Simin Uysal
Rüyalarım kadar dünyanın da bana pek çok yolla verdiği mesajları alabilmek için gözümü açık tutmaya dikkat ediyorum. İtiraf etmem gerekirse, bu benim için hem eğlenceli hem de fiziksel gerçekliğin bana armağan ettiği yol işaretlerinin yaşamda yolumu aydınlattığını görüyorum.
Bu konuda araştırma yapmayı da seviyorum. Rüyaların ve dünyanın dilini anlamak antik yaşamın da bir parçasıydı. Bu konuyla ilgili olarak Aigai kentinin kahini Polles hakkında bir yazı yazmıştım. Okumak isteyenler için linki burada: http://samanizmveruyalar.blogspot.com.tr/2013/11/kecinin-armagan-isaretleri-okumann-ege.htm
Gordion'a yarım saat mesafede yaşıyorum. Gordion dendiğinde de aklıma diğer pek çok şeyin yanında Büyük İskender geliyor. Malum, meşhur Gordion düğümünü bir kılıç darbesiyle burada çözmüş.
Bu sefer ilgimi çeken Büyük İskender'in kendisi değil de kahini Aristander oldu. Aristander, o dönemlerde adı Telmessos olan Fethiye'li bir kahin. Burası da kahinleriyle ünlü. Hatta İskender daha doğmadan önce, Aristander'in ünü Makedon krallığında yürümüş. Öyküye göre, İskender'in babası Kral Philip bir rüya görür. Rüyasında, kraliçesi Olympias'ın rahmini mühürlemiş ve mührün basılı bir de aslan figürü vardır. Danıştığı kahinleri evlilikteki olası bir sorundan şüphelenirler. Rüyası için Aristander'i getirten Philip, ondan çok farklı bir yorum alır. Kral'a, kraliçesinin gebe olduğunu ve taşıdığı çocuğun bir aslan gibi güçlü ve cesur olacağını söyler.
Hepimiz İskender'in kral ve Büyük İskender olduğunu biliyoruz. Tahta çıktığında Aristander'i danışmanı yapar. Ptolemy ve Plutark yazılarında Aristander'i bir "görücü" olarak rüyalarla ilgili yorum yaparken, kuşların uçuşunu yorumlarken ve dünyanın sembolik dille anlattıklarını izlerken anlatır.
Kuşların uçuşları Polles gibi Aristander için de anlamlıdır. Örneğin, Büyük İskender Halikarnas kuşatması sırasında öğle uykusuna yatar. Uyuduğu sırada etrafında bir kırlangıç öterek uçmaya başlar. Uykusunun arasında kırlangıcı eliyle göndermeye çalışsa da kuş İskender'in başına konar ve o uyanıncaya kadar uzaklaşmaz. İskender, bunun üzerine, Aristander'i çağırır ve ondan bu olayın anlamını öğrenmek ister. Aristander, ona çok yakın birinin bir tuzak kurduğunu ve bu tuzağın çok yakında ortaya çıkacağını söyler. Sözleri İskender'i eyleme yöneltir ve bir soruşturma başlatılır. Sonuçta İskender'e çok yakın olan Teselya'lı komutanın Persler'le onu öldürmek için işbirliği yaptığı ortaya çıkar.
Diğer bir olayda da İskender, ordusuyla birlikte Pieria'dan geçmektedir. Bu sırada Orfe'nin servi ağacından yapılmış bir heykelinin "terlediği" görülür ve İskender'in adamları huzursuz olur. Aristander ise bunu Orfe müzik ve şarkıların üstadı olduğu için, İskender'in başarılarının çok büyük olacağı ve müzisyenlerin bu büyük zaferleri anlatan şarkıları yazmak için çok terleyeceği şeklinde yorumlar.
Aristander, İskender'in Fenikeliler'in Sur (Lübnan) kenti kuşatması ile ilgili gördüğü rüyaları da yorumlar. İskender, Sur kuşatmasının ilerleyen aylarındaki bir rüyasında Herkül'ün surların üzerinde durduğunu ve ona gelmesini işaret ettiğini görür. Aristander ona kuşatmanın zaferle sonuçlanacağını ama Herkül gibi çaba ve güç gerektireceğini söyler. Yine aynı kuşatma sırasında İskender, rüyasında bir satirin ona uzaktan işaret ettiğini görür. İskender yaklaştıkça satir kaçar ve ancak uzun bir kovalamacanın sonunda krala yakalanır. Aristander, bu rüyayı kelime oyunlarına dikkate alarak yorumlar. Sur kentinin adı Yunan dilinde "Tyros"tur. Satir ise "satyros". Satyros iki kelimeye bölündüğünde "sa tyros" dolayısıyla da "Tyros senin" anlamına gelmektedir. Sur kenti gerçekten de Büyük İskender'in eline geçer.
Daha pek çok örnek var ve bu konuyu seviyorum. Diğerleriyle devam edeceğim.
Kaynaklar: www.alexander-sources.org
27 Temmuz 2015 Pazartesi
Dönüşüm Haberleri Ağustos 2015
Sandra Ingerman
Yıllardır öğrettiğim ve yazdığım çalışmaların odak
noktalarından bir tanesi transfigürasyon. Çünkü kendi ilahi ışığımızı ve
Kaynağın ışığını deneyimlediğimiz zaman birlik ve bütünlüğü hissederiz. Ve
bildiğiniz gibi, ışık ve sevgi fiziksel, duygusal ve spritüel alanda
yaşadığımız tüm güçlükleri dönüştürebilecek güçlerdir. Koşulsuz sevgi ve ışığı
yaymak tüm gezegeni dönüştürür
Yalnızca zihinsel boyutta çalışmak yerine koşulsuz sevgi,
birlik ve ilahi ışık hakkında hücresel bir anlayışa ulaşmak için ihtiyacınız
olan şamanik yolculuk ya da meditasyon çalışmalarını yapmanız için sizi uzun
zamandır teşvik ediyorum. Çünkü bunları
kendimizin bir parçası olarak deneyimlemediğimiz zaman, sevgi ve ışığın kuvveti
gerçek bir şifa yaratacak biçimde bizden ışıyamaz.
Yakın zamanda yaptığım bir yolculukta içsel bahçeme
götürüldüm. Sizleri içsel dünyanızı deneyimlemeniz ve güzel ve sağlıklı bir
bahçeyi yetiştirir gibi ona bakmanız için yönlendiriyordum. Toprağınızın
yapısını ve kalitesini nasıl koktuğu ve dokunduğunuzda nasıl hissettiğinizi
incelemeniz için sizi yönlendirdim. Sizleri, kişisel ve hep birlikte düşleyerek
yarattığımız kolektif rüyaya düşünceleriniz, sözcükleriniz ve hayallerinizden
oluşan hangi tohumları ektiğiniz ile ilgili olarak özenli olmanız için teşvik
ettim.
Yolculuğumda, içsel bahçemin toprağının ve Yeryüzü’nün
kalp atışıyla bağlantı kurmaya yönlendirildim. Ve daha sonra yardımcı ruhum
Isis beni çalışmamı derinleştirmem için teşvik etti. Isis yazılarım ve
eğitimlerimde insanları kendi kalp atışlarını Yeryüzü’nünkü ile bağlamaya davet
ettiğimi onayladı.
Fakat Isis, kendi yaşamımda ve bu yazıyı okuyan veya
duyan çoğu kişinin, bunu rasyonel düzeyde düşünmeye eğilimi olduğunu söyledi.
Çünkü kendi kalp atışını Yeryüzü’nün kalp atımına bağlamak kulağa çok güzel ve
şifalandırıcı geliyor. Fakat bağlantının yeniden oluşması ve şifa için bunun
zihinsel bir kavram yerine hücresel bir deneyim olması gerekir.
Isis, ben kendi kalp atışımı Yeryüzü’nünkine bağladığımda
bunu bir şekilde yüzysel bir düzeyden yaptığımı söyleyerek devam etti. Bunun
nedenini de Kaynak’ın ebedi olduğu gibi, Yeryüzü’nün de kadim bir varlık olması
ile açıkladı.
Yeryüzü’nün 4.6 milyar yaşında olduğuna inanılıyor.
Ayrıca evrenin de yaklaşık 14 milyar yaşında olduğuna inanılıyor. Yolculuğumda
Isis, bana kalp atışımı şimdiki zamanda hissettiğimi canlandırdığım Yeryüzü’ne
değil ama Yeryüzü’nün başlangıcındaki kalp atışına bağlamamı söyledi.
Ve sonrasında da, ancak Yeryüzü’nün başlangıcındaki kalp
atışı ile bağlantı kurduğumuz zaman yaşama arzusu ve iradesi yayan bu kadim
enerji ve kuvvet ile bağlantısı olan her şeyin de bağlantılı olduğu yaşam ağı ile bağlantımızı gerçekten
deneyimleyebileceğimizi söyledi. Kadim
ve çok kuvvetli olan enerji ile bağlantı kurabileceğimizi ve bunun bize
bireysel yaşamlarımızda ve yaşadığımız değişim zamanlarında rehberlik etmeyi
bilen kendi ilksel bilgeliğimizle bağlantıya geçireceğini söyledi.
Ve yakın zamanda soru sormayı bırakıp yalnızca dinlememiz
gerektiği hakkında da yazdım. Çünkü bu ilksel
kuvvet, eğer dinlemeyi bilirsek, bizimle paylaşacağı derin bir
bilgeliğe sahip. Ve bu ilksel kuvvet Yeryüzü’ndeki tüm yaşama hayatta kalmak
için rehberlik ediyor.
Ağustos ayında içsel bahçenize/dünyanıza seyahat edin ve
derin ve zengin bir içsel bahçeyi yetiştirme çalışmalarınıza devam edin.
Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız “Huffington Post Links”e
tıklayın ve “Zengin bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yetiştirmeli” başlıklı makalemi
okuyun.
İçsel bahçenizi inceleyin ve toprağı beslemek ve
düşünceleriniz, sözcükleriniz ve hayalleriniz ile ektiğiniz tohumlar konusunda
bilinçli olma kararlığınızı yerine getirdiğinizden emin olun.
Ve bahçenizde biraz zaman geçirdikten sonra toprağın
üzerine yatın. Ve kalp atışınızın önce Yeryüzü’nün şimdiki kalp atışı olduğunu
hissettiğiniz şeyle bağlantı kurmasına izin verin. Fakat daha derine gitmeyi
sürdürün. Niyetinizle, Yeryüzü’nün oluştuğu sıradaki kadim ve ilksel kalp
atışıyla bağlantı kurmayı isteyin.
Ve Yeryüzü’nün ilksel kalp atışıyla bağlantınızı
hissettiğinizde, kendi ilksel kalp atışınızla bağlantı kurun. Çünkü zamanın
başlangıcından beri yaşamla bağlantılısınız.
Bu kadim yaşam niteliğinin sizdeki ve Yeryüzü’ndeki
nabzını hissedin. Sizinle paylaşılan bu derin bilgeliği dinlemek, hissetmek
için kendinizi açmak için izin verin
Yeryüzü’nden doğdunuz. Canlı ve nefes alan 4,6 milyar
yaşındaki bir organizma ile bağlantılı ve onunla birsiniz. Bu bakış açınızı
nasıl değiştiriyor?
Bu süreç elbette tek seferlik bir yolculuk ya da
meditasyon değil. Bu düzenli olarak sürmeniz gereken bir egzersiz.
Ayrıca fiziksel olarak toprağa uzanarak da aynı şeyi
yapabilirsiniz. Toprağa uzanmak ve Yeryüzü’nün kalp atışı ve şifası na tümüyle
bağlanmak her zaman harikadır. Fakat şimdiki zamanın ötesine geçin ve
Yeryüzü’nün kadim ve ilksel kalp atışıyla bağlantı kurun.
Bunu yaparken nasıl farklı hissettiğinizi ve
değiştiğinizi hissedin. Ve tüm duyularınızdan ulaşan ve bu zamanda gezegene
hizmet etmek için size yaşamınızda rehberlik edecek mesajları dinlemeye devam
edin.
Dolunay 29 Ağustos’ta. Transfigüre olun ve Kaynak ve
kendi ilahi ışığınızla birliği deneyimleyin. Ve aynı zamanda bir bedeniniz de
olduğu için, kalp atışınızı Yeryüzü’nün ilksel kalp atışına bağlayın. Ve hep birlikte
yaşama olan sevgimizde biraraya gelelim ve tüm yaşamın ve Yeryüzü’nün ışığını
beslemek için koşulsuz sevgi ve ışığımızı yayalım. Bunu Yeryüzü’nün kadimliği
ile birleştiğinizde yapın.
Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız dolunay
seremonimizin detayları için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak”
başlıklı yazıyı okuyun.
2 Temmuz 2015 Perşembe
Dönüşüm Haberleri Temmuz 2015
Sandra Ingerman
İskoçya’daki harika bir
maceradan yeni döndüm. Yönettiğim eğitim, çalıştığım muhteşem grup ve bulunmuş
olduğum yerce beslenmiş hissediyorum.
Toplulukla çalışmak bizi
besler. Bir grupla fiziksel olarak birarada ya da telekonferans yoluyla sanal
olarak çalışmanın bana esin ve umut verdiğini ve beslediğini hissediyorum.
Eşim Woods bana savaştan
dönenlerle ilgili okuduğu bir makaleden bahsetti. Bazıları için geri dönüş deneyiminin en zor
bölümü ve travma sonrası streslerini besleyen şey son derece derin bağlar
kurdukları diğer askerlerden oluşan topluluktan ayrılmış olmak. İçinde bulundukları toplululuğun derinliğinden
sonra izole edilmiş hissettikleri bir yere dönmek derin duygusal sorunlara yol
açıyor.
Günümüzde dünyada olup
bitenler bizi topluluk yaratmaya sevkediyor. Bir felaket sonucunda yıkılan ev
ve iş yerlerinin yeniden yapımına yardım edenler, bir araya gelen yerel
topluluklar. Zor zamanları atlatmak için birbirlerine yardım edebilecek olanlar,
yerel topluluklarda bir araya gelen insanlardır.
Elbette ele almamız gereken
konu, topluluk olarak bir araya gelip derin bağlar yaratmak için neden bir felaketin meydana gelmesini beklediğimiz.
Topluluk içinde her düzeyde birbirimizi beslemen zamanı geldi. Yıllardır
sizleri, uyguladığınız spritüel çalışmanın bir bölümünü yerel topluluklarınızla
paylaşmanız için teşvik ettim. Çünkü birlikte yaptığımız spritüel çalışma farklı
dini inançların ötesinde. Çalıştığımız spritüel uygulamalar, sözcükler ve
kavramların ötesinde tüm insanların kalbine ve ruhuna dokunan uygulamalar.
İskoçya’dayken bu ayın
yazısında paylaşmak istediğim birkaç konuyu düşünmek için zamanım oldu. Bildiğiniz
gibi, odaklanmış kalmamız için hepimizi sürekli cesaretlendiriyorum. Odak, öğrettiğim
çalışmanın temel ilkelerinden biri. Fakat hayattaki her şeyde olduğu gibi
çalıştığımız her uygulama ve ilkede de dengenin sağlanması gerekiyor.
Eşim Woods ile birlikte
Britanya’nın en yüksek dağı olan Ben Nevis’te yürüyüş yapıyorduk. İskoçya’da
bulunduğumuz hemen her gün yağışlı ve soğuktu. Yağmuru ve soğuğu sevdiğim için
böyle bir hava beni çok heyecanlandırmıştı. Yürüyüş yaptığımız gün hava açık ve güneşli
günlerden biriydi ve yürüyüş yapmak için benim için bile kusursuz bir gündü.
Ben Nevis’in
patikalarından birini hedef gözetmeden tırmanıyorduk. Ben Nevis, dağcılık
açısından popüler noktalardan biri. Ve biz oradayken zirvede kar ve buz olması nedeniyle
tırmanmanın da zor olduğu zamanlardan biriydi. Patikadaki yavaş yürüyüş
sırasında zirveden aşağı inen grupları görebildik. Bazıları aşağı ışıl ışıl
gülümsemelerle ve neşeli adımlarla iniyordu. Fakat gördüğümüz insanların çoğu
gerçekten perişandı. Evet, zirveye ulaşmışlardı ama yolculuktan keyif
almamışlardı.
Odaklanma üzerine
düşünmeye başladım. Çünkü hayat yolunda yürürken ve spritüel çalışmamızı
sürdürürken odağımızı korumamız gerekli. Fakat nihai bir hedefe odaklanmak tükenmişlik
duygusu getirdiği ve yaşama sevincini alıp götürdüğünde, bir dengesizlik
oluşur. Ve ne zaman dengesizlik olsa bir tür hastalık oluşur.
Bu aynı zamanda ruhsal
yolculuğumuzu sürdürme biçimimiz için de geçerli olabilir. Çünkü başarılı bir spritüel
uygulama için temel ilkelerden biri odağını sürdürmektir. Fakat dişlerinizi
sıkıyorsanız ve yolculuğu zorluyorsanız o zaman geriye doğru bir adım atmanın
ve gözden geçirmenin zamanı gelmiş demektir.
Çünkü odağımızı korumak
ve rahat bir tavra sahip olmak arasında dengeyi bulmak zorundayız. Bu hepimiz
için önemli.
Bu Temmuz ayı boyunca
biraz zaman ayırarak, spritüel çalışmanızda “çok fala” çabaladığınız yerleri
düşünün ve kendinizi bir amaca ulaşmak için zorlamadan nereye odaklanmanız
gerektiğine bakın.
Bunların yanında kendi
işimin odağının ne olduğunu hissettiğim hakkında derinlemesine düşünmek için zamanım da
oldu. Ve Soul Retrieval: Mending the Fragmented Self (Kayıp Ruhları Geri Döndürmek:
Parçalanmış Benliği Onarmak) adlı kitabımdan sonra yazdığım tüm kitaplar ve oluşturduğum
CD programları ile insanlara spritüel bakımdan kendine yeterliliği öğrettiğimi
fark ettim.
Pek çoğumuz başka birinin
bizim için “işi “ yapmasını istiyoruz. Fakat gerçekte kendi spritüel uygulamanızın
gücüne güvendiğinizde büyür ve yaşamayı dilediğiniz hayatı yaratmayı
öğrenirsiniz.
Spritüel bakımdan kendine
yeterliliğin bu değişim zamanında hepimizin büyümesine yardımcı olacak bir şey
olduğunu güçlü biçimde hissediyorum.
Kendi spritüel
uygulamanıza, içsel bilgeliğinize ve kendi yardımcı ruhlarınızın yardımına ne
kadar güvendiğinizi derinlemesine düşünmek için de biraz zaman ayırabilirsiniz.
Evet, hepimizin kimi
zaman diğerlerinin yardımını istememiz gerekiyor. Ama yaşamda büyümenin ve
gelişmenin anahtarı kendi spritüel çalışma ve rehberliğimize güvenmektir.
Dolunay Temmuz’un 2 si ve
31 inde. Haydi birbirini sevgi ve destekle kucaklayan sanal bir topluluk olarak
bir araya gelelim. Gündelik düşünce ve
kaygılarınızdan uzaklaşmak için gereken hazırlık çalışmanızı yapın. İçimizdeki yıldız ışığına, gün ışığına, ilahi
ışığa yolculuk yapalım ve ışıyalım. Kolektif ışığımızın huzmeleri gezegeni ve
tüm yaşamı sevgiyle kucaklasın.
Eğer Dönüşüm Haberlerini
okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin yönergeleri için lütfen
anasaydadan “İnsanlardan Oluan bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.
Avusturya’da yaşayan Eva’dan
bize esin verecek bir öykü (Eva harika bir Şamanizm ve Yeryüzü için Şifa
öğretmenidir):
“Yeryüzü için Şifa
çalışması hayatımı nasıl değiştirdi:
İlk Medicine for the
Earth (Yeryüzü için Şifa) atölye çalışmasına katıldığım sırada yaşamımda hala
bir umutsuzluk ve kafa karışıklığı dönemi içindeydim. Çocuğum bir kalp
ameliyatı geçirmişti ve çok acı çekmişti, iki kere işimi kaybetmiştim ve pek
çok ilişkim de sona ermişti. Hayatımda bir yön, yardım, şifa, umut ve anlam
bulmaya çalışıyordum. Eski dağılmış yaşamımda dogmatik ve deneysel bir bilim
insanı, entellektüel bir kişi ve ölçümlere önem veren psikologdum ama öğrenmiş olduğum hiçbir şey
bana yardımcı olmuyordu. Pek çok tuhaf rastlantı beni “çılgınca şeyleri”
aramaya itti ve kendimi şamanizmin içinde, Sandra’nın kitaplarını okurken,
Sandra’nın atölye çalışmalarına katılırken ve sonunda yaşadığım yer olan
Salzburg’un yakınında Sandra’nın Medicine for the Earth (Yeryüzü için şifa)
atölye çalışmasında buldum.
Su seremonisini yaptık ve
amonyum hidroksit ekleyerek pH değerini 11.5’e getirdiğimiz suyun karşısında
transfigüre olduk. Transfigüre olduk ve
suyun pH değeri 10.5’e indi. Ve sonra grup (yaklaşık 70 kişilik bir çember)
yeniden yapıp yapamayacağımızı sordu. Ve yeniden yaptık. Ve pH değeri neredeyse
normale döndü. Gözyaşlarımı tutamadım ve o anı hayatım boyunca unutmayacağım. Son
derece fiziksel biçimde bir mucize gerçekleşmişti ve ben de bunun bir
parçasıydım. Aynı anda hem kişisel hem de
küresel sıkıntı dönemlerinde kaybetmemeye çalıştığım, çocukluğuma, gençliğime
ve sonrasına ait tüm umutlar yerine gelmişti. Bir mucizenin parçasıydım ve her şey ŞİMDİ
gözlerimin önünde kendi şehrimin suyuyla ve çok uzaklardan imkansızın yaratımla
olan bağlantı, içimizdeki ışık, paylaştığımız ışık ile mümkün olabileceğini bana
kanıtlamak ve öğretmek için gelen bir öğretmenle gerçekleşmişti. O anda, tüm kalbimle bir
Yeryüzü için Şifa öğretmeni olmayı istedim çünkü bu bilgeliğin dünyayı
değiştirdiğini biliyordum.
O an bir kadın, bir anne,
bir bilim insanı, bir siyasi ve sosyal çalışan olarak da kökten bir değişim
yaşadım. Sonuçta, bu deneyim bir daha asla pes etmeyeceğim, umudumu kaybetmeyeceğim
ve ister çevresel, ister siyasal, sosyal ya da kişisel yönlerden mümkün olarak
tanımladığım şeylere sınır koyamayacağım anlamına geliyordu. Karanlıkta bile
daima ışığı bulacağımı ve bunu diğerleriyle paylaşmayı umut ediyorum.
Topluluğumda daima yararlı olacağımı ve diğerlerine esin olmayı umut ediyorum. Güzel
kızım için daima mutlu bir anne ve torunlarım için iyi bir ata olmayı umut
ediyorum.
O sudan bir yudum içip
içemeyeceğimi sordum. Böylece bu anı hücrelerimde yaşam boyu taşıyabilecektim
ama çılgınca olsa da kendimden şüphe duydum, belki de yarın şüphelerimle
mucizeyi mahvedecek nedenler bulacaktım. Birkaç dakika öncesine dek 11.5 olan
pH düzeyiyle halıda bir delik açabilecek olan suya parmağımı sokmak için izin
aldım ve bir damlasına ağzıma götürdüm. Tadı temizlik maddesini andırıyor olsa
bile beni yakmadı.
Birkaç yıldan bu yana
Yeryüzü için şifa öğretmeniyim ve öğrenme sürecim asla sonlanmıyor. Spritüelliği
“kanıtlamak” için zehir kullanmayı bıraktım ama hala transfigürasyon
seremonisinden önce ve sonra sudaki bazı parametreleri “ölçmek” için hala
akvaryum şeritleri kullanıyorum. Öğrencilerim bilimsel yanımı tamamen rafa
kaldıramayacağımı biliyorlar ve çoğu da halime gülüyor. Yine de sıklıkla, hatta
hemen her seferinde farklı parametrelerdeki değişimleri gözlemliyoruz.
Odadaki su örneği değişiyor
ve benim gizlediğim örnek değişmiyordu. Bir gün okyanus ötesi bitki deneyi
hakkında düşündüm ve bitkinin okyanus ötesi transfigürasyon deneyine nasıl
tepki verdiğini ve benim garaja sakladığım su örneğinin tepki vermemesinin ne
denli tuhaf olduğunu sorguladım. (Sandra’nın notu: Eva’nın anlattığını anlamak
için ana sayfadan GDV kamera sonuçları altında “uzaktan bitki deneyi
sonuçlarına” bakınız)
Bu düşüncelerimi çemberdekilerle
paylaştım ve…o andan itibaren dışarıda sakladığım su örneği değişti ama daha da
kötüsü oldu ve içerideki su örneğinde değişim olmadı. Gruplarımdakiler, su ile
birleşmeyi öğretirken aynı anda onu anlama girişimlerimle gitgide daha çok
eğlenmeye başladı. Hala “ölçüm” yapıyorum ve bunu yalnızca eğlenmek için
yapıyorum çünkü su ruhunun benimle derslerde nasıl oynadığını görmek beni
heyecanlandırıyor. Ganj nehri, Atitlan gölü, Rio Grande ve diğer yerlerden
getirdiğim su örnekleri için dua ediyoruz ve sonra onları geldikleri yere geri
götürebilecek birini bulduğumuzda geri gönderiyoruz. Biliyoruz ki, burada
yaşadığımız Avrupa’nın kalbindeki küçük ülkenin bir bölgesindeki bizlerin
çemberindeki dualar tüm yaşama hizmet etmek için katkıda bulunabilir. Hala
attığım her adımı ve aldığım her nefesi, 17 yıl önceki başlangıçta konulan tüm tıbbi
tanıların aksine hala sağlıklı ve bilge olan çocuğuma adamayı sürdürüyorum. Ne zaman suya dokunsam ya da su içsem, bana
öğrettiği mucizeleri hatırlayarak bilinçli ve şükür içinde olmaya çalışıyorum.”
2 Haziran 2015 Salı
Bir Rüyacı Olun!
Dönüşüm Haberleri Haziran 2015 - Sandra Ingerman
Çeviri: Simin Uysal
Çeviri: Simin Uysal
Mayıs ayı Dönüşüm
Haberlerini Nepal’deki deprem ve Baltimore’daki olaylardan önce yazmıştım.
Spiritüel çalışmanızı yaptığınıza ve bunlardan etkilenmiş olan yerler, insanlar
ve doğa varlıklarına ışığınızı yaydığınıza inanıyorum. Spiritüel çalışmamızda
odağımızı muhafaza etmek çok önemli!
İnsanları güçlüklerle
dolu olayların içinde seyrettiğimizde onlara acıma noktasına geçmek çok
kolay. Ve çalışmamızın en önemli
anahtarı diğerlerine zayıflık ve acıma yerine kuvvet yansıtmak. Ve diğer bir
anahtar da farklı olaylardan etkilenen herkesi ve her şeyi ışık içinde görecek
biçimde algımızı değiştirmek. Farkındalığı değiştirmenin ve gerçek şifa
sağlamanın anahtarı bu.
Aynı zamanda, dünyanın
dört bir yanındaki insanlar ve canlı varlıkların güçlüklerle karşı karşıya
olduğunu hatırlamak da çok önemli. Bunların
hepsi medyada yer almıyor. Dünyamızın yapısının çözüldüğü bir zamandayız.
İnsanların birbirlerine, tüm yaşama ve Yeryüzü’ne karşı davranışları onurdan,
saygıdan, tüm yaşamın değerli olduğu ve tüm canlıların yaşam ağına katkısı
olduğu anlayışından uzak.
Bildiğimiz yaşam tarzı
çözülmeye ve dağılmaya devam ettikçe güçlükleri görmeyi sürdüreceğiz. Fakat
bizim için anahtar, ümidimizi kaybetmemek ve hem kendi bilincimizi hem de
topluluklarımızdaki insanların bilinçlerini yükseltmek için spritüel
çalışmamızı yapmayı sürdürmek. Yalnızca
acı ve kederi gören egonun gözleri yerine ruhun gözleriyle bakmayı
sürdürmeliyiz. Olağan gözlerimizle görebildiklerimizin ötesinde meydana gelen
pek çok şey var. Ve spritüel çalışmamıza odaklanarak, her şeyin mümkün olduğu
yeni bir bakış açısıyla görmeyi öğreneceğiz.
Geçen ay İsis ile
birleşerek çalıştığım grupla onun bilgelik ve şifasını paylaşma olanağı buldum.
İsis’in mesajlarından
bazıları yalnızca çalıştığım grup için değildi ve onları sizlerle de paylaşmak
isterim.
İsis, güçlü bir biçimde,
dünyada ya da yaşamınızda sizi tetikleyen bir şey olduğunda kendinize dönmenizi
ve kendi kendinize “seni seviyorum” cümlesini tekrarlamanızı söyledi. Kendinize
daha çok sevgi gösterdiğinizde çevrenizdeki dünya da daha çok değişir.
Isis’in paylaştığı diğer
öğretilerden biri de insanoğlunun doğayı kontrol ve manipüle etmeye ve
tanımlamaya çalışmış olduğu. İsis, nasıl yardımcı olabileceğimiz ve hizmet
edebileceğimiz ile ilgili sorular sormamızın kontrolün bir çeşidi olduğunu
paylaştı. Çünkü bu soruların yapılandırılmış, biçim verilmiş cevaplara
yönlendirdiğini ve sormanın da alınan cevapları kontrol etmeye çalışmanın bir biçimi
olduğunu paylaştı. Bazılarınız için,
nasıl yardım edebileceğinize dair sorular sormanın kontrolün bir biçimi
olduğunu anlamanın zor olduğunu biliyorum. Bu üstü kapalı, ince bir kontrol
biçimi. Fakat bu oturup üzerinde
düşünmek için ilginç bir konu.
İsis, şamanik yolculuk ve
meditasyonlarınızda soru sormayı bırakmanın zamanı geldiğini söyledi. Fakat
Yeryüzü’nün gerçekte paylaşmak istediği şeyi duyabilmek için derin dinlemenin
ve “olmanın” da zamanı geldiğini söyledi. Çünkü yardımcı ruhlarımız ve
Yeryüzü’nün gerçekten paylaşmaları gerekenleri dinlemek yerine cevaplarını
istediğimiz sorular soruyoruz.
Ve İsis bunların yanında,
parçalanan ve dağılan yapılardan yeni ve sağlıklı yapılar yaratamayacağınızı da
hatırlattı. İsis, yaşamı sağlıklı biçimde
destekleyen yeni formlar yaratabilmek için biçimin olmadığı aleme geri dönmemiz
gerektiğini söyledi. Bunun anlamı, rüya
görme çalışmamıza biçim dünyasının ötesine geçerek odaklanmak ve yaşamak ve
olmak için yeni biçimler düşlemek.
Rüyayı değiştirmemizin yolu bu.
Lütfen bu ay İsis’in
paylaştığı bu bilgeliğe odaklanmak için zaman ayırın. Şimdi kendimizi
çalışmamıza vermemizin ve spritüel çalışmamıza ve gezegende oluşabilecek ve
meydana gelecek olumlu değişim ve gelişim olanaklarına koyduğumuz sınırları
aşmanın zamanıdır Yeryüzü ve yardımcı ruhlarla birlikte ortaklaşa çalışıyoruz. Yalnızca yeni algılara ve çalışmanın yeni
yollarına açık olmamız gerekiyor.
Dolunay 2 Haziran’da.
Dolunay, tüm yaşam için güzel bir rüyanın var olması için odaklanma becerimizi
güçlendiriyor. Kendimizi çalışmamıza gerçekten vermemiz gerekiyor. Dolunayın spritüel
çalışmanızı ve uygulamalarınızı güçlendirmesine izin verin.
Haydi, küresel bir
topluluk olarak insanlardan oluşan bir ışık ağı yaratmak için bir araya
gelelim. Hazırlık çalışmanızı yapın ki ruh için içi boş bir kemik haline
gelebilesiniz. İçinize yolculuk yaparak, bedeninizden öte ruh olan kimliğinize
gidin. Parlayan ilahi bir ışıksınız. Dünyada bir ışık olun. Gezegeni ve tüm
yaşamı ışık olarak ve ilahi mükemmelliği içinde algılayın. Haydi içsel ilahi
ışıklarımızı, içsel gün ışığımızı birleştirerek Yeryüzü’nde bir ışık ağı örmeyi
sürdürelim.
Dönüşüm Haberleri’ni
okumaya yeni başlayanlar lütfen ana sayfadan “İnsanlardan Oluşan bir Işık Ağı
Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.
Yine yeni bir mevsime
giriyoruz. 21 Haziran’da gün dönümünü kutlayacağız. Kuzey Yarıküre’de yazı ve
Güney Yarıküre’de kışı karşılayacağız. Doğada ve yaşamlarımızda yeni bir döngü
başlıyor.
Mevsim değiştiğinde
Yeryüzü, değişim ile birlikte akmak ve ahenk içinde olmamız için içsel
döngümüzü nasıl değiştirmemiz gerektiğinin bilgisini bizimle paylaşır. Bu, İsis’in
mesajını hayatınızla bütünleştirmek için güçlü bir zaman. Elementlerle birlikte
olmak için zaman ayırın. Toprağa uzanın ya da ayaklarınızla basın. Rüzgârları
dinleyin. Yaşadığınız yerdeki su ile birleşin. Güneşin gücünü içinize çekin.
Yalnızca olun ve bedeninizin doğayla uyumlaşmasına izin verin. Doğayla
bağlantılı değilsiniz. Doğa sizsiniz. Yeryüzü’ne neye ihtiyacı olduğunu
sormayın, yalnızca Yeryüzü’nün sizinle paylaşmak istediği rehberliğe kulak
verin.
Ve İsis ayrıca eski
formlardan yeni formlar yaratamayacağımızı da paylaştı. Rüya görme çalışmamızın
güçlü olabilmesi için formsuzluğun alanına yolculuk yapmamız ve tüm
duyularımızı kullanarak yeni formlar ve doğması için yeni düşler yaratmaya
başlayabiliriz. Çalışmanızı yapın. Şamanik kültürlerde, tüm yaşam için güzel
bir düş düşlemek topluluğun her bir üyesinin sorumluluğu idi. Bir rüyacı olun.
Gün dönümünü kutladığımız
bu güçlü zamanda, kendiniz, tüm yaşam ve Yeryüzü için güzel bir düş düşleyin.
Haydi, hep birlikte
topluluğumuzdaki herkese sevinçli bir gün dönümü dilemek için bir araya gelelim‼
Topluluğumuzdan esin
verici öyküler:
Aşağıda Kevin’in bize
esin vermesi için paylaştığı öyküsü var:
“Almak ve vermek gündelik varoluşumun bir parçası
olmasına rağmen bazen kendimi unutuyorum. Bu yüzden günüm olumsuz geçebiliyor.
Günümün olumlu olması için yapmam gereken tek şey köpeğimle birlikte uzun bir
koşuya çıkmak. Doğayı ve doğadaki hayvanları gözlemleyerek aydınlatıcı pek çok
şey öğreniyorum. Gününüz ışıkla dolsun”
Aşağıda Sylvia’dan harika bir paylaşım var:
“Doğayı daima sevdim. Bunun nedeni belki de küçük bir kızken babamla
birlikte balığa çıkmamız, ormanda ahşap bir kulübede kalmamız ve canım
çektiğince gölde kürek çekmemdir. Doğa beni dengeler ve öğretmenlerimden
biridir.
Geçtiğimiz iki yılda zamanımı nerede ve nasıl geçirdiğim ve inandığım şeylerin ne olduğu gibi, her şeyi gözden geçirmemi gerektiren bir dönemden geçtim. Bir noktada fotoğraf makinemi elime aldım ve doğada olduğum sırada karşıma çıkanları fotoğraflamaya başladım. Benim için bu bağlantının en saf haliydi. Ruhla bağlantı kurmak ve rüzgâr, güneş, toprağın ve suyun biçimleri şeklinde doğadaki elementleri deneyimlemek için bir fırsattı. Yalnızca ben ve ruh vardık.
Gün doğumları ve batımlarının daima değişen güzelliğini huşu içinde seyrettim. Ve kısa zaman içinde ruhun beni armağanlara boğduğu ortaya çıktı - bulutlar nesneler ve resimler oluşturuyor, güneş ve bulutlar sıklıkla kilometrelerce uzayan ışık huzmelerinin görüntüleriyle bana armağan oluyordu. Bu bağlantı gerçekti ve ilginç olan da şuydu ki gün doğumu ya da batımı yaklaştığında gökyüzünün nasıl bir biçim alacağına dair tüm tahminlerim daima yanlıştı. Bana şimdide var olmak öğretildi ve gün doğumları ve batımlarının güzelliği ile her şeyin içindeki güzelliği takdir edişim derinleşti.
Doğa ile bu bağlantım benim en değerli spritüel uygulamam haline geldi ve adeta ruh fotoğraf lensinin yakalaması için bir ressam gibi resimler sunuyormuşçasına, fotoğraflarımın da farklı bir niteliği var. Bu zamanlar benim için, yeni olasılıklarla dolu bir günü karşılamak ve biten günün adından ardından şükranlarımı sunma haline geldi. Doğanın ışıklarının güzelliğiyle fiziksel olarak yıkandığımı hissettiğim zamanlar oluyor. Bu sürekli derinleşen bir bağlantı ve bu dünyada bombardımanına tutulduğumuz olumsuzluktan ağır basıyor.”
Geçtiğimiz iki yılda zamanımı nerede ve nasıl geçirdiğim ve inandığım şeylerin ne olduğu gibi, her şeyi gözden geçirmemi gerektiren bir dönemden geçtim. Bir noktada fotoğraf makinemi elime aldım ve doğada olduğum sırada karşıma çıkanları fotoğraflamaya başladım. Benim için bu bağlantının en saf haliydi. Ruhla bağlantı kurmak ve rüzgâr, güneş, toprağın ve suyun biçimleri şeklinde doğadaki elementleri deneyimlemek için bir fırsattı. Yalnızca ben ve ruh vardık.
Gün doğumları ve batımlarının daima değişen güzelliğini huşu içinde seyrettim. Ve kısa zaman içinde ruhun beni armağanlara boğduğu ortaya çıktı - bulutlar nesneler ve resimler oluşturuyor, güneş ve bulutlar sıklıkla kilometrelerce uzayan ışık huzmelerinin görüntüleriyle bana armağan oluyordu. Bu bağlantı gerçekti ve ilginç olan da şuydu ki gün doğumu ya da batımı yaklaştığında gökyüzünün nasıl bir biçim alacağına dair tüm tahminlerim daima yanlıştı. Bana şimdide var olmak öğretildi ve gün doğumları ve batımlarının güzelliği ile her şeyin içindeki güzelliği takdir edişim derinleşti.
Doğa ile bu bağlantım benim en değerli spritüel uygulamam haline geldi ve adeta ruh fotoğraf lensinin yakalaması için bir ressam gibi resimler sunuyormuşçasına, fotoğraflarımın da farklı bir niteliği var. Bu zamanlar benim için, yeni olasılıklarla dolu bir günü karşılamak ve biten günün adından ardından şükranlarımı sunma haline geldi. Doğanın ışıklarının güzelliğiyle fiziksel olarak yıkandığımı hissettiğim zamanlar oluyor. Bu sürekli derinleşen bir bağlantı ve bu dünyada bombardımanına tutulduğumuz olumsuzluktan ağır basıyor.”
4 Mayıs 2015 Pazartesi
Dönüşüm Haberleri Mayıs 2015 Sandra Ingerman
Çeviren: Simin Uysal
Hepimiz spiritüel çalışmanın gücünü biliyoruz. Ve bunun için kanıta ihtiyacımız da yok. Bilmemiz gereken tek şey şamanizmin onbinlerce yıldan bu yana varlığını sürdürdüğü olgusu. Çünkü şifalardan alınan sonuçların gücü, çalışmayı canlı tutuyor ve besliyor. Batıda şamanizmin yeniden canlanması nedeniyle şamanik çalışmaları keşfetmek için ilgi duyan pek çok kişi, sonuçları öğrenmenin görünmeyen alemlere açılmalarında onlara yardımcı olduğunu görüyor. Bildiğimiz gibi batı dünyasındaki pek çok kişi, sosyal şartlandırmaya bağlı olarak, çocukluğumuzda bağlantıda olduğumuz ruhun görünmeyen dünyasına açılan kapıları kapatıyor. Günümüzde insanlar, yaşamlarında anlam ve sağlık ve esenliklerini artırmanın yollarını aradıkları için, kendilerini şamanizm uygulaması ile çalışma olasılığına açıyorlar. Fakat pek çoğu, yardımcı ruhların dünyasının varolmadığına şartlandırıldıklarından dolayı, hala tereddüt hissediyorlar. Beynimiz tüm enerjimizi elle tutulabilir alemlere ve toplumun kurallarına uymaya odaklamamız için yıkanmış. Ne üzücü ki, insanları kendi spiritüel rehberlikleri ile bağlantıya geçmelerinde destekleyerek toplumu güçlendirebilir ve bütünün kolektif gücüne eklemesine yardım edebilirdik. İnsanların bu anlayışa şimdi uyanıor olmaları ise iyi haber. Yeryüzü için Şifa’yı öğretmeye başladığımdan bu yana, transfigürasyon uygulamasının bireysel ve gezegensel boyuttaki şifa gücünü gösterebilmek için gruplarımla birlikte çeşitli deneyler yürüttüm. Medicine for the Earth: How to Transform Personal and Environmental Toxins “Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Nasıl Dönüştürmeli) adlı kitabımda başlangıçtaki deneylerimiz hakkında yazmıştım. İlk deneylerimizde iyonu alınmış suya amonyum hidroksit ekleyerek ve pH değerindeki farklılığı izleyerek çalıştık. Daha sonra Konstantin Korotkov tarafından geliştirilmiş olan GDV kamerasıyla çalışmaya geçtik. GDV kamerası, kamera camının üzerine yerleştirilen kişi ya da nesnelerdeki foton ve elektron emisyonlarının uyarımını kaydediyor. Yazılımı, bu verileri kişilerde çakralar ve aura alanlarını ve nesnelerden yayılan enerjileri gösterecek biçimde işleyebiliyor. Sylvia Edwards, atölyelerimde uyguladığımız transfigürasyon çalışmasının sonuçlarını ölçmek için GDV kamerasıyla çalışıyor. Bu atölyelerde gerçekleşen pek çok mucizevi şifaya tanık olduk. Ve bu aynı zamanda, önce ve sonra fotoğraflarına sahip olmamızı ve böylece çalışmanın gücünü insanlara göstermemiz için muhteşem bir yol sağladı. Transfigürasyon çalışması ile ilgili olarak, bu çalışmada hiçbir şifa enerjisinin gönderilmediğini hatırlatmak istiyorum. Bizler uygulamacılar olarak ilahi ışığımıza –bedenimiz ve tenimizin ötesindeki benliğimize, dönüşürüz. Ve herkesi ve tüm maddeleri ilahi ışık ve ilahi mükemmelliklerine odaklanarak algılarız. Transfigürasyon uygulaması, yaptıklarımız ile değil fakat varlığımız ve dönüştüğümüz kişi olarak değişim yaratma dişil prensibini kullanır. Shift Network için yürüttüğüm bir telekonferans oturumunda Sylvia ile birlikte uzaktan bir transfigürasyonu kullandığımız bir deneyi tasarlamak için çalıştık. Sylvia Colorado, Boulder’da bir otel odası kiraladı ve GDV kamerası kullanarak oraya gelen gönüllülerin aura alanlarını ölçtü. Ve test etmek için marketten çeşitli yiyecek maddeleri de aldı. Aldığı yiyeceklerin bazıları yüksek olasılıkla GDOlu içeriğe sahipti. Daha sonra, dünyanın pek çok farklı yerinden telekonferans eğitimime katılan yüzlerce kişi transfigüre biçimde ve otel odasında bulunan kişi ve maddeleri ilahi ışık ve mükemmellik halinde algılayarak odaklandı. Yani yine şifa göndermedik. Yalnızca otel odasında bulunan her şeyi ilahi ışık olarak algıladık. Grubun elinde otelin adı, adresi ve oda numarası vardı. Ben gruba transfigürasyon seremonisi için rehberlik yaptığım sırada Sylvia beni kulaklıkla dinliyordu. Otel odasında bulunan gönüllüler seremonide ne olup bittiğini bilmiyorlardı. Onlara yalnızca ışığı absorbe etmeleri söylenmişti. Sylvia seremoniden önce ve sonra, odada bulunan kişi ve maddelerin fotoğraflarını çekti. Raporu okumak ve fotoğrafları görüntülemek için bağlantıyı tıklayınız : http://www.sandraingerman.com/gdvcameraresults.html |
ve sonra “Remote Transfiguration Experiment Report” (Uzaktan
Transfigürasyon Sonuçlarına) tıklayın. Diğer atölyelerde de çekilmiş
inanılmaz fotoğraflar mevcut.
Uluslararası bir grupla birlikte uzaktan çalışmak son derece heyecan vericiydi. Bu hepimize çevre konularında transfigürasyon uygulamasını kullanarak çalışmak konusunda esin verdi ve umarım size de verir. Llyn Roberts ile birlikte 2 Mayıs’ta çıkacak bir kitap hazırladık. Gerçekten güzel bir kitap ve başlığı da Speaking with Nature: Awakening to the Deep Wisdom of the Earth (Doğa ile konuşmak: Yeryüzünün Derin Bilgeliğine Uyanmak). Bahsettiğimiz konulardan bir tanesi de batı dünyasının popüler kültüründe konu edilen doğal varlıklara ne denli odaklandığımız. Ağaçlar, bitkiler, kartallar, şahinler, ayılar, yunuslar, balinalar vs. Ve elbette kolektif tarafından fark edilne bu varlıkları seviyoruz. Fakat doğa hakkında konuşmalarımızda bahsi geçmeyen ancak yaşam ağının canlılığı ve sağlığına katkıda bulunan pek çok diğer doğa varlığı da var: planktonlar, mikroplar, salyangozlar, solucanlar, sümüklüböcekler, vd.
Bu ay
konuşmalarımızda bahsi geçen ve bahsi geçmeyen fakat tüm yaşamın sürekliliği
ve sağlığı için gerekli olan tüm varlıkları fark etmek için dikkatli
olabileceğimizi düşündüm. Popüler kültürde hakkında konuşulmayan bir doğa
varlığını düşünün. Bir yolculuk ya da meditasyon yaparak onunla bağlantı
kurun ve yaşam ağının sağlık ve esenliğine bulunduğu katkıya tanıklık edin.
Bu varlığı onurlandırmak için kısa bir seremoni yapın.
Size ilham vermesi için aşağıda Doğa ile Konuşmak’tan bir seçki var: Doğa ile Konuşmak - Seçki Bölüm 6 Muz Sümüklüböceği ve Solucan Muz Sümüklüböceği Llyn Sık ve nemli bir ormandaki yosunlu bir patikada yürüyüş yaptığınızı hayal edin. Oksijen ve negatif iyonla dolu, taze havayı soluyorsunuz. Yağmur ormanında bahar vakti. Herşey yeşil, her şey akıyor ve tomurcuklanıyor. Yemyeşil ve sırılsıklam patikada sizinle yürüyormuş gibi görünen ama yavaşlığından dolayı hareket ettiğinden bile emin olamadığınız küçük ve tombul, kabuksuz sümüklüböceğe benzer bir yaratık var. Hoh Nehri Vadisinde birlikte yaşadığım sayısız doğa varlıklarının içinde, Muz Sümüklüböceğinin varlığı bereketli ve merak uyandırıcı. Muz sümüklüböceğine neden bu isim verilmiş? Muz sümüklüböceğinin derisi sarı ve kahverengi benekleri var, aynı olgun bir muzun kabuğu gibi… Muz sümüklüböceği yumuşak, etli ve narin. Kuzeni sümüklüböcek gibi onu koruyan bir kabuğu yok. Muz sümüklüböceği bizim korunaksız kısmımızı mı yansıtıyor? Kutsal dişi, incinebilir olmakta güç olduğunu bilir. Bu ufak varlığın tüylerimizi diken diken etmesinin nedeni saklayamadığımız ve reddedemediğimiz parçalarımızı ima ediyor olması mı? Kutsal dişinin tensel ve duyarlı veçheleri halen pek çoğumuzun sakladığı ve aynı zamanda da saklandığı bir şey… Muz Sümüklüböceğinin şifasını nasıl onurlandırabilir, dokunsal topraksılığa yeniden dokunuruz? Bir yolu çimenlere uzanıp bulutları ve yıldızları seyreden, yaz yağmurlarında koşan ve ayak parmaklarının arasını çamurla dolduran küçük çocuklardan öğrenmek olabilir. Sağlıklı çocuklarda olan basit ve duyusal keşifler, beden ve Yeryüzü ile kalpten bir bağlantının işaretidir. Çocuklar bağlantılıdır… Ruh ve beden ayrılmazdır. Ve gezegenimizin de bedeniyle bütünüz. Dokunmak kim olduğumuzun ve benliğimiz ve dünyayı tanımamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Muz sümüklüböceği, birbirimizle ve Yeryüzü ile yeniden bağlantı kurmamızı önerir. Muz sümüklüböcekleri, bitkilerin çözünmesi ve tohum ve sporların orman tabanına yayılması için çok önemli. Ve inanılmaz biçimde duyarlılar. Ona kötü niyetle yaklaşınca içine doğru kapanıyor ve ölü taklidi yapıyor ama yumuşak bir sesle konuştuğunuzda kafasını kaldırıp sizi görmek için çeviriyor. Muz sümüklüböcekleriyle sohbet etmek beni ağlatıyor. Yeryüzünde sahip oldukları bedenlerinde mutlu görünen Sümüklüböcekler gibi toprağa güven ve hassasiyetle sarılabilseydik yaşam farklı bir biçim alırdı. Savunmasız Muz Sümüklüböceği derin dişil bilgeliğini bizimle paylaşıyor: “Tenseli ve küçük olanın gücünü anımsa.” Uygulama Muz Sümüklüböceği bilgeliği bize yeniden bağlantı kurmamızı ve küçük olanı güçlendirmemizi söyler. Yaşamınızda şu anda olumlu etkiler yaratan küçük şeyleri düşünün. Bunları görün ve takdir edin. Küçük olana enerji verin. Kalbinizi ve duyularınızı açın ve küçük şeylerin kendinizi nasıl canlı hissettirdiğini görün. Küçük Muz Sümüklüböceğinin kim olduğunu, ne olduğunu ve dört bir yandaki kesilmiş ormanlarla dolu ölüm tarlalarına rağmen Yeryüzünü beslemeyi ve tohum atmayı sürdürdüğünü hatırlayın. Mütevazi ve bilge Muz Sümüklüböceği bizi şuna teşvik ediyor: “Yalın ve bağlantıda kal. Sen ve ben, biz yeterliyiz.” Solucan Sandra Bahçemizin bir bölümü fazlaca bir bitkisel hayatın yeşermesi için uygun değil. Bahçevanlarla pek çok görüşerek, bahçenin bu bölümünü incelemelerini istedik çünkü bu bölümün kimyasal yapısındaki bir değişim sonucunda, önceleri pek çok bitkinin gelişimini desteklerken sonrasında yalnızca en dirençlileri destekler hale geldiğini gördük. Sorun su ile ilgili olmanın ötesinde. Bu alandaki toprağın mineraller ve susuzluk nedeniyle bu denli sertleşmesi nedeniyle tek çözümün bir solucan ordusu getirmekte olduğuna inanıyorum. Solucanlar, tüp biçiminde, parçalı ve hermafroditler – her birey hem dişi hem de erkek organlarına sahip. Kör ve sağırlar fakat derileri toprağın tadabilecekleri ve ışığı ve karanlığı algılayabilecekleri hücrelerle kaplı. Solucanlar toprakta yaşar ve farklı seviyelerde yuvalar açtıkları için doğal olarak bitkilerin gelişimi için gerekli oksijenin toprağa girmesini sağlarlar. Yaprakları, yiyecek atıklarını ve ayrıştırabilecekleri her şeyi alır ve gübreye dönüştürürler.Derilerinden nefes alırlar ve başlarına yakın olan parçalarında beş set çift kalbe sahiptirler. ..
Yaradılışa
örülmüş öyle bir gizem var ki, ve biz genellikle yaşam ağındaki her bir
varlığın yaşamı yaratma, sürdürme ve desteklemede nasıl bir rol oynadığının
büyüsünü göremiyoruz. Yaşam ağındaki her şeyin sağlıklı bir dünya bahçesini
yaratmada yaşamsal bir işlevi var. Tüm yaşam diğer yaşam formlarına bağlı.
Bakımlı her
bir dönüm bahçe, yaklaşık yarım ton mikroorganizma barındırıyor ve buna
solucanlar dahil değil. Solucanlar,
toprağın sağlığı için gerekli olan bir ton atık yaratıyor ve bunlar sağlıklı
bir bitki yaşamının gelişmesi için gerekli. Solucanların ürettiği mukus ve
atıklar, yararlı bakteri ve mantar gelişimini destekliyor.
Olağan yaşamınızı geride bırakmak ve benimle birlikte solucanın ve onun yaşamının lütfunun dünyasına yolculuk yapmak için hayalgücünüzü kullanın. Gözlerinizi kapayın ve kendinizi bereketli ve üretken bir bahçede hayal edin. Toprağı incelerken, onun bakıcıları olan küçük yaşam formlarına yönlendiriliyorsunuz. Görünmez duyularınızı kullanarak mikroorganizmaların toprağı nasıl oluşturduklarını ve doğanın gerçek toprak sürenlerinin Solucan olduğunu fark edin. Bu küçük ve kör varlıkların güçlü kazıcılar olduklarını, 4,5 metre derinliğe kadar yuva yapabildiklerini gözlemleyin. Hareket ettikleri sırada tünellerin içine havayı nasıl ittiklerini seyredin. Yuvalarını açarken toprağı nasıl havalandırdıkları, karıştırdıkları, topakları açtıkları ve taşları gömmeleri karşısındaki hayretinizi deneyimleyin. Bazıları yaprakları ve organik maddeleri aşağı taşırken, diğerlerinin yüzey toprağına besin değerleri ve humusu taşımasını izleyin. Solucanlar büyük miktarda çürüyen organik madde olmadan yaşayamazlar. Solucanların bizi besleyen besinlerin büyümesi için gerekli sağlıklı toprağı nasıl yarattığına dair şükran duygunuzla birlikte olağan gerçkeliğe dönün. Genellikle bir kişinin ya da doğa varlığının önemini yargılarız. Yaşam formlarının gücünü onların cüsseleri ve ne kadar renkli oldukları temelinde karşılaştırırız. Llyn bize küçük olanın gücünü fark etmeyi ve onu onurlandırmayı hatırlatıyor. Yaşam için çok önemli olan küçük varlıkları onurlandırdığınız zaman yargılamayi ve karşılaştırmayi bırakırsınız. Kendinizle kendinizi yargılamadan bağlantı kurar ve yaşam ağına katkıda bulunduğunuz kişisel armağanlarınızın varlığını teslim edersiniz. Ve böyle yaparak hücresel düzeyde yeterli hissedersiniz. Uygulama Gün içinde karşılaştığınız, topluluğa ve gezegene hizmet eden ve bunun teslim edilmesine ihtiyacı olmayan insanları fark edin. Tüm yaşam adına spiritüel çalışmanızı ve uygulamalarınızı yaparken isimsiz kalmanın gücünü onurlandırın. Doğa ile Konuşmak, Sandra Ingerman, M.A., ve Llyn Roberts © 2015 Bear & Company. Yayıncı, Inner Traditions International izniyle alınmıştır. www.InnerTraditions.com Dolunay 3 Mayıs’ta. Haydi dolunayda tüm yaşamı, genellikle aklımıza gelmeyenleri ve daima bilinçli algı alanımızda olanları- onurlandıralım. Haydi her şeyin içindeki güzellik ve mucizeye uyanalım. Olağan bilinç durumunuzu yoldan çekmek için derin bir hazırlık çalışması yapın. Gündelik düşünceleriniz ve sorunlarınızın dışına bir adım atın. İlahi ışığınızı- içsel ateşinizi, içsel günışığınızı deneyimlemek için içinize yolculuk yapacağınız bir seremoni yapın. Parlayın ve o ışığı yayarken tüm yaşama ve muhteşem Yeryüzüne odaklanın. Yeryüzüne ve tüm yaşama sevginiz ve ışığınızla dokunun. Küresel bir topluluk olarak, gerçekliğe parlak bir ışık ağı örmek için sevgi ve ışığımızı bir araya getiriyoruz. Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız lütfen anasayfadan “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz. Bu ayki yazının içindeki bilgilerin çokluğundan dolayı, topluluğumuzdan gelen ilham verici öyküleri paylaşmaya Haziran’dan itibaren devam edeceğim. Copyright © 2015 Sandra Ingerman. All rights reserved. |
Dönüşüm Haberleri Nisan 2015- Sandra Ingerman
Çeviren: Simin Uysal
Dönüşüm Haberlerinin odağı her zaman kendi hayatınızda bilincinizi yükselten spiritüel uygulamalarla ilgilenmek ve gezegende şifa veren bir varlık olmak üzerine olmuştur.
Fakat bildiğiniz gibi klasik şamanik şifa çalışmasını da öğretiyor ve yazıyorum. Halen kayıp ruh parçalarını geri getirme, erk hayvanı geri getirme, ekstraksiyon ve ruh kılavuzluğu seremonileri yapıyorum. Şamanik seremonilerin klasik biçimiyle çalışmayı seviyorum. Eğer Şamanizm çalışmalarıyla yeni tanıştıysanız ana sayfadan “Duygusal ve fiziksel hastalığı şifalandırmada şamanizmin gücü” başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz. Bu makalede şamanların duygusal ve fiziksel hastalığın spiritüel nedenlerini nasıl algıladıkları ile ilgili çok kısa bir bilgi sunuyorum.
Klasik şamanik şifa seremonilerini yapmaya ve öğretmeye devam ediyorum. Ve bildiğiniz gibi transfigürasyon çalışmasını danışanlarımla yaptığım çalışmama ve öğretilerime köprülemeye de odaklanıyorum. Çünkü spiritüel ışıkla çalışarak kişisel ve gezegensel sorunları şifalandırabileceğimize ve dönüştürebileceğimize inanıyorum.
Yakın zamanda Sacred Hoop dergisinin editörü Nicholas Breeze Wood ile bir görüşme yaptım. Sacred Hoop Şamanizm üzerine harka bir dergi. Ve Nick de Şamanizm uygulaması üzerine pek çok eğitici makale yayınlıyor.
Nicholas ile görüşmem Sacred Hoop’un 87 nolu yeni sayısında.
Sacred Hoop hakkında daha fazla bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz: www.sacredhoop.org/offer.html
Görüşmemizde Nick’in öne sürdüğü konulardan bir tanesi de şamanik uygulamacıların yardımcı ruhlarla, karşı karşıya olduğumuz sorunlara müdahale etmelerine izin verecek biçimde çalışmıyor olmalarından duyduğu üzüntüydü.
Bu konu beni “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark konusunda derinlemesine düşünmeye yöneltti. Çünkü ruhun gözlerinden görmemizi sağlayan ve egomuzu kazıyan günlük spiritüel uygulamaları yapmadığımız sürece kendimizin ve gezegenin en yüksek iyiliğine hizmet etmeyen spiritüel müdahaleler için talepte bulunmamızı sağlayan egosal arzulara av olabiliriz.
Ve bu ay sizi “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark ile ilgili bir anlayış elde etmek için bir yolculuk ya da meditasyon yapmanız için teşvik etmek istiyorum.
Şamanizm uygulamasının bizim bağlantı kurduğumuzdan çok daha fazla şifa potansiyeline sahip olduğu konusunda Nick’e katılıyorum. Sorunun bir bölümünün insanların çok çeşitli öğretiler arasında sörf yapması ve bu nedenle de şamanik çalışmaların gerçekte sahip olduğu mucizevi gücü ortaya koyacak beceri düzeyinin geliştirilememesi olduğunu düşünüyorum. Yazılarımda pek çok kereler spiritüel öğretiler arasında sörf yapan ne kadar çok insan olduğundan bahsettim.
Çalışmanızla ilgili becerilerinizi geliştirmek, daha fazla güç ve şifa getirmenin anahtarıdır. Fakat aynı zamanda spiritüel bir olgunluk geliştirerek yardımcı ruhlarla nasıl ilişki kurulacağını bilmenin, görünmez alemlerden fiziksel alemlere daha fazla şifa gücünün akmasını sağlamanın da anahtarı olduğunu biliyorum.
Tüm cevapları bilmiyorum. Yalnızca soruya farkındalık getiriyor ve karşı karşıya olduğumuz pek çok kişisel ve küresel güçlük içinde sizi, yardımcı ruhları olumlu biçimde müdahalede bulunabilmeleri için beceri düzeyinizi derinleştirme konusunu keşfetmeniz için teşvik ediyorum.
Nick ile bu görüşmeyi kaydettiğimiz hafta, Shift Network için bir program da kaydettim.
Ve bu görüşmede duygusal ve fiziksel sorunlara yardımcı ruhlarının yardımıyla şamanların klasik teşhisleri hakkında konuştum. Ve yine transfigürasyon uygulamasının gücü ve spiritüel ışıkla nasıl şifalandırabileceğimizden bahsettim.
Dönüşüm Haberlerinin odağı her zaman kendi hayatınızda bilincinizi yükselten spiritüel uygulamalarla ilgilenmek ve gezegende şifa veren bir varlık olmak üzerine olmuştur.
Fakat bildiğiniz gibi klasik şamanik şifa çalışmasını da öğretiyor ve yazıyorum. Halen kayıp ruh parçalarını geri getirme, erk hayvanı geri getirme, ekstraksiyon ve ruh kılavuzluğu seremonileri yapıyorum. Şamanik seremonilerin klasik biçimiyle çalışmayı seviyorum. Eğer Şamanizm çalışmalarıyla yeni tanıştıysanız ana sayfadan “Duygusal ve fiziksel hastalığı şifalandırmada şamanizmin gücü” başlıklı yazıyı okuyabilirsiniz. Bu makalede şamanların duygusal ve fiziksel hastalığın spiritüel nedenlerini nasıl algıladıkları ile ilgili çok kısa bir bilgi sunuyorum.
Klasik şamanik şifa seremonilerini yapmaya ve öğretmeye devam ediyorum. Ve bildiğiniz gibi transfigürasyon çalışmasını danışanlarımla yaptığım çalışmama ve öğretilerime köprülemeye de odaklanıyorum. Çünkü spiritüel ışıkla çalışarak kişisel ve gezegensel sorunları şifalandırabileceğimize ve dönüştürebileceğimize inanıyorum.
Yakın zamanda Sacred Hoop dergisinin editörü Nicholas Breeze Wood ile bir görüşme yaptım. Sacred Hoop Şamanizm üzerine harka bir dergi. Ve Nick de Şamanizm uygulaması üzerine pek çok eğitici makale yayınlıyor.
Nicholas ile görüşmem Sacred Hoop’un 87 nolu yeni sayısında.
Sacred Hoop hakkında daha fazla bilgiye bu adresten ulaşabilirsiniz: www.sacredhoop.org/offer.html
Görüşmemizde Nick’in öne sürdüğü konulardan bir tanesi de şamanik uygulamacıların yardımcı ruhlarla, karşı karşıya olduğumuz sorunlara müdahale etmelerine izin verecek biçimde çalışmıyor olmalarından duyduğu üzüntüydü.
Bu konu beni “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark konusunda derinlemesine düşünmeye yöneltti. Çünkü ruhun gözlerinden görmemizi sağlayan ve egomuzu kazıyan günlük spiritüel uygulamaları yapmadığımız sürece kendimizin ve gezegenin en yüksek iyiliğine hizmet etmeyen spiritüel müdahaleler için talepte bulunmamızı sağlayan egosal arzulara av olabiliriz.
Ve bu ay sizi “müdahale” ve “manipülasyon” arasındaki fark ile ilgili bir anlayış elde etmek için bir yolculuk ya da meditasyon yapmanız için teşvik etmek istiyorum.
Şamanizm uygulamasının bizim bağlantı kurduğumuzdan çok daha fazla şifa potansiyeline sahip olduğu konusunda Nick’e katılıyorum. Sorunun bir bölümünün insanların çok çeşitli öğretiler arasında sörf yapması ve bu nedenle de şamanik çalışmaların gerçekte sahip olduğu mucizevi gücü ortaya koyacak beceri düzeyinin geliştirilememesi olduğunu düşünüyorum. Yazılarımda pek çok kereler spiritüel öğretiler arasında sörf yapan ne kadar çok insan olduğundan bahsettim.
Çalışmanızla ilgili becerilerinizi geliştirmek, daha fazla güç ve şifa getirmenin anahtarıdır. Fakat aynı zamanda spiritüel bir olgunluk geliştirerek yardımcı ruhlarla nasıl ilişki kurulacağını bilmenin, görünmez alemlerden fiziksel alemlere daha fazla şifa gücünün akmasını sağlamanın da anahtarı olduğunu biliyorum.
Tüm cevapları bilmiyorum. Yalnızca soruya farkındalık getiriyor ve karşı karşıya olduğumuz pek çok kişisel ve küresel güçlük içinde sizi, yardımcı ruhları olumlu biçimde müdahalede bulunabilmeleri için beceri düzeyinizi derinleştirme konusunu keşfetmeniz için teşvik ediyorum.
Nick ile bu görüşmeyi kaydettiğimiz hafta, Shift Network için bir program da kaydettim.
Ve bu görüşmede duygusal ve fiziksel sorunlara yardımcı ruhlarının yardımıyla şamanların klasik teşhisleri hakkında konuştum. Ve yine transfigürasyon uygulamasının gücü ve spiritüel ışıkla nasıl şifalandırabileceğimizden bahsettim.
Bu görüşmenin odağı, danışan orada bulunsa da bulunmasa da uzaktan yapılan şamanik şifanın ne denli güçlü olabileceği idi.
Uzaktan yapılan çalışmanın gücünü anlatmak için birkaç vaka örneği verdim. Aşağıda verdiğim örneklerden bazıları var.
Bir zamanlar bir danışanla uzaktan çalışmıştım. Kendisini şahsen tanımıyordum. Benimle temasa geçerek yardımımı istedi. Şiddetli bir depresyon geçiriyordu. Erk hayvanım, yolculuğumda bana bu adamın erk hayvanının geri getirilmesine ihtiyacı olduğunu söyledi. Fakat yardımcı ruhum bu adama bir erk hayvanı yerne, koruyucu ruh olarak bir Ağaç yolladı. Şamanizm uygulamasında, ağaçlar koruyucu ruh olabilirler. Bu yüzden erk hayvanı ve koruyucu ruh terimleri, hangi varlığın kaybolmuş gücü geri getirmek için ortaya çıktığına bağlı olarak, birbirlerinin yerine kullanılabilir.
Yolculuktan sonra danışanımla ona bir Ağaç gönderdiğimi paylaştım. Şifa sonucunda depresyonu ortadan kalktı ve Ağaç ile güzel ve şifalandırıcı bir ilişki geliştirdi.
Bir keresinde de küçük bir kız için çalışmıştım. Küçük kız kaçırılmış, bulunmuş fakat son derece travmatize olmuş haldeyken ailesine teslim edilmişti. Konuşamıyordu.
Orta Dünyada bir yolculuk yaparak kızdan onun adına çalışmak için izin aldım. Konuşamadığı için telefonda izin alamadığım için bir yolculuk yaptım.
Erk hayvanım, kızın kaybolmuş ruhsal özünü bir kristale üfletti. Kristali güzel bir parça kumaşa sardık. Erk hayvanım ayrıca kendisini güvende ve korunuyor hissetmesine yardımcı olacak metaforik bir şifalandırıcı öyküyü sesli olarak bir kasede kaydetmem için sağladı. Kızla paylaşmam için bana verdiği öykü güzel bir şifalandırıcı öyküydü. Kristali ve kaydettiğim öyküyü kargoyla yolladım. Kıza kristali eline almasını ve ona geri dönen ışık, sevgi ve mutluluğu hissetmesini söyledim.
Aylar boyunca ebeveynleri ile bağlantımı sürdürdüm. Çocuğun gelişimi yavaştı. Fakat ebeveynleri, kızlarının kristalden asla ayrılmadığını ve kaydı gün boyunca tekrar tekrar dinlediğini söylediler. Dinlemediği zamanlarda başkası almasın diye kaydı saklıyormuş.
Kızın iyileşmesi yavaştı ama uzaktan çalışma ona büyük yarar sağladı.
Ve paylaşmak istediğim son örnek de uzaktan yapılan transfigürasyon çalışmasının gücü ile ilgili. Grup olarak Santa Fe’de bir atölye çalışmasındaydık. Su için bir transfigürasyon seremonisi yapmayı planlıyorduk. Seremonimize az kala İskoçya’da yaşayan Mark benimle bağlantı kurarak grubun, bitkisi için uzaktan çalışma yapıp yapamayacağını sordu. Bana bitkinin bir fotoğrafını yolladı ve ben de onu çemberimizin ortasında bulunan sunağa yerleştirdim. Aktivitelerini ölçmek için Bitkiye bir alet bağlamıştı. Mark, grubun tam olarak ne zaman çalışma yapacağını bilmiyordu.
Grup olarak, sunakta bulunan suyu şifalandırmaya ya da bitkiye şifa yollamaya çalışmadık. Kendi ilahi ışığımıza transfigüre olarak, sunağımızdaki her şeyin ilahi sağlığı ve mükemmelliğine odaklanarak, bu ışığı yaydık.
Santa Fe’de yaklaşık akşam saat 9’da çalışma yaptık. Bu sırada İskoçya’da gece yarısıydı ve Mark bitkiye bağladığı aletin ölçümlerini okuduğunda bizim çalışmamız esnasında enerjisel olarak canlandığını gördü.
Deve tabanı bitkisinin kaydedilmiş aktivitesini ana sayfada “GDV Kamera Sonuçları” sekmesine tıklayarak görebilirsiniz. Findhorn Bitki Deneyi Sonuçları bölümüne bakınız.
Bunlar, benim ve eğittiğim şamanik uygulamacıların
çalışmalarından topladığım yüzlerce örnekten üç tanesi.
Bildiğiniz gibi, “şifa” ve “tedavi” arasındaki fark öğretiyorum. Bu konu üzerine pek çok kitabımda ve son kitabım olan Walking in Light: The Everyday Empowerment of Shamanic Life ta da yazdım. Çünkü pek çok vakada danışan, bir şamanik uygulamacının uyguladığı şifayı aldıktan sonra, uzun vadeli sonuçlar için pek çok kişisel çalışma da yapmalıdır.
Yardımcı ruhlar, insanların, diğer doğa varlıklarının ve gezegenin deneyimledikleri sorunları şifalandırmamız için bize yardım edebilirler. Fakat bizler de nasıl bir yardım istememiz gerektiğini bilebilmek için gerekli duygusal olgunluğa erişmek ve evrenin muhteşem ve sınırsız gücünün akabilmesi için dünyalar arasındaki perdeleri kaldırmak için spiritüel çalışmamızın derinliklerine dalmaya istekli olmalıyız.
Öğrencilerimin benimle paylaştıkları öyküler ve örnek olayları çok etkileyici buluyorum. Öğrencilerim şamanik çalışmaları, çocuklar, ilişkiler, aile yaşamı, iş yaşamı ve topluluklarla olan çalışmalarına köprülüyorlar. Değişim yaratmak için yardımcı ruhlarıyla gerçek bir işbirliği içinde çalışan insanlar bana esin veriyor.
Dolunay 4 Nisan’da. Haydi görünmez alemlerin içinde ve oradan yayılan ışık ve sevgi için araç olalım. Transfigürasyon uygulamanızı yaparken aynı zamanda da yardımcı ruhlarınıza formlarını bıraktıkları ve böylece formsuz enerjilerinizi birleştirebildiğiniz için teşekkür edin. Tüm dünyalardan yayılan ışık, sevgi ve birliğin enerjileri birlikte Yeryüzü’nün içinde ve çevresinde bir ışık ağı örsünler. Mucizeler olabilir. Odaklanmak ve bizi ayakta tutan elementler dahil canlı her şeye saygı duyan ve onulandıran ve sevgi, ışık, barış ve eşitliği kucaklayan bir gerçekliği örmek için görünmeyenden görünene ipliklere yolu açmak için gerekli çalışmayı yapmalıyız.
Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen anasayfadan “İnsanlardanOluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.
Bildiğiniz gibi, “şifa” ve “tedavi” arasındaki fark öğretiyorum. Bu konu üzerine pek çok kitabımda ve son kitabım olan Walking in Light: The Everyday Empowerment of Shamanic Life ta da yazdım. Çünkü pek çok vakada danışan, bir şamanik uygulamacının uyguladığı şifayı aldıktan sonra, uzun vadeli sonuçlar için pek çok kişisel çalışma da yapmalıdır.
Yardımcı ruhlar, insanların, diğer doğa varlıklarının ve gezegenin deneyimledikleri sorunları şifalandırmamız için bize yardım edebilirler. Fakat bizler de nasıl bir yardım istememiz gerektiğini bilebilmek için gerekli duygusal olgunluğa erişmek ve evrenin muhteşem ve sınırsız gücünün akabilmesi için dünyalar arasındaki perdeleri kaldırmak için spiritüel çalışmamızın derinliklerine dalmaya istekli olmalıyız.
Öğrencilerimin benimle paylaştıkları öyküler ve örnek olayları çok etkileyici buluyorum. Öğrencilerim şamanik çalışmaları, çocuklar, ilişkiler, aile yaşamı, iş yaşamı ve topluluklarla olan çalışmalarına köprülüyorlar. Değişim yaratmak için yardımcı ruhlarıyla gerçek bir işbirliği içinde çalışan insanlar bana esin veriyor.
Dolunay 4 Nisan’da. Haydi görünmez alemlerin içinde ve oradan yayılan ışık ve sevgi için araç olalım. Transfigürasyon uygulamanızı yaparken aynı zamanda da yardımcı ruhlarınıza formlarını bıraktıkları ve böylece formsuz enerjilerinizi birleştirebildiğiniz için teşekkür edin. Tüm dünyalardan yayılan ışık, sevgi ve birliğin enerjileri birlikte Yeryüzü’nün içinde ve çevresinde bir ışık ağı örsünler. Mucizeler olabilir. Odaklanmak ve bizi ayakta tutan elementler dahil canlı her şeye saygı duyan ve onulandıran ve sevgi, ışık, barış ve eşitliği kucaklayan bir gerçekliği örmek için görünmeyenden görünene ipliklere yolu açmak için gerekli çalışmayı yapmalıyız.
Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen anasayfadan “İnsanlardanOluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” başlıklı yazıyı okuyunuz.
23 Şubat 2015 Pazartesi
Japon Rüyaları - Fuji Dağı, Şahin ve Patlıcan
Simin Uysal
Geçtiğimiz hafta Japonya'daydım. Hiç beklenmedik biçimde ortaya çıkan ve ilk başta pek de istekli olmadığım Japonya seyahatinden çok etkilendim.
Osaka'da üç gün geçirdikten sonra Tokyo'ya geçtik. Tokyo'daki ilk gecemde çok ilginç bir rüyadan uyandım. Rüyamın bir bölümünde bir bahçeden geçerken, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir gruba rastladım. Rüyalardan bahsediyorlardı. Acelem olmasına rağmen konu ilgimi çektiğinden durakladım. Rüyalar üzerine pek çok soru sordular. Yaşlı, uzun beyaz saçlı ve uzun beyaz elbiseli bir kadın dikkatimi çekti. Köşede oturmuş, söylediklerimi onaylayan bir gülümsemeyle beni dinliyordu. Oradan ayrılırken "unutmayın, rüyalar eylem gerektirir" diye üzerine basa basa tekrarladım.
Elbette benim rüyam da eylem gerektiriyor! Japon kültürünün rüyalara yaklaşımıyla ilgili birşeyler okumaya karar verdim. Ben oradayken Çin takvimine göre yeni yıl (Keçi Yılı) başladığını da gördüm (Japonlar için Koyun yılındayız) ve yeni yılın ilk rüyası benim için önümüzdeki yılı gösteren rüya olduğundan, Japonlar açısından nasıl olduğunu merak ettim. İlk okuduklarımdan birkaç ilginç noktayı paylaşmak istiyorum.
Japoncada yeni yılın ilk rüyası için kullanılan sözcük "Hatsuyume". Geleneksel olarak bu rüyanın yeni yılda yaşayacaklarını gösterdiğine inanılıyor. 31 Aralık gecesi eğlenceyle ve pek de uyumadan geçtiği için Hatsuyume 1 Ocak gecesi görülen rüyaya verilen ad. Bu yüzden, geleneksel Japon takviminde 2 Ocak'a verilen isim de Hatsuyume yani ilk rüyayı takip eden gün. Japonlar yeni yılın ilk üç gününde görüen rüyaların önemli olduğuna inanıyorlar. Bazı kaynaklar bu geleneği 4. yüzyılda İmparator Suinin'in böyle bir rüya gördüğünü anlatan dokümanlara dayandırıyor. Anladığıma göre, aslında çok geriye giden bir gelenek.
Edo döneminden bu yana, yeni yılın ilk rüyasında özellikle Fuji Dağı, Şahin /Doğan ya da patlıcan görmek iyiye işaret kabul ediliyor. Dağı anladık, Şahin/Doğan da tamam ama patlıcan ne alaka diye düşünüyorsanız, durumu iki şekilde açıklıyorlar: İlki patlıcan için kullanılan sözcük olan "nasu" ya da "nasubi"nin, büyük başarı elde etmek anlamında kullanılan "nasu" sözcüğüyle aynı olması. Eş anlamlı sözcüklerin metaforik olarak kullanılması bana mantıklı geldi. Şamanik yolculuklarımız da, rüyalarımız da bize metaforlar yoluyla bilgi verirler. . İkinci teori, Fuji Dağı, şahin ve patlıcanın Şogun Tokugawa Ieyasu'nun en sevdiği şeyler olması.
Yeni Yıl gecesinde iyi şansın 7 tanrısının bir "takarabune" yani hazine taşıyan gemiyle insanlara mutluluk dağıtmak amacıyla limana girdiğine inanılıyor. Geleneğe göre, yeni yılın ilk gecesinde 7 iyi şans tanrısı ve gemilerinin olduğu bir resmi yastığınızın altına koyup uyursanız, sizin de güzel bir rüya göreceğinize inanılıyor.
Peki ya yeni yılın ilk üç gününde güzel değil de kötü rüyalar görürseniz ne olacak? Bu durumda da yastığınızın altına bir tapir resmi koyabilir ya da tapir şeklinde bir yastık da kullanabilirsiniz. Tapirin kötü rüyaları yediğine inanılıyor.
Ywni yılda güzel rüyalar görmek için tılsımlar da var! Bu resimler aslında ikili bir set olarak kullanılıyor.
Geçtiğimiz hafta Japonya'daydım. Hiç beklenmedik biçimde ortaya çıkan ve ilk başta pek de istekli olmadığım Japonya seyahatinden çok etkilendim.
Osaka'da üç gün geçirdikten sonra Tokyo'ya geçtik. Tokyo'daki ilk gecemde çok ilginç bir rüyadan uyandım. Rüyamın bir bölümünde bir bahçeden geçerken, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir gruba rastladım. Rüyalardan bahsediyorlardı. Acelem olmasına rağmen konu ilgimi çektiğinden durakladım. Rüyalar üzerine pek çok soru sordular. Yaşlı, uzun beyaz saçlı ve uzun beyaz elbiseli bir kadın dikkatimi çekti. Köşede oturmuş, söylediklerimi onaylayan bir gülümsemeyle beni dinliyordu. Oradan ayrılırken "unutmayın, rüyalar eylem gerektirir" diye üzerine basa basa tekrarladım.
Elbette benim rüyam da eylem gerektiriyor! Japon kültürünün rüyalara yaklaşımıyla ilgili birşeyler okumaya karar verdim. Ben oradayken Çin takvimine göre yeni yıl (Keçi Yılı) başladığını da gördüm (Japonlar için Koyun yılındayız) ve yeni yılın ilk rüyası benim için önümüzdeki yılı gösteren rüya olduğundan, Japonlar açısından nasıl olduğunu merak ettim. İlk okuduklarımdan birkaç ilginç noktayı paylaşmak istiyorum.
Japoncada yeni yılın ilk rüyası için kullanılan sözcük "Hatsuyume". Geleneksel olarak bu rüyanın yeni yılda yaşayacaklarını gösterdiğine inanılıyor. 31 Aralık gecesi eğlenceyle ve pek de uyumadan geçtiği için Hatsuyume 1 Ocak gecesi görülen rüyaya verilen ad. Bu yüzden, geleneksel Japon takviminde 2 Ocak'a verilen isim de Hatsuyume yani ilk rüyayı takip eden gün. Japonlar yeni yılın ilk üç gününde görüen rüyaların önemli olduğuna inanıyorlar. Bazı kaynaklar bu geleneği 4. yüzyılda İmparator Suinin'in böyle bir rüya gördüğünü anlatan dokümanlara dayandırıyor. Anladığıma göre, aslında çok geriye giden bir gelenek.
Edo döneminden bu yana, yeni yılın ilk rüyasında özellikle Fuji Dağı, Şahin /Doğan ya da patlıcan görmek iyiye işaret kabul ediliyor. Dağı anladık, Şahin/Doğan da tamam ama patlıcan ne alaka diye düşünüyorsanız, durumu iki şekilde açıklıyorlar: İlki patlıcan için kullanılan sözcük olan "nasu" ya da "nasubi"nin, büyük başarı elde etmek anlamında kullanılan "nasu" sözcüğüyle aynı olması. Eş anlamlı sözcüklerin metaforik olarak kullanılması bana mantıklı geldi. Şamanik yolculuklarımız da, rüyalarımız da bize metaforlar yoluyla bilgi verirler. . İkinci teori, Fuji Dağı, şahin ve patlıcanın Şogun Tokugawa Ieyasu'nun en sevdiği şeyler olması.
Yeni Yıl gecesinde iyi şansın 7 tanrısının bir "takarabune" yani hazine taşıyan gemiyle insanlara mutluluk dağıtmak amacıyla limana girdiğine inanılıyor. Geleneğe göre, yeni yılın ilk gecesinde 7 iyi şans tanrısı ve gemilerinin olduğu bir resmi yastığınızın altına koyup uyursanız, sizin de güzel bir rüya göreceğinize inanılıyor.
Peki ya yeni yılın ilk üç gününde güzel değil de kötü rüyalar görürseniz ne olacak? Bu durumda da yastığınızın altına bir tapir resmi koyabilir ya da tapir şeklinde bir yastık da kullanabilirsiniz. Tapirin kötü rüyaları yediğine inanılıyor.
![]() |
| Tapir biçimli yastık |
![]() |
| İyi şans tanrılarını taşıyan gemi |
![]() |
| Turna ve Kaplumbağa |
Solda bulunan, içinde iyi talih tanrılarını taşıyan gemi resmi iyi şansı çekmesi için dışarı asılıyor. Uzun yaşamı simgeleyen turna ve kaplumbağa ise yatak odasına asılıyor. Eğer yeni yıl ile ilgili gördüğünüz rüya pek de iyi bir rüya değilse üzerinde tanrılar olanı suya bıraktığınızda kötü şanstan kurtulacağınıza inanılıyor. Bu resimlerin olduğu orijinal ahşap plakalar Edo dönemine tarihlendiriyor. Anadolu nereeee Japonya nereee deriz ama bunu gördüğümde aklıma hemen bizim de kötü rüyaları suya anlatma geleneğimiz aklıma geldi. Asurların kötü rüyaları bir kil topağına anlatıp, eriyip kaybolması için nehire/suya bırakma geleneğini de burada paylaşmak isterim. Rüyalara değer veren toplumlar elbette yalnızca yeni yılda değil, her gece gördükleri rüyalara, özellikle de duygusal olarak etkileyici olanlara dikkat ediyorlar, rüyaların gelecekten haber verdiğine ve tanrıların rüyalarda onlarla konuştuğuna inanıyorlar. Hititler, Asurlar ya da Japonlar olsun, hepsinde aynı şeyi buluyoruz.
Kötü rüyalarımızı sular alsın, tapirler yesin! Hepimize şans ve mutlulukla dolu güzel rüyalar dilerim!
Japon kültüründe rüyalar konusuna devam edeceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




