2 Ocak 2015 Cuma

İlham, Heyecan, Yaşamın Değeri, Yaratıcı Dehamızla Bağlantı ve Uyanmanın Gereği

Dönüşüm Haberleri Ocak 2015                                            

Sandra Ingerman

Yeni Yıla girerken küresel topluluğumuz ve tüm yaşam için sevgiyle biraraya geliyoruz. Pek çok topluluğun yeni yılı karşılamak yarattığı seremoniler, ritüeller ve kutlamaları seyretmek harika. Yaşamın diğer bir sarmalına girerken, heyecan ve yeni bir umut için dilek ören  sanal bir kolektif enerji alanı!

Bu ay hepimizi aşağıdaki konular üzerine derinlikli düşünmek için cesaretlendirmek isterim: 

İlham, Heyecan, Yaşamın Değeri, Yaratıcı Dehamızla Bağlantı ve Uyanmanın gereği!!

Okurken bana ilham veren pek çok öğretmenim olmuştu. Bana etkileri büyük oldu ve yaşamımı ve işimi şekillendirmeme yardımcı oldular. 

Dokuzuncu sınıfta Mrs. Goldstein adında bir kimya öğretmenim vardı. Matematik ve kimya problemlerini verdiğimiz cevaplar üzerinden değil , onları NASIL çözdüğümüz üzerinden puanlardı. 

Sınav sorularına ya da Mrs. Goldstein sınıfta bir soru sorduğunda nadiren doğru cevaplar verirdim. Fakat düşünmek için esinlenirdim ve her zaman cevaba nasıl ulaştığımla ilgili süreci paylaşabilirdim. Bir problem üzerine sonuca odaklanmaksızın düşünme hevesimi dinlerken öğretmenimin gözlerinin nasıl parladığını görmek harika bir esindi. 1. Çaba göstermek için istekliliğim ve 2. Düşünce biçimimdeki yaratıcılık nedeniyle tüm sınavlarda harika notlar aldım.  Büyürken yaratıcı olmaya esinlenmek ne harika bir armağandı!

Daha sonra San Francisco State University’de Deniz Biyolojisi okurken de harika bir öğretmenim oldu. Deniz yosunlarının incelenmesi üzerine bir ders alıyordum. Öğretmenim 65 yaşına ulaşmıştı ve emekli olmadan önce verdiği son dersti. Deniz yosunları üzerine dünyadaki en iyi uzmanlardan biriydi.

Adını hatırlamıyorum. Yüzünü, sesini ve gelgit havuzlarında dolaşırken nasıl giyindiğini hatırlıyorum. Öğrencileri deniz yosunlarının gizemli dünyasına alırken (ki bu pek çok kişinin izlediği bir yol değil) gözlerinde parlayan ışığı hatırlıyorum.  Kırmızı, yeşil ve kahverengi yosunların gizemi ve büyüsü, pek çoğumuzun keşfetmediği derin ve zengin bir dünyadır. Kırmızı deniz yosunlarının bazıları, varolan en güzel ve karmaşık bitkilerdir.

Öğretmenim heyecanım içinde zıplar dururdu ve sınıf arkadaşlarımla gelgit havuzlarında nadir ve harika bir deniz yosunu bulduğumuzda onu heyecandan ölecek zannederdik.

Semestrın son sınavı  bireysel olarak bulabildiğimiz kadar deniz yosunu çeşidi toplamaktı. Onları canlı tutmak zorundaydık. Ve sonra onları yere serimiş bir çarşafın üzerine koymamız ve adlarını söylememiz gerekiyordu.

Öğretmenim bir kronometre kullanırdı (çünkü koleksiyonumuzu paylaşmak için belirli bir süremiz olurdu) ve her bir öğrenci koleksiyonunu sunar ve yosunların adını doğru söylerken, öğretmenimiz de zıplar ve yüksek sesle tezahürat yapardı.

Her gece toplamış olduğum yosunların adlarını çalışırdım. San Francisco’daki daireme gelip bana ezberde yardımcı olan arkadaşlarım vardı.

Bu benim yaşam misyonuma eklendi mi – hayır! Fakat öğretmenimin yaydığı o harika enerjiye katılmak bana heyecanın gücünü öğretti.  Eğitmenime birşey kanıtlamaya çalışmıyordum. Bunu yalnızca keyif ve heyecan için yapıyordum! Neden mi? Çünkü konuya olan sevgisi ile bana ve diğerlerine öğrenmek için ilham vermişti. 

Ve son olarak, San Francisco’da Danışmanlık Psikolojisi Master derecemi  almak için okurken öğretmenlerimden biri olan Vern Haddick’e derin bir şükran duyuyorum. Vern bana koşulsuz sevginin gücünü ve insanları nasıl sevgi ile tutacağımızı ve onları koşulsuz biçimde kabul edeceğimizi öğretti.  Vern’e yeteneklerim hakkında güvensiz hissettiğim o zamanlarda beni koşulsuz kabul ettiği için daima minnettar olacağım.

Gezegendeki bu sürekli değişim, umutsuzluk ve kargaşa zamanında, yaşamın değeri ile ilgili olarak ilham ve heyecan yaratabiliriz. İnsanlara kendi düşünce işleyişleri, yaratıcı ve spiritüel esin ile bağlantı kurmayı öğretebiliriz.  

İnsanlara uyanmaları için ilham verebiliriz!!

Sizi heyecanlandıran nedir? Ve bu heyecanı arkadaşlarınız, sevdikleriniz, çocuklar, iş arkadaşlarınız ve topluluğunuzdaki diğerleri ile nasıl paylaşabilirsiniz? 

Öğretmenlerim beni şamanizm öğrencilerim için ulaşılabilir olmaya ve onlara uygulamada, toplulukta hoşça karşılandıklarını hissetmeleri, parlamaları, gülmeleri, ve sonsuz olasılıklara karşı heyecan duymaları için yardım etmeye yönlendirdiler.   Öğrencilerim şamanizm yoluna adım atarken onların heyecanını seyretmeyi ve onlarla birlikte heyecanlanmayı seviyorum.   

Topluluğunuz ve arkadaşlarınız için heyecan ve esin gücü olun! İnsanlara Uyanmaları için yardım edin! 

Yardımcı ve şefkatli ruhların bizi yalnızca güzelliğimiz ve ışığımız içinde gördüklerini hatırlamak önemli.

Daha bilinçli bir yaşamı yaşamak ve güzelliğimiz ve ışığımızı yaymak bize bağlı.

Yeni bir şans ve olumlu değişim için umutların bol olduğu bu Yeni Yıl zamanında, kendinizi spiritüel çalışmanıza yeniden adayın. 

Beraberce yaptığımız ve son 15 yıldır Dönüşüm Haberlerini yazarak sizlerle paylaştığım uygulamalarla çalışmayı sürdürün.

Düşünceleriniz ve sözcüklerinizin gerisindeki enerjiyi dönüştürün. 

Olumlu bir sonuç için düşünce ve sözcüklerinizi uyumlandırın. 

İçsel doğa ve içsel bahçenizi yetiştirin.

Sözcük ve düşüncelerinizin dünyadaki yaratım gücü hakkında bilinçli olun.

Yaratıcı enerjinizle bağlantıya geçmenizi engelleyen, sizi sınırlandıran ve bloke eden çekirdek inançları salıverin. 

Her gün uyanın ve yaşamınıza, toprağa, havaya, suya ve ateşe (güneşe), tüm elementlerde yaşayan muhteşem yaşam formlarına, aya, yıldızlara, gezegenlere, yardımcı ruhlarınıza, yaşadığınız yerin ruhuna, size yardımcı olan atalarınıza, gizli halka, vd. teşekkür edin ve şükranlarınızı sunun.  Kalbinize uzanın ve teşekkür etmek istediklerinize günlük olarak şükranlarınızı sunun. Her gün yaşamınız için şükrederek tüm yaşam için pek çok olumlu değişim yaratırsınız.  

Yaşamınızda huzur, denge ve uyumu bulabilmek için yapmanız gerekn değişiklikleri düşünün. 

Doğada zaman geçirin!!

Herkes için sevgi, ışık, barış, bolluk, uyum, onur, saygı ve eşitlik dolu bir dünya rüyasını düşleyerek yaratmak için rüya görme uygulamalarınızı sürdürün.

Açık olun ve dengeli  biçimde alın ve verin.

Sonuçlara teslim olun. Dışınızdaki dünyada neye tanıklık ederseniz edin spiritüel çalışmanızı yapmaya devam edin. Yaptığımız spiritüel çalışma bir fark yaratır. Fakat olumlu değişiklik yaratan olmak için fiziksel dünyada eylemlerde bulunun.

Tüm yaşam için çalışmayı sürdürmek için biraraya gelen küresel topluluğumuzun sevgisini hissetmeyi sürdürün.

Dünyada bir ışık olun!

Walking in Light(Işıkta Yürümek): The Everyday Empowerment of Shamanic Life (Sounds True) adlı yeni kitabımda, sizi elinizden tutuyor ve son 15 yılda paylaşmış olduğum tüm uygulamalarda yönlendiriyorum. Kitap 1 Şubat’ta çıkacak.

Dolunay 5 Ocak’ta. Gerçeklik dokusuna altın bir ışık ağı örmeyi sürdürelim. Hazırlık çalışmanızı yapın ki uygulamaya kendinizi tam anlamıyla verebilin. Olağan bilinç durumunuzdan çıkın ve birlik durumuna geçin. Bu muhteşem Yeryüzü’nn içinde ve çevresinde ışıldayan bir ışık ağı ören küresel topluluğumuzla bağlantıya geçin!

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız lütfen ana sayfadan  “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyun.

Bir Aralık sabahı nın erken saatlerinde son derece olağan dışı bir rüya gördüm. Rüyayı Facebook’ta paylaştım ama hepiniz beni Facebook’ta takip etmedğiniz için burada da paylaşmak istiyorum. 

Rüyanın ilk bölümü çok karmaşık ve derindi ve hatırlamıyorum. Bir şehirde bir apartman dairesinde olduğumu ve orada bulunanlarla derin bir konuşma yaptığımı biliyorum. Konu sanırım ölümdü.

Herneyse, konuşma öyle bir yere geldi ki artık oradan ayrılma zamanımın geldiğini biliyordum. Ve şehire açık mavi rimel almak için gelmiştim. Bu yüzden amacımı gerçekleş
tirmeye karar verdim. 

Ş
ehrin sokakları nda yürüyordum ve br inşaat sahasına vardım. Ticari mülkler ve mağazalar için inşaatlar yapılıyordu.

İ
nşaat işlerinin sürdürülmesi için bir nehrin kurutulması gerekiyordu. Buun tuhaf geldiğini biliyorum ama rüyaydı.

Rüyanın sonraki bölümünü daima hatırlayacağ
ım. Suyu çekilmiş nehir yatağında yürüdüm. Kum hala ıslaktı. Yaşadığım yerde yürüdüğüm kuru nehir yataklarına benzemiyordu. Bu nehirdeki kum hala nemli ve ıslaktı.

Yürürken nehir bana ş
arkı söylemeye başladı. Muhteşem bir şarkıydı. Ve her yeni kıvrıma vardığımda şarkı değişiyordu. Nehrin bir bölümüne vardığımda şarkıyla birlikte kumda semboller belirmeye başladı. Nehir boyunca bir ileri bir geri yürüdüm ve bu güzel şarkıyı dinlemeye devam ettim. Şarkı, nehrin neresinde olduğuma göre sabit kalıyordu. 

Bu ş
arkının güzelliği ve suyunun çekilmesine rağmen nehrin hala şarkı söylüyor olması beni çok etkilemişti

Bir grup inş
aar işçisinin yanına yürüdüm. Saçında iki uzun örgü olan iri bir Kızılderili vardı. Kendi kendime belki onun beni dinleyeceğini düşündüm.  Ona nehrin şarkı söylediği ile ilgili hikayemi anlattım. Bana baktı ve benlamaya başladığımda benimle gelip dinlemeye çalışacağını söyledi.  

Nehrin kıyısına yürüdük ve nehir boyunca yürümeye baş
ladık.  Başta yalnızca sessizlik vardı. Ve sonra bir şarkı belirdi. Yalnız yürürken duyduğumdan farklıydı ama bir şarkıydı. Adama duyup duyamadığını sordum. İlk başta duyamadı. Daha sonra şarkı daha güçlü ve yüksek sesli hale geldi. Adam şarkıyı duyduğunda hayretle bana baktı. Ve nehrin şarkısını dinleyerek nehir boyunca birlikte yürüdük. 

İ
nşaat işçileri grubuna geri döndü ve nehir canlı olduğu ve hala şarkı söylediği için projeyi durdurmak zorunda olduklarını söyledi. Grubun yanından işi durduracaklarını bilerek ayrıldım. 

Ve sonra açık mavi rimelimi almaya gittim.

Rüyadan ve nehrin ş
arkısından son derece etkilenmiş biçimde uyandım! 1970lerin başında Mazatlan yakınında okyanusta boğulmuştum ve bir tünelden ışığa yolculuk ettiğimi deneyimlemiştim. Kendimi olağan dışı bir bahçede bulmuş ve taş bir bankta oturarak asla tarif edemeyeceğim ya da dünyasal alemde asla duymadığım muhteşem bir müziği dinlemiştim. 

Yaş
amdaki herşey şarkı söyler ve şarkı ebedidir.

Dış
arı çıkın ve toprağa, sulara, havaya, güneşe, aya, yıldızlara ve elemntlerde yaşayan muhteşem varlıklara şarkı söyleyin. Kalbinizi açın ve onları da sizinle birlikte şarkı söylemesini dinleyin!

Mutlu Yıllar!

Topluluğ
umuzca Paylaşılan Öyküler

Ş
amanik çalışmanın gücü ile ilgili bana gönderilen öykülerin çokluğu beni şaşırttı. Sanırım şaşırtmaması gerekirdi çünkü hepimiz Yeryüzü için Şifa da dahil olmak üzere şamanik çalışmanın gücünü biliyoruz.  Şu an elimde tek bir dosyada toplanmış 30 sayfa kadar öykü var.

Dönüş
üm Haberlerinin gelecek sayılarında bana topluluğumuz tarafından gönderilmiş olan öykülerden bazılarını paylaşacağım. 

BU ayki sayının uzun olması nedeniyle yalnızca topluluğ
umuzun bazı üyeleri tarafından yazılmış bazı blogların linklerini paylaşacağım:

Türkiye’de bulunan Simin Uysal, öyküsünü bir blog olarak yazmaya karar verdi. Çok güzel ve etkileyici. Linki burada:

http://anatolianstories.blogspot.com.tr/2014/11/dreaming-with-ancestors-in-land-of.html

Jeff Nixa son derece etkileyici bulduğ
um bazı makalelerini paylaştı. Okumak için:

İlk öykü Kasım 2013 tarihli: Hepimiz Rezervde Yaş
ıyoruz: Pine Ridge Rezervi’ndeki Haftam 

http://urban-shamanism.org/2013/11/05/were-all-living-on-a-rez-my-week-on-pine-ridge-indian-reservation/

Kasım 2014 tarihli ikinci öykü, Göz Önünde Saklanmış
Kalp.  http://urban-shamanism.org


Copyright © 2015 Sandra Ingerman. All rights reserved.


Yazının İngilizce Orijinaline şu adresten ulaşılabilir: http://www.sandraingerman.com/tnjanuary2015.html








16 Temmuz 2014 Çarşamba

Tavuskuşu ile başlayan aydınlık…

Simin Uysal

Bugün bloga misafir geldi! Eda Atay'ın, kendisi için kritik bir sınavın hemen öncesindeki rüyasında ona destek olan tavuskuşu ve sonrasında rüyasına geri dönüp onunla konuştuğunda olanları anlattığı harika öyküsünü paylaşmak istiyorum. 



"İngilizce dil puanı gerektiği bir zaman sürecimde IELTS sınavına girmeye karar vermiştim ve daha önce bir deneyimim olmadığı için süre yaklaştıkça heyecanlanıyor bu heyecanımı elimden geldiği kadar emeğe dönüştürmeye çalışıyordum. Yine de  sınav günü yaklaştıkça belirsizlik yerini mecburiyet duygusuna bırakmıştı ve bir bakmıştım ki sınava bir gün var. 

Sınav gününden bir gece önce elimden geleni yapmanın verdiği rahatlık olsa da “napçam acaba”larla uyumuştum ama sabah kalktığımda kendimi görmüş olduğum rüyadaki büyük keyif duygusu ile sarıp sarmalanmış hissediyordum.

Gelelim ne gördüğüme... Rüyamda odamın penceresinden, bana doğru bir ışık geliyor ve  o kadar etkiliyor ki yatağımdan kalkıp ne olduğunu anlamak için balkona çıkıyordum. Balkona çıktğımda tam evimizin hizasında koskocaman bir tavuskuşu herkese bir şeyler gönderiyordu ve ona ne yapıyorsun diye sorduğumda bana herkesten farklı şekilde kocaman çok sevimli  yıldızlar göndermeye başlamıştı ve derken alarmımın çalması ile sınav sabahına uyanmıştım ve o kadar tatlı bir uyanıştı ki bu, rüyada yaşadıklarım ile sınav yerine çok eğlenerek gittim. Hatta bir saksağan yanıma geldi ve elimdeki sandiviçi paylaştık JBunu sınav çıkışımda aile ortamında anlattığımda hep birlikte  sınav sonucumun iyi geleceğine yorumlamış ve sevinmiştik. Kısa bir süre sonra sınav sonucu açıklandı ve istediğim notu almanın sevincini yaşadım.

Derken bir süre içerisinde şamanik yolculuk merakıma şamanik rüya merakı da eklenmişti J Kısa bir süre içinde de kendime çok cici bir rüya defteri aldım.  Rüya tabiri kitaplarına bakmak yerine, kendi rüyalarımın anlamlarını nasıl bulacağım konusunda eğitmenim ile sohbetler ediyorduk.

Ve bir gün aklıma tavuskuşu geldi ve şamanik rüya çalışması yaparak, rüyama geri dönüp tavuskuşuna bana hediyesinin ne olduğunu sorduğumda:

“Ben senin aydınlık tarafınım
Aydınlandıkça coşturan
Coşturdukça haykıran
Haykırdıkça aydınlanan”

Cümlelerini söyledi ve geri döndüğümde ilk işim bu cümleleri not almak oldu.
Sonrasında tatlı tavuskuşunu onurlandırmak adına o gün tavuskuşlu nevresim takımımı serdim ve o gün vakit buldukça tavuskuşu ile ilgili araştırmalar yaptım.

Şimdi yaşamımda tatlı bir yol arkadaşım olan tavuskuşu var. Ben onu hatırlamayı bazen unutsam da kendisini bir reklam, bir yazı, bir poster gibi bir şeyle hemen hatırlatarak bana daima destek olan  tavuskuşuna buradan da teşekkür etmek isterim J

Ek olarak, her daim yakınlığı ve sevgisiyle yanımda olan, rüyalarıma bambaşka bir çerçeve açıp kendi gücümü elime almama yardımcı olan eğitmenim Simin Uysal’a da çok teşekkür ederim.

Sevgi ve saygılarımla,


Eda ATAY"

1 Temmuz 2014 Salı

Hayatın Anlamı için Ölüme Danışmak

Sandra Ingerman

Çeviren: Simin Uysal

Yakın zamanda bir gece yarısı çok büyük bir kavrayış yaşadım. Deneyimimi, sizde bir uyanışı harekete geçirebilir düşüncesiyle, paylaşmak istiyorum.

Size öncelikle deneyimime ilham vermiş olabileceğini hissettiğim geri planda olanlarla ilgi bilgi vermek istiyorum.  

Geçtiğimiz birkaç ayda birkaç arkadaşım, öğrencim ve akranım öldüler. Ölüm çevremdeydi ve ben de benimle aynı yaşlarda olan kaç kişinin bu varoluş düzeyini terkettiği hakkında derinlemesine düşünüyordum. Bunun beni, ortaya çıkan bilinçli duygularımın altındaki derin bir düzeyde etkilemiş olduğuna eminim. 

Buna ek olarak, kolektifin çevreye ve tüm yaşama karşı yoğun davranışı da benim için gitgide zorlayıcı hal aldığını da hissediyorum. İnsanlar kendilerini gelişmiş bir tür olarak tanımlamalarına rağmen, aç gözlülük ve şiddetin düzeyi değişmiyor.   

Daima hassas biriydim ve insanların bilinçsiz davranışlarından etkilenmek benim için yeni bir sorun değil. Çoğunuzun da böyle hissettiğinizi tahmin edebiliyorum. Öğrettiğim spiritüel uygulamaları uygulamaya devam ediyorum.   Bu uygulamaları gün boyunca, egom/kişiliğim gözlemlediklerimden dolayı tetiklendiği zamanlarda yapıyorum. Ve bu da bana daha olumlu bir farkındalık düzeyine geçmek için yardımcı oluyor.

Her zaman bir “işçi arı” olmak için doğduğumu hissetmişimdir. Çalışmayı sürdürmemi sağlayan güçlü içsel bir yaratıcı aleve sahibim. Ve bu yaratıcı alev beni danışanlarla çalışmaya ve  diğerlerine daha bilinçli bir yaşam sürdürmeleri için ilham verme umuduyla yazmaya ve öğretmeye yönlendirdi.

Beni tanıyanlar, benimle çalışmış olanlar ve aylık yazılarımı okuyanlar ne kadar çalışkan olduğumu bilir. Kendimi işime her düzeyde adamış durumdayım. Ve tahmin edebileceğiniz üzere, bu her zaman yararıma olan bir durum da olmadı. Fakat, aynı zamanda, içimden gelen şey bu ve ben de bunu yaptım.

Tüm bu arka plan bilgisine ek olarak, ergenlik ve yetişkinlik yıllarımın çoğunda depresyon ve sevinç dalgalarıyla başa çıkmakla uğraştığımı da söylemeliyim.

Bütün bunları, sık sık hayatın anlamını sorguladığımı söylemek için yazdım.

Mayıs sonu bir gece yarısı uyandım. Açıklaması zor bir değişmiş ve kendimin farkında gibi bir durumdaydım. İki dünyanın arasındaydım. Uyumuyordum ama uyanık da değildim. Bu durum belki de bir dakika kadar sürdü. Bu uyanık rüyada hayatımın anlamının farkındalığına bütünüyle ulaştım.

Benim için en önemli olan şey yeryüzündeki güzel yerleri ve manzaraları görme fırsatına sahip olmaktı. Seyahatlerimde pek çok güzel yeri görme fırsatım oldu. Ve medya sayesinde, yeryüzünde bulunan fiziksel olarak gidip göremeyeceğim olağan dışı yerlerin fotoğraf ve videolarını görebildim. Geçmiş yaşamlarımın hiçbirinde böylesine renkli manzaraları ve bu denli çok sayıda özgün yaşam formunu görme fırsatına sahip olmadığımın farkındaydım. Çünkü uzak geçmişte dünyanın dört bir yanında çekilmiş fotoğrafları görme olanağı yoktu.   

Yeryüzünün olağanüstü güzelliğini görebilmek benim için en anlamlı şeydi.

İkinci olarak da sevgiyi deneyimledim.

Ve son olarak, yaşamlarının sonunda ebeveynlerime bakabilmiş olmak kendi yaşamıma derin bir anlam kattı. 

Hayatıma anlam veren bu üç şeyin farkındalığını kazandıktan sonra, gece boyunca süren derin bir uykuya daldım ve ilginç rüyalar gördüm.

Uyandığımda bu deneyimden derin bir biçimde etkilenmiş durumdaydım. Çünkü bu deneyim, gece yarısı uyanıp rasyonel ve entellektüel düzeyde bir şeyleri düşünmek gibi sıradan bir deneyim değildi. Bu farkındalığa ulaştığımda derin bir ruhsal durumdaydım ve bunu bedenimdeki tüm hücrelerimde hissettim.

Spontan ve büyük spiritüel gerçekleri deneyimlediğim ve derin bir içsel değişim yaratan yeni bir bilinç düzeyinin hücresel farkındalığıma işlediği ölüme yakın deneyimlerim gibiydi.

Uyandıktan sonra gece olanlar hakkında derinlemesine düşündüm. Hizmet işlerimin hayatıma anlam verenler arasında olmayışı benim için sürpriz oldu. Elbette ki danışanlarım, öğrencilerim ve genelde kollektifle paylaşmış olduğum armağanlarımı biliyor ve kabul ediyorum. Fakat derin bir düzeyde bu, hayatıma anlam veren şeylerden biri olarak kendini açığa vurmadı. 

Yaşamının sonundaki pek çok insanla çalıştım. Ve tekrar tekrar aynı şeyi duyuyorum. İnsanlar genellikle yaşamlarında nelere öncelik verdikleri hakkında düşünüyorlar. İnsanlar, genellikle onlar için en önemli olduğunu hissettikleri basit şeylerden bahsediyorlar. Yaşamın sonunda yaptıkları “başarılı işler” hakkında düşüneni çok nadir gördüm. Ve keşke daha çok çalışsaydım diyene de hiç rastlamadım.  

Dönüşüm Haberleri Haziran sayısında bahsetmiş olduğum “senaryoyu yırtma” konusu ile bağlantılı.

Bu yoğun değişim zamanında, ruhumuz için önemli olana mı yoksa yapmamız gerektiğini düşündüğümüz şeye mi odaklanıyoruz?

Pek çok öğretmenin hayatımızı sanki ömrümüzün sonundaymışız gibi incelememizi önerdiğini biliyorum. Şimdi değişiklik yapmak için yaşamınızdaki öncelikleri yeniden belirlemek önemli. 

Bu ay yaşamınıza anlam veren basit şeyler hakkında bir yolculuk ya da meditasyon yapın. Sizin için gerçekten anlamı olan şeyleri yaptığınızdan emin olmak için hayatınızda ne gibi değişikliklere giderdiniz? 

Bu açık ve yükselmiş durumda almış olduğum öğretilerden diğeri ise kendi güzelliğimize odaklanmamızın önemi. Çünkü yeryüzündeki farklı manzaraların güzelliklerinin nasıl benim içsel güzelliğimin yansıması olduğunun gösterildiğini hissediyorum. 

Diğerleri ile olan çalışmalarımda kendi güzelliğimizi ne kadar az teslim ettiğimiz, benim için genellikle çarpıcı olur. Topluca, kendimizi kolektifin dışsal güzellik tanımı ile tanımlıyoruz. Ve bahar ve yaz aylarında bir çiçeğin açması gibi ruhumuzun güzelliğinin açmasına izin vermeyi unutuyoruz.

İlahi ışığımızı yaymaya devam ederken, her birimizin içinde yatan derin ve gerçek güzelliği de teslim etmeliyiz. Dışımızdaki dünyada bizi saran doğanın güzelliğinin yansıttığı gibi, içimiz de güzel.  

Yakın bir dostumdan, “aşağısı yukarısı gibidir” öğretisiyle ilgili düşüncelerini paylaştığı bir mesaj aldım.

Astrolojik açıdan bunun Yeryüzü ile Gökyüzü arasında bir sebep sonuç ilişkisi kurmadığını yazıyordu. Öğretinin yaptığı vurgu İki Varlık’ın birbirine baktığı zamanki karşılıklı ilişki ve aynalama, yani her birinin diğerinin gözündeki yansıması. Yeryüzü Gökyüzü’nde olanı ve Gökyüzü de Yeryüzü’nde olanı yansıtır.

Onun sözleri içimde, diğerlerinin gözlerine ve dünyaya bakmak ile ilgili düşüncelerle birlikte birşeyleri harekete geçirdi. Çünkü bakışımızı değiştirir ve her şeydeki ışığı görürsek, bize yansıyan da bu olacaktır.Ve bu da zamanın başlangıcından bu yana taşınmış kadim bir bilgeliktir.


Daha önce bu konuda yazdığımı biliyorum. Fakat diğerlerinin gözlerine baktığımızda odağımızı kaybetmemek çok önemli. Tüm yaşamın gözlerindeki ışığı görebildikçe, algımızı değiştirerek gerçekliğimizi değiştiririz.  

Farkındalığınızı yükseltin ve diğerlerinde ve dünyada gördüklerinizi nasıl yargıladığınız hakkında bilinçli olun. Hastalık ve/veya acıyı ya da tüm yaşamın parçası olan parlak spiritüel ışığı görmek arasında daima tercih yapabiliriz. Bu çalışmaya daha çok odaklandıkça, yaşamın diğer boyutlarında daha derinlere yolculuk edebilirsiniz. Çünkü güzellik boyutu tüm zamanlarda mevcuttur.


Dolunay 12 Temmuz’da. Dolunay seremoninize içinizdeki ve çevrenizdeki tüm yaşamdaki güzellik hakkında derinlemesine düşünerek başlayın. Doğanın ve yeryüzünün fotoğraflarına bakın ve ne kadar muhteşem bir gezegende yaşadığımızı takdir edin.  

Yaşamın güzelliğini takdir etme noktasında, sizi ilahi ışığınızdan ayıran ne varsa bırakmak için transfigürasyon uygulamanızı yapın. Aynı uygulamayı yapan küresel topluluğumuzun güzelliğine odaklanırken, bu ilahi ışığınızla parlayın. Bu güzelliği hayal edin ve dünyanın içinde ve çevresinde, yaşamakta olan her varlığa dokunan, saran ve birbirine bağlayan bu parlak ışık ağına bakın.  

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen ana sayfadaki “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.  

Duyurular:

Birkaç ay önce “Crazywise” adlı bir film hakkında yazmıştım. Phil Borges, akıl hastalığı ile çalışmanın alternatif yolları hakkında etkileyici bir belgesel yarattı.

Akıl hastalığının tedavisinde alternatif yolları keşfeden CRAZYWISE filmindeki görüşmemin bir bölümünü bu adresten izleyebilirsiniz: http://bit.ly/1pfZvjN 

Simin Uysal Türkiye’de bir yazar ve şamanik eğitmen Yeni bir web sitesi var. Adresi www.samanizmveruyalar.com

Şimdilik yalnızca Türkçe. Simin’in Türkçe ve İngilizce bloglarına linkleri, şamanizm ve aktif rüya ile ilgili bilgi ve makaleler, workshop ve aktif rüya çemberlerinin  duyurularını ve Yeryüzü için Şifa hakkında bir sayfayı içeriyor. 

30 Haziran 2014 Pazartesi

ŞAHMARAN VE LOKMAN HEKİM

Simin Uysal

"Evvel zaman içinde, Tahmasp adında yakışıklı bir genç yaşarmış. 

Tahmasp bir gün arkadaşlarıyla bal toplamaya çıktığında bir kuyuya düşmüş ve kuyunun dibinden yanlışlıkla bir mağaraya çıkmış. Mağaranın içi o kadar karanlıkmış ki, hiçbir şey göremiyormuş. Çaresizlik içinde uykuya dalmış. Uyanıp da yine çaresizlik içinde beklemeye devam ederken bir ışık belirmiş. Gitgide büyüyen ışıkta etrafına baktığında, çevresinin binlerce yılanla sarılı olduğunu görmüş. Fakat yılanların hepsi ışığa doğru bakıyormuş. Tahmasp da ışığa baktığında belden aşağısı yılan olan muhteşem güzellikte bir kadın görmüş. 

Kadın ona doğru ilerlemiş ve "Benden korma. Ben yılanların ecesi Şahmaran'ım. Sana zarar vermeyeceğim. Dünya kurulduğundan beri varım. Artık benim misafirimsin" demiş ve uzaklaşmış. Yaşadıklarının sersemliğinden uyuyakalan Tahmasp, Şahmaran'ı bir sofranın başında bulmuş.  Tahmasp'a "Tüm insanlık tarihinin hikayesini biliyorum, istersen anlatayım" demiş ve yıllar boyunca her gün ona bir hikaye anlatmış. Bu arada Tahmasp ve Şahmaran arasında soylu bir aşk da başlamış.

Gün gelmiş, Şahmaran'ın anlatacağı hikaye kalmamış. Tahmasp da ana babasını özler olmuş ve geri dönmek istediğini söylemiş. Başta bunu reddeden Şahmaran, yaşadığı yeri sır olarak saklaması şartıyla gitmesine izin vermiş ve ona asla diğer insanlarla suya girmemesini tembihlemiş. Sırrını korumaya söz verip, yeminler eden Tahmasp evine dönmüş. 

Marangozluk yaparak yaşamını sürdüren Tahmasp, yıllar boyunca Şahmaran'a verdiği söze sadık kalmış. 

Ama bir gün, ülkesinin sultanı amansız bir hastalığa yakalanmış. Ülkedeki hekimler bir türlü çare bulamıyorlarmış. Sultanın   kötü kalpli bir de veziri varmış. Sultana sürekli Şahmaran'ın etinden bir parça yerse iyileşeceğini söylüyormuş. Vezirin dediğini denemeye karar veren sultan da Şahmaran'ın bulunup getirilmesini emretmiş. Askerler her yerde aramış ama bulamamışlar. Sonunda bir bilge, insanların gruplar halinde suya sokulmalarını, Şahmaran'ın yerini bilenin derisinin böylece pul pul olacağını ve böylece Şahmaran'ı bulabileceklerini söylemiş. 

Vezir de askerlere, ülkedeki herkesi topluca hamamlara ve derelere sokmalarını emretmiş. Askerler sonunda Tahmasp'ın köyüne gelmişler ve onu da diğerleriyle beraber hamama sokmuşlar. Tahmasp hamama girdiğinde derisi yılan gibi pullarla kaplanmış. Askerler de onu derhal Vezir'e götürmüşler. 

Asıl amacı sultanı iyileştirmekten çok Şahmaran'ı yakalayıp dünyanın sırlarına sahip olmak olan kötü kalpli vezir, sonunda Tahmasp'a Şahmaran'ın yerini zorla söyletmiş. Askerler Şahmaran'ı yakalayıp saraya getirmişler. Tahmasp ve Şahmaran, sultanın huzurunda karşılaşmışlar. Sözünü tutamadığı için derin bir keder içinde olan Tahmasp'a, Şahmaran "Üzülme, ölümümün senin yüzünden olacağını biliyordum" demiş. Sonra da başlamış anlatmaya,  "Kim benim kuyruğumdan bir parça pişirir yerse, dünyanın tüm sır ve gizemlerine vakıf olacak. Kim ki bedenimden bir parça pişirir yerse şifa bulacak ve her kim başımdan bir parça pişirir yerse, oracıkta ölecek!"

Bunları duyan vezir, Şahmaran'ı oracıkta kılıcıyla üç parçaya ayırmış ve parçaların pişirilip getirilmesini emretmiş. Pişen etler geldiğinde, gözü dönmüş vezir, hiç beklemeden Şahmaran'ın kuruğundan bir parça yemiş ve Tahmasp da üzüntüsünden, sevgilisi gibi ölmek için kafasından bir parçayı ağzına atmış. Vezir oracıkta ölmüş. Sultan, Şahmaran'ın bedeninden yediği etle iyileşmiş ve uzun yıllar yaşamış. Tahmasp da, ölmeyi beklerken hiçbir şey olmamış. Şahmaran'ın yaptığı plan sayesinde, Şahmaran'ın tüm bilgisi ona geçmiş. Tahmasp da diyar diyar dolaşmaya, kendisiyle konuşup hangi derde nasıl deva olacaklarını anlatan bitkiler ve ağaçlar sayesinde insanlara şifa dağıtmaya başlamış. Ve böylece de Lokman Hekim efsanesi anlatılır olmuş."

Bu efsane pek çok farklı şekilde anlatılıyor ama ben ilk bu versiyonla tanıştım. Bunu neden yazdığıma gelince...Geçtiğimiz haftalarda beni derinden etkileyen bir rüya gördüm. Rüyada gece vakti bir grup insanla birlikte bir dağdaydık ve ben başını kaldırmış bir yılanın çalılıklardan çıkıp ortadaki ateşe doğru gittiğini gördüm. Biraz sonra ise 9-10 yaşlarında bir oğlan bana pişmiş ve otlarla tatlandırılmış yılan etini sunarak, sessizce uzaklaştı. Yılanın gövdesinden bir parçaydı ve hayatımda yediğim en lezzetli şeydi. Uyandığımda şaşkınlık içindeydim ama o etin muhteşem tadını hala hissedebiliyordum. Haftalarca da aynı tadı hissetmeye devam ettim. 

Bu arada, yılan etini hiç yemedim ve yemem de söz konusu bile olamaz. HAYIR! 

Şaşkınlık sonraki günlerde devam etti ve elbette oturup yılan hakkında ne bulursam okumaya, araştırmaya başladım. Elbette yılanın tıbbın simgesi olduğunu, eski derisini atarak yenilendiği için yenilenme ve eskiyi bırakma konusunda harika bir metafor olduğunu da biliyorum ama Bergama'daki rüyalarla şifa tapınağının tanrısı Asklepios'un yılanlarından Medusa'ya, Hititler'de Fırtına Tanrısı Teşup'un devasa ejderha/yılan Illuyanka'yı öldürmesine kadar her taşın altına baktım. Hiçbiri de ben de rüyayla bağlantı hissini uyandıramadı. 

Geçen gün Anadolu'daki şifacı mitlerini incelemeye dalmışken "tesadüfen" yukarıdaki efsaneyle karşılaştım. Kafamın içinde ampuller yanıp sönmeye başladı. Çok heyecanlandım. Rüya sayesinde, burnumun dibinde duran ama şimdiye dek pek de dikkat etmemiş olduğum Anadolu mitlerinin derinliklerinden gelen ve şamanik öğelerle dolup taşan bu öyküyü yeniden keşfetme ve paylaşma olanağı buldum.

Bu efsanenin derslerinden biri de, iyi öykülere sahip olmanın ne kadar önemli olduğu. Her daim iyi öykülerimiz olsun!      
   

 


18 Haziran 2014 Çarşamba

Web sayfam yayında. Bloglara kardeş geldi!

Bu blogu yazmaya başlayalı iki yıl oldu. Başlarken aklımda eğitmenlik de yoktu, diğer blogum da. Tek isteğim hoşuma giden, bana ilham veren şeyleri paylaşmaktı. Bu isteğimde bir eksilme olmadığı gibi eğitmen olarak paylaşma yolu da açıldı. Bu arada bir de gördüm ki blog yetmez oldu. Bir web sayfası gibi düzenleme  olanağı da olmadığından herşey çorbaya dönebiliyor. Bu yüzden son birkaç haftadır bir web sayfası hazırlamakla meşguldum. Herşeyini kendim yaptım! Eğitimler ve atölyelere daha kolay ulaşılabilir halde bulacaksınız diye umuyorum. Adresi de çok kolay: http://wwww.samanizmveruyalar.com

İki bloguma kardeş geldi!

30 Mayıs 2014 Cuma

SENARYOYU YIRT - Sandra Ingerman

Çeviri: Simin Uysal

Şiddet, aç gözlülük ve diğerlerine insanlık dışı davranış öyküleri arttıkça yerel ve dünya haberleri de giderek daha fazla tedirginlik veriyor. Bu davranışlar daima mevcuttu. Modern iletişim ile küresel haberlere daha fazla erişebiliyoruz.

Olumlu tarafı, yerel ve küresel toplulukların olup bitenlere karşı seslerini duyurmalarına neden olması. Ve birlik içinde ve güçlü biçimde birarada duran topluluklar yoluyla değişimin gerçekleştiğini görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Bireysel olarak liderlerden, tüm yaşama eşit davranma, saygı ve onurlandırma dolu bir yaşamı gerçekleştirmek için gereken değişimi gerçekleştirmelerini bekleyemeyiz. 

İnsanların birbirlerini desteklemek ve yardımlaşmak için topluluklarda biraraya geldiklerini görmek güç verici. İnsanları bu şekilde biraraya getiren şeyin travma olması üzücü. Fakat büyüme ve evrimi daha çok insanın artık yalıtılmış biçimde yaşayamayacaklarını hissetmesi ile görüyoruz. Yardımlaşma ve dayanışma dişil prensibi ile ilgili yeni bir vizyon ortaya çıkıyor. 

Sizinle paylaşmış olduğum uygulamaları kullanarak spiritüel bir topluluk olarak beraberce çalışmaya devam ediyoruz. Bazı uygulamalar ilk bakışta çok basit görünüyor. Bazı kişiler ilk bakışta çok basit olan uygulamaların yeni başlayanlar için olduğu algısına kapılıyorlar. Çoğumuz basit uygulamaları yeni başlayanlar ve karmaşık uygulamaları ileri çalışmalar ile ilişkilendiriyoruz.

Bu gerçekten yanlış bir algılama. Spiritüel gelenekleri çalışanların çoğu uygulamalarla yeterince uzun zaman çalışmıyor ve ödüllerini alacak sebata sahip değil. Spiritüel topluluğun içinde, dışarıdan daha güçlü görünen karmaşık seremoni ve uygulamaları arayanlar sürekli olarak var.

Önemli olan, ruhunuza hitap eden yolu buluncaya dek aramayı sürdürmek. Ve bu yolu bir kere bulduğunuzda önemli olan ona sadık kalmak, çalışmalarda derinleşmek ve dışarıdan daha güçlü görünen yollarla dikkatinizi dağıtmamak. Tüm spiritual yollar aynı yere götürür. Anahtar, çalışmaları yapmaktır.

Çoğumuz şamanik şifa seremonileri ile çalışmayı seviyoruz ve bunu yaparken bir esrime durumu deneyimliyoruz. Fakat şamanik bir yaşam biçimini gündelik olarak güçlendirmezsek, uyguladığımız şifa seremonilerinin gerçekten kalıcı bir etkisi olmaz.

Şamanik kültürlerden kalan basit uygulamalar büyük dönüşümler yaratmak için güçlü yollardır. Fakat paylaştığım material ile çalışırken sizin de keşfetmiş olduğunuz gibi, çok katmanlıdırlar. Kendinizi, yolun sevinçle dolu olduğu ve yürümenin kolay ve güzel olduğu bir maceranın içinde bulduğunuz zamanlar mevcut.

Sonraysa yolunuzda engeller beliriyor. Bu engeller, görülmesi, keşfedilmesi ve şifalanması için açığa çıkan bilinçaltınızdaki çalışılmamış konular olabilir. Kolektif enerjiler bilinçli bir yaşam tarzını sürdürmeniz için sizi desteklemiyor olabilir.  Sevdikleriniz, aileniz, dostlarınız ve iş arkadaşlarınız ile ilişki dinamikleriniz sizi yolunuzdan edebilir ve çalışmayı sorgulamanıza neden olabilir. Düşlerimizden vazgeçmemizi, trans durumunda kalmamızı ve standartlara uymanızı talep eden kolektif enerjilerle ilişkinizi sürdürürken de aynısı olabilir.

Sizinle paylaştığım uygulamalarla çalışmayı sürdüren pek çoğunuzdan, hem çalışmalardan elde ettikleri faydaları hem de yolda kalmanın zorluklarını bildiren haberler alıyorum. 

Size kendilerini gösteren engelleri kaldırmak için basit seremoniler yapın. Kendinizi vazgeçer durumda ve sağlıklı bir yaşam biçimini yaratmanın mümkün olmadığını düşünür olarak bulduğunuzda, inançlarınızı bir kağıda yazın. Onları spiritüel çalışmanızda kullanabileceğiniz bir kasenin içinde yakın. Ya da inancın gücünü salıvermek için niyetinize odaklanırken bir sopayı kırdığınızı düşünün. Doğal malzemelerle, engelleyici bir inancınızın gücüyle doldurulmuş, küçük bir nesne yapın ve uzaklaşması için suya bırakın. Bir sabun balonu şişesi alın ve sabote edici tüm düşünce ve inançları havaya üfleyin.

Bloke eden inançları bir elemente aktarırken, salıverdiğiniz enerjiyi sevgi ve ışığa dönüştürmeyi unutmayın. Bu şekilde elementleri, kendinizi, diğerlerini ve yaşam ağındaki herşeyi sevgi ve ışık dolu enerjilerle beslersiniz

Birkaç hafta önce çok etkileyici bir rüya gördüm. Rüyada bir konferansa katılıyordum. Konferans pek iyi gitmiyordu ve organizatörler benden maskemi ve kostümümü giyerek spiritüel öğretmenim olan İsis ile birleşmemi istediler. İsis’in bilgeliğini grupla paylaşmasını istiyorlardı.

Rüya çok karmaşıklaştı ve zengin sembolizmle doluydu. Sizinle paylaşmak istediğim bir bölümü var. Sahneye çıkmak için hazırlanıyordum. Fakat kostümümün üzerine bir kazak giymiş olduğumu farkettim. Kazağı çıkardım fakat altında bir kazak daha vardı. Pek çok katman kazak giydiğimi fark edene dek kazakları çıkarmayı sürdürdüm.

İlahi olan doğamızdan yaşamak için kaldırmayı sürdürmek zorunda olduğumuz katmanlar hakkında bir anlayışla uyandım. Çünkü İsis benim içsel ilahi ışığımı temsil ediyor. Fakat giymiş olduğum pek çok katman “elbise” nedeniyle, halk arasında ilahi ışığımı gerçekten gösteremedim. Bu bana, ilahi ışığımızın dünyada parlaması için kaldırmayı sürdürmemiz gereken düşünce, tavır ve inançları temsil etti
 
Görünmeyen aleme yolculuk yaptım ve 21 Haziran’daki gün dönümünü kutlaması için yazılacak bir mesaj olup olmadığını sormak için bir çağrıda bulundum. 

Açık biçimde duymuş olduğum mesaj “Senaryoyu yırt!” idi.

Daha sonra spiritüel öğretmenim İsis belirdi ve ondan daha fazla bilgi istedim. Bana yeryüzü ve yaşam ağındaki herşey için yeni bir düş için hep birlikte yaptığımız düşleme çalışmasının gücünü yeniden anımsattı. 

Dünyanın genelinde, şu anda yaşadığımız hayat kolektifin yazmış olduğu senaryoyu temel alıyor.

Senayoyu değiştirme, elbette sürdürdüğümüz bir çalışma. Fakat gayretli olmalı ve meydana gelmesini istediğimiz hayatı yaratmak için çalışmayı sürdürmeliyiz. Bu ise, yoğun kolektif enerjiler birlikte yaratmakta olduğumuz düşün gücünün farkında olmadığından dolayı, disiplin ve sebat gerektirir. Çünkü her hayalimiz, sahip olduğumuz düşünceler ve söylediğimiz sözcükler düşleyerek yarattığımız dünyayı ortaya çıkarıyor. Ve toplum olarak düşleyerek yarattığımız hayallerin, düşüncelerimizin ve sözcüklerimizin gücüne odaklanmıyoruz. Şu anki düş artık sağlık ve esenlik durumunu desteklemiyor. 

İsis benimle, hepimizin oynamakta olduğumuz senaryoyu yırtıp atmak için eylemde bulunmasının önemli olduğunu paylaştı. Hepimizi gündönümünde bu çalışmayı birlikte yapmak için cesaretlendirmek isterim.

Bazı önerilerim şöyle:  

Eğer içinizden geliyorsa sona ermesini istediğiniz davranışlarla ilgili senaryolarınzı yazın.

Eğer tüm senaryoyu yazmak için çok meşgulseniz, sona ermesini istediğiniz şeyleri nefret, savaş, aç gözlülük ya da suistimal gibi bir ya da birkaç sözcükle yazın.

Birkaç sanatsal malzeme edinin. Boya ya da kalemler kullanabilirsiniz. Bırakılmasını istediğiniz ne ise resmini yapın. Örneğin, suyu kirleten petrol resmi yapabilirsiniz.

Ya da artık cisimleşmesini istemediğiniz enerjileri temsil eden kaotik çizgileri çizmek ya da boyamak için renkler kullanabilirsiniz. Bırakılmasını istediğiniz enerjileri dışavururken gözlerinizi kapayın ve çizim ya da boyama yapın..

Gün dönümünde, çalışmak istediğiniz alanı iç ya da dış mekanda hazırlayın. Çalışmamıza tanıklık eden ve destekleyen şefkatli ruhları içtenlikle karşılayın. Bir mum ve çiçekler, özel taşlar, kristaller gibi kutsal nesneler ya da size hitap eden doğal malzemelerle bir sunak oluşturun. Müzik, davul, çıngırak çalabilir ya da şarkı söyleyebilirsiniz.

Sizi ruhunuzun gücünün daha çok farkındalığını sağlayan uygun ruhsal duruma geldiğinizde, kolektif senaryoyu temsil eden kağıdı yırtın.

Alternatif olarak, bir sopayı şu anki kolektif düşün senaryosu ile yükleyebilir ve sonra kırabilirsiniz. Ya da doğal bir nesnenin içine üfleyebilir ve şu anki senaryoyu yok etmeye odaklanırken suya bırakabilirsiniz. Elbette birşeyi ateşte yakmak güçlü bir çalışma yöntemidir zira ateşin gerçek doğası dönüştürmek ve değiştirmektir.

Hayalgücünüzü kullanın ve kolektif düşün şgeçerli senaryosunu yırtın.

Bunu aynı günde hep birlikte yaparak, suistimalci ve sağlıklı olmayan bir yaşam biçimine “Hayır” demek için enerjilerimizi birleştiriyor olacağız.

Kolektif alanda olumlu düşünceler, sözcükler ve düşlerşe doldurabileceğiniz bir alanın açıldığını hissedin. Alanı sevgiyle doldurun. 

Yazma, çizim, resim veya bir el sanatı kullanarak yeni senaryonun, yeni düşün gücünü getirecek bir nesne yaratın. Yardımcı ruhların, ruhsal dostların ve topluluğumuzun kolektif enerjisi ve  ile güçlenmesi için bunu sunağınıza yerleştirin.

Yeni düşü şarkı olarak söyleyebilir ya da dans edebilirsiniz.

Rüya görme çalışmanızı sürdürmeye kendinizi adayın. Yaşamayı istediğiniz dünyayı tüm duyusal farkındalığınızla hayal edin. Bu düşe adım atın ve ondan yaşayın.

Bilin ki rüya çalışmanız fiziksel dünyayı etkiler. Çünkü yaşamınızda fiziksel form olarak meydana gelmiş herşey ve de dünya görünmez alemlerde bir düşünce olarak başlamıştır.

İnsanların ve tüm yaşamın güneş kadar parladığını algılarken tüm duyularınızı kullanın. Yaşamın ilahi ışığını zihinsel olarak kabul etmek yeterli değildir. Gördüğünüz herşeye ışık yansıtın.

Sonuçları hemen görme ihtiyacını bırakın. Düşünüz artık ruhun ellerinde. Sizin işiniz çalışmayı yapmak.

Gündönümünde bir ışık olun ve başka birinin yaşamını aydınlatın. Bir yabancı ile dostça sohbet edin ve onu gülümsetin. Bunun ne kadar iyi hissettirdiğini fark edin.  Diğerlerinin yaşamlarını aydınlattıkça bu enerji bulaşıcı hale gelir. Ve bu da kolektif senaryoyu değiştirmeye başlamanın yollarından biri.


Yeni bir mevsime girerken yeryüzünün enerjisiyle uyumlanmak önemlidir. Elementlerin biri ya da tümü ile birleşmek için bir meditasyon ya da şamanik yolculuk yapmak bunu yapmanın yollarından biri.

Yaşadığınız yerdeki bir elementin kuraklık, sel, yangın, deprem ya da fırtına ile orada yaşayanların dikkatini çekmeye çalıştığını fark ediyor olabilirsiniz.

Biraz müzik ya da davul ritmi dinleyerek, yaşadığınız yerdeki toprak, devam eden bir yangın, sel halindeki su veya güçlü rüzgarlarla birleştiğinizi hayal edin. Elementin kendisi haline gelerek onu öğrenin. Aldığınız bilgi rasyonel anlayışın ötesinde olacak ve diğer bir canlı varlığın enerjisi ile birleştiğinizde sizi fiziksel olarak etkileyecektir.

Elemente sizinle uyumlandığı ve denge durumuna geri döndüğü için teşekkür edin. Birleştiğiniz elementi, onun kusursuz dengesi ve uyum durumunda deneyimleyin.

Meditasyonunuzu ya da yolculuğunuzu tamamladığınızda, kalp atışınızı yeryüzünün kalp atışıyla uyumlu hale getirin.

Dolunay 12 Haziran’da. Enerjilerimizi sevgide toplamaya ve yeryüzünün içi ve çevresinde bir ışık ağı örmeyi sürdürelim. Haydi çalışmamızı derinleştirelim ve sevgi, ışık, uyum, barış, eşitlik ve herkes için bolluk olan bir dünyayı deneyimlemek olan düşümüzü düşleyerek yaratmaya odaklanalım. 

Eğer Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimiz sırasında bize nasıl katılacağınızı öğrenmek için lütfen ana sayfadan “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.

Güzel bir yaz/kış gündönümü için hayırdualarımı göndermek için topluluğumuza katılıyorum!