelliği takdir edişim derinleşti.

Doğa ile bu bağlantım benim en değerli spritüel uygulamam haline geldi ve adeta ruh fotoğraf lensinin yakalaması için bir ressam gibi resimler sunuyormuşçasına, fotoğraflarımın da farklı bir niteliği var.  Bu zamanlar benim için, yeni olasılıklarla dolu bir günü karşılamak ve biten günün adından ardından şükranlarımı sunma haline geldi. Doğanın ışıklarının güzelliğiyle fiziksel olarak yıkandığımı hissettiğim zamanlar oluyor. Bu sürekli derinleşen bir bağlantı ve bu dünyada bombardımanına tutulduğumuz olumsuzluktan ağır basıyor.”  

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Dönüşüm Haberleri Mayıs 2015 Sandra Ingerman

Çeviren: Simin Uysal

Hepimiz spiritüel çalışmanın gücünü biliyoruz. Ve bunun için kanıta ihtiyacımız da yok. Bilmemiz gereken tek şey şamanizmin onbinlerce yıldan bu yana varlığını sürdürdüğü olgusu.  Çünkü şifalardan alınan sonuçların gücü, çalışmayı canlı tutuyor ve besliyor.  

Batıda şamanizmin yeniden canlanması nedeniyle şamanik çalışmaları keşfetmek için ilgi duyan pek çok kişi, sonuçları öğrenmenin görünmeyen alemlere açılmalarında onlara yardımcı olduğunu görüyor. Bildiğimiz gibi batı dünyasındaki pek çok kişi, sosyal şartlandırmaya bağlı olarak, çocukluğumuzda bağlantıda olduğumuz ruhun görünmeyen dünyasına açılan kapıları kapatıyor.  Günümüzde insanlar, yaşamlarında anlam ve sağlık ve esenliklerini artırmanın yollarını aradıkları için, kendilerini şamanizm uygulaması ile çalışma olasılığına açıyorlar.  Fakat pek çoğu, yardımcı ruhların dünyasının varolmadığına şartlandırıldıklarından dolayı, hala tereddüt hissediyorlar. Beynimiz tüm enerjimizi elle tutulabilir alemlere ve toplumun kurallarına uymaya odaklamamız için yıkanmış.  Ne üzücü ki, insanları kendi spiritüel rehberlikleri ile bağlantıya geçmelerinde destekleyerek toplumu güçlendirebilir  ve bütünün kolektif gücüne eklemesine yardım edebilirdik.  İnsanların bu anlayışa şimdi uyanıor olmaları ise iyi haber.

Yeryüzü için Şifa’yı öğretmeye başladığımdan bu yana, transfigürasyon uygulamasının bireysel ve gezegensel boyuttaki şifa gücünü gösterebilmek için gruplarımla birlikte çeşitli deneyler yürüttüm. Medicine for the Earth: How to Transform Personal and Environmental Toxins “Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Nasıl Dönüştürmeli) adlı kitabımda başlangıçtaki deneylerimiz hakkında yazmıştım. İlk deneylerimizde iyonu alınmış suya amonyum hidroksit ekleyerek ve pH değerindeki farklılığı izleyerek çalıştık.  

Daha sonra Konstantin Korotkov tarafından geliştirilmiş olan GDV kamerasıyla çalışmaya geçtik. GDV kamerası, kamera camının üzerine yerleştirilen kişi ya da nesnelerdeki foton ve elektron emisyonlarının uyarımını kaydediyor.  Yazılımı, bu verileri kişilerde çakralar ve aura alanlarını ve nesnelerden yayılan enerjileri gösterecek biçimde işleyebiliyor.

Sylvia Edwards, atölyelerimde uyguladığımız transfigürasyon çalışmasının sonuçlarını ölçmek için GDV kamerasıyla çalışıyor. Bu atölyelerde gerçekleşen pek çok mucizevi şifaya tanık olduk. Ve bu aynı zamanda, önce ve sonra fotoğraflarına sahip olmamızı ve böylece çalışmanın gücünü insanlara göstermemiz için muhteşem bir yol sağladı.

Transfigürasyon çalışması ile ilgili olarak, bu çalışmada hiçbir şifa enerjisinin gönderilmediğini hatırlatmak istiyorum.  Bizler uygulamacılar olarak ilahi ışığımıza –bedenimiz ve tenimizin ötesindeki benliğimize, dönüşürüz. Ve herkesi ve tüm maddeleri ilahi ışık ve ilahi mükemmelliklerine odaklanarak algılarız.  

Transfigürasyon uygulaması, yaptıklarımız ile değil fakat varlığımız ve dönüştüğümüz kişi olarak değişim yaratma dişil prensibini kullanır. 

Shift Network için yürüttüğüm bir telekonferans oturumunda Sylvia ile birlikte uzaktan bir transfigürasyonu kullandığımız bir deneyi tasarlamak için çalıştık.

Sylvia Colorado, Boulder’da bir otel odası kiraladı ve GDV kamerası kullanarak oraya gelen gönüllülerin aura alanlarını ölçtü. Ve test etmek için marketten çeşitli yiyecek maddeleri de aldı. Aldığı yiyeceklerin bazıları yüksek olasılıkla GDOlu içeriğe sahipti.

Daha sonra, dünyanın pek çok farklı yerinden telekonferans eğitimime katılan yüzlerce kişi transfigüre biçimde ve otel odasında bulunan kişi ve maddeleri ilahi ışık ve mükemmellik halinde algılayarak odaklandı.  Yani yine şifa göndermedik. Yalnızca otel odasında bulunan her şeyi ilahi ışık olarak algıladık. Grubun elinde otelin adı, adresi ve oda numarası vardı.

Ben gruba transfigürasyon seremonisi için rehberlik yaptığım sırada Sylvia beni kulaklıkla dinliyordu. Otel odasında bulunan gönüllüler seremonide ne olup bittiğini bilmiyorlardı.  Onlara yalnızca ışığı absorbe etmeleri söylenmişti. Sylvia seremoniden önce ve sonra, odada bulunan kişi ve maddelerin fotoğraflarını çekti. 

Raporu okumak ve fotoğrafları görüntülemek için bağlantıyı tıklayınız : 
http://www.sandraingerman.com/gdvcameraresults.html

ve sonra “Remote Transfiguration Experiment Report” (Uzaktan Transfigürasyon Sonuçlarına) tıklayın. Diğer atölyelerde de çekilmiş inanılmaz fotoğraflar mevcut.

Uluslararası bir grupla birlikte uzaktan çalışmak son derece heyecan vericiydi. Bu hepimize çevre konularında transfigürasyon uygulamasını kullanarak çalışmak konusunda esin verdi ve umarım size de verir.

Llyn Roberts ile birlikte 2 Mayıs’ta çıkacak bir kitap hazırladık. Gerçekten güzel bir kitap ve başlığı da Speaking with Nature: Awakening to the Deep Wisdom of the Earth (Doğa ile konuşmak: Yeryüzünün Derin Bilgeliğine Uyanmak).

Bahsettiğimiz konulardan bir tanesi de batı dünyasının popüler kültüründe konu edilen doğal varlıklara ne denli odaklandığımız. Ağaçlar, bitkiler, kartallar, şahinler, ayılar, yunuslar, balinalar vs. Ve elbette kolektif tarafından fark edilne bu varlıkları seviyoruz.

Fakat doğa hakkında konuşmalarımızda bahsi geçmeyen ancak yaşam ağının canlılığı ve sağlığına katkıda bulunan pek çok diğer doğa varlığı da var: planktonlar, mikroplar, salyangozlar, solucanlar, sümüklüböcekler, vd.
Bu ay konuşmalarımızda bahsi geçen ve bahsi geçmeyen fakat tüm yaşamın sürekliliği ve sağlığı için gerekli olan tüm varlıkları fark etmek için dikkatli olabileceğimizi düşündüm. Popüler kültürde hakkında konuşulmayan bir doğa varlığını düşünün. Bir yolculuk ya da meditasyon yaparak onunla bağlantı kurun ve yaşam ağının sağlık ve esenliğine bulunduğu katkıya tanıklık edin. Bu varlığı onurlandırmak için kısa bir seremoni yapın.


Size ilham vermesi için aşağıda Doğa ile Konuşmak’tan bir seçki var:

Doğa ile Konuşmak - Seçki

Bölüm 6
Muz Sümüklüböceği ve Solucan
Muz Sümüklüböceği
Llyn
 

Sık ve nemli bir ormandaki yosunlu bir patikada yürüyüş yaptığınızı hayal edin. Oksijen ve negatif iyonla dolu, taze havayı soluyorsunuz. Yağmur ormanında bahar vakti. Herşey yeşil, her şey akıyor ve tomurcuklanıyor.

Yemyeşil ve sırılsıklam patikada sizinle yürüyormuş gibi görünen ama yavaşlığından dolayı hareket ettiğinden bile emin olamadığınız küçük ve tombul, kabuksuz sümüklüböceğe benzer bir yaratık var. Hoh Nehri Vadisinde birlikte yaşadığım sayısız doğa varlıklarının içinde, Muz Sümüklüböceğinin varlığı bereketli ve merak uyandırıcı.

Muz sümüklüböceğine neden bu isim verilmiş? Muz sümüklüböceğinin derisi sarı ve kahverengi benekleri var, aynı olgun bir muzun kabuğu gibi… 

Muz sümüklüböceği yumuşak, etli ve narin. Kuzeni sümüklüböcek gibi onu koruyan bir kabuğu yok.

Muz sümüklüböceği bizim korunaksız kısmımızı mı yansıtıyor?  

Kutsal dişi, incinebilir olmakta güç olduğunu bilir. Bu ufak varlığın tüylerimizi diken diken etmesinin nedeni saklayamadığımız ve reddedemediğimiz parçalarımızı ima ediyor olması mı? Kutsal dişinin tensel ve duyarlı veçheleri halen pek çoğumuzun sakladığı ve aynı zamanda da saklandığı bir şey… 

Muz Sümüklüböceğinin şifasını nasıl onurlandırabilir, dokunsal topraksılığa yeniden dokunuruz? Bir yolu çimenlere uzanıp bulutları ve yıldızları seyreden, yaz yağmurlarında koşan ve ayak parmaklarının arasını çamurla dolduran küçük çocuklardan öğrenmek olabilir.  Sağlıklı çocuklarda olan basit ve duyusal keşifler, beden ve Yeryüzü ile kalpten bir bağlantının işaretidir. Çocuklar bağlantılıdır…


Ruh ve beden ayrılmazdır. Ve gezegenimizin de bedeniyle bütünüz. Dokunmak kim olduğumuzun ve benliğimiz ve dünyayı tanımamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Muz sümüklüböceği, birbirimizle ve Yeryüzü ile yeniden bağlantı kurmamızı önerir.  

Muz sümüklüböcekleri, bitkilerin çözünmesi ve tohum ve sporların orman tabanına yayılması için çok önemli. Ve inanılmaz biçimde duyarlılar. Ona kötü niyetle yaklaşınca içine doğru kapanıyor ve ölü taklidi yapıyor ama yumuşak bir sesle konuştuğunuzda kafasını kaldırıp sizi görmek için çeviriyor. Muz sümüklüböcekleriyle sohbet etmek beni ağlatıyor.
 
Yeryüzünde sahip oldukları bedenlerinde mutlu görünen Sümüklüböcekler gibi toprağa güven ve hassasiyetle sarılabilseydik yaşam farklı bir biçim alırdı. Savunmasız Muz Sümüklüböceği derin dişil bilgeliğini bizimle paylaşıyor: “Tenseli ve küçük olanın gücünü anımsa.”


Uygulama 
Muz Sümüklüböceği bilgeliği bize yeniden bağlantı kurmamızı ve küçük olanı güçlendirmemizi söyler.

Yaşamınızda şu anda olumlu etkiler yaratan küçük şeyleri düşünün. Bunları görün ve takdir edin. Küçük olana enerji verin.

Kalbinizi ve duyularınızı açın ve küçük şeylerin kendinizi nasıl canlı hissettirdiğini görün.  

Küçük Muz Sümüklüböceğinin kim olduğunu, ne olduğunu ve dört bir yandaki kesilmiş ormanlarla dolu ölüm tarlalarına rağmen Yeryüzünü beslemeyi ve tohum atmayı sürdürdüğünü hatırlayın.

Mütevazi ve bilge Muz Sümüklüböceği bizi şuna teşvik ediyor: “Yalın ve bağlantıda kal. Sen ve ben, biz yeterliyiz.” 

Solucan
Sandra
 

Bahçemizin bir bölümü fazlaca bir bitkisel hayatın yeşermesi için uygun değil. Bahçevanlarla pek çok görüşerek, bahçenin bu bölümünü incelemelerini istedik çünkü bu bölümün kimyasal yapısındaki bir değişim sonucunda, önceleri pek çok bitkinin gelişimini desteklerken sonrasında yalnızca en dirençlileri destekler hale geldiğini gördük. Sorun su ile ilgili olmanın ötesinde.    

Bu alandaki toprağın mineraller ve susuzluk nedeniyle bu denli sertleşmesi nedeniyle tek çözümün bir solucan ordusu getirmekte olduğuna inanıyorum. 

Solucanlar, tüp biçiminde, parçalı ve hermafroditler – her birey hem dişi hem de erkek organlarına sahip. Kör ve sağırlar fakat derileri toprağın tadabilecekleri ve ışığı ve karanlığı algılayabilecekleri hücrelerle kaplı.  Solucanlar toprakta yaşar ve farklı seviyelerde yuvalar açtıkları için doğal olarak bitkilerin gelişimi için gerekli oksijenin toprağa girmesini sağlarlar. Yaprakları, yiyecek atıklarını ve ayrıştırabilecekleri her şeyi alır ve gübreye dönüştürürler.Derilerinden nefes alırlar ve başlarına yakın olan parçalarında beş set çift kalbe sahiptirler. ..
Yaradılışa örülmüş öyle bir gizem var ki, ve biz genellikle yaşam ağındaki her bir varlığın yaşamı yaratma, sürdürme ve desteklemede nasıl bir rol oynadığının büyüsünü göremiyoruz. Yaşam ağındaki her şeyin sağlıklı bir dünya bahçesini yaratmada yaşamsal bir işlevi var. Tüm yaşam diğer yaşam formlarına bağlı. 

Bakımlı her bir dönüm bahçe, yaklaşık yarım ton mikroorganizma barındırıyor ve buna solucanlar dahil değil.  Solucanlar, toprağın sağlığı için gerekli olan bir ton atık yaratıyor ve bunlar sağlıklı bir bitki yaşamının gelişmesi için gerekli. Solucanların ürettiği mukus ve atıklar, yararlı bakteri ve mantar gelişimini destekliyor.

Olağan yaşamınızı geride bırakmak ve benimle birlikte solucanın ve onun yaşamının lütfunun dünyasına yolculuk yapmak için hayalgücünüzü kullanın.

Gözlerinizi kapayın ve kendinizi bereketli ve üretken bir bahçede hayal edin. Toprağı incelerken, onun bakıcıları olan küçük yaşam formlarına yönlendiriliyorsunuz.


Görünmez duyularınızı kullanarak mikroorganizmaların toprağı nasıl oluşturduklarını ve doğanın gerçek toprak sürenlerinin Solucan olduğunu fark edin.  Bu küçük ve kör varlıkların güçlü kazıcılar olduklarını, 4,5 metre derinliğe kadar yuva yapabildiklerini gözlemleyin. Hareket ettikleri sırada tünellerin içine havayı nasıl ittiklerini seyredin. Yuvalarını açarken toprağı nasıl havalandırdıkları, karıştırdıkları, topakları açtıkları ve taşları gömmeleri karşısındaki hayretinizi deneyimleyin.  Bazıları yaprakları ve organik maddeleri aşağı taşırken, diğerlerinin yüzey toprağına besin değerleri ve humusu taşımasını izleyin. Solucanlar büyük miktarda çürüyen organik madde olmadan yaşayamazlar.  

Solucanların bizi besleyen besinlerin büyümesi için gerekli sağlıklı toprağı nasıl yarattığına dair şükran duygunuzla birlikte olağan gerçkeliğe dönün.

Genellikle bir kişinin ya da doğa varlığının önemini yargılarız. Yaşam formlarının gücünü onların cüsseleri ve ne kadar renkli oldukları temelinde karşılaştırırız. Llyn bize küçük olanın gücünü fark etmeyi ve onu onurlandırmayı hatırlatıyor. 

Yaşam için çok önemli olan küçük varlıkları onurlandırdığınız zaman yargılamayi ve karşılaştırmayi bırakırsınız. Kendinizle kendinizi yargılamadan bağlantı kurar ve yaşam ağına katkıda bulunduğunuz kişisel armağanlarınızın varlığını teslim edersiniz. Ve böyle yaparak hücresel düzeyde yeterli hissedersiniz.   

Uygulama 

Gün içinde karşılaştığınız, topluluğa ve gezegene hizmet eden ve bunun teslim edilmesine ihtiyacı olmayan insanları fark edin. Tüm yaşam adına spiritüel çalışmanızı ve uygulamalarınızı yaparken isimsiz kalmanın gücünü onurlandırın. 

Doğa ile Konuşmak, Sandra Ingerman, M.A., ve Llyn Roberts © 2015 Bear & Company. Yayıncı, Inner Traditions International izniyle alınmıştır. www.InnerTraditions.com 


Dolunay 3 Mayıs’ta. Haydi dolunayda tüm yaşamı, genellikle aklımıza gelmeyenleri ve daima bilinçli algı alanımızda olanları- onurlandıralım. Haydi her şeyin içindeki güzellik ve mucizeye uyanalım.

Olağan bilinç durumunuzu yoldan çekmek için derin bir hazırlık çalışması yapın. Gündelik düşünceleriniz ve sorunlarınızın dışına bir adım atın. İlahi ışığınızı- içsel ateşinizi, içsel günışığınızı deneyimlemek için içinize yolculuk yapacağınız bir seremoni yapın. Parlayın ve o ışığı yayarken tüm yaşama ve muhteşem Yeryüzüne odaklanın. Yeryüzüne ve tüm yaşama sevginiz ve ışığınızla dokunun. Küresel bir topluluk olarak, gerçekliğe parlak bir ışık ağı örmek için sevgi ve ışığımızı bir araya getiriyoruz.

Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız lütfen anasayfadan “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak”  yazısını okuyunuz.

Bu ayki yazının içindeki bilgilerin çokluğundan dolayı, topluluğumuzdan gelen ilham verici öyküleri paylaşmaya Haziran’dan itibaren devam edeceğim.


Copyright © 2015 Sandra Ingerman. All rights reserved.




Dönüşüm Haberleri Nisan 2015- Sandra Ingerman

Çeviren: Simin Uysal

Dönüşüm Haberlerinin odağı her zaman kendi hayatınızda bilincinizi yükselten spiritüel uygulamalarla ilgilenmek ve gezegende şifa veren bir varlık olmak üzerine olmuştur.

Fakat bildiğiniz gibi klasik şamanik şifa çalışmasını da öğretiyor ve yazıyorum. Halen kayıp ruh parçalarını geri getirme, erk hayvanı geri getirme, ekstraksiyon ve ruh kılavuzluğu  seremonileri yapıyorum. Şamanik seremonilerin klasik biçimiyle çalışmayı seviyorum. Eğer Şamanizm çalışmalarıyla yeni tanıştıysanız ana sayfadan “Duygusal ve fiziksel hastalığı şifalandırmada şamanizmin gücü” başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz.  Bu makalede şamanların duygusal ve fiziksel hastalığın spiritüel nedenlerini nasıl algıladıkları ile ilgili çok kısa bir bilgi sunuyorum.

Klasik şamanik şifa seremonilerini yapmaya ve öğretmeye devam ediyorum. Ve bildiğiniz gibi transfigürasyon çalışmasını danışanlarımla yaptığım çalışmama ve öğretilerime köprülemeye de odaklanıyorum.  Çünkü spiritüel ışıkla çalışarak kişisel ve gezegensel sorunları şifalandırabileceğimize ve dönüştürebileceğimize inanıyorum.

Yakın zamanda Sacred Hoop dergisinin editörü Nicholas Breeze Wood ile bir görüşme yaptım. Sacred Hoop Şamanizm üzerine harka bir dergi. Ve Nick de Şamanizm uygulaması üzerine pek çok eğitici makale yayınlıyor.  

Nicholas ile görüşmem Sacred Hoop’un 87 nolu yeni sayısında.

Sacred Hoop hakkında daha fazla bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz: www.sacredhoop.org/offer.html 

Görüşmemizde Nick’in öne sürdüğü konulardan bir tanesi de şamanik uygulamacıların yardımcı ruhlarla,  karşı karşıya olduğumuz sorunlara müdahale etmelerine izin verecek biçimde çalışmıyor olmalarından duyduğu üzüntüydü.

Bu konu beni “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark konusunda derinlemesine düşünmeye yöneltti. Çünkü ruhun gözlerinden görmemizi sağlayan ve egomuzu kazıyan günlük spiritüel uygulamaları yapmadığımız sürece kendimizin ve gezegenin en yüksek iyiliğine hizmet etmeyen spiritüel müdahaleler için talepte bulunmamızı sağlayan egosal arzulara av olabiliriz.

Ve bu ay sizi “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark ile ilgili bir anlayış elde etmek için bir yolculuk ya da meditasyon yapmanız için teşvik etmek istiyorum.

Şamanizm uygulamasının bizim bağlantı kurduğumuzdan çok daha fazla şifa potansiyeline sahip olduğu konusunda Nick’e katılıyorum. Sorunun bir bölümünün insanların çok çeşitli öğretiler arasında sörf yapması ve bu nedenle de şamanik çalışmaların gerçekte sahip olduğu mucizevi gücü ortaya koyacak beceri düzeyinin geliştirilememesi olduğunu düşünüyorum.  Yazılarımda pek çok kereler spiritüel öğretiler arasında sörf yapan ne kadar çok insan olduğundan bahsettim.

Çalışmanızla ilgili becerilerinizi geliştirmek, daha fazla güç ve şifa getirmenin anahtarıdır. Fakat aynı zamanda spiritüel bir olgunluk geliştirerek yardımcı ruhlarla nasıl ilişki kurulacağını bilmenin, görünmez alemlerden fiziksel alemlere daha fazla şifa gücünün akmasını sağlamanın da anahtarı olduğunu biliyorum.

Tüm cevapları bilmiyorum. Yalnızca soruya farkındalık getiriyor ve karşı karşıya olduğumuz pek çok kişisel ve küresel güçlük içinde sizi, yardımcı ruhları olumlu biçimde müdahalede bulunabilmeleri için  beceri düzeyinizi derinleştirme konusunu keşfetmeniz için teşvik ediyorum.   

Nick ile bu görüşmeyi kaydettiğimiz hafta, Shift Network için bir program da kaydettim.

Ve bu görüşmede duygusal ve fiziksel sorunlara yardımcı ruhlarının yardımıyla şamanların klasik teşhisleri hakkında konuştum.  Ve yine transfigürasyon uygulamasının gücü ve spiritüel ışıkla nasıl şifalandırabileceğimizden bahsettim.  

Bu görüşmenin odağı, danışan orada bulunsa da bulunmasa da uzaktan yapılan şamanik şifanın ne denli güçlü olabileceği idi.

Uzaktan yapılan çalışmanın gücünü anlatmak için birkaç vaka örneği verdim. Aşağıda verdiğim örneklerden bazıları var.

Bir zamanlar bir danışanla uzaktan çalışmıştım. Kendisini şahsen tanımıyordum. Benimle temasa geçerek yardımımı istedi. Şiddetli bir depresyon geçiriyordu. Erk hayvanım, yolculuğumda bana bu adamın erk hayvanının geri getirilmesine ihtiyacı olduğunu söyledi.  Fakat yardımcı ruhum bu adama bir erk hayvanı yerne, koruyucu ruh olarak bir Ağaç yolladı. Şamanizm uygulamasında, ağaçlar koruyucu ruh olabilirler. Bu yüzden erk hayvanı ve koruyucu ruh terimleri, hangi varlığın kaybolmuş gücü geri getirmek için ortaya çıktığına bağlı olarak, birbirlerinin yerine kullanılabilir.

Yolculuktan sonra danışanımla ona bir Ağaç gönderdiğimi paylaştım. Şifa sonucunda depresyonu ortadan kalktı ve Ağaç ile güzel ve şifalandırıcı bir ilişki geliştirdi.

Bir keresinde de küçük bir kız için çalışmıştım. Küçük kız kaçırılmış, bulunmuş fakat son derece travmatize olmuş haldeyken ailesine teslim edilmişti. Konuşamıyordu.

Orta Dünyada bir yolculuk yaparak kızdan onun adına çalışmak için izin aldım. Konuşamadığı için telefonda izin alamadığım için bir yolculuk yaptım.  

Erk hayvanım, kızın kaybolmuş ruhsal özünü bir kristale üfletti. Kristali güzel bir parça kumaşa sardık. Erk hayvanım ayrıca kendisini güvende ve korunuyor hissetmesine yardımcı olacak metaforik bir şifalandırıcı öyküyü sesli olarak bir kasede kaydetmem için sağladı. Kızla paylaşmam için bana verdiği öykü güzel bir şifalandırıcı öyküydü.  Kristali ve kaydettiğim öyküyü kargoyla yolladım. Kıza kristali eline almasını ve ona geri dönen ışık, sevgi ve mutluluğu hissetmesini söyledim.

Aylar boyunca ebeveynleri ile bağlantımı sürdürdüm. Çocuğun gelişimi yavaştı. Fakat ebeveynleri, kızlarının kristalden asla ayrılmadığını ve kaydı gün boyunca tekrar tekrar dinlediğini söylediler. Dinlemediği zamanlarda başkası almasın diye kaydı saklıyormuş.  

Kızın iyileşmesi yavaştı ama uzaktan çalışma ona büyük yarar sağladı.

Ve paylaşmak istediğim son örnek de uzaktan yapılan transfigürasyon çalışmasının gücü ile ilgili. Grup olarak Santa Fe’de bir atölye çalışmasındaydık. Su için bir transfigürasyon seremonisi yapmayı planlıyorduk. Seremonimize az kala İskoçya’da yaşayan Mark benimle bağlantı kurarak grubun, bitkisi için uzaktan çalışma yapıp yapamayacağını sordu.    Bana bitkinin bir fotoğrafını yolladı ve ben de onu çemberimizin ortasında bulunan sunağa yerleştirdim. Aktivitelerini ölçmek için Bitkiye bir alet bağlamıştı. Mark, grubun tam olarak ne zaman çalışma yapacağını bilmiyordu.

Grup olarak, sunakta bulunan suyu şifalandırmaya ya da bitkiye şifa yollamaya çalışmadık. Kendi ilahi ışığımıza transfigüre olarak, sunağımızdaki her şeyin ilahi sağlığı ve mükemmelliğine odaklanarak, bu ışığı yaydık.

Santa Fe’de yaklaşık akşam saat 9’da çalışma yaptık. Bu sırada İskoçya’da gece yarısıydı ve Mark bitkiye bağladığı aletin ölçümlerini okuduğunda bizim çalışmamız esnasında enerjisel olarak canlandığını gördü.


Deve tabanı bitkisinin kaydedilmiş aktivitesini ana sayfada “GDV Kamera Sonuçları” sekmesine tıklayarak görebilirsiniz. Findhorn Bitki Deneyi Sonuçları bölümüne bakınız. 


Bunlar, benim ve eğittiğim şamanik uygulamacıların çalışmalarından topladığım yüzlerce örnekten üç tanesi.

Bildiğiniz gibi, “şifa” ve “tedavi” arasındaki fark öğretiyorum. Bu konu üzerine pek çok kitabımda ve son kitabım olan Walking in Light: The Everyday Empowerment of Shamanic Life ta da yazdım. Çünkü pek çok vakada danışan, bir şamanik uygulamacının uyguladığı şifayı aldıktan sonra, uzun vadeli sonuçlar için pek çok kişisel çalışma da yapmalıdır.


Yardımcı ruhlar, insanların, diğer doğa varlıklarının ve gezegenin deneyimledikleri sorunları şifalandırmamız için bize yardım edebilirler. Fakat bizler de nasıl bir yardım istememiz gerektiğini bilebilmek için gerekli duygusal olgunluğa erişmek ve evrenin muhteşem ve sınırsız gücünün akabilmesi için dünyalar arasındaki perdeleri kaldırmak için spiritüel çalışmamızın derinliklerine dalmaya istekli olmalıyız.

Öğrencilerimin benimle paylaştıkları öyküler ve örnek olayları çok etkileyici buluyorum. Öğrencilerim şamanik çalışmaları, çocuklar, ilişkiler, aile yaşamı, iş yaşamı ve topluluklarla olan çalışmalarına köprülüyorlar. Değişim yaratmak için yardımcı ruhlarıyla gerçek bir işbirliği içinde çalışan insanlar bana esin veriyor.

Dolunay 4 Nisan’da. Haydi görünmez alemlerin içinde ve oradan yayılan ışık ve sevgi için araç olalım. Transfigürasyon uygulamanızı yaparken aynı zamanda da yardımcı ruhlarınıza formlarını bıraktıkları ve böylece formsuz enerjilerinizi birleştirebildiğiniz için teşekkür edin. Tüm dünyalardan yayılan ışık, sevgi ve birliğin enerjileri birlikte Yeryüzü’nün içinde ve çevresinde bir ışık ağı örsünler. Mucizeler olabilir. Odaklanmak ve bizi ayakta tutan elementler dahil canlı her şeye saygı duyan ve onulandıran ve sevgi, ışık, barış ve eşitliği kucaklayan bir gerçekliği örmek için görünmeyenden görünene ipliklere yolu açmak için gerekli çalışmayı yapmalıyız.


Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen anasayfadan  “İnsanlardanOluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.