11 Eylül 2012 Salı

Dönüşüm Haberleri Eylül 2012

Dönüşüm Haberleri Eylül 2012   


Sandra Ingerman       

Her ay Dönüşüm Haberleri’ni okuyan ve paylaşageldiğim spiritüel uygulamalarla çalışan binlerce kişi var.

Çoğunuz bu uygulamalarla yıllardan beri çalışıyor. Küresel bir topluluk olarak, hep birlikte, içinden geçmekte olduğumuz evrim sürecini, yaşamlarımızı ve çalışmalarımızı destekleyen güzel bir temel örmekteyiz. 

İçinde yaşamak istediğimiz dünyanın rüyasını görmeye devam ederek var etmek için niyet ettik ve odaklandık. Gün boyunca durup ne düşündüğümüzü gözlemlemeye ve kollektife doğru hangi enerjileri gönderdiğimizi farketmeye kendimizi adadık. Düşüncelerimizi ve sözlerimizi arzu ettiğimiz sonuçlarla uyumlu hale getirmek için uygulamalar yapıyoruz. 

Bildiğiniz gibi, bu süregelen bir çalışma. Hem yeni bir yaşam biçimi yaratmak, hem de yaşam ağını sevgiyle tutmak için harcadığımız enerjiyle gurur duymalıyız. Umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda odaklanmamız gereken budur. Yaratmakta olduğumuz güzellik ve şifaya odaklanın. Bize hizmet etmeyen eski yaşam biçimi çözülmeye devam ederken, bizleri destekleyecek yeni bir temeli örüyoruz. 

Biliyorum ki kolayca muhafaza edebileceğimiz bir bilinç durumuna kavuşmayı ve dış dünya tarafından dikkatimizin bu kadar dağıtılmamasını dilerken hüsrana uğrayabiliriz.  Ama içinde yaşadığımız kollektif, stresli bir yaşam biçimini destekliyor.Gün boyunca spiritüel yaşama devam etmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.  

Yeryüzü için Şifa çalışmasının anahtar prensibi, spiritüel çalışmamızı günlük hayatımıza entegre etmek ve uygulamalarımızı yalnızca sabahları yaptığımız, dünyaya çıktığımızda devam ettirmediğimiz birşey olarak ayırmamaktır. Trafikte araba sürerken, alışveriş yaparken, banka kuyruğunda beklerken dünyada ışık olmak için güzel ve güçlü bir odağı koruduk.

Kim olduğumuzun dünyayı değiştireceği öğretisi, pozitif bir değişim yaratan olmanın özüdür. Ve spiritüel uygulamalarımıza devam etmeliyiz.

Aynı zamanda kendi odağımda bir değişim olduğunu hissediyorum. Bu gezegende karşı karşıya geldiğimiz güçlükler daha karmaşık hale geldikçe yaptığım herşeyi sadeleştirmek için gerçek bir arzu duyuyorum.

Okuduklarımdan biliyorum ki, insanların birçoğunda fiziksel ihtiyaçlarını sadeleştirmek, daha sade yaşamanın yollarını bulmak için  –giyecek ve diğer maddi eşyalarını diğer insanlara bağışlamak ve daha küçük evlere taşınmak- gerçek bir hareket var.

Ben de kendi içimde aynı arzuyu buldum. Ve aynı zamanda da yaptığım spiritüel çalışmayı sadeleştirme ihtiyacını da hissediyorum.  Çünkü yaptığımız spiritüel uygulamaları saplantı haline getirebilir ve  kendimize fazlaca baskı yaratabiliriz. Ruhumun arzusu kendim ve KENDİ YÜKSEK BENLİĞİM arasındaki bağlantıyı yeniden kurmak. Birkaç aydır Yüksek Benlik –her zaman huzurlu, sevinç dolu ve kalıcı olan spiritüel, ölümsüz olan parçamız- hakkında yazıyorum.  

Bu arzumda yalnız olmadığımdan eminim. Çoğumuzun kendimizle yeniden bağlantı kurma ihtiyacını hissettiğini düşünüyorum.

Sorunlar neredeyse katlanarak artar ve zorlaşırken, kendi spiritüel amaçlarımın küçüldüğünü hissediyorum. Sevgi, eşitlik, uyum ve huzur enerjilerini ve yaşamı desteklemeyen yaşam tarzı çözülmeye devam edecek. Uyanma çağrıları daha da yükselerek gelmeyi sürdürecek. Hepinizin bunu anladığını biliyorum. Bu çağrılar yalnızca yeryüzünden değil aynı zamanda da daha derin ve daha anlamlı bir yaşam tarzı deneyimlemeyi arzulayan kendi ruhumuzdan da gelmekte.

Bu nedenlerle, yalnızca birkaç dakikalığına bile olsa, kendi içimizde huzuru deneyimleyebileceğimiz bir yer bulmanın önemli olduğunu hissediyorum. Geçen ay, dinginliği deneyimlemek için zaman bulmak hakkında yazmıştım.

Bu ay evinizde kendinizle yeniden bağlantı kurabileceğiniz ve dış dünyada olup bitenlerden uzak kalabileceğiniz kutsal bir alan yaratmak hakkında yazmak istiyorum.

Bunu yapmanın bir yolu evinizde bir sunak haline getirebileceğiniz bir köşe ya da küçük bir masa bulmak. Evlerinde sunaklara sahip olanlarımızın orada oturduklarında kutsal alanda olduklarını ve rahatladıklarını biliyorum. 

Sunağınızı basit tutun. Bir mum, kristaller, taşlar, deniz kabukları, doğadan toplamış olduğunuz size güzel bir yeri hatırlatan şeylerle bir sunak yaratabilirsiniz. Sunağınıza size mutlu ve huzurlu deneyimlerinizi anımsatacak şeyler yerleştirin. Sunağınıza resimler veya kendi yaptığınız birşeyi koyabilirsiniz. Bunlar yalnızca kendi fikirlerinizi oluşturmanız için size ilham verebilecek öneriler.

Yaşamımda beni destekleyen görünmez yardımcı ruhlara şükranlarımı sunmak için gül suyu doldurduğum küçük bir fincanım var. Bunlardan bazıları yardımcı ruhlarım, bazıları yaşadığım yerin ruhları, bana yardım eden atalar, elementler. Kişisel listem daha fazlasını da içerebilir. 

Sunak hazırlamanın anahtarı, onu sade ve kutsal tutmak ve hayal gücünüzü kullanmaktır.

Sunağınızı dış mekanda da yaratabilirsiniz.

İçinizde meydana gelen değişikliklere paralel olarak sunağınızın da aynı değişiklikleri yansıtmasını isterseniz, değişiklik için ilhamınıza izin verin.  

Gün boyunca ziyaret edebileceğiniz ve kendinize zaman ayırabileceğiniz özel bir yere sahip olmak,  birkaç dakika için içsel huzur bulmak için harika bir yol.  Kendi kutsal yerinizde oturmak, kendiniz, diğerleri ve gezegen için kendinizce dua edebileceğiniz bir zaman dilimi olabilir. Yaşamınızda olanlara şükranlarınızı sunabileceğiniz bir yer de olabilir. Ve dünyada bir fark yaratmaya kendi yollarında çalışan tüm dünyadaki spiritüel uygulayıcılara şükranlarınızı sunduğunuz yer de olabilir. Bunların hepsinden çok, dünyanın gürültüsünden- hem içsel hem de dışsal gürültüden- uzakta sessizliği bulabileceğiniz bir yer olabilir.  

Böylelikle kendimizle bağlantı kurmaya devam edebiliriz. Bu bizim tazelenerek, dünyada bir ışık olmamızı ve vizyonlarımızı sürdürürken gücü ve enerjiyi hissetmemizi sağlayacaktır

Fakat böyle bir enerjiye sahip olmak için kendimizle bağlantımızı sürdürebilmemiz gerekir. Aksi takdirde, kendimizi çok fazla çaba harcarken buluruz. Spiritüel uygulamalarımız akıcılığını kaybeder ve zorlanma hissederiz. Ve spiritüel çalışmalarımız için zorlanırsak, yapaylık hisseder ve umutsuzluğa kapılırız. İlahi  ruhumuz ve ışığımızın bizden akmasına izin verdiğimizde kendimizi umut ve ilhamla dolu hissederiz.  

Yaşam tahmin edilebilir değildir ve çoğu insan kendisini kırılgan hissediyor. Bu, insanların başa çıkmakla uğraştığı yeni bir durum değil. Fakat kolektif enerjilerin çözülme süreci devam ederken, üzerinde durduğumuz temelden her zaman emin olamıyoruz. Güçlü bir içsel dünya yaratmaya devam etmek zorundayız. Önümüzdeki zamanda bizi destekleyecek olan şey içsel dünyamızdır. Bu bize her gün uyanmak ve yaşamın bize getirdiklerini için tüm varlığımızla karşılamak için izin verir. Biliriz ki tüm çözümler ve bulunmamız gereken tüm eylemler bize sunulacaktır.

Binlercemiz tarafından inşa edilmiş sevgi ve destek temeline güvenebilirsiniz. Üzerinde durabileceğimiz güzel ve güçlü bir temel ördük. Fakat her gün oturup tüm yapmış olduklarımızı hissedebileceğimiz sakin ve kutsal bir mekana ihtiyacımız var. Tekrar canlanmak ve yenilenmek için içsel huzur anlarını deneyimleyebilmeliyiz.

Huzurun her gün hücrelerimi doldurduğunu hissettiğim sürece hangi uygulamaları yaptığım ve konsantrasyonumu neyin bozduğunu dert etmiyorum. Ve huzur ve dinginlik hissine anlık olarak dokunabildiğim sürece ilahi düzene olan güvenim derinleşiyor. 

Çevremizdeki olaylar bizlere meydan okunmuş hissettirmeye devam edecek. Yaşanan çok sayıda anlamsız trajedi kalplerimizi şefkatle doldurarak esnetiyor. Eğer enerjinin izini sürerseniz nereye gittiğini görebilirsiniz. Ve hepimiz, hem bireysel hem de topluluk olarak, sağlam durmalıyız.     

Spiritüel uygulamalarınızı sadeleştirin – bu konuda endişelenmeyin ve yeni metotlar öğrenmeye kendinizi kaptırmayın. Kendinize zaman ayırın ve kendinize yalnızca huzur içinde olabileceğiniz bir köşe bulun. 

Yıllar boyunca, bu değişen zamanlarda odağımızı sürdürebilmemiz için yardımcı olmaya yarayan araçlar hakkında pek çok yazı yazdım.

Bu sitenin ana sayfasında yazmış olduğum makaleler için bağlantılar mevcut. Bu makaleler çok kısa ve okunması kolay. Size ilham ve bazı çalışma araçları verebilecek makalelerden bazıları:
Zehirli Düşünceleri Nasıl Şifalandırmalı
Gezegen için Yeni bir Vizyonu Nasıl Yaratmalı
Zengin Bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yaratmalı
Bir Dua Ağacını Nasıl Yaratmalı
Kederle Nasıl Başa Çıkmalı
Sevginin Gücüyle Nasıl Çalışılmalı


22 Eylül’de Kuzey Yarıküre’de güz gündönümünü ve Güney Yarıküre’de ilkbahar gündönümünü kutlayacağız. Doğa bizler için muhteşem bir öğretmen ve değişim esnasında nasıl uyum içinde yaşanabileceğini öğrenmemize yardımcı olabilir.  Zira doğa her zaman değişir ve aynı zamanda yeryüzü, değişimler sırasında gereksinimlerimizi karşılar. 

Santa Fe, New Mexico’da yaşıyorum. Ve tahminler kışın zorlu geçeceğini söylüyor. Doğanın bizleri önümüzdeki kışa nasıl hazırladığını farkediyorum..

Santa Fe’deki meyve ağaçları bu yıl geçtiğimiz yıllara göre daha fazla meyve verdiler. Ağaçlar meyve, kozalak ve meşe palamutlarıyla dolu. Bahçemdeki kayısı ağacı 17 yıldan beri ilk kez meyve verdi. Bu son derece olağandışı. Yeryüzü bizi hazırlıyor ve tüm yaşam için besin sağlıyor.

Biraz zaman ayırın ve yaşadığınız yerdeki değişimleri farkedin. Doğa önümüzdeki mevsim değişimi hakkında size hangi işaretleri gösteriyor?  Meteorologlara bel bağlamak yerine doğanın size kendi öngörülerinizde yardımcı olmasına izin verin.  

Tek başınıza veya çevrenizdekiler ile birlikte yapabileceğiniz, mevsim değişikliğini kutlama amaçlı kısa bir seremoni üzerine meditasyon yapın.

Yaşadığınız bir hayal kırıklığını veya yaratıcı potansiyeliniz önünüzdeki engelleri kaldırmak için için bir salıverme seremonisi yapmak isteyebilirsiniz. Yeryüzü ve tüm yaşam için, şükran, sevgi, ışık ve umut tohumları ektiğiniz bir şükran seremonisi yapmak isteyebilirsiniz.

Gündönümü kutlamalarınızda ilhamınızın size rehberlik etmesine izin verin. Mevsim değişikliklerinde yapılan seremoniler yeryüzünü onurlandırmanın bir yolu olmalarının yanı sıra mevsim değişikliğine adım atmamızda bizlere derin bir seviyede yardımcı olurlar.

Ve bilin ki çemberimiz sizlere olduğunuz gibi olduğunuz için koşulsuz sevgi ve ışık gönderiyor. Dünyadaki binlerce insan tarafından sevgi ve destekle kucaklanmaktasınız. Bunu hissedin, içinize alın ve onlara ışığınızla geri yollayın.

Dolunay 29 Eylül’de. Çemberimizden genişleyen ve dünyayı ve üzerindeki tüm yaşamı kucaklayan güzel ışık ağımızı örmeyi sürdürelim. 

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.  

Hepinize sevinçli baharlar dilerim.

Dönüşüm Haberleri, Ağustos 2012

Dönüşüm Haberleri, Ağustos 2012     

Sandra Ingerman     

Zamanın yoğunluğu hepimizi içimizdeki spiritüel alanı derinlemesine araştırmaya çağırıyor. Bu ay Dönüşüm Haberleri’nin Temmuz sayısındaki içerikle çalışmaya devam etmek istiyorum.

Ortak çalışmamız dış dünyada olup bitenlerle ilgili değil. Ortak çalışmamız içsel dünyamızı derinleştirmek ve zengin ve huzurlu bir içsel alandan birlikte çalışmakla ilgili.

Gerçek şu ki, dış dünyada neyi kaybedersek kaybedelim, kendi içimizde yuvadayız. Bunun nedeni ilahi ışık ve ölümsüz olmamız ve bunun ebedi gerçek olmasıdır. Ruhsal olarak kaybedebileceğimiz hiçbir şey yok. Özümüz/Yüksek Benliğimiz kalıcıdır ve değişmezdir. Ruhsal ışığımız dinginliğin ve merkezimizin olduğu bir yerdir.  

Etrafımızda o kadar çok şey olup bitiyor ki, içinizdeki gerçek yuvanızı, merkezi ve dinginliği deneyimlemek her zamankinden daha önemli, zira bu yerde aradığımız kalıcı huzur, her seviyede olağanüstü bolluk ve bereket ve sevinç bizler için mevcut bulunmakta.  

Gerçek içsel huzur ve dinginlikle bağlantımızı artırdıkça ailemiz, toplumumuz, dünya ve kendimiz için daha şifalandırıcı bir varoluş halinde olabiliriz.

Ama bu kadar fazla mücadele içinde çoğumuz için o kaygı, hayal kırıklığı yaşama ve kaybetme korkusu düzeyini bırakmak zor.  Kalplerimiz etrafımızdaki yaşamın neler geçirdiğine şahit oldukça derin bir şefkatle açılıyor. Bu durumda gerçek yuvamıza, ruhumuza, Yüksek Benliğimize, ilahi ışığımıza, dinginlik ve içsel huzurumuza ulaşmamız zorlaşıyor. Ama bunu yapmalıyız!!

Haftada bir veya mümkünse birkaç defa kendinize içsel  huzur ve dinginliği deneyimlemek için spiritüel çalışma yapacak zaman ve alanı vermek gerçekten önemli.

Bunu yapamadığımız sürece, geçen ay da yazdığım gibi, yaratımlarımızın kaynağı her zaman korku ve umutsuzluk olacaktır. 

Boşluk, yoğunluğu arttırılmamış enerjinin olduğu yer, boş ama aynı zamanda da doludur. Boşluk tüm yaşamın yaratıldığı yerdir. Ve herşey dinginlikten yaratılmıştır. Dinginlik biçimi kendine çeken bir vakum yaratır.

En yüksek yönüyle “dingin” olabildiğimizde-derin bir içsel dinginlik-  yaratmayı dilediğimiz şeyi kendimize çekebiliriz. 

Geçen ay da yazdığım gibi, çoğumuz halihazırda içsel bir gürültü durumundan yaratıyoruz ve bu durum dilediklerimizi kendimize çekmemizi sağlayamak için gereken uygun durum değil.  Öncelikle içsel dinginlik ve içsel huzuru deneyimlememiz ve almak için kendimizi açmamız gerek. Ve almak için kendimizi açtığımızda da dileklerimizi gerçekleştirme konusunda başarılı olamama ve hayal kırıklığı yaşama korkumuzu da bırakmalıyız. Anahtar açılmak, dingin olmak, içsel huzuru bulmak ve almaktır. Tüm spiritüel çalışmalarda başarının anahtarı sonuç kaygısını bırakmaktır. Bu her zaman böyle olmuştur ve her zaman da böyle olacaktır zira sonuçlara bağlılık dinginliği ve içsel huzuru yok eder.

Şunu hatırlamakta yarar var ki, kaybetmekten korktuğunuz ne varsa halihazırda kaybetmişsiniz demektir çünkü onları zaten imgeleminizde kaybettiniz.

Ruhsal öğretmenim İsis’in yıllar boyunca benimle paylaştığı gibi eğer daha bilinçli , onurla ve saygıyla yaşama konusunda bir çağrı almışsanız, toplulukta henüz rüyadan uyanmamış olanların yaptığı gibi, yaşamı desteklemeyen dalgalarla seyretmek zorunda değilsiniz.   

İnanıyorum ki bu İsis’in bahsettiği diğer gerçeklik boyutu. Çünkü yaşamlarımızı düş gücümüzü kullanarak yeniden inşa etme seçeneğine sahibiz.

Yüksek benliğimize, yeryüzüne, doğaya ve evrene tamamen teslim olmalıyız. Teslim olabildiğimizde herşeyin ilahi bir düzende olduğuna ve içsel ışığımız ve içsel bilişimizin bize her değişim ve zorlukta rehberlik edeceğine dair güvenimiz oluşacak. Ve bilmeliyiz ki bizim karşılaşacağımız güçlükler kolektifte yaşayanların yaşamakta olduklarından farklı olacaktır. Bizim güçlüklerimiz güvenmeyi öğrenmek ve kendi rehberliğimizin bizi dilediğimiz yaşama yönlendirmesine izin vermekle ilgilidir. 

Bu ay sizden haftada en az bir saat ayırmanızı isteyeceğim. Eğer çalışmanızı haftada birden fazla yapabilirseniz bu harika olur.

Bir saat meditasyon yapın. Gün içinde o anda başka bir yerde olmanız gerektiğini veya meditasyondan sonra yapmanız gerekenleri düşünmek zorunda kalmayacağınız bir zaman belirleyin. Bu zaman sabah uyandığınızda, gece hemen uyumadan önce veya tatil gününüz olabilir.  

Rahatlatıcı bir müzik seçin ve sözsüz olmasına özen gösterin. Bu bir saati önermemin nedeni bu zaman çerçevesinin sizi gerçekten derin bir hale sokacak olması. Beyin dalgalarınızın beta durumundan, yani düşünce durumundan daha derin olan teta durumuna, yani zihin yerine yalnızca kutsal ruhsal alana doğru yavaşlamasını sağlayacak..    

Niyetinizi sadece dingin olmak ve ebedi Yüksek benliğinizi deneyimlemek olarak oluşturun. Niyetinizi içsel huzur durumuyla temas etmek ve bu durumda olmaktan dolayı her ne geliyorsa almak olarak oluşturun.  

İlk başta kafanızın içinde zihinsel gevezeliğin dönüp durduğunu görebilirsiniz. Derin nefes alıp vermeye devam ederken ellerinizi karnınız veya kalbinizin üzerine tuttuğunuzda beyniniz sakinleşmeye başlayacak. Derinleşmeye devam edin. Ve dinginlik ve içsel huzura ulaştığınızda sadece bu hali deneyimleyin. İçinize doğru seyahatiniz esnasında soru sormayın ve yardımcı ruhlar, melekler, vd. ile bağlantı kurmaya çalışmayın.

Tek göreviniz olmak. Bunu yaptığınız esnada birşey değişecek. Bunu başkalarına anlatmayı başaramayabilirsiniz ama “yuva” ve yüksek benliğinize dair yeni bir his edineceksiniz. Kendiniz ve ruhsal ışığınız içinde dinleneceksiniz.  

Bu deneyim yaşamınızı ve çevrenizdeki dünyayı değiştirecek biçimlerde sizi değiştirecek.  

Bu meditasyonu tekrar tekrar yapın. Yeterince derine gidebildiğiniz ve içsel huzur ve dinginliği deneyimlediğinizde algınız değişecek. Algınızdaki bu değişim tüm yaşam ağı boyunca dalgalanacak. 

Bunu kendiniz ve yeryüzündeki tüm yaşam için yapın.

Ve dolunayda, yani 1 Ağustos’ta bu meditasyonu tekrarlayın. Yaşam ağında ışık yaymak için çabalamayın. Yalnızca kendi ışığınızı deneyimleyin, gerisi sizin herhangi bir değişim yaratma çabanız olmadan gerçekleşecektir.

“Değişimin kendisi olabilmek” için daha derinlere, muazzam içsel alanımıza seyahat etmeye devam etmemiz gerekiyor. 

Dolunay olan bugünde niyetimizi “sevgi ve ışık için bir aracım” olarak belirleyelim. Günlük etkinlikleriniz süresince ışık ve sevgi için bir araç olduğunuzu deneyimleyin.
Eğer Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız, aylık dolunay seremonimizin detaylarını öğrenmek için lütfen  “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.

Yıllar önce yaptığımız bir egzersizi tekrar etmeyi de öneriyorum. Çekim yasasını gerçekten anlayabilmek için mıknatıslarla çalışmanızı istiyorum.

Eğer evde iki adet mıknatısınız varsa onları kullanın. Yoksa dışarıdan iki adet ucuz mıktanıs alın.

Mıknatısları her gün artı ve eksi  uçları birbirlerini çekecekleri şekilde tutun. Dinginliğe hareket ettikçe ve içsel boşluğunuzu deneyimlemeyi öğrendikçe iyiliği ve dileklerinizi kendinize çekeceksiniz.

Mıknatıslarla çalışarak enerjetik çekimi anladıkça dileklerinizi bedeninize doğru çekme ve cezbetme hissini yaşayacaksınız.

Anahtar önemdeki diğer bir konu ise hayal kırıklığına uğrama korkunuzu bırakabilmek. Kendinize yaşamın iyiliğini almak için açık olma iznini verin. Sonucu bırakın gitsin ve bunun yerine kendinizi dünya ve evrenin sizinle şu anda paylaşacaklarını almaya açın.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Zengin Bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yetiştirmeli

 Zengin Bir İçsel Bahçeyi Nasıl Yetiştirmeli
Sandra Ingerman

Çoğumuz sevinç deneyimini, sevincin içimizden akmasına izin vermek yerine, dışarıdaki dünyada olup bitenlere bağlarız. Sevinci veya herhangi bir duyguyu –sevgi gibi- dışsal olaylara bağladığımızda belirli bir günde nasıl hissettiğimiz dışımızda olup bitenlere bağlı hale gelir. 
Ve meselenin aslı şu ki, böyle yaptığımız zaman, yaşam şartları andan ana değiştiği için sevinç, sevgi, uyum gibi güzel duygular da anlık olacaktır. Güvenlik de bu kategoriye girer, zira dışımızdaki dünya değiştiği için bir gün güvende hissederken diğer gün hissetmezsiniz.    Bir gün işinizin güvende olduğunu hissederken ekonomi değişir ve iş güvenceniz tehlikeye girebilir. Kendinizi inişli çıkışlı duyguların içinde bulabilirsiniz.
Dünya değişmeyi, dönüşmeyi ve evrilmeyi sürdürdükçe, dışsal olaylara bağımlı olmayan ve sürekli içimizde yaşayan sevinç, sevgi, güvenlik vd.bulmak için derin bir içsel keşif içinde olmalıyız.  
Kulağa ne güzel geliyor, değil mi? Ama bunu yapmak her zaman bu kadar kolay değil. Bunu yapmak için bir “tarif”im yok ama size niyet etmenin işin anahtarı olduğunu ve ruha teslim olmanın önemli olduğunu söyleyebilirim.
Bizim mutlulukla bağdaştırabileceğimiz elle tutulur hiçbirşeye sahip olmayan, aşırı yoksulluk içinde yaşayan yerlilerin gözlerindeki parıltıyı ve kahkahalarını görebiliriz. O sevinç, kahkaha ve ışık içsel bir kuyunun derinliklerinden geliyor. Bu yaşamın kendisi için duyulan ve hiçbir koşula bağlı olmayan bir sevinç. Bu sevinç, çok zengin bir içsel bahçeyi yetiştirmiş olmaktan geliyor.
İçsel kuyumuz ve sevinç, sevgi ve güvenlik bahçemize yararlı olacak anlık deneyimleri farketmek, onlarla çalışmak ve derinleştirmek önemlidir. Yürüyüş yapın ve yalnızca –çevresel olaylardan bağımsız olarak- doğanın güzelliğinin farkına varın.  Ne olursa olsun gezegen hala büyük güzelliklerle dolu.
Yaşamınızda olup bitenlere bağlı olmayan basit sevinçleriniz hakkında derinlemesine düşünün. Bu prensiple oturun, meditasyon yapın, derinlemesine düşünün, sorularınızla birlikte yürüyüşe çıkın ve yaşamın size getirdiklerinden bağımsız olarak güvenlik, sevgi ve sevinç deneyimleyen varlığınızın içsel merkezine bir geçiş kapısı bulmaya başlayıp başlamadığınızı farkedin.
Gezegenimiz ve yaşamlarımız yoğun değişimlerden geçmeye devam ederken, çoğumuz hayatın anlamı hakkında derin düşüncelere dalıyoruz. Düşünüyorum ki, bir noktada, dışsal dünyaya odaklanmanın mutluluğu yaratmadığını hissettiğimiz bir yere varıyoruz. Büyüdükçe ve geliştikçe, gerçek zenginlik ve anlamın içimizde yattığını görmeye başlıyoruz. Bu konuyu “Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli: Kendiniz ve Yeryüzü için Gerçek Sağlık, Bolluk, Barış ve Seviç Yaratmak için Basit Araçlar” kitabımda yazmıştım.
İçime doğru gitmeyi ve içsel bahçemin zenginliğini deneyimlemeyi sürdürdükçe, sevgi ve ışık için bir kanal olmakta anlam bulduğumu farkettiğim bir yere vardım. Yaşam yolunuzda evrildikçe bundan başka ne var ki? 
Aşağıda çalışma yapabileceğiniz bir uygulama var:
  • Güzel ve rahatlatıcı bir müzik çalın. Dinlemeyi sevdiğiniz sözsüz bir müzik seçin. Müzik içsel bahçenize yolculuk yapmanıza yardımcı olacak. 
  • 20 dakika boyunca rahatsız edilmeyeceğiniz bir odada uzanın veya oturun. Daha karanlık olması için perdeleri kapatmak isteyebilirsiniz. Müziği dinlerken içsel bahçenize doğru yolculuk ettiğinizi hayal edin.
  • Bahçenizi incelerken yardımcı olması için uzman bir bahçıvanla tanışma isteğinizi belirtebilirsiniz.
  • İlk olarak, bahçenizdeki toprakla bütünleştiğinizi deneyimleyin. Topraktan çıkan çiçek ve bitkilerin ne kadar sağlıklı olduklarını inceleyerek toprağın sağlığını gözlemleyin. Bu size içsel bahçenizin ihtiyacı olan bakım hakkında ipuçları sağlayacaktır.
  • Sonra, yaşamınız boyunca düşünceler, sözcükler, tavırlar ve inançlarınızı ekmiş olduğunuz ve güçlü bitkiler olarak büyümekte olan tohumları gözlemleyin. Hangi bitkilerin ayıklanması gerektiğini deneyimleyin. Kendiniz ve gezegen için sevgi, ilham ve umut tohumları ekmeye başlayın. Kullandığınız sözcükler ve gündelik düşüncelerinizi tohumlar olarak hayal edin. Dünyada gerçekleştiğini görmek istediğiniz tohumları ekin.   
  • Sonra, kendinizi bahçenizdeki küçük alanlara güzel anılar ve şükran duyduğunuz şeyler için tohumlar ekerken hayal edin. Toprağı sulayın ki tohumlar kök salabilsin. 
İçsel bahçenizi deneyimledikten sonra sadece müziği dinleyerek durun. Az önce yaşamış olduğunuz deneyim hakkında derinlemesine düşünün. Toprağın zengin ve verimli hale gelebilmesi için içsel bahçenizi ziyaret ederek toprağı beslemeye devam etmek için niyet edin.   Güçlü ve sağlıklı bitkilere dönüşmesini istediğiniz, gerçek içsel zenginlik ve sevinç duygusunu üretecek pozitif tohumlar ekmeye devam etmek için niyet edin.      
Kendinizi hazır hissettiğinizde odaya geri dönün. Birkaç derin nefes alın. İçsel bir barış duygusu ve içsel gülümsemeyi deneyimleyin ve içinizdeki ışığın sizden akmasına izin verin.
Yaşam değişimler getirmeye devam edecek. Tüm değişimlerin ortasında zengin bir içsel bahçeyi yetiştirmek, merkezinizde ve ahenkli kalmanıza yardım edecektir.
Çeviri: Simin Uysal

4 Eylül 2012 Salı

Ruh Kaybı: Varoluşsal Şikayetlerimize Şaman'ın Teşhisi

Ruh Kaybı: Varoluşsal Şikayetlerimize  Şaman’ın Teşhisi 
Robert Moss

Edvard Munch - Lady from the Sea 1896

Antik şamanların günümüz şifasına en büyük katkıları yaşamımızın herhangi bir yerinde ruh kaybı –yaşamsal enerji ve kimliğimizin parçalarının kaybolması – yaşayabilecek olduğumuz ve bütünlenmek ve iyi olabilmek için ruhu geri kazanma yolları bulmamız gerektiği  anlayışıdır.   
    
İçgüdüsel düzeyde ruh kaybının nasıl gerçekleştiğini hepimiz biliriz. Acı, travma veya taciz yaşarız,; suçluluk, keder veya utanca gark oluruz ve bu kadar zalim ve haşin görünen bir dünyada kalmak istemeyen bir parçamız bizden uzaklaşıp gider. Bir partneri, işi veya evi bırakmak gibi  içimizi burkan bir seçim yapmak zorunda kalırız ve bir parçamız bu seçime direnir ve dominant kişiliğimizden ayrılarak, eski ilişkiye veya eski mekana tutunur.  

Depresyona girdiğimizde, bağımlılıklar geliştirdiğimizde ve büyük rüyalarımızdan vazgeçerek ödünler verdiğimizde ruh kaybı da derinleşir.  O yaratıcı sıçramayı yapacak cesaret ve özgüvene sahip olmadığımızda, veya sevmek için kendimize güvenmediğimizde korkarız ve parlak ruhumuzun bir parçası bizden iğrenerek uzaklaşır.

İyi terapistler ve analistler, meşhur Gölge de dahil olmak üzere (Jungcular tarafından çok sevilen bir terimdir ve sahiplenmemeyi seçerek bilinçdışımızın en alt seviyelerine gönderdiklerimizi anlatır), bastırmış veya inkar etmiş olduğumuz parçalarımızı farketmemize yardımcı olabilirler. Şamanik ruh kaybı kavramı daha öteye uzanır. Ruhun şifalanmasının yalnızca gömdüğümüz veya reddetmiş olduğumuz yönlerimizi farketmek ve kabullenmek değil, ruhun gerçekten bizden ayrılıp gitmiş olan kayıp parçalarını bulmak, geri dönmeye ve ait oldukları bedende kalmaya  ikna etmek olduğunu farkeder.   

Kendi uygulamalarımda şifa gerektiren beş çeşit ruh kaybı ve bağlantı kopukluğunu ayırdettim. Henüz bunlara bağışıklığı olan kimseyle de karşılaşmış değilim.

Yaşamsal Enerji Kaybı

Kronik yorgunluk çekersiniz. Yataktan kalkmak için isteksizsiznizdir ve halsiz, uyuşuk ve kayıtsızsınızdır. Günleriniz tekdüze, gri ve seviçten uzaktır. Bağışıklık sisteminiz zayıftır ve yoldan geçen tüm mikropları kapar gibisinizdir. İçinizde birşey eksiktir ve bu boşluğu şeker veya içkiyle doldurmaya çalışırsınız.

Genç kişiliklerin kaybı

Daha genç olan versiyonlarınızı kaybetmişsinizdir – enerji dolu ve güzel hayalgücü sahibi küçük çocuk, incinmiş veya reddedilmiş romantik delikanlı veya genç kız, yaşamda sizin yapmış olduklarınızdan daha farklı seçimler yapmak istemiş olan içinizdeki şair veya işadamı. Bu daha genç olan kişiliklerin nerede olduklarını bulabilir ve onları nasıl geri getirebileceğinizi keşfederseniz, bugünkü yaşamınızda kullanabileceğiniz enerji ve armağanları olacaktır.    
Hayvan ruhlarının kaybı

Yerli ve antik şamanlar bilirler ki hepimiz hayvan güçlerinin dünyasıyla bağlıyız ve bu yüzden hayvan ruhlarıyla olan ilişkilerimizi farkedip besledikçe enerjimizin de doğal rotasını bulup izleyebiliriz. Çoğumuz bu temel bağlantıyı kaybetmiş ve onu beslemek ve yaşamaksızın yalnızca yapay sembolik bir şey sanarak kitaplarda veya şifa kartlarında (medicine cards) araştırıyoruz .

Ata ruhlarının kaybı

Bu iki yönlü bir ilişki. Daima atalarımızın –kendi kan bağlarımızla bağlı olduğumuz atalarımız, yaşadığımız toprağın ataları ve geniş anlamda da ruhsal ailemiz-  huzurunda olduğumuz gerçeğinden bihaber yaşadığımızda, yakınımızda bulunmasını istemeyeceğimiz varlıkların oyuncağı hatta meskeni haline gelebiliriz. Ata ruhlarına uyandığımızda, sağlıklı psişik sınırları tekrar kurabilmemiz ve bize ait olmayanları temizlememiz için için bilgelik sahipleri ve koruyucularla bağlantımızı yeniden kurmaya hazır hale geliriz.   

Yüksek Benlikle bağlantının kaybı

Sonuç olarak yalnızca, bize hiç de yabancı olmayan Yüksek benliğimizle doğrudan ve bilinçli bir bağlantı kurarak veya varolan bağlantıyı yeniden kurarak, gerçek bir ruhsal büyüme yolu izleyebilir ve benliğimizin birçok veçhesini birbiriyle barıştırabiliriz.    Bedenlerimizde içselleştirmiş olduğumuz benliklerimiz arasında doğru alanı açtığımızda,  ruhsal taçlanma olarak adlandırdığım derin ve güzel bir ruhsal büyüme eylemine de hazır olabiliriz. Böylelikle Yüksek Benliğin bir parçasını bedenimize getirir ve yaşamımız ve yaşamdaki seçimlerimizi onun ışığıyla doldurabiliriz.

Öğrendim ki, rüyalar sıklıkla ruhun nerede olduğunu gösterir ve ona ulaşıp eve geri getirmemiz için yollar önerirler.  Aktif Rüya Görme teknikleri yoluyla birbirimize kendi ruhlarımızın şamanı ve kendi yaşamlarımızın şifacısı olmak için yardım edebiliriz.

2 Eylül 2012 Pazar

Sandra Ingerman hakkında

Sandra Ingerman Hakkında
Sandra Ingerman, MA, Soul Retrieval, Medicine for the Earth (Yeryüzü için Şifa), Shamanic Journeying: A Beginner’s Guide (Şamanik Seyahat:Yeni Başlayan için Rehber) ,  How to Heal Toxic Thoughts (Toksik Düşünceleri Nasıl Şifalandırmalı), How to Thrive in Changing Times (Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli) ve Awakening to the Spirit World: The Shamanic Path of Direct Revelation (Ruh Dünyasına Uyanış) da dahil sekiz kitabın yazarıdır.  Ayrıca “Shamanic Meditations: Guided Journeys for Insight, Vision, and Healing”(Şamanik Meditasyonlar: İçgörü, Vizyon ve Şifalanma için Rehberli Seyahatler) ve “Soul Journeys: Music for Shamanic Practice” (Ruh Seyahatleri: Şamanik Uygulama için Müzik) de dahil olmak üzere beş adet sesli programı bulunmaktadır.
     
Sandra şamanik seyahat, şifalanma ve spiritüel metotlarla çevre kirliliğini tersine çevirme konularında uluslararası eğitimler vermektedir. Yeryüzü için Şifa Eğitmenleri ve şamanik eğitmenler yetiştirmiş ve uluslararası birliğini kurmuştur. Sandra antik kültürler arası şifa metotlarını zamanımızın ihtiyaçlarına göre günümüze köprülemekle tanınmıştır.  

Sandra insanlara gezegenimize olumlu değişim getirmek için küresel bir topluluk olarak nasıl çalışabileceğimizi öğretmeye kendini adamıştır.  
Sandra lisanslı bir Aile ve Evlilik terapisti ve Profesyonel Akıl Sağlığı Danışmanı’dır. Ayrıca travmatik stres ve akut travmatik stres yönetimi konularında yetkili uzmandır.  Bütünleyici Tıp Küresel Vakfı 2007 Barış Ödülü sahibidir.
 
Sandra’nın çalışmaları, kitapları ve Cdleri  hakkında bilgilere http://www.sandraingerman.com adlı internet sitesinden ulaşılabilir.

Sandra’nın her ay internet sitesinde yayınlanan Dönüşüm Haberleri’nin Türkçe tercümelerine http://www.sandraingerman.com/transmutationnews/türkçe.html bağlantısından ulaşılabilir.

31 Ağustos 2012 Cuma

Sevginin Gücüyle Nasıl Çalışmalı - Sandra Ingerman


Sevginin Gücüyle Nasıl Çalışmalı 
Sandra Ingerman


Öğrettiğim Yeryüzü için Şifa uygulamaları dersleri sırasında mucizevi şifalanmaların parçası olduğunu öğrendiğim bir formülü paylaşıyorum. Formül şu: niyet + birlik + sevgi + uyum + konsantrasyon + odak + imajinasyon. Her öğe ile ilgili hikayeler ve örnekler veriyor ve Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Nasıl Dönüştürmeli kitabımda hepsinin biraraya gelerek nasıl kişisel ve küresel şifalanma yarattığını anlatıyorum.  

Sevgiden bahsederken genellikle sevginin ne olduğunu anlatmak zorunda kalmayacağımı ümit ettiğimi söylerim. Şifalandıran, metotlar ve teknikler değil sevgidir.Sevg gücünün şifalanma ve dönüşüm yaratma gücü sınırsızdır. Sevgi mucizeler yaratır. 

Şimdi ortaya çıkan soru şu –sevginin ne olduğunu gerçekten anlıyor muyuz? Düşünüyorum ki hepimizin temel bir sevgi anlayışı var ve sevgiyi öğrenmek dünyaya gelmemizin nedenlerinden birisi. Tüm varlıklar sevilmek ve sevgiyi paylaşmak ister. Fakat egosu olan ve kendisini ilahi kaynaktan ayrı algılayan varlıklar olarak evrensel sevginin gerçek doğasını deneyimleyebilir miyiz?

Geçmiş ve şimdiki spiritüel öğretmenler mucizevi şifalanmalar gerçekleştirdikleri sırada gerçek sevginin içlerinden aktığı evrenin gücü ile  birlik hali içinde olmuşlardır. Evrensel sevgi anlaşılabilecek veya rasyonelize edilebilecek bir kavram değildir. Evrensel sevgi sınırları olmayan formsuz bir enerjidir.

Yaratma sürecine baktığımızda, yaradılışımıza ne kadar sevgi katıldığını deneyimleyebiliriz. Yaratıcı bizleri evrensel sevgiden yarattı.

Eğer kaynağın koşulsuz sevgisini gerçekten deneyimleyebilmiş ve bunun bizden akmasına izin verebilmiş olsaydık, bugün karşı karşıya olduğumuz hastalıklar ve güçlüklerle karşılaşır mıydık? Ve eğer sevgi gerçekten şifalandırıyorsa, rasyonel zihnimizi nasıl yoldan çekecek ve bu saf güce teslim olacağız? Bu sevgi bizim hücresel hafızamızda mevcut çünkü koşulsuz sevgiden yaratıldık. Evrensel sevgi koşulsuz ve aşkındır ve egosal anlayışımızın ötesindedir.    

Evrenden, Tanrı’dan, Tanrıça’dan, İlahi Olan’dan yardım istesek ne olur?  “Sevgine açılmama yardım ettiğin için teşekkür ederim” desek ne olur? Işıltılı bir varlıksal hale nasıl ulaşabileceğimizi anlamaya çalışmayı durdursak ve yalnızca buna açık olup sevgi deneyimi için şükranlarımızı sunsak ne olur?  

Eğer ışıltılı bir spiritüel hale ulaşmak için çok fazla çabalamış olduğunuzu hissediyorsanız belki de artık gerçek koşulsuz sevginin gücünü deneyimlemek için kendinizi açma ve teslim olma zamanı gelmiştir. Ve şifalandırmak için, yalnızca bu deneyimin içindeyken, içinden bu sevginin akabileceği bir kanal olabiliriz. 

Bahar gündönümüne yaklaştıkça, yeni ürünlerin ortaya çıkışını düşünmeye meyilliyiz. Hepimiz sevginin yeni ürünleri, çiçekleri, bitkileri, tomurcukları, sebzeleri vd. nasıl beslediğini biliyoruz. Hepimiz sevgiyle bakılan bir bahçenin diğerlerinden farkına şahit olduk. Bir bahçeye sevgi vermeye çalışıyor muyuz? Yoksa bu bir varoluş hali midir?  

Bir bebeğe sevgi vermek için çabalar mıyız? Bir aile üyesine veya hayat arkadaşımıza sevgi vermek için çabalar mıyız? Yoksa yalnızca gerçek sevgiyle bir varoluş haline mi gireriz?

Bütün bu soruları soruyorum çünkü gezegende bir hızlanma deneyimliyoruz gibi görünüyor. Ve şimdi gerçek sevginin gücünün içimizden akışını deneyimlememizin zamanıdır. Ancak bu rasyonel bir “eğitim” yolu ile öğrenilebilecek bir durum değil. Bu kuvvetin güzelliğini ve gücünü deneyimlemek için kutsallığın yardımına ihtiyacımız var.

Her güne şunu söylerek başlayın “İlahi güce, evrenin yaratıcı gücüne yaradılışımdaki sevgiyi deneyimine açılmama yardım ettiği için şükranlarımı sunuyorum”. Bunu hergün yapmaya devam edin. Küresel bir topluluk olarak buna hergün hep birlikte açıldıkça, sevgi her birimizden tekrar akarak dönüşüm ve şifalanma yaratacaktır.  

Dışarı çıkın ve yeryüzüyle bağlantınızı hissedin. Yaşam için sevgi enerjisinin zihinsel bir kavramdan tüm yaşamı, yeryüzünü ve elementleri besleyen gerçek bir enerjiye doğru evrilmesini deneyimleyin. Yere “SEVGİ” kelimesini yazın. Sevginizi yeryüzüyle paylaşın.
Bahar gündönümünde sabah kalktığınızda aynaya bakın ve yaydığınız ışığı, gözlerinizdeki parlaklığı fark edin. Kendinizi ışık saçarken algılamıyor bile olsanız, öyle olduğunuzu kabul edin. Algımız gerçekliğimizi yaratır. Işığınızı beslediğinizde sizden yayılır.

Birkaç derin nefes alın ve hem kendinize hem de yaşama olan sevginizi deneyimleyin. Kendinizi sevebildiğinizde sevginizi diğerleriyle paylaşabilirsiniz.

Ve bugün boyunca konuştuğunuz herkese gözlerinin nasıl ışıldadığını veya ne kadar aydınlık ve harika göründüklerini söyleyin. Kalbinizden nefes alın ve evrensel sevginin aracı olun. Bunları yaptığınızda neler olduğunu izleyin. Size garanti ederim ki, karşılaştığınız herşeydeki ışığı kabul ettiğiniz ve sevgiyi iletmeye istekli olduğunuz her yerde gülümsemelerden oluşan zincirleme bir reaksiyon başlatacaksınız.
Çeviri: Simin Uysal

İşaretlerle Nasıl Çalışmalı - Sandra Ingerman

Sandra Ingerman

 
Yerli geleneklerinde doğada bulunan herşeyin canlı ve bizimle etkileşim içinde olduğuna inanılır. Doğa her zaman bizimle iletişim halindedir ve bu sıklıkla işaretler ve yoralar göstermek şeklinde olur.

İşaret ve yoralarla çalışmak bize yaşamın akışıyla uyum halinde olduğumuzu gösterir. Fizik, birlik durumunu anlatmak için “birleşik alan” terimini kullanır. Yerli kültürlerinde kullanılan terim ise yaşam ağıdır.

Tek bir evrensel güce bağlıyız ve doğanın parçasıyız. “Yaşam ırmağı” ile birlikte aktığımızda evren bizleri sağlıklı ve bilgece kararlar almaya yönlendiren işaretler gösterir.  Bize verilen bu günlük mesajlara farkındalığımızı artırdıkça, bu işaretleri hem doğa hem de kentsel ortamlarda yürürken alırız. 

Yaşamınızda, bir sonraki adımınızla ilgili sorularınızı taşırken, eğer dikkat ederseniz evren size her zaman bir işaret vermekte. Ve spiritüel geleneklerde bu işaretlere yora da denilmektedir. Bu evrenin bize takip etmemiz için ekmek kırıntıları bırakması gibi bir his. Mantıklı anlayışımızın ötesindeki yollarla rehberlik almamız için yönlendiriliyoruz. 

Doğada yürüyüş yaparken, hatta işe giderken bile sorunuza cevap verebilecek özellikleri taşıyan bir hayvanın görüntüsüne rastlayabilirsiniz. Bulutlarda oluşan şekillerin metaforik yanıt oluşturduğunu farkedebilirsiniz.

Tamamen yabancı biriyle tanışıp sohbet ettiğiniz sırada kendinizi aklınızdaki soruya veya yaşadığınız soruna dair bir cevap alırken bulabilirsiniz.  

Bazen işaretler bir soru hakkında düşündüğünüz esnada radyoda çalınan bir şarkının sözlerinde size gelir. Yaşamınızdaki bir soruna odaklanmışken yanınızdan geçen bir otobüsün üzerindeki reklam panosu size ilham veya çözüm içeren sözcükler sunabilir.Bir kitabı karıştırırken ihtiyacınız olan ilhamı size veren mükemmel bir cümle veya bir paragrafla karşılaşabilirsiniz.   

Yoraların sorunuza bir cevap mı yoksa tesadüf mü olduğunu merak edebilirsiniz. Albert Einstein, bize tesadüfün Tanrı’nın tanımsız kalma yöntemi olduğunu hatırlatır. 

1980lerde kendimi zor zamanlar yaşarken buldum. Bir gün evrene dua ettim. “Lütfen bana izleyebileceğim açık işaretler yolla” dedim. 

O günden itibaren anladım ki, dikkat ettiğim sürece, yaşam bana sağlıklı seçimler yapmam için gerekli tüm yora ve işaretleri verir. Elbette ki işin anahtarı dinlemek ve farkında olmak.

Hepimizin yaşamlarımızdaki geçmiş olayları düşündüğünde işaretleri görmezden geldiğini farkettiği zamanlar olmuştur.  Aldığımız bilgiyi görmezden gelmeyi tercih etmiş veya verilen rehberliğin farkına varmamış olabiliriz. Çoğumuz uykuda ve dış uyaranların yarattığı transta yaşıyor. 

Bize gösterilen rehberlik ve yardımın farkına her zaman varamıyoruz. Bize verilen işaretlere uyanık değiliz. Zihinlerimiz çoğunlukla çok meşgul ve en yüksek hayrımız için evrenin bize gösterdiklerini farkedemeyecek kadar dikkati dağınık.

İşaret ve yoraları izlemeye başlamak için iyi yollardan biri doğada yürüyüş yapmak. Yürüyüşten önce rehberliğe ihtiyacınız olan bir soruyu düşünün. Yaşamınızı etkileyecek bir seçim yapmayı düşünüyor olabilirsiniz. Bu konu hakkında düşünün ve bir işaret almaya niyet edin.

Yürüdüğünüz esnada doğanın güzelliğinin zihninizi sessizleştirmesine izin verin. Yalnızca gözlemci olun. Derin nefesler alın. Size içgörü sağlayabilecek bulut oluşumları olup olmadığını farkedin.İşaret olabilecek özelliklere sahip bir hayvan, kuş, böcek, vs. görebilirsiniz. Hayal gücünüzü kullanın ve yalnızca dikkatli kalın.

Yaşamınızla ilgili bir değişiklik yapmaya karar verdiğinizde yürüyüş yapın ve onaylayıcı bir işaret isteyin. Yeni kararınıza odaklanmışken nereden geldiği belli olmayan bir esintinin çıkıp size “evet” diye fısıldadığını hissedebilirsiniz. Yaşamınızda değişiklik yaptığınızı hayal ettiğiniz sırada güzel bir kelebek gelip elinize konabilir. Gökyüzü bulıutlarla kararmışken, yapacağınız değişikliği düşündüğünüz sırada bulutların aralanıp güneşin parladığını görebilirsiniz. Yaşamınızda yapmayı düşündüğünüz değişiklikleri düşünürken yanından geçmekte olduğunuz ağacın yaprakları size onaylandığınız hissi veren şekilde hışırdayabilir. Bu şekilde çalışırken doğanın size verdiği cevaplarla ilgili sezgilerinize güvenmelisiniz.

Israrcı ve uygulama yapmaya istekli olun. İlk denemenizde doğayla bağlantınızı hissedemeyebilirsiniz. Niyetinizine tutunarak yürüyüşler yapmaya devam edin.

Evde, işte veya okulda sezgilerinizin sizi raftaki bir kitaba götürmesine izin verin. Bir sayfayı açın. Sayfayı okuyun ve önemli bir mesaja yönlendirilip yönlendirilmediğinize bakın.

Eski arkadaşlarınız veya yabancılarla eşzamanlı karşılaşmalarda edilen gelişigüzel sohbetlerin size bir şekilde ilham veren veya yardımcı olan, büyük bir bilgelik taşıyıp taşımadığını farkedin.         

Bunları giderek daha fazla yaptığınızda, yolunuzun sizin için aydınlatıldığını görecekseniz. Evrenin şifalanmamız, büyümemiz ve evrimimize nasıl katıldığına farkındalığımızı açtıkça yaşam da daha derin bir anlam kazanır.