9 Ağustos 2013 Cuma

SAKSAĞANLARIN YARDIMI

SAKSAĞANLARIN YARDIMI

Simin Uysal

Yaşadığım evin etrafı ağaçlık. Mutfak penceremin önünde yaşlı bir çam yaşıyor. Yaz kış, her sabah önceki akşamdan artan ekmekleri kuş lokması yapıp ağacın altına serperim. Onlarca serçe, bir kumru ailesi ve saksağanlar da hemen beliriverirler. Kahvaltıyı onlarla beraber yapıyoruz gibi hissederim.  Özellikle serçeler, yemekleri bittikten sonra, şarkılarıyla bize neşe verirler. Saksağanlar çok akıllılar. Yemekleri zamanında hazır olmadığında gagalarıyla penceremi tıklattıkları çok olmuştur.

Kuşlar dışında çevrede yaşayan pek çok sokak kedisi ve köpeği de var. Köpekler daha çok hemen yakınımızdaki koruluk alanda yaşıyor. Kedilerse her yerdeler. Mahalle olarak, onları da unutmuyoruz. Hemen her köşede küçük leğenlerde su ve koruluğun girişinde de belirlediğimiz bir yere yiyecek bırakıyoruz.

Dün sabah, bayram ziyareti için evden çıkıp bir üst sokağa döndüğümde yolun kenarında bir köpek gördüm. Sarkan memelerinden yavruları olduğu ve onlara süt verdiği anlaşılıyordu. Sokakta hayat zor. Bir deri bir kemik kalmıştı. Aksilik, arabada verebileceğim hiçbirşey yoktu. Yiyecek bıraktığımız yerden de çok uzaktaydı. İçimden ona beklemesini söyledim.
Eve döndüğümde hemen kocaman bir tasta yemek hazırladım ve köpek ailesini aramaya gittim. Elbette gördüğüm yerde değildi. Ben de bir elimde yemek diğer elimde su tasıyla, ağaçların arasından koruluğun içlerine doğru tırmanmaya başladım. Herhalde yarım saat yürümüşümdür. En sonunda baktım ki git git bulamıyorum, geri dönmeye karar verdim. Koruluğa girdiğim ilk noktaya yaklaşırken, saksağanları gördüm. Daldan dala sessizce uçuyorlardı. Son çare, onlara seslendim. “Yıllardır sizinle arkadaşız, köpek ailesinin yardıma ihtiyacı var ama onları bulamıyorum. Kuş bakışı onları bulmanız daha kolay. Lütfen yardım edin.” Bir cevap beklemiyordum ama bu çağrıdan sonra olanlar beni hem çok şaşırttı hem de çok mutlu etti.

Elimdeki tasları nereye bıraksam diye düşünerek yürürken, saksağanların gaklamalarını işittim. Seslerin geldiği yer çok uzak değildi. Onları görmek için başımı kaldırdığımda, yaklaşık elli altmış metre ileride, koruluğun içindeki bir ağacın üzerinde daireler çizerek uçtuklarını gördüm. Deli gibi gaklıyorlardı. Kendi kendime “yok artık” dedim ama gösterdikleri yere doğru yürümeye başladım. Yirmi otuz metre kadar gitmiştim ki ne göreyim, anne köpek az ilerideydi. Yanında da yavruları! Beni gören anne, havlamaya başladı. Belli ki daha fazla yaklaşmamı istemiyordu. Ona “Tamam” dedim, “Yardım etmek için geldim, yemek ve su getirdim.” Elimdekileri yavaşça yere bıraktım ve geri döndüm. Geriye dönüp baktığımda,keyifle yemeğini yiyordu. Artık yiyeceklerini nereye bırakacağımı biliyorum. Onları bulamadığımda saksağanlardan yardım isteyebileceğimi de.  

Saksağan şamanizmde de önemli bir kuş. İki dünya arasındaki kapıları açabilme yetenekleri ve iki dünya arasında mesaj taşımalarıyla bilinirler. Onları görmek, benim için daima iyiye işarettir. 

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Yeryüzü için Şifa

Yeryüzü için Şifa  

Sandra Ingerman

Nehirler bana daima yaşamın sihrini hatırlatır. Nehirlere olan sevgim nehir kirliliğinin geri dönüştürülebilir olup olmadığını ve daha geniş bir düzeyde de tüm çevre kirliliğinin geri döndürülmesi konusunu merak etmeme yol açtı.

1978 yılında San Francisco State University’nin Deniz Biyolojisi bölümünden mezun oldum. Nehir kirliliğini geri döndürme konusundaki merakım beni biyoloji konusunda master başvurusu yapmaya yönlendirdi. Tezim nehir kirliliğini geri döndürmek konusunda olacaktı. Başvurmuş olduğum okul tez önerim konusunda heyecanlıydı ve ben de bu konuyu keşfetmek için bilimsel yoldan yürümeye hazırlanıyor gibi görünüyordum.

O zaman farkına vardım ki, bilim alanında çalışmayı istemiyordum. California Asya Çalışmaları Enstitüsü’ne (şu anki ismi California Integral Çalışmalar Enstitüsü) kayıt oldum ve psikolojik danışmanlık konusunda master derecesi için çalışmalara başladım.

Orada okurken şamanik yolculuk üzerine bir ders aldım. Şamanizm, geçmişi en az 40,000 yıla dayanan, insanlığın ilk spiritüel uygulaması. Bazı antropologlar, şamanizmin geçmişinin 100,000 yıldan geriye gittiğine inanıyor. Şamanizmde temel metot şamanik yolculuk. Şamanik yolculuk, olağan dışı gerçekliğe seyahat ederek ve yardımcı ruhlarla, şefkatli ruhlarla çalışarak  doğrudan esin yoluyla sorulara cevap ve şifa yardımı almak için spiritüel bilgiye ulaşmanın bir yolu.

Şamanizmi uygulamaya 1980’de başladım ve kişisel uygulamam beni ruhlarla birlikte çevre kirliliğine geri döndürme yollarını keşfetmeye yönlendirdi. Bu konuda yirmi yıl boyunca yaptığım yolculuklarda almış olduğum en önemli mesajlardan bir tanesi dünyamızı ve çevremizi ne yaptığımızın değil kim olduğumuzun değiştireceği idi.  İçteki uyum dıştaki uyumu yaratır. Yani gerçek çalışma, düşünce, tavır ve inanç sistemlerimizi değiştirmeyi öğrenmek. İçsel durumumuz dış dünyadan bize geri yansıdığından dolayı, içsel durumumuzu değiştirebilmek için gerçekte “ruhun simyası” ile çalışmamız gerekir. Bu büyük bir çalışmadır ve gündelik olarak ve gün boyunca sürdüreceğimiz spiritüel uygulamalara bağlılık gerektirir.

İncil, Kabala ve farklı Taocu, Hindu, yogik, simya, Mısır ve şamanik çalışmaların öykülerinde bir zamanlar mucizelerin gündelik olaylar olduğundan bahsedilir.  Antik kültürler, mistikler ve azizlerin mucizeleri nasıl gerçekleştirdiğine dair ipuçları için farklı spiritüel gelenekleri araştırdım. Mucizeler hakkında okumaya devam ederken tüm mucizelerin parçası olan formülün öğeleri de şekillenmeye başladı. Bana gelmiş olan formül bir hologram. Öğeler ayrı ayrı iken değil ama hep birlikte dönüşüm yaratıyor.  Dönüşümü, bir maddenin doğasını değiştirebilmek anlamında kullanıyorum. Çevresel değişimi etkileme çalışması toksik maddelerin nötr maddelere nasıl dönüştürülebileceğidir.    

Varmış olduğum formül, niyet + birlik + sevgi + odak + konsantrasyon + uyum + imajinasyon = dönüşüm.

Tüm mucizelerin gerçekleşmesi için neyin olmasını istediğimize dair güçlü bir niyetimiz olmalı. Niyet eylemi yaratır. Bu konsantrasyon içerir. Spiritüel uygulamanın başarının anahtarlarından biri konsantre olabilme becerisidir. Ayrıca, odağımızı kısa ve uzun vadeli amaçlarımız üzerinde tutabilmek de önemli.

Tüm mucizeler ilahi güçle bir olmayı içerir. İncil’de İsa adımla yarat dediğinde bunun gerçek Aramice çevirisi Tanrı’yı bilmek ve Tanrı gibi şifalandırmaktır. Bunun anlamı yaşamın yaratıcı gücüyle bir olmanın gerçek şifanın oluşması için şart oluşudur. Hindistan’da bir guru olan Sai Baba, mucizevi eylemleri ve şifa becerileri ile tanınır. Sai Baba der ki: “Aramızdaki tek fark, benim kim olduğumu biliyor ve senin bilmiyor olman” (kendisinin ilahi olduğu anlamında). Bunlar farklı mistiklerin birlik hakkında söylediklerine dair yalnızca birer örnek.

Sevgi, yalnızca sevginin şifalandırmasından dolayı, tüm mucizeler için gereklidir. Teknikler şifalandırmaz. Açık bir kalbin olduğu yerde mucizevi ve sihirli enerjiyi getirecek olan enerji mevcuttur. Sevgi en büyük dönüşümü yaratır.

Uyumdan, simya uygulamasındaki içteki uyumun dişarıdaki uyumu yaratacağı şekliyle bahsemiştim. Uyumsuzluk hastalığı yaratır; uyum güzellik  ve sağlığı yaratır

İmajinasyon da dönüşüm mucizesini gerçekleştirmede diğer bir anahtar zira saf, temiz ve de tüm yaşamı destekleyen bir çevreyi tasavvur edebilmemiz gerekiyor. Amerikalı bir astrolog olan Caroline Casey diyor ki: “Hayal gücü gerçeklik treninin yol alacağı rayları döşer.” Hayal gücümüzle dünyamızı şekillendirme yeteneğine sahibiz.

Bu formüle ek olarak hatırlanması gereken diğer prensipler de var. Algımızı değiştirdikçe gerçekliğimizi değiştiririz. Temiz bir çevre gerçekliğini yaratmak için algımızı değiştirirken herşeydeki güzelliği görebilmemiz gerekiyor. Herşeyin içindeki güzelliği görebilmemiz içinse takdir ve şükran hali içinde yaşamalıyız.

Çalışmanın iki aşaması bulunuyor.  Bir beden, düşüncelerimiz ve geçmiş deneyimlerimizden fazlası olduğumuzu fark etmeyi öğrenmek çalışmanın bir aşaması. Biz ruhsal ışığız ve her zaman ilahiyiz.

Ayrı değiliz fakat tek bir kaynağa ve yaşam ağına bağlıyız. Yere düşüp, kendisinin gövdeden bağımsız bir yaşamı olduğunu düşünen bir parmağı hayal edin. Bugün olan da bu. İnsanoğlu, orijinal yaşam kaynağıyla bağlantısını unutmuş, ayrı parmaklar  gibi hareket ediyor.

Egosal durum içindeyken kendimizi birbirimizden ve yaşamın geri kalanından ayrı olarak algılıyoruz. Yaşamdaki olaylar ve diğerleriyle ilişkilerimiz negatif düşünce ve duyguları tetikliyor. İnsan olarak, duygu ve düşüncelerimizi kabul etmemiz önemli. Düşünce ve duygularımızın ardında diğerlerine ve çevreye gönderebileceğimiz enerji olduğunu kabul etmemiz de önemli.  Şamanist kültürlerde öfkeyi ifade etmek ile öfkeyi göndermek arasında fark olduğu bilinir.

Çeşitli duygu ve düşüncelere sahip olmak sağlıklıdır. Yapmamız gereken çalışma, düşünce ve duygularımızın ardındaki enerjiyi sevgi ve ışığa nasıl dönüştürebileceğimizi öğrenmek. Bu şekilde, duygularımızı derinden hisseder fakat bunu yaparken zarar vermemiş oluruz.

Tüm antik kültürlerdeki gibi, sözcüklerin titreşim olduklarını yeniden anlamalıyız. Ve sesli olarak konuştuğumuzda evrene, diğerleri ve kendimizde ortaya çıkacak olan bir titreşim göndeririz.

Çocukken abrakadabra dediğinizi hatırlarsınız. Bu aslında Aramice “abraq ad habra”dır ve birebir çevirisi de “Konuştukça yaratacağım”dır.

Çalışmanın ikinci aşaması, topluluk olarak biraraya gelerek yaratmış olduğumuz kirliliği geri çevirmek için seremoniler yapmak.

Yeryüzü için Şifa: Kişisel ve Çevresel Toksinleri Nasıl Dönüştürmeli adlı kitabım yukarıdaki materyalin detaylarını içeriyor. Kitabı yazdıktan sonra, yazmış olduğum uygulamaların toksinleri gerçekten dönüştürüp dönüştürmediğini kontrol etmek için bazı bilimsel deneylere başladım.

Deiyonize suyu (içinde mineral bulunmayan saf su) çevremizde yaygın olarak bulunan amonyum hidroksit ile özellikle kirleterek çalıştım. Amonyum hidroksit güçlü bir baz olduğundan, varlığını pH kağıdıyla kontrol etmek kolay. Bu noktada öğrencim olan pek çok grupla birlikte çalıştım. Yazmış olduğum prensipleri kullanarak çalışma yaptığım her grupta, suyun pH değeri nötre doğru 1 ila 3 arasında azaldı. Günlerce hazırlık yaptık ama seremoni çalışmasına bir kere başladığımızda suyun değişmesi için yaklaşık 15-20 dakika yeterli oldu. Bilimsel bakış açısıyla bu imkansız olarak görülürdü.

Bu ilk deneylerden itibaren Kirlian etkisini temel alan bir gaz boşaltım görüntü kamerası kullanmaya başladım. Artık çemberimizde varolan maddelerdeki enerji değişimlerinin fotoğraflarını çekebiliyoruz. Çemberimizde su dışında şeftali, yoldan aldığımız bir miktar toprak ve biraz peynirli kraker de kullandık. Çekmiş olduğumuz fotoğrafları görmek için lütfen www.medicinefortheearth.com adresine giderek, results (sonuçlar) butonuna tıklayınız.

Seremonilerimizde çevreyi manipüle etmeye çalışmamış olduğumuz, not edilmesi gerekli önemli bir nokta. Çemberimizin sunağındaki maddelere odaklanmadık. Dış dünyanın içimizde yaptığımız değişimleri bize yansıtacağı anlayışıyla kendimizi değiştiriyoruz. Bu algı biçimi, antik ve ezoterik olan “aşağısı yukarısı gibidir; dışarısı içerisi gibidir” prensibine dayanıyor.  

Simyacılar gerçekte kurşunu altına dönüştürmemişlerdir. Simya uygulaması kurşun bilinci altın ışıklı bilince dönüştürmekle ilgilidir. Bilincimizi değiştirmeye ve içimizdeki ışıkla bağlantıya geçmeye başladığımızda dışımızdaki dünyada büyük değişiklikler meydana getiririz. Dünyayı değiştiren yaptığımız değil olduğumuz şeydir.

Tüm yaşam ışıktır. Hepimiz ışığız. Bunu hatırladığımızda dışsal çevredeki ve içimize aldığımız herşeyi şifalandırıcı saf ışığa dönüştürebiliriz.

Tüm spiritüel gelenekler herşeyin fiziksel düzeyden önce spiritüel düzeyde ortaya çıktığını öğretir. Gezegenimizde değişim yaratmak için gücümüz, spiritüel uygulamaları yaşamlarımıza katmakta yatar.



Not: Yeryüzü için Şifa atölye çalışmasına katılmak için  Şamanik Yolculuk Başlangıç Düzeyi eğitimini almış olmak ya da şamanik yolculuk konusunda deneyim sahibi olmak gereklidir. Çalışma ile ilgili duyuruyu ilerideki aylarda blogda yayınlayacağım. Simin Uysal

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Dönüşüm Haberleri Ağustos 2013

Dönüşüm Haberleri Ağustos 2013                 

Sandra Ingerman

Atölye çalışmalarımda eğitim verirken şamanların kullandıkları şifa metotlarının ardında bir sihir olduğunu vurguluyorum. Günümüz uygulamacıları metodun ardındaki şifalandırıcı enerji ve güç yerine bir şifa metodunun aşamalarına odaklanlandıklarından, şamanik şifanın çoğu potansiyelinin yitirildiğini güçlü bir şekilde hissediyorum

Şamanlar daima genişlemiş bilinç durumlarına ulaşmışlardır. Bu bilinç durumlarına topluluktaki yaşlılar tarafından yaratılmış inisiyasyonlar ya da kaderin kendisi sayesinde ulaşılmış olabilir. Genişlemiş bilinç durumlarına geçmişte de şimdi de oruç, vizyon arama (vision quest) ve/veya vizyon bitkileri ile çalışarak ulaşılmaktadır. Pek çok şaman, şamanizmi bir aile üyesinden öğrendikleri için ata ruhlarının enerjilerini de taşırlar. Onlara öğretilen şey uygulanacak seremoni aşamalarının çok ötesindedir.  Öğretiyle birlikte atasal enerjinin de transferi de mevcuttur.

Çalışmada şifayı ve dönüşümü yaratan şey metot ve seremoniler yoluyla olmamıştır. Şamanın iletmiş olduğu, metotlar ve genişlemiş enerjilerin ardındaki enerji yani formsuz enerjilerdi.

Transfigüre (şekil değiştirme) duruma girdiğimizde formsuz enerjilerle birlikte çalışmaktayız. Fakat görüyorum ki çoğumuz gerekli hazırlık çalışmasını yapmadan transfigüre olarak formsuz enerjilerle çalışmaya kalkışıyor. Bu konu üzerine daha önce de yazmıştım.

Fakat bu zamanlarda gerekli ve mümkün olan bu çalışmanın gücünü sınırladığımızı hissettiğim için yeniden bahsediyorum. Zamanlama konusuna ve çalışmanın sonucuna teslimiyet içindeyim. Aynı zamanda da inanıyorum ki, sorgulamaya başlamalı ve her birimizin içinde uzanan ruhun derin kuyusuna gerçekten inip inmediğimizi kendilerimize sormalıyız.

Yalnızca faaliyetlerimizi kısa süre için durdurup, zihinsel bir durumdan “Şimdi ışıktan bir varlık olarak dünyaya sevgi ve ışık yayıyorum” mu diyoruz? Varlığımızla gerçekten şifalandıracak biçimde genişlemiş bir farkındalık durumuna geçiyor muyuz? Ya da bu prensip bizim için yalnızca zihinsel bir kavramdan mı ibaret?

Dansetmeyi sürdürdüğümüz paradoks, dünyada işlev görebilirken aynı zamanda da spiritüel çalışmamıza derin bir biçimde dalmaktır. Spiritüel seremonilerimizi uygulamanın yapay yönlerinden uzaklaşmalıyız. Doğallıkla dönüştüren bir varoluş haline gelmeliyiz.

Gündelik yaşama öylesine kapılıyoruz ki çoğumuz zamanı olmadığını söylüyor. Spiritüel çalışmamızı öncelik haline getirecek yollar bulmalıyız. Bunu kendimiz, tüm yaşam ve gezegen için yapmalıyız.

Bu ay biraz zaman ayırarak, çalışmanızı uygularken gerçek genişlemiş bilinç durumlarına ulaşmak için zaman yaratabileceğiniz yollar üzerine yolculuk veya meditasyon yapın. Bunun için uzun bir vizyon arayışına gitmenize veya oruç tutmanıza gerek yok. Ve vizyon bitkilerini kullanmanızı da önermiyorum. Fakat düşüncelerle dolu olan olağan bilincinizden sınırsız olasılıklarla dolu ruh alemine kapı açan bir bilince geçmek için gerekli olan hazırlık çalışmasını yapmak için bazı fedakarlıklar yapmanız gerekir.

Geçmiş yazılarda doğada yürümek veya oturmak için zaman ayırmanın bu kapıyı nasıl açabileceğini paylaştım. Şarkı söylemek ve dans etmek de aynı şekilde yardımcı olacaktır.

Dönüşüm Haberlerinin pek çok sayısında kendi yaradılış öykünüzü ve yaratıcınızın – Tanrı, tanrıça, Kaynak, evrenin gücü, vs. - doğasını öğrenme konusunda çalışmanız için sizi cesaretlendirdim. Hepimizin yaratıcının kendi kişisel inançlarımıza uygun olan adını bulmalıyız.

Bu uygulamayı vurgulamamın nedeni, kutsal olanla ilgili bir hissimiz olmadığında onunla tamamen birleşmemizin de mümkün olamayacağı. Bu, bizim için yalnızca zihinsel bir kavram olan birşeyle birleşmenin uygulamanın gücünü kaybettireceği konusuna dayanıyor.

Geçmişte paylaşmış olduğum egzersizlerde, sizlerden kişisel yaradılış öykünüz üzerine yolculuk veya meditasyon yapmanızı istemiştim. Yaratıcınızla tanışmanızı ve ayrıca yaradılışınıza katılmış koşulsuz sevgiyi deneyimlemenizi ve absorbe etmenizi istemiştim.

Uzun yıllar önce rüyazaman öğretmenim olan İsis, “sevgi dolu bir yaratıcı seni korku ve yetersizlikle mi yoksa sevinç ve bollukla mı programlar?” sorusu üzerine derinlemesine düşünmem için beni teşvik etmişti.

Benden bir bahçede korku programlanmış bir tohumu hayal etmemi istedi. Ne yetişir?
Yetersizlik programlanmış bir tohumu hayal et. Ne yetişir?
Sevinç ve bolluk programlanmış bir tohumu hayal et. Ne yetişir?
  
Çoğumuz için temel olan korku ve herşey ondan yapılanıyor ve ondan kaynaklanıyor.

Ancak yaratılışımıza verilmiş olan sevgiyi varlığımızın tüm hücrelerinde deneyimleyebildiğimiz zaman sevgi, sevinç ve sağlık ile bolluğu yaratma bilgisi ile programlanmış olduğumuzu deneyimlemeye başlayabiliriz.

Bu ay, sizden bu uygulamayı biraz daha derinleştirmenizi rica edeceğim.

Bir müzik çalın ve yaratıcınızla tanışmayı isteyin. Yaratılışın nedenleri ve nasıllarını anlamaya çalışmadan ve herhangi bir form olmadan yaradılışın saf enerjisini deneyimleyin. Yalnızca yaratılışın enerjisini deneyimleyin.

Daha sonra enerjiyi fiziksel dünyaya getirin. Boya kalemleri kullanabilir ve enerjinin renkle gelmesine izin verebilirsiniz. Enerjiyi dünyaya şarkı söyleyerek ya da dans ederek de taşıyabilirsiniz. Enerjiyi taşımak için herhangi bir el işini kullanabilirsiniz. Yemek pişirin ve enerjinin yemeğinizi dönüştürmesine izin verin.

Geçen ay atalarınızın soy çizgisinin enerjisini deneyimlemenizi istediğimde benzer birşey yapmıştık. Bu ay ise yaratılışın saf enerjisini deneyimlemenizi istiyorum.

Bu sınırsız ve bereketli enerjiyi getirebildiğiniz zaman çalıştığınız metotlar, teknikler ve uygulamaların ardındaki enerjinin sihrini deneyimleyebileceksiniz.

Dünyada bir fark yaratacak insanlar haline gelebilmemiz için spiritüel uygulamalarınızı yaşamınıza köprülemeniz konusunda sizi her ay teşvik ediyorum.

Yapmakta olduğumuz herşey için kendimizi onurlandırmayı hatırlamalıyız. Yaşamlarımızda geçirmiş olduğumuz herşeyin bizi şu anda olduğumuz kimse haline getirmiş olduğunu kabul etmeliyiz.

Haydi kalplerimizi birleştirelim ve spiritüel bir topluluk olarak yapmakta olduğumuz muhteşem çalışmaları kabul edelim. Tüm yaşam ve gezegen için sıradışı çalışmalar yaptık.

Geçen ay The Shaman’s Toolkit (Şamanın Araç Takımı) adlı kitabımın satışta olduğunu duyurmuştum. İnsanlara bu kitabın How to Thrive in Changing Times (Değişen Zamanlarda Nasıl Gelişmeli) adlı kitabın aynısı olduğunu anlatmak için çok fazla odaklanmıştım. Spiritüel topluluğumun zaten kendilerinde var olan bir kitabı alarak hayal kırıklığına uğramalarını istemiyordum.

Bu kitabın gücünden bahsetmek isterim. Zira çoğunuzun okumamış olduğuna eminim.

Dünya değiştikçe ve yaşam yoğunlaştıkça umutlu olma durumunu sağlamak için araçlarla dolu olduğundan bu kitabı gerçekten seviyorum. Kendiniz, tüm yaşam ve yeryüzü için yaşamak istediğiniz dünyayı yaratabilmeniz için zamanını doldurmuş olabilecek inançlarınızı değiştirebilmeniz için uygulamalarla dolu.  

Bu kitabı şamanik olmayan topluluğa hitaben yazdığım için kitabın dili tüm inançlara uygun ve uygulamalarla çalışmak da, daha önceden hiçbir spiritüel uygulama yapmamış bile olsanız, kolay.   

Geçen ay yazdığım gibi umutlu olma halini sürdürmek ve kendiniz ve gezegen için en iyisini nasıl yansıtacağınızı öğrenmek önemli. Olumlu değişimler yaratmak için enerjilerimizi biraraya getirmenin yolu spiritüel olarak çalışmak.

Eğer How to Thrive in Changing Times (Değişen Zamanlarda Nasıl Gelişmeli) okumadıysanız, The Shaman’s Toolkit (Şamanın Araç Takımı) okumanızı öneriyorum.

Dolunay 20 Ağustos’ta. Hazırlığınızı yapın ve içinizdeki ilahi ışık ve sevginin sınırsız enerjisini deneyimlemek için olağan bilinç durumunuzdan çıkın. Siz ilahi ışık ve sevgisiniz. Bu ışığınızı ışık ağı boyunca yayın. Yeryüzünün içini ve çevresini bu ışıkla besleyin. Aynı uygulamayı yapan binlercesine katılın.   

Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız, dolunay seremonimizin detayları için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyun.

Dışarıdaki işlerimi yapmak evden için çıktığımda yolum dışarıya ilham verici yazılar asan bir kilisenin önünden geçiyor.

Bazen bana gerçekten ilham veren bir yazı astıklarını görüyorum.

Bu ay yazıları şöyle diyor:

Eğer gününüz dualarla örülmüşse, çözülüp dağılma ihtimali düşük olur.

Haydi günlerimizi en derinimizden gelen dualar ve spiritüel çalışmamızla örelim.

7 Temmuz 2013 Pazar

RÜYALARIMIZLA ÇALIŞMAYI NEDEN İSTERİZ

RÜYALARIMIZLA ÇALIŞMAYI NEDEN İSTERİZ

Rüyalara pek çok farklı yaklaşım bulunur ve rüyalar birden çok katmana sahip oldukları ve insanlar pek çok farklı biçimde rüya gördükleri için tümünün de bir miktar geçerliliği vardır. 

Rüyalarla çalışırken önemli olan teori değil deneyimdir. Bir teori, bir kurallar dizisine ve taze deneyimi inkar eden bir reçeteye dönüşerek kemikleştiğinde veya bu yeni deneyimi eski fikirlere uydurmaya çalıştığında, o teorinin kenara atılma zamanı gelmiş demektir.

Rüyalarınız size aittir ve onların anlamı konusundaki nihai otorite de sizlersiniz. Bu, çoğu rüyanın anlamının anlaşılması güç olduğu gerçeğini inkar etmez. Gerçi izlenimim rüya kaynağının bizimle en açık şekilde iletişim kurmaya çalıştığı olsa da, rüyalar bizi gündelik uyanık zihnin sınırlarının ötesine götürürler ve bu yüzden de genellikle sembolik dile başvururlar. Rüya mesajlarını kaçırırız çünkü tüm rüya deneyiminin yalnızca bölük pörçük veya  karmakarışık  versiyonlarını hatırlarız ya da rüyanın bize söylediği ile yüzleşmeyi reddederiz.


Bu nedenlerle, rüyaları bir partner veya kaşif arkadaşlardan oluşan bir çemberle paylaşmak genellikle son derece faydalı olur. Aktif Rüya Görme atölye çalışmalarında, bu şekilde yapılan keşifler beni her seferinde hayrete düşürüyor.  Rüyalarla yıllar boyu yaptığım çalışmalar sayesinde, tamamen yabancı birinin bana bir rüyanın önemli bir mesajını çözmede yardımcı olabileceğini öğrendim.

Eski bir Mısır Papirüsü şöyle der: “Körlük içindeki insana yolunu göstermek için Tanrı rüyayı yarattı.”

Rüya görerek kim olduğumuzu ve ne olabileceğimizi hatırlarız. Aktif rüya görmek ruhu hatırlamaktır, kaynağa bir geri dönüştür. Aktif rüya görücüler haline geldikçe, kendimizi ve diğerlerini güçlendirmek ve şifalandırmak için, onun bilgeliğinin daha fazlasını günlük yaşamlarımıza katabiliriz.

Elbette “büyük” ve “küçük” rüyalar vardır. Iroquoi Kızılderilileri “büyük” rüyaların iki yoldan biriyle geldiğini öğretirler. Uyku sırasında, rüya bedeni hem bedenden hem de zaman ve mekanın kısıtlamalarından özgür kalır. Rüya bedeni, bu durumda uzaklara ve enginlere; geleceğe veya geçmişe; uyuyanın bedeninden çok uzakta bulunan mesafelere ve ruhsal rehberler ve atalarla karşılaşabileceği gerçeklik boyutlarına erişebilir. Bunun yanında, rüya gören kişi, hemen her şekle girebilen – ölmüş bir akraba, bir kuş ya da hayvan, tanrısal bir varlık ve hatta dünya dışı bir varlık - ruhsal bir varlık tarafından ziyaret edilebilir.

Diğer bir deyişle, Iroquoilerin bakış açısına göre, “büyük” rüyalar ya uyku sırasında beden dışı bir deneyim yaşadığımız için (ki bu tamamen doğal karşılanır ve hatırlanmasalar bile herhangi biri için herhangi bir gecede gerçekleşebilir)  ya da bedeni dışında yolculuk yapan başka bir rüyacı  veya fiziksel gerçekliğin ötesindeki diğer boyutlardan gelen bir ziyaretçi  tarafından ziyaret edildiğimiz içindir.              

“Büyük” bir rüya hem içerik hem de köken olarak ayırdedicidir. Rüya görenin sağlığı veya fiziksel kalımı için yaşamsal önemde bilgi içerebilir. Ruhsal rehberler ve müttefiklerle tanıştırabilir veya rüya görene yaşamının gerçek amacını anımsatabilir.

Pek çok yerli halk için rüyalar şifalanmanın merkezinde bulunur. Rüyalar “ruhun istekleridir.” Bizi en derin ruhsal kaynağımız ve onun bizim için olan istekleriyle bağlantıya geçirir. Bu kaynağı onurlandırmayı reddersek, ruh enerjisini kaybederiz ve ruhsal koruyucularımızın uyarılarından yoksun kalarak,  hastalık ve talihsizliğe karşı savunmasız kalabiliriz. Rüyalar hastalıkların sebeplerine karşı içgörü sağlarlar, ki bunlar sıklıkla ruh kaybı veya psişik saldırı ve ölülerin etkilerini de içeren, negatif enerjilerin intrüzyonu ile ilgilidir. Rüyalar, semptomları henüz gelişmeden önce hastalığın psikospritüel nedenlerini gösterirler. Geleneksel bir şifacı için rüyalar, teşhis ve tedavide yaşamsal araçlardır.

Rüyalar sağlımızı korumamız için yapmamız ve yapmamamız gerekenleri de gösterirler.

Akşam aklımızda bir sorunla yatağa gidip, sabah uyandığımızda rüyamızı hatırlamıyor bile olsak, çözümünü bulduğumuz da olur. Bunu, kendi hayatımda, sıklıkla Robert Moss'tan öğrendiğim şu yöntemle yapıyorum. Uyumadan önce, o gece için niyetimi rüya günlüğüme yazıyorum, yazdığım genellikle "........konuda rehberlik istiyorum" şeklinde oluyor. Kaçta uyanırsam uyanayım, gördüklerimi kaydediyorum. Bazen rüyayı hatırlamadan uyansam da konuyla ilgili yeni bir içgörü ve enerjiyle de uyandığım oluyor. Bazen hiçbir şey hatırlamadığımda yalnızca düşündüklerimi ve hislerimi yazıyorum. Kimi zaman, aynı niyetle günlerce hatta haftalarca çalışıyorum. 

Rüyalar yaratıcılık atölyeleridir. John Lennon "En iyi şarkılar gecenin ortasında gelenlerdir, uyumaya dönebilmek için kalkıp yazman gerekir" demişti. Yaratıcılık hepimizin özelliğidir. Yalnızca bazı insanlara özgü bir durum değildir. Yaratıcı olmak için yazar, müzisyen ya da ressam olmak zorunda değiliz. Yaratmak dünyamıza yeni birşey getirmektir. Yeni bir yemek tarifinden, işimizde bir yeniliğe, evdeki onca eşyayı hangi dolaba nasıl sığdıracağımıza dair çözümler üretmek de yaratmaktır dünyadaki sorunlara çözüm üretmek de. Rüyalarımızı izlemeye başladığımızda, fiziksel yaşama geçirebileceğimiz yeni projelerin ilk örnekleriyle çalıştığımız bir atölyeye de gireriz. Rüya dünyası, tek gecelik yaratıcı ilham almaktan daha çok ne zaman istersek gidebileceğimiz ve sürekli değişen ve adına yaşam dediğimiz büyüye yeni bakış açıları, yaklaşımlar ve taze enerji getirebileceğimiz bir yaratıcı atölyedir.   

Rüyalarımızda gündelik yaşamlarımızda kendimizi sınırlandırdığımız veya bizi sınırlandıran davranış ve inançların ötesindeki olasılıklarla karşılaşırız. Rüyamızda gördüğümüz, uyandığımızda hem kalbimizi hem de yüzümüzü gülümseten şeylere “yalnızca bir rüyaydı” demek yerine rüyanın onlara ulaşmak için ipuçları içerip içermediğine bakmak iyi bir fikirdir. Rüyamızda gördüğümüz o sevgili, o güzel ev ya da işe kavuşmanın yollarına dair ipuçları pekala da rüyanın içinde bizi bekliyor olabilir.  

Rüyalar gelecekteki güçlükler ve fırsatların da provası olabilirler. Bu konuda kendimden verebileceğim o kadar çok örnek var ki. Prekognisyon, yani önceden bilme rüyalarıyla geleceğimizde uzanan olay ve durumları görebiliriz. Bu olay ya da durumlar fiziksel gerçeklikte oluşana kadar böyle bir rüyada gördüklerimizi anlamayabiliriz. Fakat, rüya günlüğümüzle düzenli olarak çalışma alışkanlığımız varsa rüyanın gelecekte oluşabilecek olaylarla ilgili olduğunu gösteren işaretleri tanımaya başlar ve rüyanın bize sunduklarını kullanma konusunda kendimizi geliştirebiliriz. Elbette bu rüyalar hem simgesel hem de birebir olabilir. Kendimden bir örnek verecek olursam, İzlanda’daki yanardağın patlamasından önce gördüğüm rüyanın daha sonra hem gerçek yanardağın patlaması hem de duygusal bir patlamaya işaret ettiği ortaya çıkmıştı.  

Bazı rüyalar ise hayatımızın iş, ilişki, sağlık gibi alanlarındaki sorunlar ya da araba kazası gibi bir olayla ilgili uyarılar içerirler. Bunlar bazen başka birinin yaşayacakları ile de ilgili olabilir ve bu durumda rüyanın uyarısını bu kişiye doğru biçimde iletmek bazen olayların nasıl sonuçlanacağına da etki edebilir.

Her ne şekilde olursa olsun, rüyalar,vizyonlar ya da sezgi yoluyla görebildiğimiz geleceklerin aslında olasılıklar olduğunu hatırlamakta fayda var. Doğal felaket gibi bir gelecek değiştirilmesi imkansız gibi görünen bir şey olsa bile, en azından rüyadaki bilgileri kullanmak bazen mümkün olabilir.  Tatile yapmayı planladığım bir yerde fırtına çıktığını görürsem, fırtınayı durdurmam mümkün olmasa da en azından tatil yapacağım tarihi ya da yeri değiştirebilirim.

Rüyalar genel olarak bir ayna görevi de görür ve gündelik dikkatimizde görmezden geldiğimiz taraflarımızı ve davranışlarımızı gösterirler. Robert Moss’tan öğrendiğim bir çok rüyayla oynanabilecek harika bir oyun var. Rüya benliği ile uyanık yaşamdaki benliğimizi karşılaştırmak. Hem görmezden gelmeyi ve dışlamayı seçtiğimiz hem de fiziksel yaşamda normalde sergilemediğimiz yeteneklerimizi keşfetmek için muhteşem bir oyun.

Bazı rüyalar adeta bir sinema filminin efektlerine sahip olurlar. Bu son derece abartılı ve dramatik olabilirler. Bunun nedeni görmemiz gereken fakat bir türlü bakmadığımız şeye dikkatimizi yöneltmemiz içindir. Öfkemiz ya da bastırrılmış duygularımız, rüya dünyamızdaki volkan olup patlayabilir, ateş fırtınaları ve lav akıntıları dünyamızın görüntüsünü değiştirebilir ya da dev dalgalar kıyıları vurabilir. Bunlar genellikle güçlü duyguları gösterirler. Bu tip rüyalarla çalışırken de bunların hem gerçek bir doğa olayı hem de simgesel/duygusal bir durumla ilgili olabileceklerini hatırlamak faydalıdır.

Rüyalar ilişkilerimiz için de ayna görevi görürler. İlişkilerimizin halihazırdaki durumlarından onları nasıl şifalandırabileceğimize ya da yıkıcı veya sınırlandırıcı olanlanların artık sonlandırılmalarının zamanın geldiğine kadar her türlü bilgiyi bize sunarlar.  İlişkileri nasıl devam ettirebileceğimizi ya da ettiremeyeceğimizi gösterirler. Rüyalar, ölmüş olan yakınlarımızla olan ilişkilerimize de şifa getirebilirler. Yarım kalmış sözlerin söylendiği, karşılıklı bağışlama ve iki taraf için de rehberliğin kaynağı olabilirler.    

Rüyalarımızla çalışarak kayıp parçalarımızı, enerji ve kimliklerimizin kayıp parçalarını eve döndürmek için muhteşem fırsatlar yakalarız. Böyle bir şifalanmaya davet eden “büyük” rüyaların çoğunda rehber hayvanlar bulunur. Bu tür rüyalara birkaç örnek olarak ayakkabı rüyalarını, eskiden yaşanan yerlerle ilgili rüyaları ve daha genç halimizi ayrı bir birey olarak gördüğümüz rüyaları verebiliriz. Böyle bir rüyanın farkına vardığımızda, rüyaya dönüş adlı tekniğini kullanarak rüyaya dönebilir ve neler olup bittiğini daha ayrıntılı olarak öğrenebilir ve eyleme geçebiliriz.    

Rüyalarımız bizlere hayatımızın asıl, büyük amacını hatırlatan ve kendimizi kayıp hissettiğimiz zamanlarda bir pusula görevi de yaparlar. Hayatımızın bir amacı olduğunu ve yaşadığımız dalgalanmaların aslında bunun birer parçası olduğunu tekrar tekrar hatırladığımızda hayata bakışımız da değişir ve eskisinden tamamen farklı bir hayat yaşamaya başlarız.

Rüyalarımızda, şamanik yolculuklarımızda olduğu gibi, öğretmenlerimizle, rehberlerimizle bağlantıya geçeriz. Bunlar bizim anlayış düzeyimize uygun görüntülerle karşımıza çıkarlar. Bazen ölmüş bir tanıdık, bazen eski bir arkadaş olarak görünebilecekleri gibi bazen de geleneksel inançlarımıza tamamen zıt biçimlere bürünürler. Gerçek öğretmenler genellikle bizi şaşırtarak uyandırmayı seçer. Karşılaşacağımız en önemli öğretmen ise kendi Yüksek Benliğimizdir. Gündelik koşuşturmacaların ve sıkıntıların arasında onunla bağlantımızı kolayca kaybederiz ama rüyalarımız bizi onunla kolaylıkla bağlantıya geçirir. Rüyaların yardımıyla yaşadığımız güçlükleri daha yüksek bir yerden, kuşbakışı gördüğümüzde yaşadıklarımızın, sınavlarımızın nasıl daha büyük bir öykünün parçasını olduğunu anlarız.

Eğer rüyalarınızı yakalamaya istekliyseniz, eğer onların size anlattıkları konusunda açık fikirli olmak için kendinize izin verebilecekseniz ve eğer asla eğer bir başkasına rüyalarının anlamını söylememeyi ve bunun size de yapılmasına izin vermemeyi kabul ediyorsanız, bu macera için tümüyle hazırsınız demektir. Diğerleri size rüyalarınızın anlamı ve gücünün kilidini açmanızda yardımcı olabilirler. Fakat son kertede, rüyanızın size ne anlattığını teyit edecek ve bunun sizi götürdüğü yere rehberlik edecek olan kendi sezgilerinizdir. Rüyalarınızın uzmanı yalnızca sizsiniz.  

Kaynaklar:

Dreamgates, Robert Moss
Conscious Dreaming, Robert Moss
The Three Only Things, Robert Moss
Dreamways of the Iroquois, Robert Moss

28 Haziran 2013 Cuma

Dönüşüm Haberleri Temmuz 2013


Dönüşüm Haberleri Temmuz 2013             

Sandra Ingerman

Dünyanın dört bir yanında sel, yangın ve şiddetli fırtınalardan etkilenen tüm yaşama sevgi ve ışık yaymak için kalplerimizi topluluk olarak,birleştiriyoruz. 

Yeryüzü’nün bize yansıtacağı uyumlu bir hayatı yaşamaya olan bağlılığımızı yineliyoruz.

Avrupa’da ders veriyordum ve yeni döndüm. Çalışmalarımıza son derece bağlı harika insanlarla dolu gruplarım olduğundan çok derin deneyimler yaşadım. Yeniden Avrupa’da olmak da bir ödül gibiydi. Hem Almanya hem de İskoçya’da ders verdim ve bu iki ülkeyi ziyaret etmek için yılın güzel zamanlarıydı. İskoçya’nın tepeleri mavi çan çiçekleriyle kaplıydı. Hayranlık verici bir manzaraydı ve hava da onların tatlı kokularıyla kaplanmıştı.  

İskoçya’da Yeryüzü için Şifa ve Spiritüel Işıkla Şifa eğitimi verdim. Eğitimde öğrettiğim tüm uygulamaları günlük olarak yapıyorum. Fakat eğitim sırasında kendi yaşamımda derinleştirmem gereken uygulamalar hakkında daha derin düşünme olanağı buldum.

Daha fazla odaklanmam gerektiğini fark ettiğim uygulama ise, diğerleri ve dünyaya neyi ve nasıl yansıttığımız. Atölyelerimde kullandığım örnek ise çok yıllar önce yaşadığım bir olay.

Uzun dönemli bir eğitimin parçası olan bir atölye çalışmasında eğitim vermek için gitmiştim ve bu nedenle de grubumdaki herkesi oldukça iyi tanıyordum. Eğitimin ilk gününde bir kadın yanıma gelerek iyi olup olmadığımı sordu. Beni hiç bugünkü kadar yorgun görmediğini söyledi. Aslında yorgun hissetmiyordum ama bana bunu söylemesinden sonra enerjimin çarpıcı biçimde düştüğünü fark ettim. Bundan bir dakika sonra başka biri yanıma gelerek beni hiç bu kadar ışıltılı ve dinlenmiş görmemiş olduğunu söyledi. Enerjimin anında değiştiğini ve parlaklığın benden akışını hissettim

Bu, algımızın gerçekliğimizin yarattığı Yeryüzü için Şifa öğretisine dayanıyor. İnsanlar olarak tümümüz yansıtıyoruz. Diğerlerine ve dünyaya acı yansıtabilir ya da canlı olan herşeydeki pırıltıyı ve ilahi ışığı görebiliriz.  

Beslediğimiz büyür. Çekilen acıları algılayışımızla ilgili yansıttıklarımızı besledikçe bu enerji daha da büyür. Güzellikler ve işe yarayanlara ilişkin algıladıklarımız yoluyla yansıttıklarımızı besledikçe güç ve güzelliğin enerjisini besleriz.

Bunu yapmak, güçlükleri gözardı etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Fakat dünyaların arasındaki perdeyi aralayıp da insani şartlanmaların ötesine baktığımızda gördüğümüz şey güzellik, sevinç ve sağlıktır. 

Algılarımızdaki değişimlerin, içinde yaşamak istediğimiz dünyayı yaratmanın ne denli önemli bir parçası olduğu hakkında derinlemesine düşünmemiz gerekir.  Zira yolunda gitmeyen şeylerin enerjilerini besledikçe daha fazla sorun meydana getiririz. Güzelliğe odaklandıkça ise tüm yaşama canlılık gelir. Yaşadığımız zamanlar son derece yoğun ve değişimlerle dolu olduğu için bunu yapmanın ne denli zor olabileceğinin de farkındayım. Fakat aynı zamanda da bu, sürdürülmesi gereken önemli bir uygulama. 

Bu, enerji ve beslemeyi seçtiğimiz enerjilerle ilgili. Ve yaratılan gerçekliği değiştiren algımızı değiştirmemize yardımcı olabilecek, gündelik yaşantımızda yapabileceğimiz son derece pratik değişiklikler mevcut.  

Arkadaşlarınıza, sevdiklerinize ve medyada gösterilen insanlara baktığınız zaman tanıdığınız birinin veya çeşitli grupların nasıl acı çektiğine odaklanıp odaklanmadığınızı fark edin. Yaşadıkları şeyler nedeniyle insanlara şefkat duyabiliriz. Fakat insanlara acımak ve çektikleri acılara odaklanmak bunu yansıttığınız insanlar için ağır enerjiler yaratır. 

İnsanlarla konuştuğunuz sırada onların güzellik ve ilahi ışıklarının enerjisini beslemek için odaklanabileceğiniz bir şeyi fark edin. Haberleri seyreder veya gazete okurken, haberin odaklandığı insan gruplarının cesaretleri, güzellikleri, güçleri ve ilahi ışıklarına odaklanın.

Bunu yapmak enerjiyi değiştirir. Bunu yapmak algınızı değiştirir ve yükseldiğinizi hissedersiniz ve enerji düzeyinde de çevrenizdeki herkesin enerjisini yükseltirsiniz.


Aynada kendinize bakarken, ne kadar yorgun göründüğünüze veya yaşınızı nasıl gösterdiğinize odaklanmayın. Ne kadar güzel olduğunuza ve gözlerinizde parlayan ışığa odaklanın.

Bunu yaptığınızda hissetiklerinizin nasıl değiştiğini fark edin. Ayrıca, sessizce diğerlerinin güzelliği, gücü ve ilahi ışığına odaklandığınızda enerjilerinin nasıl değişebildiğini fark edin.Bunu yaptıkça gerçek bir değişimin farkına varacaksınız.

Yaşama en iyiyi nasıl yansıtabileceğimizi öğrenmeye ihtiyacımız var. Şu anda, topluca tüm yaşama ve gezegenin kendisine acı yansıtıyoruz. Gerçek şifanın yaratılması için gerekli enerji değişimine tanıklık edebilmemiz için bunun değişmesi gerekli.

Diğer insanlar ve dünyaya en iyisini nasıl yansıtacağınızı öğrenmede size yardımcı olabilecek bir çalışma daha var.

Zengin ve verimli bir içsel bahçe yaratmak üzerine çok yazı yazmıştım. Verimli ve zengin bir içsel doğayı beslememiz gerekli. 

Yerli halkların gözlerinde parlayan ışık, geliştirmiş oldukları içsel dünyanın derinliği ve zenginliğinden gelir.

Eğer içsel dünyamız kıraç ise diğer insanlara ve dünyaya baktığımızda, dışımızdaki dünyayı da kıraç olarak görürüz. Eğer boş hissedersek dışımızdaki dünyayı da boş olarak görürüz.

2011’de Huffington Post için “Zengin Bir İçsel Dünyayı Nasıl Yaratmalı” başlıklı bir makale yazmıştım. Makaleyi, bu bağlantıya tıklayarak okuyabilirsiniz: http://samanizmveruyalar.blogspot.com/2012/09/zengin-bir-icsel-bahceyi-nasl.html

Zengin bir içsel bahçe ve  içsel dünya yaratırken çalışabileceğiniz başka bir uygulama ise şöyle:

İskoçya’da verdiğim eğitimden sonra, eşim Woods ile birlikte eğitime ev sahipliği yapan Stephen ve ailesiyle vakit geçirdik. Eğitimi organize etmiş olan Stephen, uzun yıllardır öğrencim ve zamanla da iyi birer arkadaş olduk. 

Geçtiğimiz 10 yıl boyunca eşim ve ben, Stephen ile çok güzel zamanlar geçirdik ve eğitimden sonra da bir kaç gün birarada olmak bir zevkti.   

Stephen Woods’u gerçekten sever ve birlikte oldukları zamanı daima şakalaşarak ve gülerek geçirirler. Stephen Woods’u onurlandırmaya ve aile klanına dahil etmeye karar verdi.

Böylece, bir gece Woods için bir seremoni yarattı. Stephen’ın eşi ve ben de seremonideydik. Hem Woods hem ben, Stephen’ın sözlerinden ve yaratmış olduğu seremoniden çok etkilendik.

Seremoninin sonunda elele tutuşarak kalplerimizden geçen sözleri paylaştık. Konuşma sırası bana geldiğinde kendimi ailemden bahsederken buldum. Atalarım kabileseldi ve ailemin kabilesinin Stephen’a doğru sevgiyle ortaya çıktığını hissettim.

İçimde derin bir köklülük hissettim. O anda içsel dünyamın son derece derin ve zengin olduğunu hissettim. Bu hissi anlatacak sözcükleri bulamıyorum. Benliğimin her hücresini dolduran derinlemesine bereketli böyle bir toprağın hissini daha önce yaşadığımı hatırlamıyorum. 

Çoğumuz atalarımızdan neleri almamış olduğumuza odaklanırız. Fakat, hayatta olduğumuz gerçeği atalarımızdan gelen bir zenginliği ve onların armağanlarını taşıdığımızı gösterir.

Kitaplarımda ve atölye çalışmalarımda katılıcımlardan anne ve babalarının taraflarından hangi güç ve armağanları taşıdıkları üzerine yolculuk yapmalarını istiyorum.

Fakat atalarının çizgisinden taşımakta oldukları saf enerjiyi deneyimlemelerini veya bunun üzerine bir yolculuk yapmalarını hiç istememiştim. İnanıyorum ki, bunu yapmak, bize bütünlenme ve bu muhteşem yeryüzüne köklenme hissinin yeni bir düzeyini hissettirecektir. 

Sessizlik içinde olmaya biraz zaman ayırıp, dinginleşerek, anne ve babanızın taraflarının enerjilerini deneyimlemeye çalışın. Atalarınızın kim olduğunun, ne yaptıklarının veya yapmadıklarının bir önemi yok. Onlar yeryüzünün parçasıydılar ve size de yeryüzünde yaşamanın zenginliğini aktardılar. Ve bunu deneyimlemek, size içsel dünyanızın toprağında büyüyen derin bir gücü hissetmenizde yardımcı olacak.   

İçsel dünyanızı beslemek ve derinleştirmek konusunda ne kadar çok çalışırsanız dünyaya sevgiyi, ışığı, güzelliği ve şükranı yansıtmak da o kadar kolaylaşır. Zira kendinizi içinizde boş ve kıraç hissettiğinizde diğerlerine güzelliği yansıtamazsınız. Güzelliği ilk önce içinizde hissetmek, deneyimlemek ve taşımak zorundasınız.   

Dolunay 22 Temmuz’da. Haydi içimize yolculuk edelim ve bütünlüğümüzü, parlaklığımızı ve ilahi ışığımızı deneyimlemek için derinliğin ve güzelliğin olduğu yerden bağlantı kuralım. Kendinizi sevgi yayan ve bu sevgiyi yeryüzün derinlerine ve tüm yüzeyine yansıtan küresel bir topluluğun parçası olarak hissedin. Topluca yaydığımız ışığımızın muhteşem yeryüzümüzün derinlerinde ve çevresinde insanların oluşturduğu ışık ağını örmesine ve beslemesine izin verin.  

Eğer Dönüşüm Haberleri’ni okumaya yeni başladıysanız dolunay seremonimizin detayları için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz.


Birkaç gün önce bir rüya gördüm. Rüyamda ölümcül bir hastalık tanısı konmuş bir kadınla konuşuyordum. Benden tavsiye istedi. Ona verebileceğim en önemli tavsiyenin ümidini kaybetmemesi olduğunu söyledim.  

Zira ümidimizi kaybettiğimizde devam etmenin amacı nedir ki? Söylediklerime o da katıldı, bana teşekkür etti ve rüya sona erdi.

Bu denli büyük değişimlerden geçerken ümitli olmayı sürdürmek çok önemli. Zamanımızın dalgalarıyla başa çıkmada bize yardımcı olacak anahtar bu.  

Yeryüzü için Şifa, Toksik Düşünceleri Nasıl Şifalandırmalı ve Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli’ye de olan, Dönüşüm Haberleri’nde yazdığım uygulamaları yaparsanız daha fazla güç, metanet ve de en önemlisi ümit deneyimlersiniz

Michigan School of Integrative Medicine’nin kardiyak çalışması kapsamında Yeryüzü için Şifa’yı öğrettiğim sırada, Yeryüzü için Şifa grubunun uzun dönemli ümit duyguları deneyimlediğini gördük. Ümit, sağlık ve esenlik durumunu yaratma ve sürdürmenin anahtarıdır.   

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Dönüşüm Haberleri Haziran 2013

Dönüşüm Haberleri Haziran 2013  

Sandra Ingerman               

Annem Lee Ingerman’ın vefatı sonrasındaki nazik sözleriniz, güzel mesajlarınız, dualarınız, sevgi ve desteğiniz için hepinize teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten de almış olduğum her e-postaya ve karta yanıt vermek istedim ama bunu yapmam mümkün olmadı. Umarım size geri dönen sevgi ve teşekkürlerimi hissetmişsinizdir.

Bu benim için derin bir tefekkür zamanı. Yaşamımın son dört yılı ebeveynlerime bakma etrafında gelişti. Ve zaman içinde işleyecek çok şeyim var.  

Hepimiz yaşam deneyimlerimizi cisimleştiririz. Deneyimlerimiz hücrelerimize yerleşir ve bizi pek çok yolla şekillendirirler. Zorlu yaşam deneyimlerini değiştirme ve dönüştürme yeteneğine sahibiz, yani onları hissetme ve bize nasıl rehberlik edeceklerine ve şekillendireceklerine karar verme yeteneğine.  

Daima güçlükleri büyümemize yardımcı olacak araçlar ve armağanlar olarak kullanma ve evrilme seçeneğine sahibiz.  

Yaşam deneyimlerinin yerleşmesine ve bizi sertleştirmesine izin verebiliriz. Ya da pozitife odaklanabilir ve canımız yanıyor bile olsa gülümseyebilir ve güzel bir söz söyleyebiliriz. Bu bizi değiştirir ve en karanlık zamanlarda bile ışıklandırır. Geçmiş yıllarda yaşamın zorlukları arasında sıkışmış olabilecek annemin, yaşamının son yıllarında nasıl daha huzurlu ve parıltılı olduğuna şahit olmak çok güzeldi.

Değişen Zamanlarda Nasıl Büyümeli adlı kitabımda Çinliler tarafından hapsedilmiş Tibetli bir rahibenin öyküsünü paylaşmıştım. Uzun yıllar hapiste kalmış ve işkence görmüştü.  

Bu güzel rahibe Santa Fe’de bir kitapçıdaydı. Birisi ona başına gelenlerden sonra nasıl şifalandığını sordu. Zira Tibetli rahibe artık pırıl pırıl ve mutlu biriydi. Rahibenin cevabı, kendi kendisine mantra gibi sürekli biçimde  “Her şey için teşekkür ederim. Hiçbir şeyden şikayetim yok” dediği oldu. Bu tavır değişikliği onda şifalanma ve yaşamı algılamasında değişiklik yaratmıştı.

Kendi yaşamımda, kendimi kötü hissettiğimde yürüyüş yaptığım sırada ziyaret ettiğim en sevdiğim ağaçlardan birini düşündüğümü fark ettim. Ellerimi gövdesine koyduğumu ve doğa ile derin bağlantımı ve doğaya olan sevgimi hissettiğimi hayal ederim. Bu kendimi iyi hissetmeye devam etmemde yardımcı olur.  

Annem, yaşamının sonunda, yaşamış olduğu güçlükler yerine sevdiği şeylere odaklandı. Ben de ilişkimizdeki güçlükler yerine, ebeveynlerimi ne kadar çok sevdiğim ve harika anılarımıza odaklanma seçimini yaptım.   

Odağımızı sevdiğimiz şeylere çevirmek nöral yollarımızı değiştirir ve acı yerine sevinç hissetmek için yeni olanaklar yaratır. Yaşadığımız acıyı veya deneyimlediğimiz zorlukları inkar etmiyoruz. Ama yaşam deneyimlerimizin duruşumuzu ve sevgi ve ışığın bizden ışımasına izin verme becerimizi nasıl şekillendireceği seçimine sahibiz.  


21 Haziran’da yaz/kış gün dönümünü kutluyoruz. Yaşamda nelerden geçmiş olursak olalım, şu anda kim olduğumuz bunlar üzerine yapılanmıştır. Hepimiz tüm çabalarımızın en güzel meyvelerini verdik.  

Haydi güzel varlıklar olarak büyümüş ve evrimleşmiş bizlerden yetişen meyvelerin güzelliği üzerine düşünme seçimini yapalım. Şu anda olduğunuz halinizi kutlayın. Bunu yaparken size verilmiş yaşam için doğa ve evreni onurlandırmış olacaksınız.  

Annem yaşama karşı büyük bir tutku duyardı. Yaşamın değerli bir armağan olduğuna inanırdı. Onun yaşamını onurlandırmak için en iyi yolun ebeveynlerim, atalarım, toprak, hava, su, güneş ve evrenin gücü tarafından verilmiş yaşamım için derin bir şükran duymak olduğunu hissediyorum. Şükran uygulamalarım daima olmuştur ama son zamanlarda şükran halim içimdeki daha derin bir yerden kaynaklanıyor. Şükranımın derinliği şimdi daha fazla.   

Yaşamlarımız için derinden şükran duymak yaşam kaynağımızı onurlandırır. Şimdi bize verilmiş yaşam armağanını kutlamanın zamanıdır.

Bu gün dönümünde atalarınızın, toprağın, suyun, havanın ve güneşin size vermiş oldukları üzerinde derinlemesine düşünmek için zaman ayırın. Şükran halinizin derinleşmesine ve yaşamı kutlayarak sizden akmasına  izin verin!

Son birkaç yıldır koşulsuz sevgi, ışık, sevinç ve şükran üzerine yazıyorum. Bu bilinç durumları daima kim olduğumuzdur ve dışsal koşullara bağlı değildir.

Yaşamın getirdiği her şey bizi, koşulsuz bilinç durumlarının içimizden yükselerek dünyaya akmasına izin verdiğimiz içsel kuyumuzun derinliklerine götürür.  

Gün dönümünde kendi kuyunuzun ne kadar derinleşmiş olduğu hakkında derinlemesine düşünmek için zaman ayırın.


Haydi topluluğumuzdaki herkese sevinçli bir gün dönümü dilemek için kalplerimizi birleştirelim! Işığınızın, sevginin ve şükranın sizden akarak güzel gezegenimizdeki tüm yaşamı beslemesine izin verin. Gün dönümü kutlu olsun!

Bu şükran ve takdir halini, bir ilahi ışık ve koşulsuz sevgi ağı yaratarak  muhteşem yeryüzümüzün içindeki ve çevresindeki her canlı varlığa dokunan dolunay seremonimize örün.

Yaşam değerlidir! Haydi yaşamı kutlayalım ve onurlandıralım!

Eğer Dönüşüm Haberlerini okumaya yeni başladıysanız detayları ve dolunay seremonilerimize nasıl katılacağınızı öğrenmek için lütfen “İnsanlardan Oluşan Bir Işık Ağı Yaratmak” yazısını okuyunuz. 

30 Nisan 2013 Salı

KUĞU İLE BİR KARŞILAŞMA


KUĞU İLE BİR KARŞILAŞMA

Simin Uysal

Bugün belirli bir konu üzerinde düşünürken, hiç beklenmedik biçimde bir kuğunun muhteşem ve zarif imajıyla karşılaştım.  

Bir yandan Kuğu hakkında neler bildiğimi, Kuğulu Park'ı ve çirkin ördek yavrusu masalını düşünür, bir yandan da sevgili Google’a danışırken (zira rüyalar bize araştırma ödevleri de verirler) bir öyküye rastladım. Çok hoşuma gitti. Çevirisi aşağıda:  

“Küçük Kuğu Rüyazaman’da geleceği arayarak uçuyordu. Gölün serinliğinde bir an için dinlenirken, bir yandan da geleceğe bir giriş noktası arıyordu. Bu an, Küçük Kuğu için bir şaşkınlık anıydı çünkü Rüyazaman’a geçişinin kazara olduğunu biliyordu. Onun yalnız başına ilk uçuşuydu ve Rüyazaman’ın coğrafyası da onu biraz endişelendiriyordu.   

 Küçük Kuğu, Kutsal Dağ’ın tepesine doğru baktığında girdap gibi dönen, o ana dek görmüş olduğu en büyük kara deliği gördü.  Yusufçuk yanından uçarak geçerken Küçük Kuğu kara delik  hakkında sorular sormak için onu durdurdu. Yusufçuk Kuğu’ya “Bu, hayal gücünün diğer düzeylerine bir geçiş kapısıdır” dedi. “Ben pek çok aydan beri illüzyonun koruyucusuyum. Eğer kara deliğe girmek istersen izin almak ve bunu haketmek zorundasın.” Küçük Kuğu, kara deliğe girmek istediğinden emin değildi. Yusufçuk’a girişi hak etmesi için neyin gerektiğini sordu. Yusufçuk, “Sana sunulan gelecek her ne ise, Yüce Ruh’un planını değiştirmeye çalışmadan, onu kabul etmeye istekli olmalısın” diye cevap verdi. Küçük Kuğu küçük ve çirkin bedenine baktıktan sonra “Kara deliğe karşı koymayacağım. Akışına teslim olacak ve bana gösterilene güveneceğim” dedi. Bu cevap Yusufçuk’u çok memnun etmişti ve gölün illüzyonunu kaldırmak için sihrini yapmaya başladı. Küçük Kuğu, aniden gölün ortasında beliren girdabın içinde kayboldu.

Kuğu birkaç gün sonra yeniden ortaya çıktı ama şimdi zarif, beyaz ve uzun boyunluydu. Yusufçuk şaşırmıştı! “Kuğu, sana neler olmuş böyle!” diye haykırdı. Kuğu gülümsedi ve “Yusufçuk, Yüce Ruh’a teslim olmayı öğrendim ve geleceğin yaşadığı yere götürüldüm. Kutsal Dağın zirvesinde pek çok harikalar gördüm ve kabullenişim ve inancım nedeniyle değiştirildim.  İyilik halini kabul etmeyi öğrendim” dedi.

Yusufçuk, Kuğu adına çok mutlu olmuştu. Kuğu da Yusufçuk’a illüzyonun ötesinde görmüş olduğu pek çok harikaları anlattı. Şifalanmayı ve evrensel güzelliği kabullenişi sayesinde ona Rüyazaman’a giriş hakkı verilmişti.”

Her hayvan ruhu, eşit derecede güce sahip olsa da her birinin bize yardımları ve öğretecekleri dersler aynı olmuyor. İlginç ve heyecan verici bir nokta da, aynı hayvan ruhunun farklı kişilere farklı derslerle ve yardımlarla geliyor olması.  Sizin Kuğu'nuz ile benimki çok farklı konularda rehberlik ve yardıma gelebilir. Her şey kişiye özel. İlk çağrışımlarım bana bir his vermiş olsalar da, Kuğu'nun hangi armağanlarla geldiğini öğrenmek için keşif ruhu, heyecan ve merak içindeyim. Ne de olsa şamanizmdeki sürpriz faktörünü daima hatırlamakta yarar var.