Dönüşüm Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dönüşüm Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2013 Cuma

Dönüşüm Haberleri Temmuz 2013


Dönüşüm Haberleri Temmuz 2013             

Sandra Ingerman

Dünyanın dört bir yanında sel, yangın ve şiddetli fırtınalardan etkilenen tüm yaşama sevgi ve ışık yaymak için kalplerimizi topluluk olarak,birleştiriyoruz. 

Yeryüzü’nün bize yansıtacağı uyumlu bir hayatı yaşamaya olan bağlılığımızı yineliyoruz.

Avrupa’da ders veriyordum ve yeni döndüm. Çalışmalarımıza son derece bağlı harika insanlarla dolu gruplarım olduğundan çok derin deneyimler yaşadım. Yeniden Avrupa’da olmak da bir ödül gibiydi. Hem Almanya hem de İskoçya’da ders verdim ve bu iki ülkeyi ziyaret etmek için yılın güzel zamanlarıydı. İskoçya’nın tepeleri mavi çan çiçekleriyle kaplıydı. Hayranlık verici bir manzaraydı ve hava da onların tatlı kokularıyla kaplanmıştı.  

İskoçya’da Yeryüzü için Şifa ve Spiritüel Işıkla Şifa eğitimi verdim. Eğitimde öğrettiğim tüm uygulamaları günlük olarak yapıyorum. Fakat eğitim sırasında kendi yaşamımda derinleştirmem gereken uygulamalar hakkında daha derin düşünme olanağı buldum.

Daha fazla odaklanmam gerektiğini fark ettiğim uygulama ise, diğerleri ve dünyaya neyi ve nasıl yansıttığımız. Atölyelerimde kullandığım örnek ise çok yıllar önce yaşadığım bir olay.

Uzun dönemli bir eğitimin parçası olan bir atölye çalışmasında eğitim vermek için gitmiştim ve bu nedenle de grubumdaki herkesi oldukça iyi tanıyordum. Eğitimin ilk gününde bir kadın yanıma gelerek iyi olup olmadığımı sordu. Beni hiç bugünkü kadar yorgun görmediğini söyledi. Aslında yorgun hissetmiyordum ama bana bunu söylemesinden sonra enerjimin çarpıcı biçimde düştüğünü fark ettim. Bundan bir dakika sonra başka biri yanıma gelerek beni hiç bu kadar ışıltılı ve dinlenmiş görmemiş olduğunu söyledi. Enerjimin anında değiştiğini ve parlaklığın benden akışını hissettim

Bu, algımızın gerçekliğimizin yarattığı Yeryüzü için Şifa öğretisine dayanıyor. İnsanlar olarak tümümüz yansıtıyoruz. Diğerlerine ve dünyaya acı yansıtabilir ya da canlı olan herşeydeki pırıltıyı ve ilahi ışığı görebiliriz.  

Beslediğimiz büyür. Çekilen acıları algılayışımızla ilgili yansıttıklarımızı besledikçe bu enerji daha da büyür. Güzellikler ve işe yarayanlara ilişkin algıladıklarımız yoluyla yansıttıklarımızı besledikçe güç ve güzelliğin enerjisini besleriz.

Bunu yapmak, güçlükleri gözardı etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Fakat dünyaların arasındaki perdeyi aralayıp da insani şartlanmaların ötesine baktığımızda gördüğümüz şey güzellik, sevinç ve sağlıktır. 

Algılarımızdaki değişimlerin, içinde yaşamak istediğimiz dünyayı yaratmanın ne denli önemli bir parçası olduğu hakkında derinlemesine düşünmemiz gerekir.  Zira yolunda gitmeyen şeylerin enerjilerini besledikçe daha fazla sorun meydana getiririz. Güzelliğe odaklandıkça ise tüm yaşama canlılık gelir. Yaşadığımız zamanlar son derece yoğun ve değişimlerle dolu olduğu için bunu yapmanın ne denli zor olabileceğinin de farkındayım. Fakat aynı zamanda da bu, sürdürülmesi gereken önemli bir uygulama. 

Bu, enerji ve beslemeyi seçtiğimiz enerjilerle ilgili. Ve yaratılan gerçekliği değiştiren algımızı değiştirmemize yardımcı olabilecek, gündelik yaşantımızda yapabileceğimiz son derece pratik değişiklikler mevcut.  

Arkadaşlarınıza, sevdiklerinize ve medyada gösterilen insanlara baktığınız zaman tanıdığınız birinin veya çeşitli grupların nasıl acı çektiğine odaklanıp odaklanmadığınızı fark edin. Yaşadıkları şeyler nedeniyle insanlara şefkat duyabiliriz. Fakat insanlara acımak ve çektikleri acılara odaklanmak bunu yansıttığınız insanlar için ağır enerjiler yaratır. 

İnsanlarla konuştuğunuz sırada onların güzellik ve ilahi ışıklarının enerjisini beslemek için odaklanabileceğiniz bir şeyi fark edin. Haberleri seyreder veya gazete okurken, haberin odaklandığı insan gruplarının cesaretleri, güzellikleri, güçleri ve ilahi ışıklarına odaklanın.

Bunu yapmak enerjiyi değiştirir. Bunu yapmak algınızı değiştirir ve yükseldiğinizi hissedersiniz ve enerji düzeyinde de çevrenizdeki herkesin enerjisini yükseltirsiniz.


Aynada kendinize bakarken, ne kadar yorgun göründüğünüze veya yaşınızı nasıl gösterdiğinize odaklanmayın. Ne kadar güzel olduğunuza ve gözlerinizde parlayan ışığa odaklanın.

Bunu yaptığınızda hissetiklerinizin nasıl değiştiğini fark edin. Ayrıca, sessizce diğerlerinin güzelliği, gücü ve ilahi ışığına odaklandığınızda enerjilerinin nasıl değişebildiğini fark edin.Bunu yaptıkça gerçek bir değişimin farkına varacaksınız.

Yaşama en iyiyi nasıl yansıtabileceğimizi öğrenmeye ihtiyacımız var. Şu anda, topluca tüm yaşama ve gezegenin kendisine acı yansıtıyoruz. Gerçek şifanın yaratılması için gerekli enerji değişimine tanıklık edebilmemiz için bunun değişmesi gerekli.

Diğer insanlar ve dünyaya en iyisini nasıl yansıtacağınızı öğrenmede size yardımcı olabilecek bir çalışma daha var.

Zengin ve verimli bir içsel bahçe yaratmak üzerine çok yazı yazmıştım. Verimli ve zengin bir içsel doğayı beslememiz gerekli. 

Yerli halkların gözlerinde parlayan ışık, geliştirmiş oldukları içsel dünyanın derinliği ve zenginliğinden gelir.

Eğer içsel dünyamız kıraç ise diğer insanlara ve dünyaya baktığımızda, dışımızdaki dünyayı da kıraç olarak görürüz. Eğer boş hissedersek dışımızdaki dünyayı da boş olarak görürüz.

2011’de Huffington Post için “Zengin Bir İçsel Dünyayı Nasıl Yaratmalı” başlıklı bir makale yazmıştım. Makaleyi, bu bağlantıya tıklayarak okuyabilirsiniz: http://samanizmveruyalar.blogspot.com/2012/09/zengin-bir-icsel-bahceyi-nasl.html

Zengin bir içsel bahçe ve  içsel dünya yaratırken çalışabileceğiniz başka bir uygulama ise şöyle:

İskoçya’da verdiğim eğitimden sonra, eşim Woods ile birlikte eğitime ev sahipliği yapan Stephen ve ailesiyle vakit geçirdik. Eğitimi organize etmiş olan Stephen, uzun yıllardır öğrencim ve zamanla da iyi birer arkadaş olduk. 

Geçtiğimiz 10 yıl boyunca eşim ve ben, Stephen ile çok güzel zamanlar geçirdik ve eğitimden sonra da bir kaç gün birarada olmak bir zevkti.   

Stephen Woods’u gerçekten sever ve birlikte oldukları zamanı daima şakalaşarak ve gülerek geçirirler. Stephen Woods’u onurlandırmaya ve aile klanına dahil etmeye karar verdi.

Böylece, bir gece Woods için bir seremoni yarattı. Stephen’ın eşi ve ben de seremonideydik. Hem Woods hem ben, Stephen’ın sözlerinden ve yaratmış olduğu seremoniden çok etkilendik.

Seremoninin sonunda elele tutuşarak kalplerimizden geçen sözleri paylaştık. Konuşma sırası bana geldiğinde kendimi ailemden bahsederken buldum. Atalarım kabileseldi ve ailemin kabilesinin Stephen’a doğru sevgiyle ortaya çıktığını hissettim.

İçimde derin bir köklülük hissettim. O anda içsel dünyamın son derece derin ve zengin olduğunu hissettim. Bu hissi anlatacak sözcükleri bulamıyorum. Benliğimin her hücresini dolduran derinlemesine bereketli böyle bir toprağın hissini daha önce yaşadığımı hatırlamıyorum. 

Çoğumuz atalarımızdan neleri almamış olduğumuza odaklanırız. Fakat, hayatta olduğumuz gerçeği atalarımızdan gelen bir zenginliği ve onların armağanlarını taşıdığımızı gösterir.

Kitaplarımda ve atölye çalışmalarımda katılıcımlardan anne ve babalarının taraflarından hangi güç ve armağanları taşıdıkları üzerine yolculuk yapmalarını istiyorum.

Fakat atalarının çizgisinden taşımakta oldukları saf enerjiyi deneyimlemelerini veya bunun üzerine bir yolculuk yapmalarını hiç istememiştim. İnanıyorum ki, bunu yapmak, bize bütünlenme ve bu muhteşem yeryüzüne köklenme hissinin yeni bir düzeyini hissettirecektir. 

Sessizlik içinde olmaya biraz zaman ayırıp, dinginleşerek, anne ve babanızın taraflarının enerjilerini deneyimlemeye çalışın. Atalarınızın kim olduğunun, ne yaptıklarının veya yapmadıklarının bir önemi yok. Onlar yeryüzünün parçasıydılar ve size de yeryüzünde yaşamanın zenginliğini aktardılar. Ve bunu deneyimlemek, size içsel dünyanızın toprağında büyüyen derin bir gücü hissetmenizde yardımcı olacak.   

İçsel dünyanızı beslemek ve derinleştirmek konusunda ne kadar çok çalışırsanız dünyaya sevgiyi, ışığı, güzelliği ve şükranı yansıtmak da o kadar kolaylaşır. Zira kendinizi içinizde boş ve kıraç hissettiğinizde diğerlerine güzelliği yansıtamazsınız. Güzelliği ilk önce içinizde hissetmek, deneyimlemek ve taşımak zorundasınız.   

Dolunay 22 Temmuz’da. Haydi içimize yolculuk edelim ve bütünlüğümüzü, parlaklığımızı ve ilahi ışığımızı deneyimlemek için derinliğin ve güzelliğin olduğu yerden bağlantı kuralım. Kendinizi sevgi yayan ve bu sevgiyi yeryüzün derinlerine ve tüm yüzeyine yansıtan küresel bir topluluğun parçası olarak hissedin. Topluca yaydığımız ışığımızın muhteşem yeryüzümüzün derinlerinde ve çevresinde insanların oluşturduğu ışık ağını örmesine ve beslemesine izin verin.  

Eğer Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız dolunay seremonimizin detayları için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz.


Birkaç gün önce bir rüya gördüm. Rüyamda ölümcül bir hastalık tanısı konmuş bir kadınla konuşuyordum. Benden tavsiye istedi. Ona verebileceğim en önemli tavsiyenin ümidini kaybetmemesi olduğunu söyledim.  

Zira ümidimizi kaybettiğimizde devam etmenin amacı nedir ki? Söylediklerime o da katıldı, bana teşekkür etti ve rüya sona erdi.

Bu denli büyük değişimlerden geçerken ümitli olmayı sürdürmek çok önemli. Zamanımızın dalgalarıyla başa çıkmada bize yardımcı olacak anahtar bu.  

Yeryüzü için Şifa, Toksik Düşünceleri Nasıl Şifalandırmalı ve Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli’ye de olan, Dönüşüm Haberleri’nde yazdığım uygulamaları yaparsanız daha fazla güç, metanet ve de en önemlisi ümit deneyimlersiniz

Michigan School of Integrative Medicine’nin kardiyak çalışması kapsamında Yeryüzü için Şifa’yı öğrettiğim sırada, Yeryüzü için Şifa grubunun uzun dönemli ümit duyguları deneyimlediğini gördük. Ümit, sağlık ve esenlik durumunu yaratma ve sürdürmenin anahtarıdır.   

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Dönüşüm Haberleri Haziran 2013

Dönüşüm Haberleri Haziran 2013  

Sandra Ingerman               

Annem Lee Ingerman’ın vefatı sonrasındaki nazik sözleriniz, güzel mesajlarınız, dualarınız, sevgi ve desteğiniz için hepinize teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten de almış olduğum her e-postaya ve karta yanıt vermek istedim ama bunu yapmam mümkün olmadı. Umarım size geri dönen sevgi ve teşekkürlerimi hissetmişsinizdir.

Bu benim için derin bir tefekkür zamanı. Yaşamımın son dört yılı ebeveynlerime bakma etrafında gelişti. Ve zaman içinde işleyecek çok şeyim var.  

Hepimiz yaşam deneyimlerimizi cisimleştiririz. Deneyimlerimiz hücrelerimize yerleşir ve bizi pek çok yolla şekillendirirler. Zorlu yaşam deneyimlerini değiştirme ve dönüştürme yeteneğine sahibiz, yani onları hissetme ve bize nasıl rehberlik edeceklerine ve şekillendireceklerine karar verme yeteneğine.  

Daima güçlükleri büyümemize yardımcı olacak araçlar ve armağanlar olarak kullanma ve evrilme seçeneğine sahibiz.  

Yaşam deneyimlerinin yerleşmesine ve bizi sertleştirmesine izin verebiliriz. Ya da pozitife odaklanabilir ve canımız yanıyor bile olsa gülümseyebilir ve güzel bir söz söyleyebiliriz. Bu bizi değiştirir ve en karanlık zamanlarda bile ışıklandırır. Geçmiş yıllarda yaşamın zorlukları arasında sıkışmış olabilecek annemin, yaşamının son yıllarında nasıl daha huzurlu ve parıltılı olduğuna şahit olmak çok güzeldi.

Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli adlı kitabımda Çinliler tarafından hapsedilmiş Tibetli bir rahibenin öyküsünü paylaşmıştım. Uzun yıllar hapiste kalmış ve işkence görmüştü.  

Bu güzel rahibe Santa Fe’de bir kitapçıdaydı. Birisi ona başına gelenlerden sonra nasıl şifalandığını sordu. Zira Tibetli rahibe artık pırıl pırıl ve mutlu biriydi. Rahibenin cevabı, kendi kendisine mantra gibi sürekli biçimde  “Her şey için teşekkür ederim. Hiçbir şeyden şikayetim yok” dediği oldu. Bu tavır değişikliği onda şifalanma ve yaşamı algılamasında değişiklik yaratmıştı.

Kendi yaşamımda, kendimi kötü hissettiğimde yürüyüş yaptığım sırada ziyaret ettiğim en sevdiğim ağaçlardan birini düşündüğümü fark ettim. Ellerimi gövdesine koyduğumu ve doğa ile derin bağlantımı ve doğaya olan sevgimi hissettiğimi hayal ederim. Bu kendimi iyi hissetmeye devam etmemde yardımcı olur.  

Annem, yaşamının sonunda, yaşamış olduğu güçlükler yerine sevdiği şeylere odaklandı. Ben de ilişkimizdeki güçlükler yerine, ebeveynlerimi ne kadar çok sevdiğim ve harika anılarımıza odaklanma seçimini yaptım.   

Odağımızı sevdiğimiz şeylere çevirmek nöral yollarımızı değiştirir ve acı yerine sevinç hissetmek için yeni olanaklar yaratır. Yaşadığımız acıyı veya deneyimlediğimiz zorlukları inkar etmiyoruz. Ama yaşam deneyimlerimizin duruşumuzu ve sevgi ve ışığın bizden ışımasına izin verme becerimizi nasıl şekillendireceği seçimine sahibiz.  


21 Haziran’da yaz/kış gün dönümünü kutluyoruz. Yaşamda nelerden geçmiş olursak olalım, şu anda kim olduğumuz bunlar üzerine yapılanmıştır. Hepimiz tüm çabalarımızın en güzel meyvelerini verdik.  

Haydi güzel varlıklar olarak büyümüş ve evrimleşmiş bizlerden yetişen meyvelerin güzelliği üzerine düşünme seçimini yapalım. Şu anda olduğunuz halinizi kutlayın. Bunu yaparken size verilmiş yaşam için doğa ve evreni onurlandırmış olacaksınız.  

Annem yaşama karşı büyük bir tutku duyardı. Yaşamın değerli bir armağan olduğuna inanırdı. Onun yaşamını onurlandırmak için en iyi yolun ebeveynlerim, atalarım, toprak, hava, su, güneş ve evrenin gücü tarafından verilmiş yaşamım için derin bir şükran duymak olduğunu hissediyorum. Şükran uygulamalarım daima olmuştur ama son zamanlarda şükran halim içimdeki daha derin bir yerden kaynaklanıyor. Şükranımın derinliği şimdi daha fazla.   

Yaşamlarımız için derinden şükran duymak yaşam kaynağımızı onurlandırır. Şimdi bize verilmiş yaşam armağanını kutlamanın zamanıdır.

Bu gün dönümünde atalarınızın, toprağın, suyun, havanın ve güneşin size vermiş oldukları üzerinde derinlemesine düşünmek için zaman ayırın. Şükran halinizin derinleşmesine ve yaşamı kutlayarak sizden akmasına  izin verin!

Son birkaç yıldır koşulsuz sevgi, ışık, sevinç ve şükran üzerine yazıyorum. Bu bilinç durumları daima kim olduğumuzdur ve dışsal koşullara bağlı değildir.

Yaşamın getirdiği her şey bizi, koşulsuz bilinç durumlarının içimizden yükselerek dünyaya akmasına izin verdiğimiz içsel kuyumuzun derinliklerine götürür.  

Gün dönümünde kendi kuyunuzun ne kadar derinleşmiş olduğu hakkında derinlemesine düşünmek için zaman ayırın.


Haydi topluluğumuzdaki herkese sevinçli bir gün dönümü dilemek için kalplerimizi birleştirelim! Işığınızın, sevginin ve şükranın sizden akarak güzel gezegenimizdeki tüm yaşamı beslemesine izin verin. Gün dönümü kutlu olsun!

Bu şükran ve takdir halini, bir ilahi ışık ve koşulsuz sevgi ağı yaratarak  muhteşem yeryüzümüzün içindeki ve çevresindeki her canlı varlığa dokunan dolunay seremonimize örün.

Yaşam değerlidir! Haydi yaşamı kutlayalım ve onurlandıralım!

Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız detayları ve dolunay seremonilerimize nasıl katılacağınızı öğrenmek için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz. 

27 Nisan 2013 Cumartesi

Dönüşüm Haberleri Mayıs 2013


Dönüşüm Haberleri Mayıs 2013                   

Sandra Ingerman


Bu Mayıs ayı boyunca dengeye odaklanmamızı istiyorum.

Beden, zihin ve ruhuz. Sıklıkla bedensel duyumlarımızda kaybolur ve bedenden daha fazlası olduğumuzu unuturuz. Diğer yandan da bazen, fiziksel sağlığımızı koruyabilmek için beslenme, egzersiz ve dinlenmeye ihtiyaç duyan bedenlerimizle ilgilenmeyiz.    

Sorunlu düşüncelerimiz, tavırlarımız ve duygularımızın içinde boğulabiliriz. Diğer yandan da spiritüel baypas olarak adlandırılan şeyi yapabilir ve bize spiritüel ve duygusal düzeyde rahatsızlık veren nedenleri görmeyi reddedebiliriz. Bu inkar ve bastırma ise sonuçta sağlık durumumuzu etkiler.  

Bizler ruhuz ve birer bedene ve zihine sahibiz. Bedenimiz, ruhumuz için bir araç ve antik Mısırlıların da inandığı gibi, ruhumuzun tapınağı. Bazen gündelik stres ve sıkıntılara öyle odaklanırız ki ışıldayan ruhumuzu ve ruhumuzun akışını, güzelliğini ve zarafetini deneyimleyemeyiz. Fakat ruhumuz daima oradadır. Bazı durumlarda da yalnızca ruhtan ibaret olduğumuzu, diğer şeylerin önemli olmadığını söyleyerek ihtiyaçlarımızı karşılamayız.

Pek çoğumuz için sarkaç abartılı biçimde salınır. Yaşamlarımızda dengeyi yaratmak için bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuzun her birine ilgi göstermeliyiz.

Her düzeyde neler olduğunu teslim ederken beden, duygular veya zihinle  aşırı özdeşleşmemek işin anahtarıdır. Dengeyi yaratan budur.

Yeryüzü için Şifa ve Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli kitaplarımda Psikosentez adlı terapi dalının yaratıcısı olan Roberto Assagioli’den aldığım “Özdeşleşmeme” adlı bir uygulamayı paylaştım.

Bu egzersizin özünde bir bedenim olduğu ama bir beden olmadığımın farkına varmak var. Duygularım var ama ben duygularım değilim. Bir zihnim var ama ben zihin değilim. Bir varlık, süreklilik ve içsel denge hissine sahip olanım. Ben kimliğin merkezi ve saf bilincim.

Fiziksel, duygusal veya zihinsel olarak olan birşeyle kendimi aşırı biçimde özdeşleştirdiğimi fark ettiğimde kendi kendime yukarıdaki paragrafı tekrar ediyorum. Bu yolla, yaşamakta olduğum güçlükleri teslim ederken aynı zamanda da bunların içinde kaybolmuyorum. Bunların üzerine çıkabiliyor ve daha geniş bir perspektife sahip oluyorum ki bu da beni daima denge durumuna getiriyor.  

Paskalya’dan önceki Cuma sabahı bir rüya gördüm. Rüya çok karmaşıktı ve tüm detaylarını paylaşmayacağım.

İlk başta, Orta Çağ’da bir savaş sahnesindeydim. Savaş çok kanlıydı ve insanlara işkence ediliyordu. Sonra sahne değişti ve spiritüel şifayla ilgili insanların bulunduğu bir konferanstaydım. Şahit olduğum savaş sahnelerinin bir Hollywood filmine ait olduğu anlaşıldı.

Konferansta filmin yıldızlarından bazıları sahneye çıktılar. Hepsi de genç ve sarışındılar, elbiseleri beyazdı ve yüzleri kocaman gülüşlerle parlıyordu. Konferans katılımcıları onlara filmde oynadıkları rollerle ilgili olarak neler hissettiklerini sormaya başladılar. Gerçek bir çarpışmaya değil de film sahnelerine şahit olduğumu farkettiğimde rahatladığımı hissettim. Rüyada bana, tüm yaşamın bir rüya olduğu ve tıpkı oyuncuların bir filmde oynadıkları gibi  rollere büründüğümüz hatırlatılıyordu.

Bu konuda daha önce de yazmış olduğumu biliyorum ama rüya yaşam denen bu filmde hepimizin birer oyuncu olduğu hakkında bir hatırlatmaydı. En zorlu zamanlarda, bize neredeyse işkence ediliyormuş gibi hissettiğimizde bile dünyasal deneyimimiz yoluyla öğrenen ve evrimleşen o parlak ışıklarız.

Kendimizi fiziksel, zihinsel ve duygusal düzeyde olup bitenlerle birazcık daha az özdeşleştirmeyi öğrendiğimiz zaman, geriye çekilebilir ve oynadığımız rolü incelemeye başlayabiliriz. Şimdi yeni bir rol veya yeni bir karakteri oynamanın zamanı olduğu seçimini yapabiliriz. “Bu karakteri çok uzun zamandır oynuyordum ve şimdiyse yeni bir rol edinmenin zamanı” demek seçeneğine sahibiz.   

Yeni bir rol oynamaya hazırlanan bir karakter oyuncusu olarak kendimizi rolümüze çok derinden kaptırıyoruz. Bunun bir rol olduğunu ve değişiklikler yapabileceğimizi unutuyoruz. Bazen kaderimizde öğrenmemiz gerekli olan dersleri öğrenmek için kendimizi rolümüze tamamen kaptırmak zorunda oluruz. İlerleyebilmek için, hangi zamanın artık değişiklik yapma ve yaşamda belki de yeni bir rolü keşfetme zamanı olduğunu bilmek zorundayız.

Mayıs ayında bu konuda derinlemesine düşünmek için zaman ayırabilirsiniz.

Dolunay 24 Mayıs’ta. Haydi karşı karşıya olduğumuz güçlüklerle kendimizi özdeşleştirmeyi bırakalım ve ilahi ışık olduğumuzu ve evrensel bilinç, ışık ve koşulsuz sevgi için araç olduğumuzu hatırlayalım.

Haydi hep birlikte güzel gezegenimizi içinden ve çepeçevre sarmalayan ilahi ışık, sevgi ve sevinç ağını örmeyi sürdürelim.

Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız dolunay seremonimizin detayları için lütfen
İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz.

27 Mart 2013 Çarşamba

Dönüşüm Haberleri Nisan 2013


Dönüşüm Haberleri Nisan 2013          

Sandra Ingerman

Bir şamanik şifacıyla sohbetimiz esnasında sizinle paylaşmak istediğim bir başlık gündeme geldi. İnisiyasyonlar hakkında yazdıklarıma eklemek için önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.

Kitaplarımda ve atölye çalışmalarımda, ciddi bir hastalık tanısı konmuş bir danışan, arkadaş veya sevdiğimiz biriyle çalıştığımız sırada ortaya çıkabilecek hassas bir konuyu öğretiyorum.

Bazen bir danışan ya da sevdiğimiz bir kişi, yolculuk yapanlarınızdan ölüp ölmeyeceklerine dair bir öngörü için bir yardımcı ruha danışmanızı isteyebilirler. 

Konu şu ki, eğer bir kimseye yaşamını tehdit eden bir hastalığın tanısı konmuşsa ve iyileşmişse, şifalanmak için bir düzeyde ölecektir. Bu biçimde bir şifalanma sağlıklı bir yaşamı desteklemeyen pek çok şeye ölmeyi içerir. 

Eğer bir yardımcı ruha yolculuk yapar ve danışanınızın, arkadaşınızın veya sevdiğiniz bir kişinin ölüp ölmeyeceğini sorarsanız alacağınız cevap evettir.  Eğer bir yardımcı ruha yolculuk yapar ve danışanınızın, arkadaşınızın veya sevdiğiniz bir kişinin yaşayıp yaşamayacağını sorarsanız, alacağınız cevap evettir. Çünkü ruhumuz sonsuzdur.

Kendi uygulamamda bazen doktorun kendilerine ölümcül hastalık tanısı koyduğunu söyleyen danışanlarım oluyor. Benden genellikle danışanımın ölüp ölmeyeceğini öğrenmem için yolculuk yapmam isteniyor. 

Bu durumlarda cevabım bütünlenmeniz için gereken şifayı icra edeceğim oluyor. Şifanın bir bölümü olarak kaybolmuş ruh (can) parçalarının bedene geri getirmek için  “soul retrieval” yapıyorum. Bunu yaptığımızda ruh artık süreçteki sonraki adımlara rehberlik ederek yardımcı olmak için var oluyor. Sonraki adımın ne olduğunu bilen yalnızca ruhumuzdur. Bazı kişiler için sonraki adım fiziksel ölüm, bazıları içinse bu yaşama devam etmektir. 

Yaşam, içsel ışığımızın, ilahi doğamızın ışıyabilmesi için yaşamımızın belirli yönlerine öldüğümüz bir dizi inisiyasyondur. 

Kayıp parçalarımızı geri getirmeyi sürdürdükçe daha bilinçli bir biçimde yaşarız. Ve zamanımız geldiğinde de bilinçli biçimde ölürüz.   Anahtar, eski bilinç düzeylerine ölebilmek ve yenilerine tekrar doğabilmek için, yaşamın bize getirdiği armağanlara karşı bilinç düzeyimizi yükseltebilmek için bütünüyle burada bulunmaktır.   

Yaşamlarının son basamağında olan insanlarla çalışan yardım odaklı meslek sahipleri genellikle ölümle yüzleşmekte olan insanların nasıl ışıldadıklarını belirtirler. Bunu tanıdığım kişilerde defalarca gördüm. Beden çöktüğü sırada yayılmakta olan ışık son derece güzel ve hayranlık vericidir.

Ayrıca insanların, yaşamda, eskinin büyük bölümünün geride bırakıldığı ölüm deneyimleri yaratan inisiyasyonlardan geçerken aynı parlak ışığı yaydıklarını da görüyorum. Ölüm yeni bir şeyin doğmasına yol açar. Bir tür yaşam parçalanması yaşayan insanlar geriye yenilenmiş ve tazelenmiş hissederek dönerler. Hepimiz hamile bir kadının nasıl parladığını biliriz. Biz de daha derin ve daha bilinçli yönlerimizi doğururken aynı şekilde parlarız. 

Ölüm ve doğum süreçlerinin tümü bizi ilahi ışığın parladığı daha derin bir ruhsal düzeye götürür.

Geçen yıl, kalp kırıklığının nasıl kalplerimizi genişleterek, koşulsuz sevginin araçları haline gelmemizi sağladığı hakkında yazmıştım. Koşulsuz sevginin kişisel sevginin nasıl ötesinde olduğunu yazmıştım. Koşulsuz sevgi, kişilere ya da yaşam koşullarına bağlı olmayandır. Yaratıcının saf sevgisidir ve hem bizim hem de dünyanın yaradılışına katılmış olan sevgidir. 

İçsel Dünyamda da sevincin aynı koşulsuz özelliğe sahip olduğunu deneyimlemeye başladım.

Gerçek sevinç, sağlık, refah ve huzurun içimizde olduğunu ve spiritüel uygulamamızın anahtarının zengin bir İçsel Dünya yaratan içsel bahçemizi yetiştirmek olduğunu yazmaya ve öğretmeye devam ediyorum.

Kendi öğrenmem gerekenleri yazıyor ve öğretiyorum. Ve yaşamım da öğretilerimde paylaştıklarımı uygulamaya gerçekten adanmıştır. Yaşamım boyunca o gerçek içsel sevinç hissini ararken güçlüklerle karşılaştım.

Ve o içsel sevinci deneyimlemedeki engelimin sevinci dışsal dünyadaki koşullara bağlamam olduğunun farkına vardım. Fakat spiritüel bakış açısından sevinç koşulsuzdur. Sevinç, kişisel arzuların ötesindedir. Koşulsuz sevinç basitçe yaşamın kendisi için duyulan sevinçtir.  Bu maddi dünyaya yaşam sevincini tümüyle deneyimlemek için doğduk.  Ve yaşam sevincini koşulların ötesinde deneyimlemek için olan orijinal arzumuzla bağlantıya geçtiğimizde, koşulsuz sevgi gibi koşulsuz sevinci de deneyimleriz. Bu, huzur ve refahın spiritüel tanımları için de geçerlidir. Zira İçsel Dünyamızda kucakladığımız bu özelliklerin dışsal koşullarla hiçbir bağlantıları yoktur.

Dolunay 25 Nisan’da. Haydi içimize yolculuk edelim ve hem tüm yaşam için koşulsuz sevgiyi hem de hayatta olmanın koşulsuz sevincini deneyimleyelim. Son derece güçlü olan bu ilahi ışık, sevgi ve sevinç yerinden dünya gezegenini sarıp sarmalayan parlak bir ışık ağı örmeyi sürdürelim. 

Küresel çemberimizdeki herkes için transfigürasyon çalışmamızı sürdürelim.

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başlayanlarınız dolunay seremonimizin detayları için lütfen “
İnsanlardan Oluşan bir Işık Ağı Yaratmak”  yazısını okuyabilirler.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Dönüşüm Haberleri Mart 2013

Dönüşüm Haberleri Mart 2013               
Sandra Ingerman

Ocak ayında ölüm ve ölmek üzerine yazılan bir kitap için bir harika görüşme yapma fırsatım oldu. Bana sorulan sorulardan biri de “Yaşamımızın sonuna yaklaşırken yapmamız gereken önemli şeyin ne olduğunu hissettiğimdi.”    

Buna cevabım içsel huzuru bulmamızın önemli olduğunu hissettiğim oldu. Yaşamlarımızın sonunda, yaşamın bize ve bizim için getirdikleri ile barışmamız çok önemli. Çünkü insanların acı hislerle ayrıldıklarını görmek bana üzüntü veriyor. Bu dünyadan huzur dolu bir noktadan ayrılabilmek ne büyük bir armağan.   

Yaşamlarımız boyunca deneyimlediğimiz pek çok ölüm olduğunu yazmaya devam ediyorum. İnisiyasyonlar ve değişimler içeren geçirdiğimiz küçük ölümler var.   Ve sonra da fiziksel bedenlerimizden aşkın gerçekliğe geçiş yaptığımız büyük ölüm var.

Küçük ölümleri de fiziksel yaşamımızın sonunu da deneyimliyor olsak daima önemli olan içsel kuyumuzda derinlere inmek ve içsel huzurun olduğu yere gelmek. Çünkü çevremizdeki dünya değişmeye, büyümeye ve evrilmeye devam etmekte. Ve bize sunulan pek çok güçlük var. Ama bu güçlükler aynı zamanda da birer armağan. Güçlü bir içsel huzur hissini ne kadar çok sağlayabilirsek dengemizi kaybetmez ve yaşamın bize getirdikleri ile savrulmayız. Bu her zaman spiritüel bir yaşam sürdürmenin en önemli öğretilerinden biri olmuştur. Şimdi burada olduğumuzu ve dünyanın kendisinin de son derece çalkantılı bir döngüde olduğunu hissediyorum. Bizi çevremizdeki çalkantılara karşı koruyan ve tamponlayan o derin içsel huzuru bulmalıyız.  

Yıllardır öğretmekte olduğum spiritüel uygulamalarınızı sürdürdükçe İçsel Dünyanızı güçlendirecek ve içinizde yaşamakta olan huzur, zenginlik ve sağlığı bulacaksınız.

Geçen ay ruhun yolunu izlemenin ne kadar öenmli olduğu hakkında yazmıştım. Bu konuyla devam edersem, ruhun yolunu izlerken aynı zamanda kendimizi de nasıl onurlandıracağımızı öğrenmemiz gerekiiyor.

Bir çoğumuzun diğerlerinin istek ve ihtiyaçlarını karşılama ihtiyacı hissettiğimizde gerginleştiğini biliyorum. Yardımcı ruhlarım bu tarz davranışlarla bedenlerimizde nasıl enerjetik kaçaklar yarattığımızı gösteriyorlar.  
Bana gösterilen imajda yatay enerji kaçaklarının nasıl fiziksel ve duygusal düzeyde zayıflıklar yarattığını gördüm.

Bana kendimize sadık kalmanın ve enerjimizin dikey biçimde akarak bizi üzerimizdeki göklere ve toprağın köklerine bağlayacak  gerekli sınırları yaratmanın ne kadar önemli olduğu gösterildi. Bunu yapmayı sürdürdükçe ve içimizde güçlü ve merkezlenmiş bir hale kavuşunca, göğü ve yeryüzünü kalbimizde köprüledikçe, enerji bizden tüm yönlerde akar ve hem sevdiklerimize hem de tüm yaşama sevgi ve ışık yayabiliriz.

Sağlıksız enerjetik bağlantılarınızı Işık Kazanına salıvermeyi sürdürün. Bu seremoni hakkında
Aralık 2012 Dönüşüm Haberlerinde yazmıştım.

Dolunay 27 Mart’ta. Kendi içinizde derinlere kendi ilahi ışığınızın gücüne yolculuk yapın. Yeryüzünün çevresinde ve derinliklerinde güçlü ve ışıltılı bir ışık örmeye devam eden küresel topluluğumuza katılın. Bu örgü, sağlıksız koşulların oluşturduğu gerçeklik örgüsü çözülmeyi sürdürürken tüm yaşamı sevgiyle tutuyor. Hep birlikte gerçek sağlık ve uyum dolu bir yaşamı düşleyerek gerçekleştiriyoruz.

Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başlayanlar lütfen
İnsanlardan Oluşan Bir Işı Ağı Yaratmak yazısını okuyun.

Aylık dolunay seremonimizin açıklamalarına küresel topluluğumuz için bir şifalanma seremonisinin ayrıntılarını ekledim. Bunu yıllar önce eklemiştim. Yaklaşık geçtiğimiz bir yıldır bu çalışmayı sürdürmeyi teşvik etmediğimin farkına vardım.  

Spiritüel bir yolda olan birçok kişiden de duyduğum gibi gitgide daha çok sayıda insan fiziksel düzeyde güçlüklerle karşı karşıya. Çünkü yaşamlarımızda daha fazla uyum yaratmayı öğrenirken, fiziksel bedenlerimiz de değişerek yeni frekanslarla uyumlanmak zorunda. Bazen akan yeni enerjilerle yeniden dengelenmeden ve uyumlanmadan önce sağlık durumumlarımızda bir miktar uyumsuzluk deneyimleriz.  

Yıllar önce çemberimizdeki herkes için dolunayda nasıl bir transfigürasyon seremonisi yapabileceğimizi yazmıştım. Dolunayda insanlardan oluşan ışık ağını yaratmayı sürdürürken aynı zamanda da kendinizi bu devasa küresel çemberin içinde sırayla uzanırken görün. Çemberin ortasındayken kendinize çemberi oluşturanlar tarafından yayılan ışık ve sevgiyi absorbe etmek için izin verin. Sonrasında ortada uzananlara ilahi ışık ve koşulsuz sevgi yayanlara katılın. Çemberin içine ve dışına doğru olan bu hareketinizin kolaylıkla akmasına izin verin.

Yaşamın yolunda giderken her birimizi güçlendirmek için birlik olabiliriz. Sakin sularda seyrettiğimiz ve bundan keyif aldığımız zamanlar olacak. Ve çalkantılı sulara rastladığımız zamanlar da olacak. Bu, yaşam ve doğanın bir parçası olmaktır. Yaşam ırmağında giderken her birimize gerçek birer destek olabiliriz.

Gün dönümünü karşılıyor olmamıza ve bahara giriyor oluşumuza inanmak bana zor geliyor. Zamanın ne kadar hızlı ilerlediğine inanamıyorum!

Yaşadığımız zamanın gerçekliğe farklı şekilde bakmamızı gerektirdiğine inanıyorum. Her birlikte bizi yalnızca çevremizdeki somut dünyayı görmeye zorlayan kolektif inançlardan kurtulmak için çalışıyoruz.

Spiritüel öğretilerde hepimizin birbirimizle bağlantısını sağlayan bir yaşam ağı olduğu anlayışı vardır. Ve şamanizmin bir parçası da “herşeyin içinde yaşamakta olan ruh” olarak adlandırdığımızı onurlandırabilmek ve saygı göstermek için uygulamar bulmaktır. Yaşadığınız yerde yaşamı destekleyen bitki ve ağaçları onurlandırmak için yollar bulmak önemlidir. Ve hayvanları, kuşları, böcekleri, kayaları, vd. onurlandırmak da önemlidir.  

Biz doğaya daha çok saygı gösterdikçe doğa da bize saygı gösterir. Bu, şamanizmdeki karşılıklılık ilkesine dayanır. Salish Kızılderilileri “skalatitude” sözcüğünü kullanırlar. Bunun anlamı, “İnsanlar ve doğa kusursuz uyum içinde olduklarında her yerde sihir ve güzellik vardır.”

Bahar/güz gündönümünü karşılamak için doğa ile nasıl daha fazla bağlantı kurabileceğiniz ve doğanın döngüleri ile uyum içinde yaşamamız için bize çağrıda bulunan doğa yasalarıyla nasıl uyum içinde yaşabileceğiniz hakkında ruhunuzun derinliklerini araştırın.

Gündönümünde yaşadığınız yerdeki canlıları onurlandırın. Ruhlar için sunu bırakın. Bu sununun size yaşam veren toprak, hava, su ve ateşe (güneş) şükran sunmanın bir yolu olmasına niyet edin.  Çevrenizde yaşayan tüm canlılara şükranlarınızı sunun. Yaşamakta olduğunuz yerdeki yardımcı ata ruhlarına ve size yaşam veren kişisel atalarınıza da şükranlarınızı sunmak isteyebilirsiniz. Kendi yardımcı ruhlarınıza, gizli halka ve memleketinizin ruhuna da şükranlarınızı sunabilirsiniz.  
Bir şehirde veya kırsal alanda yaşıyor olmanızın önemi yok. Doğada sunularınızı bırakabileceğiniz yerler bulabilirsiniz.

“Doğru sunu” diye bir şey yoktur. Ben sunu olarak mavi mısır unu bırakıyorum çünkü mavi mısır ununun benim için derin bir anlamı var. En sevdiğiniz yiyecekten bir parça, çiçekler, en sevdiğiniz içecek, vs gibi şeyleri sunu olarak bırakabilirsiniz. Önemli olan sunu olarak ne bıraktığınız değil, şükranlarınızı sunma niyetinizdir. Doğa zihninizi değil kalbinizi okur.

Meditasyon veya şamanik yolculuk sırasında yaşadığınız yerin ruhuyla bağlantı kurun. Bunu bir meditasyon olarak yaparsanız, genişleme hissi veren bir müzik çalın ve yaşadığınız yerin ruhu ile tanışmaya niyet edin. Eğer bunu bir şamanik yolculuk olarak yaparsanız, aynı niyetle görünmeyen alemlere seyahat edin.

Yaşadığınız yerin ruhuna doğayla uyum içinde yaşamak için yaşamınızda hangi değişiklikleri yapabileceğinizi sorun. Yaşamınızı daha iyi hale getirmek için rehberlik isteyin.
 
1980lerin başında Santa Fe’ye ilk taşındığımda yerleşmekte zorluk yaşadım. Santa Fe’nin evim olduğunu hissetmiyordum ve birkaç işte çalışmama rağmen kendime bakamıyordum. Sonunda Santa Fe’nin ruhuna bir yolculuk yaptım ve rehberlik istedim. Santa Fe’nin ruhu bana kendisini güzel bir tanrıça olarak gösterdi ve birçok yıl boyunca yolculuklarımda öğretmenim haline geldi. Bana yapmam gereken beş şeyi söyledi. Tüm önerilerini uyguladım ve yaşamımın nasıl değiştiğini görmek ve ihtiyacım olan herşeyin birdenbire akması hayret vericiydi.

Mevsim değişimlerinde yaşadığınız yerdeki toprakla birleşmek harikadır. Bizler bu uygulamayı yıllardır yapmaktayız. Yaşadığınız yerin ruhuyla bağlantıya geçmek de iyidir. Toprağın mevsim değişimlerinde nasıl değiştiğini, ki bu sizin de nasıl değiştiğinizin bir yansımasıdır, öğrenerek bir bilgi zenginliğine sahip olursunuz. Ve yaşadığınız yerin ruhu ile daha fazla bağlantı kurarak bir uyum noktasına geçebilirsiniz.    

Haydi  Kuzey Yarıkürede yaşayanlarımıza sevinçli bir ilkbahar ve Güney Yarıküredeki çemberimize de derin ve muhteşem bir sonbahar dilemek için kalplerimizi birleştirelim.





29 Ocak 2013 Salı

Dönüşüm Haberleri Şubat 2013


Dönüşüm Haberleri Şubat 2013              

Sandra Ingerman


2012’de pek çoğumuzun çeşitli güçlükler yaşamış olduğunu biliyorum. Bu güçlükler bizi bir genişleme ve büyüme durumuna doğru yönlendirdi. Güçlüklerle dolu zamanlarda kalplerimizi açarız ve bu da şefkat durumunda olabilme yeteneğimizi arttırır. Kim olduğumuzda derinleşiriz

Güçlükler ışığa doğru büyümemizi kolaylaştıran inisiyasyonlardır.

Daha önce de yazmış olduğum gibi, öğretmenim olan İsis, yaşama duyduğumuz sevginin hem iyi hem de kötü zamanlarda yolumuzu aydınlatacağını paylaşır.

Ayrıca, umut durumunu korumanın ve beslemenin pozitif şifalanma ve dönüşüm için vazgeçilmez olduğunu da farkettim. Umut bir iyilik halidir.

Spiritüel uygulamalarla uğraşan bazı insanlar yaşamın güçlüklerinden korunacaklarına inanırlar. Fakat, yaşam büyümemiz ve evrilmemiz için gerekli olayları bize getirir. Spiritüel uygulamalar yaşamın bize getirdiklerini ele almamız için bize araçları verirler.

Bedenimiz ve zihnimiz yaşamdaki olaylarla yıprandığında ruhumuz parlamaya ve yolu aydınlatmaya devam eder. İçimizdeki ruh bizi ileri taşıyacak güce sahiptir. Anahtar içimizdeki ruhla bağlantımızı güçlendirmektir.

İçsel Dünyalara yolculuk yaptığımız ve içimizdeki şamanla çalıştığımız zaman geçirdiğimiz inisiyasyonların bizi bir teslimiyet noktasına götürdüğünü ve egodan ruha hareket ettiğimizi görürüz. Sonra da kendimizi spiritüellikle hareket ettiğimiz bir yaşamı yaşarken buluruz.

Bu bizi içimizdeki şamanı deneyimlemeye götürür. Yardımcı ruhlarımız bize rehberlik yapabilirler ama çalışmayı bizim adımıza yapamazlar.

Kalbimizden yaşamaktan başlamalı ve yaşamın içinde kalbimiz ve güçlü gözümüzle hareket etmeliyiz. Güçlü gözümüz, üçüncü göz olarak da bilinen, altıncı çakramızdır.

Şamanlar kalpleri ve güçlü gözleriyle görürler.

Ayrıca, şimdi bedenlerimizi güçlendirmemizin de zamanıdır. Çünkü bedenimiz ruhumuzu taşır. Bedenimizi taşıyan ruhumuz değildir.

Çoğu kişi 2013’ün 2012 kadar zor geçip geçmeyeceğini merak ediyor. Bu neyi seçtiğinize bağlı – egonun akıntısını mı izleyeceksiniz yoksa ruhu mu seçeceksiniz.

İlahi ışığınız, Kaynak ve içinizdeki ruhla bağlantınızı geliştirmek için düzenli bir dönüşüm uygulamasını sürdürdüğünüze emin olun. Bunu ne kadar çok yaparsanız spiritüel düzeyde o kadar güçlü hissedeceksiniz. İlahi ışığınıza ve Kaynak’a teslim olabileceksiniz. Yaşamda gerçekten de ruh tarafından yönlendirildiğinizi hissedeceksiniz.

Bir dönüşüm uygulaması geliştirmek için yardıma ihtiyacı olduğunu düşünenleriniz için dönüşümü öğrettiğim CD ve kitaplarımın listesi aşağıdadır:

Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Nasıl Dönüştürmeli
Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli
Ruh Dünyasına Uyanmak: Şamanik Doğrudan Esin Yolu*

“Yeryüzü için Mucizeler” – CD
“Şamanik Meditasyonlar” – CD

Dolunay 25 Şubat’ta. Haydi hep birlikte ruhla olan bağlantımızı güçlendirelim ve ilahi ışığımızı yeryüzüne ve yaşam ağı boyunca yayalım. Güçlü, parlak ve ışıldayan güzel bir ışık ağını var etmek için örmeye devam edelim.

Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz.

(*Şu an Türkçe’ye çeviriyorum – Simin) 

28 Ekim 2012 Pazar

Dönüşüm Haberleri Kasım 2012

Dönüşüm Haberleri Kasım 2012      

Sandra Ingerman

Yaklaşık on yıl once spiritüel öğretmenim olan İsis çalışmakta olduğum tüm gruplarla bir mesajı paylaşmamı istedi. Spiritüel uyanma çağrısını alanların mesajları yok sayan kolektifle aynı şekilde hareket etmelerine gerek olmadığını söyledi. Mesaj elbette uyanıp kendimize, yeryüzüne ve tüm yaşama saygı gösteren daha bilinçli bir yaşamı sürdürmekle ilgiliydi.

Yıllarca bu mesajı Dönüşüm Haberlerinin bazı sayılarında tekrarladım. Bunun nedeni, yıllardır doğayı onurlandırmayan ve yalnızca maddi dünyaya odaklanan bir yaşam biçiminin sonucunu görüyor olmamız.

Dönüşüm Haberleri’nin Ekim sayısında bize hizmet etmeyen bir yaşam biçiminin ölümü gerçekleşirken alanı kucaklama gerekliliği konusunda yazmıştım. Yaşama karşı hareket eden diğerlerinin bu kötü davranışlarına göz yummak zorunda değiliz. Ama bilincin dönüşüme uğramakta olduğu bu zamanda alanı kucaklamak için sevgiye bir araç olmalıyız. 

Dönüşümün bu aşamasında – bu ara zamanda – atmamız gerektiğini hissettiğim bazı somut adımları bu ay sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bilinci yükseltmenin bir bölümü de yaşamınızda nelerin işe yaramadığına bakmak / gözlemek/ kabullenmektir. Dışınızdaki dünya içsel durumunuzun bir yansıması olduğundan en iyisi dünyada neler olduğu yerine kendi üzerinizde çalışmaktır.

Kendiniz için sağlık ve uyumla dolu bir yaşamı yaratmak için yaşamınızda değiştirmeniz gerektiğini hissettiğiniz şeyleri gözlemleyin ancak yargılamayın.

Zaman, yaşamınızda neyin ölmesi gerektiğini kabul etmeniz gereken bir zamandır. Sıklıkla ne yaratmamız gereken yeniye odaklanırız. Bu harikadır ama ölmekte olanı da kabullenmeli, salıverdiğimizin yasını tutmalı ve olmuş olanı onurlandırmalıyız.

Bugün süregelen kaosun bir bölümünün de ölmekte olan yaşamı kabullenmememiz ve yasını tutmamamız olduğunu düşünüyorum. Çoğumuz yalnızca yaşamlarımıza yeniyi getirmeye odaklanıyoruz.

Duygularımızın derinliğini kabullenmemiz ve hoşçakal demekte olduklarımızın yasını tutmamız gerektiğini düşünüyorum.

İnanıyorum ki, bunu yapmadığımızda evrim süreci bir düzeyde özgünlüğü kaybediyor. Zira ölmekte olana saygı göstermek ve onu onurlandırmak zorundayız.

Ölümden önce, ayrıca, şifalandırılması ve dönüştürülmesi gereken kaotik enerjiler kendilerini gösterebilirler. Yeni bir bilince geçiş yaptığımız sırada dönüşmesi gereken enerjileri şifalandırdıkça gölge de güçlenmeye devam ediyor.

Bu ay süresince yaşamınızın artık size hizmet etmeyen bir yönünü kabul ettikten sonra yaşamınızı yeniden dengeye getirmek için yapabileceğiniz  basit bir değişiklik üzerinde düşünün. Bireysel ve kolektif olarak neyin şifalanması gerektiğini yalnızca gözlemlediğimizde ortaya çıkan bir şeffaflık düzeyi mevcuttur.    

Yukarıdaki yönergeleri izlemeniz birden çok amaca hizmet eder. İlki, gerçekleşmekte olan tüm değişimlerin büyüme ve değişim sürecine ait olduklarını kabul etmemizdir. İkinci ve en önemlisi de, sürecin kendinizle yeniden bağlantı kurmanıza yardımcı oluşudur. 

Sağlıklı ve dengeli kalmamız için kendimizle yeniden bağlantı kurmanın yaşamsal önemi olduğuna inanıyorum. Yalnızca kendimizle bağlantıda olduğumuz zaman yaşamın bize getirdikleri ve yapmamız gereken günlük seçim ve kararlar için tam anlamıyla mevcut olabiliriz. Derindeki benliğimiz ve merkezimizle bağlantıda olmadığımızda olaylara bilinçsiz tepkiler veriyor olabiliriz. Yapmamız gereken şey, seçimlerimiz ve kararlarımıza bir farkındalık ve bilinç düzeyi getirmek ve körlemesine tepki vermemektir.

Yaşamın ne kadar değerli olduğu ve hem birbirimize hem de yeryüzüne saygılı olmamız gereğine karşı hala bilinçli olmayan birçok insan var. 

İnsanlar ahenksiz yaşam biçimlerini sürdürdükçe oluşan kaosu görüyoruz. Bu düzeydeki kaosla bağlantıda kalmaya gerçekten zorunlu musunuz? Enerjinizi böylesine uyumsuz ve ahenksiz enerjilerle bağlantıda tutmayı sürdürmek size nasıl hizmet ediyor?

Eğer böylesine bir uyumsuzluk düzeyini deneyimlemeye ihtiyaç duymadığınızı hissediyorsanız, sizi daha ağır alanlara çeken kordonu niyetinizle kesin. Şu anda birçoğumuz ihtiyacımız olmayan enerji alanlarında kısılı kalmış durumdayız.

Gelmiş olduğunuz bilinç düzeyini ve kim olduğunuz gerçeğini size yansıtmayan enerji alanıyla bağlarınızı kesmek için doğaya çıkıp bir seremoni yapabilirsiniz. Eski yaşam tarzıyla bağlantınızı halen içinizde bir yerde size hissettiren kordonu kesin.   

Basitçe, geçmişle ve kolektif uyumsuzluk alanıyla olan bağlantınızı temsil eden bir sopayı kırabilirsiniz.

Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli adlı kitabımda da yazmış olduğum gibi, toprak, hava, ateş veya su elementleriyle bir salıverme seremonisi yapabilirsiniz. Bunu yapmak için hayal gücünüzü kullanın ve kendi ruhsal rehberliğinizi izleyin.

Bir meditasyon veya şamanik yolculuk yaparak, yardımcı ruhlarınızdan ağır kolektif alanla olan kordonu kesmek için rehberlik isteyebilir ve kordonu meditasyon veya şamanik yolculuğunuz sırasında kesebilirsiniz.

Tüm bunları yaptıktan sonra şimdi ulaşmak için çalıştığınız bilinci destekleyen uyumlu ve evrimleşmiş frekanslara kendinizi açma zamanıdır.

Ve şimdi kolektifin geri kalanı için alanı gerçekten tutabilir ve kendinizi değişimin kaosundan çıkarabilirsiniz. Şimdi koşulsuz sevgi ve ışık için gerçek bir araç olabilirsiniz. Şimdi farklı bir dalgayla seyredebilirsiniz.

Gezegende olup bitmekte olan herşeyden bir düzeyde etkilendiğimizi ve hepimizin yaşam ağının birer parçası olduğumuzu belirtmek istiyorum. Dünyanın her yerinde ekonomik, politik ve çevresel sorunlar meydana gelmekte. Dünyanın her yerinde şiddet var. Olmakta olan herşey her birimizi etkiliyor.

Şu anda bize tanrısal doğamızı yansıtan spiritüel bir yaşam tarzı sürdürmekten bahsetmek istiyorum. Çünkü başkanlık seçimleri olsun diğer dünya olayları olsun, yaşamlarımızı nasıl yaşamamız konusunda yapacağımız seçimler var.

Yapmamız gereken bir seçim var. Aynen sizlere hizmet etmeyen kolektif enerjilere sizi bağlayan kordonları kesmenizi istemiş olduğum gibi sizlere hatırlatmak isterim ki algımız gerçeğimizi yaratır. Bu, Yeryüzü için Şifa çalışmasının temel öğretisidir. 

Şimdiki ve gelecek zamanlarda algımızı nasıl değiştireceğimizi seçmek durumundayız. Dünya üzerinde varolan güzelliğe nasıl odaklanabileceğimizi öğrenmemiz gerek.Tüm zamanlarda gerçekleşmekte olan birçok bilinç düzeyi mevcut. Bizler hangi bilinç düzeyinde yaşamak istediğimizi seçmek zorundayız.

Dışımızdaki dünyada her ne olursa olsun bilinç düzeyimizi değiştirme fırsatına sahibiz. Mistikler binlerce yıldır bunu yapabilmiştir. Dramayı mı yoksa bu dünyanın güzelliğini,sevgiyi ve ışığı mı beslediğiniz bir bilinçle mi yaşamak istersiniz?

Dolunay 28 Kasım’da. Gelin kalplerimizi birleştirelim ve güzel bir dalga ile seyretme kararını vermiş olan küresel bir topluluğun parçası olmamızı kutlayalım. Gelin yeryüzü ve tüm yaşam için hep birlikte davul çalmak için zaman ayıralım.

Yeryüzünü dolanan ve derinliklerine ulaşan güzel ışık ağımızı örmeye ve güçlendirmeye yarayan spiritüel uygulamalarımızı sürdürelim.  

Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başlamış olanlar dolunay seremonimizin detaylarını "İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyarak öğrenebilirler.

Küçük adımlar atın ve tutku ve anlam dolu bir yaşamı yaşamanız için size öncülük edecek değişiklikler yapın. Yaşamın anlamı budur.

Bir sabah bir bilişle uyandım. Ve bu, önümüzdeki günlerde kafa yormak için iyi bir konu. Ya hiçbirşeyi yaratmıyorsak? Ya herşey burada hazır bulunuyorsa ve biz yalnızca içinde yaşamak istediğimiz dünyaya uyanarak ona bir adım atıyorsak?

Bu konu, Yeryüzü için Şifa çalışmasının temel öğretilerinden biri olan algımızın gerçeğimizi yarattığı öğretisine dayanır. Ya yalnızca algımızı değiştirmemiz ve düşlemekte olduğumuz düşün halihazırda zaten burada olduğuna uyanmamız gerekiyorsa?

Böylece yalnızca gözlemci olmak yerine düşün içinden yaşayabiliriz. Düşün içinden yaşamak yeni bir yaşamı düşlemek için önemli bir anahtardır.




6 Ekim 2012 Cumartesi

Dönüşüm Haberleri Ekim 2012

Dönüşüm Haberleri Ekim 2012                     

Sandra Ingerman

Aralık 2012 yaklaştıkça, bu zamanla ilgili öngörüler hakkında yayınlanan birçok makaleyle karşılaşmaya devam ediyorum.  

Gelecek tahminleri ile ilgili herhangi birşeyi okumamaya yatkınım. Önceleri yaşamımın gidişi ile ilgili olarak astrolojiye ve psişiklere başvururdum. Ve yıllar içinde yaşamı ele almanın en iyi yolunun anda kalmak ve ortaya çıkan herneyse onunla ilgilenmek olduğunu ve şimdiki zamanda yaptığım seçimlerin geleceği şekillendirdiğini anladım.

Astrolojiyi ve psişik çalışmaları hiçbir şekilde yargılamaya çalışmıyorum. Bu çalışmalara gerçekten saygım var ve harika psişikler ve astrologlar olan birçok arkadaşım ve öğrencim var. Ve bu sistemler halihazırda bize rehberlik eden güçleri görmemize ve güncel zorlukları aşmada araçlar kazanmamıza yardımcı olurlar. Zaman zaman kendimi, bana sunulan güçlüklerle çalışmada araçlar sağlamak için astrolog ve psişiklerle çalışırken bulurum.

Ve aynı zamanda düşünüyorum ki, birçok insan geleceği onlar için öngören uygulamacılara başvuruyorlar. Geleceği bilme arzusunun güvende olmak için bir yol olduğunu düşünüyorrum. Birisinin gelecek büyük güçlüklere dair bir öngörü sunmasında bizim için sahte bir güvenlik duygusu ve nelerin olacağını biliyor olmaktan kaynaklanan bir kontrol duygusu bulunur. Elbette hepimiz geleceğimizdeki herşeyin harika olacağını duymaktan hoşlanırız ve sonra da yaşam bize beklediklerimizden değişik olaylar sunduğunda hayalkırıklığına uğrarız.    


Fakat yıllardır yazdığım gibi, almayı sürdürdüğüm ruhsal rehberlik geleceğimizin şimdiki zamanda yaratıldığına dair. Şimdiki zamanda olanla kalmayı daha fazla öğrendikçe, spiritüel çalışmamızı yaptıkça, bilinçlerimizi yükselttikçe, ortaya çıkan her güçlükle yüzleştikçe ve güçlükleri aşmada ruhun rehberliğine güvendikçe güçleri gerçekten daha fazla dönüştürebilir ve geleceği değiştirebiliriz.
 
Yaşamlarımızın sonunda bu yüce yeryüzünden olabildiğince bilinçli olarak ayrılmayı istemiyor muyuz?  Erişmeye çalıştığımız bilinçlilik yaşamlarımızı nasıl yaşadığımıza bağlıdır. Katıldığımız etkinlikler ve okuduğumuz kitapların ötesindedir. Elbette kitaplar ve etkinlikler bize ilham verirler. Ama sonuçta hepimizin kendi çalışmasını yapması gerekir.

Kendimi, bir arkadaşımın göndermiş olduğu, Carlos Barrios adlı Maya bilgesi tarafından yazılmış bir makaleden ilham alır buldum. Web sitesinin adresi
http://www.carlosbarrios.org

Yazmış olduğu makaleden bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Antropologlar tapınak alanlarını ziyaret ediyorlar, yazıtları okuyorlar ve Mayalar hakkında hikayeler uyduruyorlar ama işaretleri doğru okuyamıyorlar. Bunlar yalnızca onların kurdukları hayaller. Diğer insanlar Mayalar adına kehanetler yazıyorlar. Aralık 2012’de dünyanın sonunun geleceğini söylüyorlar. Maya liderleri buna kızıyor. Dünya sona ermeyecek. O dönüşecek.”

Carlos Barrios bu zamanın aradaki zaman, bir geçiş dönemi olduğunu söyleyerek devam ediyor.

Düşünüyorum ki hepimiz geçiş döneminde olduğumuz duygusunu paylaşabiliyoruz. Ve biliyorum ki çoğumuz, bu arada olma durumunda yaşamaktan dolayı yılgınlık duyuyor.”Yapacak” birşey olmaması rahatsızlık duymamıza neden oluyor. Yalnızca çalışmalarımıza devam edebiliriz. Buradaki meydan okuma, egomuz ve zihnimizin çalışmalarımızın sonuçlarını anında görmek istemeleri.  

Geçiş dönemlerinde koşulsuz sevgi halini muhafaza etmenin gücüyle ilgili olarak çok kişisel birşey paylaşmak istiyorum. Zira geçiş dönemleri bizi ölüme hazırlar. Bu fiziksel bedenin ölümü veya bir yaşam tarzının ölümü olabilir.

Son birkaç yıl içinde yazdığım gibi, çok yaşlı olan ebeveynlerimi bana yakın olabilmeleri için Santa Fe’ye taşıdım.

Babam bir yıl önce, 97 yaşında öldü. Demanstan mustaripti ve son birkaç ayı, çok saldırganlaştığından, büyük güçlükle geçti.

Babamın geçmişte yaşamış olduğu travmaları çözmeye çalıştığını biliyordum. Ve yine biliyordum ki,onun şifalanması için bir fırsat yaratabilirdim.

Her gün onunla olduğum için kimlerle karşılaştığını kontrol edebiliyordum. Ve bakımına yardımcı olmaları için fazladan yardımcı tuttum. Yaşamının son iki ayında babamın görüştüğü kişiler, davranışlarına rağmen onu koşulsuz sevgi içinde tutan bakıcılardı. Ve elbette bu benim için de geçerli. 

Öldüğünde çok huzurlu bir halde ayrıldı. Aşkınlığı çok çabuktu ve Kaynak’a geri dönüşü bir kurşun gibiydi. Öldüğünde şifalanmasının tamamlanmış olduğu aşikardı.

Bugün çoğumuz yaşlı ebeveynlerimize bakıyoruz. Ve sürekli olarak arkadaşlarım ve öğrencilerimden yaşlı bir ebeveynin ne kadar travmatik bir yaşamı olduğunu ama şimdi geçmişi şifalandırmayı yaratan bir biçimde sevgiyle tutulduklarını duyuyorum. 

Birçok kişiye son geçişte birini basitçe sevgi içinde tutmanın geçmiş yaralara gerçek şifayı getirecek şekilde huzur hali yarattığından bahsediyorum.  

Bu geçiş dışarıdan gözlem yapanlara mantıklı gelmeyen şekilde uzun olabilir. Biri Kaynak’a geri dönüş için son yolculuğa çıkabilene dek, yaşam travmalarını şifalandırarak uzun yıllar geçebilir. 

Çoğumuzun görmüş olduğu gibi, işin anahtarı, yalnızca sevgi dolu bir alanı muhafaza etmenin gücü.

Bunu paylaşma nedenim, yeryüzüne veya yaşama hizmet etmeyen bir yaşam biçiminin  ölümünü deneyimlediğimiz bir zamanda yaşıyor olmamız.

Ve bu geçişin ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Aradaki zamanın ne kadar süreceğini gerçekten bilmiyoruz. Bu geçişin her birimizi kişisel düzeyde nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz. Ve gelenin ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz. Ölüm daima rasyonel anlayış için gizemli olmuştur ve muhtemelen de daima öyle olacaktır.

Ama tüm geçiş süreçlerinde anahtar, mevcut bulunmak ve büyük değişim zamanlarında sevgi dolu bir güç olmaktır.

Yıllardır uygulamalarımızı koşulsuz sevgi için araç olmaya odaklıyoruz ve şu anda da bunun çağrısı yapılmakta.

Dünyada görmekte olduğumuz şey, insanlar olarak yeryüzüne ve üzerindeki tüm yaşama saygı göstermememizin etkisi. 

Dünyada yaşayan çoğu insanın odağı halen ”ekonomiyi şifalandırma” üzerinde. Ve odak yeryüzüne saygılı ve onurlu bir yaşam yaşamak üzerinde olmalı. 

Elbette yiyecek ve barınma için yeterli paraya sahip olmamanın güçlüklerini anlıyorum. Bunları ben de yaşadım.

Spiritüel bir yaşam sürdürmeye kendimizi açtığımızda, bizi yetersizlik paradigmasının güçlüklerinden bollukla dolu bir yaşama taşıyacak çözümleri ve fırsatları bulmaya başlarız. 

Zira evrende yetersizlik diye bir kavram yoktur, yalnızca bolluk vardır. Ama bolluğun enerjisini deneyimlemek ve bizi bolluğa götürecek çözümlere ulaşmak, bizlerden kutsallığı kucaklayan bir yaşama kendimizi adamamızı talep eder. Kutsallığa daha çok teslim oldukça kendimizi  daima ihtiyaç duyduğumuz şeylere yönlendirilirken buluruz. 

Yeryüzünün yuvamız olduğunu ve bize yaşam veren elementleri gözetmemiz gerektiğini insanlara öğretmeye devam etmeliyiz. Bu eğitim sürecine, insanların diğer yaşam formları için maliyeti ne olursa olsun  maddi olarak ne kazanabileceklerine odaklandıkları bu zamanda, çok ihtiyaç var.  

Aynı zamanda, içimizdeki bilgeliğin bize yol göstermesine izin veren gündelik basit spiritüel uygulamalarımızı daha fazla derinleştirebildiğimizde, tüm yaşam için daha fazla pozitif değişim yaratabiliriz.

Olana daha fazla hazır bulunabildiğimizde ve gezegeni ve tüm yaşamı şu anda sevgiyle tutabildiğimizde geçmişi ve şimdiyi daha fazla şifalandırabilir, gelecek için şifa yaratabiliriz.  

Dolunay 29 Ekim’de. İçimizde ve tüm dünyada ışıldayan bir yaşam ağını örme uygulamamızı sürdürürken, tüm yaşamı sarmalayan koşulsuz sevgiyle ışıldayan kalplerimizi birleştirelim.

Dönüşüm Haberleri’ni yeni okumaya başlamış olanlar lütfen “
İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.

Dünyaya sevgi ışıldarken kendinizi sevmeyi anımsayın. Yaşamınızda kendinizi ne kadar sevdiğinizi ve saygı duyduğunuzu yansıtacak seçimler yapın.

Carlos Barrios yazdığı makalede, dağda yalnız başına bir mağarada yaşayan ve  bir seremonide biraraya gelen insanlara katılmak için Chichicasenango’ya seyahat eden saygın bir bilgeden bahsediyor. Bilge, oradaki insanlara, basit ve doğrudan bir mesaj vermiş. İnsanların yaşam ve ışığı desteklemek için biraraya gelmeleri için çağrıda bulunmuş. Bu bizim küresel bir topluluk olarak yıllardır yapmakta olduğumuz şey.

Şifalandıran yalnızca sevgidir.